bedenin gölgesindeki düşünce kırıntıları
Bizler aslında birbirinden çok uzak gerçeklerin içinde yaşayan, birbirine sandığımız kadar benzemeyen insanlarız. Konuşurken karşımızdakinde bize aitmiş gibi duran küçük düşünce kırıntıları yakalıyoruz yalnızca; bir cümlenin içinde, yarım kalmış bir suskunlukta, ansızın söylenmiş basit bir sözde kendi içimize benzeyen bir parça görüyoruz ve çoğu zaman buna yakınlık diyoruz. Belki de insanı insana yaklaştıran şey büyük benzerlikler değil, bütün o yabancılığın ortasında tesadüfen karşılaştığı küçük ortaklıklardır. Ama bu yakınlığı yalnızca düşüncelere bağlamak da fazlasıyla temiz, fazlasıyla masum bir yalan olur. Dış görünüşün, bedenin, yüzün, bakışın, sesin, bir insanın varlığını taşıma biçiminin etkisi sandığımızdan çok daha büyüktür. İnsanlar çoğu zaman düşüncelerinize âşık olmaz; onlara hayran kalır, onları ilginç bulur, belki kendinden bir şey yakaladığı için size yaklaşır, fakat arzunun başladığı yer daha çıplak, daha dürüst ve daha acımasızdır. Dış görünüşe âşık olurlar, bedeni arzularlar, dokunma ihtimalinin etrafında dönüp dururlar. Bunu kabul etmek istemeyiz; sevgiyi daha yüce, daha ruhsal, daha derin bir yere koymak isteriz. Oysa insan bazen bir düşünce kırıntısıyla yaklaşır, bir bedene duyduğu arzuyla kalır. Diyojen
1000Kitap
Ölüler de konuşur
Mezarlıklar hayatın en sessiz yerleridir. Yatan kalkmaz, giden gelmez. Ölüler konuşamaz diyenler de var, bence büyük bir yalan. Öyle bir konuşurlar ki şaşarsın. Konuşacak, anlatacak çok şeyleri vardır çünkü. Geçmişi, yanlışları, arkalarından konuşulanları, Öncesini, sonrasını... Arafta kalmanın bir vechidir mezarlıklar. T.E.K
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Aşk içinde, Yalan içinde, Hepsi aynı hepsi içinde tek bir ayna binbir biçimde ….
Duygu ve Düşünce
Beni bin gerçekle incit Bir yalanla avutma...
Son Kadeh
Gidişinin şerefine kaldırdım kadehimi bu gece, İçinde ne bir öfke var, ne de sitemli bir hece. Sen kendi yolunun ufkuna doğru sessizce yürürken, Ben bu gidişi kutluyorum, yalnızlığımla baş başa ve ince ince. ​Şerefine olsun... Beni benden alıp götüren o masum gülüşünün, Bir rüya gibi başlayıp, kabusa dönen o dönüşünün. Yalan da olsa güzeldi, kalbimi titreten her yemin, Şimdi kadehimde eriyor izleri, o eski, o tozlu günlerin. ​Gözlerin geliyor aklıma, bir anlık duraksıyorum, Sonra dökülen her damlada seni biraz daha uğurluyorum. Bu ne bir yas, ne de geri dön diye bir yalvarış; Bu, senden kalan son enkazı, kendimle barıştırma yarışı.
Şiir
Deli kurt normalde sana gönderme yapmayacaktım ama sadece gerçekten çok pişman olduğumu ve hatta dün arkadaşımın bile objektif olarak bana değil sana hak verdiğini anlatmak istedim. Evet, gönlünü alacağım. Çünkü biliyorum ki sen ben hareketlerimi düzeltmedikçe şarkımı da atmayacak, engelimi de kaldırmayacaksın. Bazen sana söz verdiğim şeyleri tutamıyorum. Çünkü insan alışkanlıklarını bir anda bırakamıyor. Ama şu saatten sonra cidden çabalayacağım. İnsanın her gün sosyal medyada solculuk dürüstlük naraları atıp da sevdiği insana yalan söylemiş olmasını kendi ilkelerime de konduramadım. Sen zaten yalanımı yememiştin de bana yalan söylediğimi konduramamıştın ondan daha çok sinirlendin. Biliyorum. Zaten bile bile yapmama daha çok sinir oluyorsun. Sinir olduğunu bilmeme rağmen yapmama ise kat kat sinir oluyorsun. Sonra bana ceza kesiyorsun. (Bu cezanın içinde neler olduğunu biliyorum.) Bugünden itibaren gerçekten hareketlerime çekidüzen veriyorum. Değiştiğimi sana ispatlayacağım. Zaman ver sadece. Birden olmaz. Konuşma da şu şekildeydi: Ben: Hukuk okumuş adamı İtalya'ya kaçak çalışmak için gideceğimi saklayıp gezmeye diye kandırmaya çalıştım. Kaçak kelimesi yerine de mevsimlik işçi kelimesini kullandım. İdil: Aycan cami duvarına ...mişsin sen. Ben: Sorun şu ki artık gezmeye gitsem de inanmayacak. İdil: Onu baştan yalan söylemeden önce düşünecektin. Yazık adama. Bu adam sana iyi katlanıyor. Başkası olsa şimdiye bu kadar yaptığına çeker giderdi. Şüphe etme sevgisinden artık. Ben: Tamam şarkıyı atınca açacam. İdil: Aycan başlatma şarkına şimdi sen adama yalan söylemişsin hâlâ şarkı diyip duruyorsun. Ben: O da bana hakaret etti beni o kadınla kıskandırdı. İdil: Eğer yalan söylemeseydin bunların hesabını soracak yüzün olurdu. Ama sen