Zweig'ın eserlerini farklı kılan, en başta derin psikoloji bilgisini her birinde kullanıyor olması. Bu psikoloji bilgisini ise teoriden insanlarla empati kuracak ve hayatın içinden, kalbe dokunan örneklerle donatılacak biçimde vermiş olması, herkesi içine çekebilecek bir hikaye anlatma olanağı sunuyor.
Olağanüstü Bir Gece ise coşkulu ancak özenli ve planlı, alışılmışın dışında -hatta Zweig’a özgü bile denilebilir-, birden fazla, dışarıdan baksanız tamamen bambaşka hikayeler gibi görünen ancak birleştirildiklerinde mükemmel bir ahenk oluşturan olayların birleşimi. Nasıl söylenir bilmiyorum, tasvir edecek kelimeleri bulmakta ise son derece güçlük çekiyorum fakat sanırım duygularımı açıklayabileceğim en belirgin şekil şudur ki; Stefan Zweig herkesin yalnızca ama yalnızca içinde yaşadığı olayları yüzlerine vuruyor ve onlara yalnız olmadıklarını hissettiriyor. Aslında bir nevi üstü kapalı psikolojik danışmanlık yapıyor! Ama yalnızca üstü kapalı. Yazarın insan psikolojisi hakkındaki bilgisi eserlerini tutarlı ve ikna edici bir seviyeye ulaştırıyor.
Bu yazarın tarzı ise dönüm noktaları üzerine kurulu. Evet, belki tam olarak bir gözlem yapmış veya bilmediğiniz şeyleri söylemiş bulunmadım ama yine de dile getirilmeye değecek bir şey olduğu kanısındayım. Dönüm noktalarına inanmayan biri olarak en ufak bir mantık hatası veya çelişki barındırmadan insanların değişen hayatları üzerine kurgulanmış hikayeler okumak fikrimi değişme aşamasına dahi sürükledi. Bunlar tam olarak istem dışı olmamakla birlikte iç dünyanın saplantıları doğrultusunda şekillenen ve takdire şayan bir ikna yetisiyle yazılmış.
Yazarın üstün dilinden bahsetmeye yeltenmeyeceğim bile. Okuyun, kendiniz keşfedin.