Gezilecek yerler özbekistan Artık, mesela kimseye inanmıyorum; Bakışları sahte olur genelde. Önce "canım" derler, sonra "canın çıksın" derler. Oysa ben masum bir çocuk gibi sevdim Güven Tekin Kırık Bir Kalbin Veda Notu Edebiyat defteri okurları hepinize es selam Aleyküm ve Rahmetullah kıymetli üyemiz Güven Tekin ben masum bir çocuk gibi sevdim derken ne güzel bir sevgi tarifi yapıyor çocuklar masumdur evet insan ibadet niyeti ile bakar bir çocuk masumiyeti ile sevebilirse seyahat ve okumalarından en büyük güzellikleri elde edebilir içinizde sevgi olmaz ise yol size güzelliklerini göstermez şairim biz bakışı sahte olan insanlardan koruyalım kendimizi Türk dünyasının ve orta Asyanın en önemli ülkesi olan özbekistan Semerkant Buhara doğal tarihi ve ilim sahibi insanların sahici bakışları ve can diyen yürekten gelen iç sesleri ile karşılıyor bizleri ne kadar yılanlarca ısırılmış olsakta biz iyiliklerimizi sadece Cenabı hak için yapalım sahici bir insan olabilmek mükemmellikten kıymetlidir peki sahi ve sahici insanları ile bilinen Özbekistanda bizleri ne bekliyor geçmişin ihtişamı ve Timur imparatorluğundan kalan bir türk tarihi ve atalarımızın o kusurlarımızı düzeltmeye faydalı olan iç sesleri evet atalarımızda mükemmel değildi ama inşa imar ve ıslah için çalıştılar özbekistan bugün unesco dünya miras listesinde yer alan Aral gölü vede kızılkum çölü ile komşu bir bölge peki yeniden sevip keşfetmeye hazırmıyız Bosna hersek ve srebenitsa şehitleri Günah bu gözle görülecek olursa, mukavemeti nefse acı gelen bir şey olmaktan çıkar ve onları tek tek bilmek düşman ordusunu unsur unsur tanımak gibi zevkli bir anlayışa döner… Vakur Çayseven Vakur Çayseven· Akademya Dergisi - Sayı 2 1000k ailesinin saygıdeğer okuycuları sabah el hayr gününüz hayırlı mübarek olsun kıymetli
Duygu ve Düşünce
AĞRI’M BÜYÜR
yüreğimde kızarıyordu akan gözyaşların ciğerime saplanıyordu kıyılarım uçsuz bucaksız kervan geçmez ağrı'm dağımdan büyük hüznüm yağar her gece hece hece seni söyler seni ağlar eteklerim kar gelin kız önce yağar lapa lapa
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Gül bahçen olsun diye...
Sana şarkılar yaktım Nağmeler seni söyler Hep yollarına baktım Bu yürek seni özler Gece çöker sessizce Hayalin hep karşımda İsmini her hecede Anmak var hep aklımda Gül bahçen olsun diye Güller sersem yoluna Hasret bir sönmez çile Düştüm aşkın narına Gece çöker sessizce Hayalin hep karşımda İsmini her hecede Anmak var hep aklımda Gözlerin bir içim su, Yakar geçer bağrımı. Bu bir sevda uykusu, Duymaz mısın çağrımı? Gece çöker sessizce Hayalin hep karşımda İsmini her hecede Anmak var hep aklımda
Kabuğu Kırmak: Zamanın Ötesinde Bir Yeniden Doğuş
Bir etkileyici görsel üzerinde bir dostumuzla bir zamanlar ettiğimiz mükalememizi (diyalog) yazalım istedik bu yazımızda... varoluşun ve idrakin derinliklerine dokunarak bu imgenin felsefi ruhunu yansıtan bir sohbetti, buyrunuz: Kabuğu Kırmak: Zamanın Ötesinde Bir Yeniden Doğuş -İnsan, ömrü boyunca kaç kez doğar? -İlk çığlıkla başlayan biyolojik doğum, aslında ruhun o uçsuz bucaksız tekâmül yolculuğundaki sadece ilk "çatlama" anıdır. Karşımızdaki bu sürrealist tabloda, alışılagelmişin aksine bir çocuk değil; ak saçlı, bilge bir çehre devasa bir yumurtanın kabuklarını parçalayarak dışarı süzülüyor. Bu, bedenin değil, bilincin doğuşudur. Maddenin Dar Kalıbından Mananın Genişliğine -Yumurta, her ne kadar güvenli bir sığınak gibi görünse de aslında ruhun hapsolduğu bir konfor alanıdır. Statükodur, kalıplaşmış düşüncelerdir, toplumsal dayatmalardır. Bilge kişi, o dar hacmin kendisine artık yetmediğini anladığı an, en büyük sancıyı çekerek dışarıya, o "mutlak hakikat" çölüne adım atar. Bu adım, "insan"a giden yolda, kişinin kendi hakikatini inşâ etme gayretidir. Zamanın Hükmü ve Süreklilik -Üzerinde konuştuğumuz görselde sol köşede asılı duran saat, lineer bir zamanın soğuk yüzünü temsil eder. Oysa yumurtadan çıkan figür için zaman, saatin tıkırtılarından ibaret değildir. O, içsel bir "süre" içindedir. Gökyüzünde süzülen yumurtalar ve uzak ufuktaki belirsizlik, hayatın sadece bir kezden ibaret olmadığını, her anın yeni bir imkân, her nefesin yeni bir kelâm olduğunu fısıldar. Zaman, bilgenin karşısında diz çökmüş; yaşlılık ise fiziksel bir deformasyon değil, aksine kemâle ermiş bir zihnin rüştü haline dönüşmüştür. Boşluğun İçindeki Anlam -Görseldeki uçsuz bucaksız çöl, varoluşun o bazen korkutan sessizliğini simgeler. Ancak bu sessizlik bir yokluk değil, aksine üzerine
