seni saklayacağım inan
yazdıklarımda, çizdiklerimde,
şarkılarımda, sözlerimde.
sen kalacaksın kimse bilmeyecek
ve kimseler görmeyecek seni,
yaşayacaksın gözlerimde.
sen göreceksin, duyacaksın
parıldayan bir sevi sıcaklığı,
uyuyacak, uyanacaksın.
bakacaksın, benzemiyor
gelen günler geçenlere,
dalacaksın.
bir seviyi anlamak
bir yaşam harcamaktır,
harcayacaksın.
seni yaşayacağım, anlatılmaz,
yaşayacağım gözlerimde
gözlerimde saklayacağım.
bir gün, tam anlatmaya..
bakacaksın,
gözlerimi kapayacağım..
anlayacaksın…
akan gözyaşı kurur.
o unutamadığın artık hatırlamadığın olur.
hayal dediklerin gözünün önüne gelir,
yaşantın olur.
olmaz dersin, tanıdığın biri yabancı olur
yabancı birden ”kalbin” olur.
dün düştüğün yer, bugün dik yürümene sebep olur.
sonra düştüğün yerin adı “iyi ki yaşamışım” olur.
kızarak yaşarsın ama
“neden ben” diye isyanların,
seni sen yapmaya vesile olur.
şimdi hayat kötü diyorsun,
bir gün aniden güzel olur,
sana tüm kötülükleri unutturur.
insanoğlu uygarlık yolundaki kanlı ilerleyişine başlamadan önce ilkelliğin karanlığına giderek daha çok batmaya mahkûmdur. sayımız artınca ve herkese yer olmadığını hissettiğimizde birbirimizi öldürmeye başlayacağız.
görmüyor musun ki gözlerim neşe ve sevinçle parıl parıl parlamaktadır. ama bunun sebebini başka bir şeye bağlama. gözümdeki ışığın ateşinin bu kadar parlak olması ancak senin parlak yüzünün ışığından aksetmiş bir parlaklıktır.
hiç aynayı eline alıp da kendi güzelliğini seyrettin mi ve özellikle gözlerinin güzelliğine ve hoşluğuna dikkat ettin mi ? senin sarhoş eden gözlerin gibi gözleri dünyadaki hiçbir göz görmemiştir. kendi gözlerin kendinde olan tatlılığı görmekten acizse sana ben haber vereyim. (...)
eğer tatlı canımın dudaklarıma kadar gelmiş olduğu şu anda, sen dudaklarını dudaklarım üzerine koyarsan sonsuz hayat bulurum yoksa böyle kıvrana kıvrana can verir giderim.