Zira onlar Nebî ile konuşmuşlar ve ona yalan söylemişlerdi. Nebî sırrı hususunda onlara güvenmişti ama onlar ona hıyânet etmişlerdi. Yine ona söz vermişlerdi ama sözlerinde durmamışlardı.
(Hesap görücü olarak Rabbin yeter.)
"İşte hayatımızı kurtaracak yedi besin: Kul hakkı yememek, yalan söylememek, ana-babaya asi olmamak, her daim şükretmek, ibadetleri aksatmamak, mazlumun yanında olmak, menfaat için şekilden şekle girmemek.."
Onu yakından tanıyıp seven komşuları onun suçlu
olduğu kanısındaydılar.
“Neden?” diye sordu avukat.
“Gazeteler öyle diyor da ondan.”
Avukat, “Gazeteler yalan yazıyor,” diyordu.
Komşular, “Ama radyo da öyle diyor,” diye açıklamada
bulunuyorlardı. “TV de öyle diyor!”
Zoraki sevgi, sevgi değildir. Zoraki sevgi, yalnızca herhangi samimi bir iletişimin olmadığı, aslında var olmayan bir sıcaklık ve samimiyet taklidinin yapıldığı, kini hatta
nefreti maskelemek üzere yaratılmış yapmacık bir şefkat ifadesinden ibaret "sahte" bir ilişkiye yol açar.
Hakikati seviniz, o da sizi sever; hakikati arayınız, o da sizi arar ve üstüne yalan Çin setleri gibi kalın duvarlar örsün, altında kalan hakikat bir ince iniltiyle, bir hafif rüzgâr dalgasıyla, herhangi bir küçük işaretle mevcudiyetini bildirir: "Buradayım!'" der.