Günaydınnnnn
"Evrenin en anlaşılmaz özelliği, anlaşılabilir olmasıdır." demişti Einstein. Ama biz hala sabah kahvemizi yudumlarken, atom altı parçacıkların aslında birer "olasılık bulutu" olduğunu unutuyoruz. Spesifik bir gerçek: İnsan vücudundaki atomların %99’u boşluktur. Eğer bu boşluğu çıkarıp atabilseydik, tüm insanlık bir elmanın içine sığabilirdi. Yani o devasa egolarımız, aslında koca bir boşluğun üzerine inşa edilmiş "illüzyon şatoları". Aforizma 1: Bilgi arttıkça, cehaletin kıyısı genişler. Ne kadar çok ışık yakarsan, karanlığın ne kadar büyük olduğunu o kadar iyi görürsün. Eratosthenes, M.Ö. 200’lü yıllarda sadece bir sopa ve gölge boyuyla dünyanın çevresini %1 hata payıyla ölçmüştü. Biz ise bugün cebimizdeki süper bilgisayarlarla (akıllı telefonlar), hakikatin değil, sadece kendi yankı odalarımızın peşindeyiz. "Herkesin her şeyi bildiği bir yerde, aslında kimse hiçbir şeyi gerçekten anlamıyordur." Aforizma 2: Akıl bir haritadır ama hayat arazinin kendisidir. Haritaya çok uzun süre bakarsan, yoldaki çukuru göremezsin. Biyolojik bir detay: Kalbimiz bir ömür boyu yaklaşık 2.5 milyar kez atar. Bu sınırlı sayıdaki atışın kaçını başkalarının botokslu beklentileri için harcıyoruz? Schopenhauer haklıydı belki de: "Hayat, her anı bir hayal kırıklığı olan, ama yine de sonuna kadar gitmek zorunda olduğumuz bir can sıkıntısı silsilesidir." Tabii eğer o can sıkıntısını bir sanata dönüştürebilirseniz, o zaman trajedi biter, "yüce olan" başlar. Aforizma 3: Hiç kimse olduğunu anladığın an, herkes olabilme ihtimalin doğar. Sıfır, tüm sayıların başlangıç noktasıdır. Nörolojik bir veri: Beynimiz her saniye çevreden gelen 11 milyon bit bilgiyi işler, ama biz bunun sadece 40 bitinin farkındayızdır. Yani biz
Avazın yankısı; ektiğini biçersin
Hayatın kadim bir terazisi vardır; biz görmesek de her niyetimizi tartar, her adımımızı kaydeder. Eskilerin o sarsılmaz uyarısı kulaklarımızda küpe gibidir: "Etme fenalık bulursun ettiğini..." Bu sadece bir temenni değil, varoluşun en temel yasasıdır. Bir iyilik yaparsın; bazen bire yedi yüz, bazen daha fazlası bereketle döner gelir seni bulur. Çünkü avazının yankılandığı bir dünyadasın; övgün de sövgün de her ne ise, kendi sesini duyarsın er ya da geç. Boşluktaki Ses ve Sorumluluk İnsan, çoğu zaman ağzından çıkan bir kelimenin veya sergilediği bir tavrın boşlukta kaybolup gittiğini sanır. Oysa evren devasa bir kubbedir. Bu kubbe altında hiçbir ses kaybolmaz; sadece çarptığı kalplerden ve olaylardan sekerek sahibine dönmek üzere yol alır. Eğer bugün hayatınızda bir "gürültü" varsa, belki de geçmişte savurduğunuz sövgünün, bir öfkenin yankısıdır o. Ya da bugün beklenmedik bir yerden gelen bir tebessüm, vaktiyle bir garibin gönlüne ektiğiniz o küçük nezaket tohumunun meyvesidir. Gönül Tarlasının Hasadı Dünyevi ticaretin matematiği bellidir; bir verirsen bir eksilir, bir alırsan bir artar. Ancak gönül tarlasında hesaplar böyle yürümez. İyilik, toprağa düşen bereketli bir tohum gibidir. Sen bir birim sevgi verirsin, kaderin ağları onu bin bir çeşit lütufla sana geri döndürür. Kötülük ise tıpkı bir kara taş gibidir; fırlattığın an sadece attığın yeri değil, önce kendi elini kirletir, sonra da çarptığı yerden sekip yine seni bulur. Kışın ayazında bile içimizi ısıtan o "yaz" ümidi, aslında ektiğimiz iyiliklerin bir gün çiçek açacağına olan sarsılmaz inancımızdır. Aynadaki Yüz ve Hakikat Aslında dışarıya baktığımızda gördüğümüz her şey, kendi iç dünyamızın bir yansımasıdır. Başkasına yönelttiğimiz her sövgü, aslında kendi ruhumuzdaki bir yaranın sızısıdır; ettiğimiz