M.S. 2150, Vietnam gazisi ve aynı zamanda psikolog olan Jon Lake’in, 1976 yılında bir gece uyuduğunda kendisini 2150’de farklı bir dünyada bulmasıyla başlıyor. Jon, daha sonra defalarca kendisini aynı dünyada buluyor ve orada yaşadığı deneyimleri 1976’ya her dönüşünde günlüğüne yazmaya başlıyor. Kitapta 1976 ve 2150 olmak üzere 2 farklı zaman dilimi var. 1976’ da geçen mikro yaşam, 2150’de geçen ise makro yaşam. 1976’daki mikro yaşam olarak geçen bizim şu anda yaşamakta olduğumuz dünya. 2150’de geçen yaşam ise makro farkındalık edinmiş olan farklı bilinç düzeylerindeki insanların olduğu bir toplum.
Peki bu nedir bu makro insan (makro toplum)?
Kişisel hırslarını ve tutkularını törpüleyen, dayanışmacı bir ruh haline sahip olan, birbirlerini kıskanmayan ve kınamayan, insanları dış görünüşüne göre ayırmayan, bakabileceğini düşündüğü kadar çocuk yapan, aralarında kin, savaş, çıkarcılık olmayan ve bir bütün olan insanlar. Makro insanlar arasında yasalar veya cezalar yok mesela. Çünkü oradakiler bir insanın suç işleyebileceğine inanmadıkları için yasa koyma düşüncesinde değiller. Mikro insan ise bizim şu anda yaşadığımız toplumdaki insanlar. Kitap içerisinde sık sık bu makro ve mikro insanlarla ilgili bilgilere rastlıyoruz.
Kitabın türü ile ilgili kesin bir kategoriye sokmak zor gibi görünüyor çünkü kitap bilim kurgu, metafizik, parapsikoloji, spiritüalizm ve ütopya gibi birçok türün ustalıklı bir şekilde harmanlanmasından oluşmuş bana göre. Kitabı okurken astroloji ve makro felsefe ile ilgili pek bir bilgim olmadığı için bazı kısımlarda zorlandım ancak çoğu yerde biz de bir gün bu farkındalıklara ulaşabilecek miyiz/böyle bir toplumda yaşayabilecek miyiz diye düşünmeden edemedim. Kitap edebi açıdan çok doyurucu olmasa da farklı bakış açıları kazanmamı sağladı.