Yaşar Kemal vari tılsımlı bir anlatı
Puan vermedi
“İnsanlardan ne kadar kaçarsak, hayatta kalma şansımızın o kadar fazla olacağını biliyorduk” Dersim Tertelesi’ni konu edinen kitabı yaklaşık 15 sene önce okumuştum. Daha ilk sayfalarında o coğrafyanın tılsımına kapılıyorsunuz. Müthiş bir anlatı. Yaşanan acılar ruhunuzu ele geçiriyor. Kitabı bitirdiğinizde ise gözlerden akan yaşa engel olamıyorsunuz. Yazarı Haydar Karataş ile röportaj yapma fırsatı da bulmuştum. ‘Gece Kelebeği’ hayatımda en çok hediye ettiğim ve önerdiğim kitaptır. Ön yargılarınızı kenara bırakarak, bu topraklarda yaşananları bir de o toprakların romanlarından dinlemenizi öneririm. Yüzleşmek iyileştirir.
Gece KelebeğiHaydar Karataş · İletişim Yayınları · 2012316 okunma
Kitap aslında zenginin daha zengin olma yolunu anlatıyor.
Puan vermedi·208 syf.··
2026 13. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 23:20
Öncelikle kitabın fakirlere söylediği hiçbir şey yok :) Yani orta-üst sınıftaysanız, eviniz arabanız çocuklarınızın eğitim masrafı vs. tamamsa ve bunların ötesinde elinizde para varsa ve o parayı nasıl değerlendireceğiniz konusunda fikirlere ihtiyaç duyuyorsanız okuyabilirsiniz. Hatta bu kitapla ilgili yazdığım alıntılara bakmak yeterli olacaktır kitabı anlamak için. Kitabın yazarının mahalli dilini bir kenara koyacak olursam iyi niyetle yazıldığını hissettim. Yani amacı finansal özgürlük konusunda bir şeyler öğretmek. Özellikle kredi kartı ve tüketim kültürü eleştirileri çok doğru. Marka takıntısı, lüks yaşam tarzı alışkanlıkları zenginliğin değil gösteriş meraklısı olmanın dışavurumu. Bu nedenle sosyal medyada gözümüze sokulan çoğu ünlü, küresel markaların satış danışmanları gibi iş görüyor. Yaşadığım coğrafyada yani Türkiye'nin güneydoğusunda inanılmaz bir altın toplama merakı var. Maaş günü temel ihtiyaçlar ve krediler ödendikten sonra kalan tüm para direkt altına çevrilir. Bu anlayış bana çok dünyalık geliyordu çünkü bunu yapan insanların biriktirmeye çok odaklandıkları için hayatı yaşamadıklarını fark ediyordum. Kendi yaşam tarzımda biraz savruk geliyordu. Markete sadece salatalık almaya gidip iki bin liralık alışveriş yaptığım için ama bu kitabı okuyunca orta karar bir yol almanın mantıklı olabileceğini düşündüm. Çünkü yazar da bir yaşa kadar biriktirmeyi bir yaştan sonra özellikle çalışmak zorunda kalmadan yaşamayı salık veriyor. Fakat kitabın yazıldığı dönem doların 15 lira olması şu an da doların 45 lira olması ve alım gücümüzün gittikçe düşmesi :) Çocukların okul taksiti için ek işler yapmayı düşündüğümüz bir zamanda parayı, arsa almayı bırak çeyrek altın bile alacak kadar arttıramıyor olmak dışında bir problem yok :)
Küçük İşler Büyük ÖzgürlüklerMert Başaran · Butik · 01,684 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Dahi Kurtarıcı Mustafa Kemal Atatürk Eseri Hk. İnceleme
Puan vermedi·720 syf.··
2026 38. kitabı
Geçtiğimiz sene değerli bir hocamdan, geçtiğimiz aylarda ise kütüphaneden geçici süreliğine iki cildi edinebilme fırsatı buldum. Birinci ciltte Atatürk'ün belirli konularda söylediği sözler (Sanat - Akıl ve Bilim - Kadınlarımız vb), Atatürk hakkında yabancı basının ve yabancı isimlerin kayda değer sözleri yer almakta. Birinci cildin yarısı ve ikinci cilt ise Atatürk'ün çekilen fotoğraflarını kronolojiyle vermiş. Atatürk'ü senelerdir yakından incelediğim, araştırdığım ve takip ettiğim için benim görmediğim fotoğraf kalmadı hâliyle. Bu nedenle hiç görmediğim bir fotoğrafı olmadı, varsa iki üç tane. Fakat sizin görmediğiniz yüzlerce fotoğraf olabilir albümlerde. Bulması maalesef zor bir eser bu nedenle halk kütüphanesinde karşılaşırsanız mutlaka bir 15 gününüzü ayırmanızı tavsiye ederim.
