Yaren Genç

Puan vermedi·383 syf.··
2023 78. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Eylül 2023 00:00
M.S. 2150, Vietnam gazisi ve aynı zamanda psikolog olan Jon Lake’in, 1976 yılında bir gece uyuduğunda kendisini 2150’de farklı bir dünyada bulmasıyla başlıyor. Jon, daha sonra defalarca kendisini aynı dünyada buluyor ve orada yaşadığı deneyimleri 1976’ya her dönüşünde günlüğüne yazmaya başlıyor. Kitapta 1976 ve 2150 olmak üzere 2 farklı zaman dilimi var. 1976’ da geçen mikro yaşam, 2150’de geçen ise makro yaşam. 1976’daki mikro yaşam olarak geçen bizim şu anda yaşamakta olduğumuz dünya. 2150’de geçen yaşam ise makro farkındalık edinmiş olan farklı bilinç düzeylerindeki insanların olduğu bir toplum. Peki bu nedir bu makro insan (makro toplum)? Kişisel hırslarını ve tutkularını törpüleyen, dayanışmacı bir ruh haline sahip olan, birbirlerini kıskanmayan ve kınamayan, insanları dış görünüşüne göre ayırmayan, bakabileceğini düşündüğü kadar çocuk yapan, aralarında kin, savaş, çıkarcılık olmayan ve bir bütün olan insanlar. Makro insanlar arasında yasalar veya cezalar yok mesela. Çünkü oradakiler bir insanın suç işleyebileceğine inanmadıkları için yasa koyma düşüncesinde değiller. Mikro insan ise bizim şu anda yaşadığımız toplumdaki insanlar. Kitap içerisinde sık sık bu makro ve mikro insanlarla ilgili bilgilere rastlıyoruz. Kitabın türü ile ilgili kesin bir kategoriye sokmak zor gibi görünüyor çünkü kitap bilim kurgu, metafizik, parapsikoloji, spiritüalizm ve ütopya gibi birçok türün ustalıklı bir şekilde harmanlanmasından oluşmuş bana göre. Kitabı okurken astroloji ve makro felsefe ile ilgili pek bir bilgim olmadığı için bazı kısımlarda zorlandım ancak çoğu yerde biz de bir gün bu farkındalıklara ulaşabilecek miyiz/böyle bir toplumda yaşayabilecek miyiz diye düşünmeden edemedim. Kitap edebi açıdan çok doyurucu olmasa da farklı bakış açıları kazanmamı sağladı.
M. S. 2150 - Bir Makro Felsefe KlasiğiThea Alexander · Akaşa Yayınları · 19971,493 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·56 syf.··
2023 58. kitabı
Çoğumuzun bildiği üzere, Annie Ernaux 2022 Nobel Edebiyat Ödülü'nün sahibi. Ernaux, edebiyat ödülünü alan 16. Fransız yazar ve aynı zamanda ilk Fransız kadın yazarmış. Özellikle Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görüldükten sonra kalemini çok merak ediyordum. Sonunda tanışabilme fırsatını buldum. Kitapta isimsiz bir kadının, evli bir adamla olan ilişkisi anlatılıyor. Bu ilişki bildiğimiz ilişkilerden biraz farklı. Kitabın ana karakteri olan isimsiz kadın, bu hislerini ve yaşadıklarını yazıya döküyor. Günün her dakikası adamı düşündüğünü, her an arayabilir diye evden dışarı çıkmak istemediğini, geleceği anı hayal ettiğini, her geldiğinde kendisini farklı bir kıyafetle görmesi için sürekli kendisine yeni kıyafetler aldığını… Biz de bu yazılarından kadının tutkudan ziyade saplantıya dönüşen aşkına şahitlik ediyoruz. Kitap oldukça ince ve okuması kolaydı diyebilirim. Annie Ernaux, tutkunun nasıl akla ve iradeye galip geldiğini, insanı nasıl esirleştirdiğini çok sade bir dille aktarmış. Kitabın aynı zamanda otobiyografik kısımları da varmış ancak hangi kısımların gerçek olduğu ne yazık ki bilinmiyor.
Yalın TutkuAnnie Ernaux · Can Yayınları · 20226,8bin okunma
“Hakikat, en çok hoşumuza giden yalanın ta kendisidir!”
