“Yani bu yaşamı siz mi seçtiniz?” Adam gururla gülümsedi. “Hem de her anını.” Kaşlarımı hafifçe çattım. Bazı insanların evsizliği bir yaşam stili olarak benimsediğini, bu sayede toplum normlarından ve sorumluluklarından kaçtıklarını duymuştum ama onlardan biriyle sohbet etme fırsatını ilk kez yakalıyordum. “Ama neden?” diye sordum elimde olmadan. “Hayat standartlarınızı iyileştirmek istemez misiniz?” “Sence iyi bir hayat nedir?” Sorusunu yanıtlamak için birkaç saniye düşünmem gerekti. “Yarın ne olacak diye düşünmediğin her hayat iyidir,” dedim nihayetinde. Adam başını arkaya yatırarak hırıltılı bir kahkaha daha attı. “Kendi kendini ele verdin. İkimiz de yarın ne olacağını düşünmüyorsak senin hayatını benimkinden daha iyi kılan ne?” “İstediğim yemeği istediğim zaman yiyebiliyor olmam,” deyiverdim. “İstediğim yeri gezebilme, istediğim kıyafeti satın alabilme gücüm.” “Sana kötü bir haberim var. Bunların hepsi gelip geçici ve insan ruhunu doyurmayan hazlar. İstediğin kadar para harca, günün sonunda ruhun aç kalmışsa yarınlar koca bir sis bulutudur.”
Sayfa 512 - İndigo Yayınları·Kitabı okuyor
Polisiye
"Sence aldatılan biri neden hayatındaki insanı affeder?" Ani sorusunu cevaplamak için çok düşünmedim. "Sevdiğinden mi?" Konuşmadan önce derin bir nefes aldı. "Sevgi yüce, kimi zaman ihaneti bile bağışlayacak kadar affedici bir duygudur. Ama çoğu durumda sevgi, ihaneti görmezden gelmeye tek başına yetmez. Neticede insan sevdiğine daha hırçın olur. Ona tahammül gösterdiği gibi kimseye çıkarmadığı pençelerini de ona çıkarır. Aldatmak da böyle bir şey işte, sevenin katlanamayacağı cinsten. Kimse çok sevdiği, kalbini emanet ettiği insanın ihanetine uğramaya göz yumamaz. O insana baktığında gördüğü tek şey yalanları olur." "Öyleyse insanlar neden kendine ihanet edeni affeder?" "Cevabı basit," derken nasıl akıl edemediğime şaşırmış gibiydi. "Bağımlılıktan. Karşısındaki kişi olmadan bir hayat sürdürmeyi göze alamadığından. İnan bana, bunun sevgiyle uzaktan yakından alakası yok."
Sayfa 407 - İndigo Yayınları·Kitabı okuyor
Polisiye
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
"Bazen bunu neden yaptığını anlamıyorum," dedim açıkça. "Neden benimle uğraştın ki? Damla gibi kollarına koşmaya hazır olan bir kızla birlikte olup hayatına devam edemez miydin?" Ege başını yavaşça iki yana sallarken hafifçe güldü. Hemen ardından bakışları yanımızdaki pencereden dışarı, gökyüzüne kaydı. Yıldızlar ışıl ışıldı, dolunay tüm görkemiyle kendini sergiliyordu. "Eğer," dedi usulca. "Gözünü parlaklığıyla kör eden ay ışığıysa yıldızlar senin için cılız birer mum alevinden ibarettir."
Sayfa 391 - İndigo Yayınları·Kitabı okuyor
Polisiye
Kuzey ışıklarıyla ilgili bir sürü efsane vardır. Kimilerine göre bu ışıklar ölen çocukların ruhlarının oynarken saçtığı ışıklardır. Kimileri bu ışıkları yanan bir gökkuşağına benzetir. Bazı halklar devlerin gökyüzünde yaktıkları büyük bir ateş olduklarına inanır. Bense bu ışıkları görmek istiyordum çünkü sadece... Seviyordum. Bana yeni başlangıçları hatırlatıyordu. Keşfedilmemiş yolları, korkutucu kayboluşları anımsatıyordu. Sadece fotoğraflarda gördüğümde bile sıcak bir elin kalbime dokunduğunu hissediyordum.
Sayfa 350 - İndigo Yayınları·Kitabı okuyor
Polisiye
Hayat bir başkasının peşinde dolanmak, sahte insanlar uğruna değerli vaktini kaybetmek için fazla kısaydı.
Sayfa 307 - İndigo Yayınları·Kitabı okuyor
Polisiye
Belki de bizler, birbirini gören aynalar gibi, ancak birbirimizin yansımasıyla var olabiliyorduk. Eğer o ayna kırılırsa, yansıma da biter, biz de yok olurduk. Yaşadığımızı sanıyorduk, oysa sadece bir hikayenin satırları arasından geçip gidiyorduk...
Alıntı