Bir ömürlük arayışın, düşünsel uyanışın ve tarihi tanıklığın hikâyesi…
Şevket Süreyya Aydemir’in kaleminden çıkan Suyu Arayan Adam, hem bireysel hem toplumsal düzlemde büyük bir dönüşümün izlerini taşıyan etkileyici bir otobiyografi. Bu kitap, sadece bir insanın hayat hikâyesi değil; aynı zamanda Cumhuriyet’in doğuşu ve ideolojik kırılmalarla şekillenen bir çağın panoraması.
Aydemir’in “su” metaforu aslında hiç durmadan aradığı hakikati, adaleti, ilerlemeyi ve anlamı temsil ediyor. Kitap boyunca yalnızca bir insanın içsel yolculuğuna değil, Türkiye’nin geçirdiği siyasi ve toplumsal evrelere de tanık oluyoruz. Aydemir’in Sovyetler Birliği deneyimi, Türkiye’ye dönüşü, Kadro Hareketi ve dönemin aydınlarıyla olan ilişkileri hem döneme ışık tutuyor hem de okura düşünsel bir derinlik katıyor.
Aydemir’in anlatımı duru, akıcı ve etkileyici. Ne akademik bir mesafeyle yazılmış kuru bir tarih kitabı, ne de tamamen duygusal bir hatırat. Tam anlamıyla düşünceyle duygunun dengeli bir birleşimi…
Cumhuriyet tarihini birinci elden bir tanığın gözünden görmek için, aydın olmanın, düşünmek ve sorgulamakla nasıl harmanlandığını anlamak için, hâlâ o “su”yu aradığını hisseden herkes için…
"Yaşanılanlar, görülenler ve öğrenilenler ne kadar acı olursa olsun, macera insanoğlu için büyük bir nimetti. Çünkü dünyadaki en büyük mutluluk, bu dünyanın şahidi olmaktı."
Düşün içinde gerçek oyunu, gerçeğin içinde düş avı. İkisini birbirine, birbirini okuyana dolayan, dolandıkça gerçekliğin içinde bir kapı, düşler diyarında bir gerçek yaratan aynı anda hem düşleri vadeden gerçek olup, gerçeğin içinde oluşan bir düşe dönüşen boyutlar arası kuantumu gerçekleyen bir acayip düşleme.
Eser, 17. yüzyıl İstanbul’unda yaşayan Uzun İhsan Efendi'yi merkeze alarak kurgulanmış, fantastik öğelerle karşımıza çıkıyor. Puslu Kıtalar Atlası’nın olay örgüsü, birbirinden bağımsız gibi görünen karakterlerin romana dahil olması ve bu karakterlerin yollarının kesişmesi ile zincirleme bir halkalar yığını hâlinde okuyucusuna aktarılmış. Uzun İhsan Efendi'nin gördüğü düşlerden sonra yazdığı ve oğlu Bünyamin'e verdiği kitabin adıdır. Bu kitapta, Bünyamin'in macerası baştan sona anlatılmaktadır.
İlk paragrafını ezberlemek üzere olduğum, bana biter bitmez hemen ardından okumak üzere başta Kitab’ül Hiyel olmak üzere diğer eserlerini de aldırmış, insanda büyük izler bırakan kitap. Dünyanın en iyi, en nefis kurgusunu bünyesinde barındıran bir eser-ül harika. Son zamanlarda beni çok derinden etkileyen en güzel eserlerden biri ve muhteşem bir sonu var. Tekrar tekrar okunması farz olan bir başucu kitabı.
Siddhartha, Hermann Hesse ile tanışma kitabım Sonrasın da yazar alışkanlık yapar, derinlere dalınır. Hermann Hesse' nin doğu edebiyat ve felsefesine yakınlığı ve anlatımındaki insancıllığı bariz biçimde anlaşılıyor. Hesse' nin yalın anlatımı sayesinde de hikayedeki Siddhartha' nın arayışları, yaşayan ve konuşan doğa tasvirleri kitabı tekrar tekrar okunası yapıyor. İnsanın egolarıyla savaşması, dünyasal zevklere kendini kolayca kaptırıvermesi, insani duyguları, ızdırap ve kendi kişisel doğrusunu bulmasını anlatan, anlamasını bilene de çok şey kazandıracak
öğeler yüklü bir kitap. Tüm dogmalardan kurtulmak için tuttuğunuz yol sizi Siddhartha'ya götürecektir. Yıllarca aradığı bir nevi hayatın anlamını da ırmakta bulan, Hermann Hesse için incelemeyi güzel bir alıntıyla bitirmek isterim
"Irmak aynı zamanda her yerdedir, kaynadığı yerde, döküldüğü yerde, çağlayanda, kayıkta, akıntı yerinde, denizde, dağda, aynı zamanda her yerde ve onun için yalnızca şu an vardır, geçmişin gölgesi diye bir şey bilmez ırmak, geleceğin gölgesi diye de bir şey bilmez.”
SiddharthaHermann Hesse · Can Yayınları · 202447bin okunma
"Geç tanıştığım yazarın okuduğum kutsal sözlüğü tadındaki mini kitabı. Hiç uzatmadan, laf kalabalığı yapmadan vermek istediklerini vermiş. Dili etkileyici,
bazen cümlelerini anlamından bağımsız tekrar tekrar okumak istiyorsunuz. Her yılın size kattıklarıyla birlikte kitapta anlatılmak isteyeni daha çok anlayıp daha fazla bağlanıyorsunuz kitaba. Kitabın konusuna gelecek olursak; yıllardır yaşadığı kente veda etmekte olan bir dervişin halkına verdiği öğütlerden oluşuyor. Ve Orphalese halkı ile birlikte biz de nasibimizi alıyoruz bu öğütlerden.."