8/10
·72 syf.··
2023 59. kitabı
Bayan Ming, Çin’in Yunhai kasabasındaki Grand Hotel’de tuvalet bekçisi olarak çalışan yaşlı ve bilge bir kadın. Bir gün Fransız bir iş adamıyla tanışır ve sohbet esnasında on çocuğunun hikayesini anlatır. Ancak adam Bayan Ming’in on çocuğu olduğuna inanmaz çünkü Çin’de tek çocuk yasası var. Yine de Bayan Ming’in hikayelerini dinlemeyi sevdiği için bozuntuya vermez. Kitabın sonuna kadar da bu böyle devam eder. Kitabın sonunda ise bütün düğüm çözülür… Kitabın dili oldukça anlaşılır ve okuması keyifliydi. Kısacık olmasına rağmen içerisindeki öğretiler, felsefi sorgulamalar ve değerler kitabı çok daha anlamlı hale getirmiş.
Bayan Ming'in Hiç Olmayan On ÇocuğuEric Emmanuel Schmitt · Doğan Kitap · 20257,5bin okunma
9/10
·504 syf.··
2023 51. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Temmuz 2023 17:38
Uzun zamandır listemde beklettiğim, beklettiğime çok pişman olduğum eserlerden birisi Kayıp Tanrılar Ülkesi. Arkeoloji, polisiye ve mitolojinin ustaca harmanlanması ile oluşan ve mitolojiyle hiç alakası olmayan kişilerin bile seveceği, oldukça sürükleyici bir eser. Roman, 1960’larda Bergama’dan Almanya’ya işçi olarak göç etmiş olan Ölmez ailesinden Cemal’in vahşice öldürülen cesedinin bulunması ile başlıyor. Kalbi yerinden sökülmüş, elinin ortasında kalbiyle Zeus’a sunulmuş bir kurban… Bu cinayeti sorgulayanlar ise Berlin Emniyet Müdürlüğü’nün baş komiseri Yıldız Karasu ve yardımcısı Tobias Becker. Cinayeti sorguladıkları esnada birden kendilerini çok karmaşık bir seri cinayet vakasının içinde buluyorlar. Üstelik bütün cesetlerde mitoloji ile bağlantılı. Olayların içine girdikçe katili bulmak için merakla sayfaları ardı ardına çevirdim resmen. Kitabın sonunda ise olaylar birbirine öyle iyi bir şekilde bağlanmıştı ki... Bitirdiğimde keşke şurası da şöyle olsaydı dediğim hiçbir yer olmadı, çok beğendim. Kesinlikle tavsiye ederim.
Kayıp Tanrılar ÜlkesiAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202328,2bin okunma
Puan vermedi·199 syf.··
2023 64. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Ağustos 2023 23:08
“Öfke bir işarettir, hem de önemli bir işaret. Öfkemiz incindiğimizi, haklarımızın ihlal edildiğini, gereksinimlerimizin ya da isteklerimizin doğru şekilde karşılanmadığını ya da sadece, işlerin yolunda gitmediğini gösteren bir ileti olabilir.” Öfkenin sorgulanması ile başlayan bu kitap bizlere, öfkelenmenin haklı/haksız ya da anlamlı/anlamsız bir yanı olmadığını ve orada var olduğunu, Öfkenin de diğer duygularımız gibi hissedilen bir şey olduğunu ve bir nedeni olduğunu, Öfkemizin asıl nedeninin/öznesinin kim olduğunu bulmamızı sağlayabilecek farkındalığa erişmemizi, Öfkemiz hakkındaki farkındalığa eriştikten sonra ise bu öfkemizi nasıl yapıcı bir güce dönüştürebileceğimiz ve hayatımızı yeniden şekillendireceğimize yönelik beceri kazanmamızı sağlayan bir rehber niteliğinde. Yazar Dr. Harriet Lannier’in kitabı yazarken bulduğu sonuçları on yıllık klinik araştırmalara, psikanalist sistemler ve aile sistemleriyle ilgili en son bulgulara dayandırarak sunması oldukça değerli. İkili ilişkilerdeki öfke sorununun ise sadece duygusal anlamda değil, hayatımızın her alanından örnek vakalarla anlatılması kitabı daha da anlaşılır kılmış. Kitabın dili yoğun değil, okumak için alan bilgisi bilmenize gerek yok diyebilirim.
Öfke DansıHarriet Lerner · Varlık Yayınları · 20254,889 okunma