Ayan beyan ortada değil mi haykırışlarımız Sancılı olsa da varoluşlarımız Haa ayrılıklarımız Hangi şarkıda, hangi yüz Hangi tebessüm hatırlatmadı ki seni bana Uzağımdaki yakınlığım benim, kaçışlarım hep sana Titreyen kalemimden dökülen mısralarım Başımı yastığa koyduğumda canlanır hatıralarım Olmasa ne olur, ne çıkar Ne kaldı ki sanki yanıma kâr Bir avuç umudu çok gören ey nazlı yâr Sanma ki yüreğimde küllenmiş sevdam, hâlâ yanardağ Kaçtıklarıma yakalandım, hep tek çıkmaz sokağımdın Kimseler bilmedi bendeki hüznün kederini Soluğu kesilmiş yarınlar bıraktım, kendimden kaçtım Tebessüme hep borçlu kaldım O da hiç sormadı bana derdimi Dürüp büksem heceleri Yine de gelirsin bana sormadan geceleri Sevdanın en gizemli, en sitemli hâli Ağzıma almadığım yeminleri çiğnemedim ki Avazımın çıktığı yerde susar Yine sana koşar içimdeki deli Hiç olmak ne demek, hiç... Boğazın düğümlenmesi, nefes alıp da konuşamamak Acılar yarışmaz, bilirim de Sevdanın ben miyim son neferi Ne hacet, kadere değil kırgınlığım Peyderpey eksilen ben miyim Yoksa bendeki sen mi
Şiir
Umutsuz şarkılarla Avutulduğum yeter Göğsümde bir yanardağ Kıvranıyor Rüveyda Yaraları kapandıkça kanıyor Rüveyda... Nurullah Genç
1000Kitap
Reklam
İstanbulda son günler baslasin tatil.....
Nihal Atsız’ın öğretmen olarak çalıştığı okula bir gün bir hanım öğretmen gelir. O zamana kadar kimseye bakmayan, kimseyle pek alakadar olmayan Atsız içeri giren o öğretmene ilk görüşte aşık olur. Evet kelimenin tam anlamıyla bu bir ilk görüşte aşktır. Ve aşık olduğu o meçhul hanım öğretmene bu şiirin giriş kıtasını yazar. Bir zarfa koyar ve öğretmenin dolabına bırakır. Aradan günler geçer ve Atsız mektubuna cevap alamaz. O bir görüşte aşık olduğu kadın o mektubuna ve aşk ile yankılanan şiirine cevap vermemiştir. Atsız’ın büyük bir merakla, hasretle ve dört gözle yolunu beklediği cevap bir türlü gelmek bilmez. Daha doğrusu Atsız, mektubuna hiç bir cevap alamamıştır!.. Sonraki bir zaman da kendi dolabını açar ki, bir de ne görsün!. Mektup zarfı bile açılmadan kendi dolabına bırakılmıştır. Derin bir teessür, şaşkınlık ve biraz da hayal kırıklığı… Söz susar, kelam başlar… Yüreğinin dip dalgaları dile gelir ve şiir olur kelama dökülür. Atsız bu şiirinin adını o gün Geri Gelen Mektup koyar ve gerisini tamamlayarak yayınlar. Malum aşığın meçhul sevgiliye bir mektubudur bu. Ne kadar derin bir aşk ve ne kadar derinden yanan, yankılanan bir sevda hikayesi bu böyle. Öyle olmasaydı bu kadar yanık sevda kokusuyla bu şiiri yazabilir miydi? Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden? Bilmem bu yanardağ ne biçim korla tutuştu? Pervane olan kendini gizler mi hiç alevden? Sen istedin ondan bu gönül zorla tutuştu. Gün, senden ışık alsa da bir renge bürünse; Ay, secde edip çehrene, yerlerde sürünse; Her şey silinip kayboluyorken nazarımdan, Yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse… Ey sen ki kül ettin beni onmaz yakışınla, Ey sen ki gönüller tutuşur her bakışınla! Hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince Çehren bana uğrunda ölüm hazzı verince Gönlümdeki azgın devi rüzgarlara
Hayata Dair
"Göğsümde bir yanardağ kıvranıyor Rüveyda, yaraları kapandıkça kanıyor Rüveyda.."
Şiir
Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden?..
A'râf / 143. Ayet Mûsâ as Rabbim! Kendini bana göster dedi. Allah ona Sen beni asla göremezsin Fakat şu dağa eğer yerinde durabilirse sen de beni görürsün” buyurdu. Rabbi dağa tecelli edince onu paramparça eddi. Kuraanda dağlar Rabbimizin güç ve kuvvetinin tecelli ettiği yerlerdir hiç bir insanın aşmaya gücünün yetmeyeceği o dağlar Cenabı Hakkın tek bir emri ile un ufak olur parçalanır Hz ibrahimde Hak Teala hazretlerinin dirilme sıfatını görmek isteyince ona 4 kuşu eğitmesi sonra öldürüp bir dağa bırakması emredilmiştir  iyi bil ki, Allah, kudreti üstün gelen, hikmetli olandır.Bu hikmete uygun hareket edip ilahi emre uyanlar A'râf / 74. Ayette buyurulduğu gibi Allah Tealanın bahşettiği imkânlar sayesinde dağları yontarak evler yerin düzlüklerinde ise saraylar kurup inşa etmişlerdir işte yeryüzündeki dağlardan biriside Hawaideki kilauea dağıdır bir volkanik dağdır gezegenimizdeki bu en aktif yanardağ Ra'd / 31. Ayeti bizlere hatırlatır dağlar yürütülecek,ilâhî bir kitapla  yeryüzü parça parça edilecek Gerçek şu ki, her şeyi murad edip yapmak yalnızca Allah’ın elindedir evet püsküren dağlar patlayan volkanlar hepsi insanların sakınıp Hakka sığınması içindir Kilauea dağı mart 2008 de püskürerek bir lav gölü oluşmuştur bu gün bile bölgeye gelen ziyaretçiler lavların ışığını izleyip dağın kızgınlığını hissedebiliyor ve dağlar Allahın ayetlerini okumaya devam ediyor dağlar Cenabı Hakkın azabının habercisi
Din
Reklam
Reklam