Atatürk
Dahi Kurtarıcı Mustafa Kemal AtatürkDursun Yaşa · Ata Basın Yayın · 20011 okunma
Çocuklara kötülüklerden korumak için yapılacaklar listesi
8/10
·195 syf.··
2026 4. kitabı
Suçlular sadece başka insanları hedef seçmediler. Yani yakın akrabalardan yada Koç, hoca amca gibilerden de çıkabilir. Bazı ebeveynler Belki de çocukları tedirgin etmekten korkarak hiçbir şey yapmazlar. Maalesef bu başını kuma gömme tarzı yaklaşım çocukların savunması kalmasına sebep olur. Tüm eleştirilere itaat etmelerini gerektiren katı bir tarzda yetiştirilmiş çocuklar özellikle risk altındadır.@ Hayatta hiçbirimiz her şeyi çözemeyiz, Bu yüzden başkalarının tavsiyelerine başvurur. Çocuk yetiştirme konusunda ucuz teorilere başvuranlar, kendilerini Nasrettin hoca'nın masalında yanlarında bir eşekle ve oğluyla giden hocanın durumunda bulurlar. Yani ne yapsalar çözüm bulamıyormuş gibi hissederler. Sezgi ve sağduyudan yararlanmak Sezgi bir şeyi düşünmeden anlamanı sağlayan ani bir histir. Mesela ani ve sebepsiz bir duyguyla karşıdakinin iyi biri olmadığını hissedebilirsiniz işte bu sezgidir. Mesela bazı iş adamları sahte bir işin neredeyse kokusunu alır. Birkaç yıl polislik yaptım ve Sezgin kayda değer bir şekilde gelişmeye başladı. Sezgi ve sağduyu birlikte gider. Birçok insanın başı sağduyu görmezden geldiği için belaya girer. Sağduyu, eğer bir şey gerçek olamayacak kadar iyi görünüyorsa, genellikle gerçek olmadığını öngörür. Mesela baba çocuklarıyla aşırı ilgilenen bir Koru şefini tuhaf bulduğunu ancak çocukların ve annelerinin bu ilgiden memnun olduklarını bildiğinden onların mutsuz etmek istemediğini itiraf etmiş. Yani sağduyu ve sezgisini görmezden gelmiş ve bedelini oğlu ve ailesi ödemiştir (tacizci bir Kore şefi olayından alıntı) yetişkinler sağduyu sahibidir bunu çocuklarına da geçirmek için çaba göstermelidir. Küçük çocuklara bile sezgilerine güvenmeleri öğretilebilir. Şüphelenen bir çocuk kaba davranmaktan korkmadan kaçmalıdır. Çocukların sevgilerini
Çocukları Kötülüklerden KorumakRobert Stuber · Beyaz Yayınları · 19986 okunma
Cumhuriyetin "Öteki" Kadınları
Puan vermedi·250 syf.··
2026 1. kitabı
Anlatılmayan hikaye, yaşanmamış hayat"tır diye başlıyor kitabımız. Ortak özellikleri HİKDE (Hanımlar için kültür derneği) etrafında toplanmış olmalarıydı. Sanılanın aksine hikayesi anlatılan kişilerin tamamı şehirli ve ön planda olan aileler (Toplumda genelde başörtüsü ve köylülük üzerine bağ kurulur.) Hem kamusal alana dahil olmak hem de kamuda dini vecibelerini yerine getirmek istemeleri sebebiyle "Cumhurietin Öteki Kadınları" olmayı göze aldılar. Kısaca devrim, imajını kadınlara emanet etmişti. Bu kadınlar evinin köşesinde otur, toplumdan soyutlan, dinini yaşa; etliye sütlüye karışma yaklaşımına başkaldıranlardır. Kendilerini bu toplumun bir paydaşı ve bir ferdi olarak görüyorlar ve başkalarının da kendilerini öyle görmesini istiyorlar. Kısaca yeni düzen etkilerini önce kadınlar üzerinde gösteriyor. Kitabın amacı 15 hanımefendinin hayat hikayesini anlatmak değil. Okuyucunun "Hayatımın Hikayesi"ne talip olmaktır. Bu süreçte yanlız olmadıklarını, tarihi seyir içerisinde ne gibi zorluklar yaşandığını, bu zorlukların nasıl aşılmaya çalışıldığını, bugünlere nasıl gelindiği, kazanım olarak görülen konularda ne gibi bedeller ödendiğini göstermek ve gelecek nesillere güç vermektir. Kendimizi kurtardık (kurtarmaya aday olmaya çalışıyoruz) ama ya eşlerimiz veya çocuklarımız ne olacak diyerek sessiz bir o kadarda kulakları sağır eden bir çığlıkla kendi hayatlarından kesitleri bizlere sunuyorlar. İyi okumalar.
Cumhuriyet'in Dindar KadınlarıFatma Barbarosoğlu · Profil Yayıncılık · 2016153 okunma
GÖZLERİNDEN BELLİDİR CEVRİYEM.
Puan vermedi
Osmanlı’nın son yıllarında gazetecilik mesleğine başlamıştır. Cumhuriyet döneminin önemli bir gazetecisidir. Necatigil’in istemi üzerine gönderdiği mektubunda, Avrupa’ya giden ilk kadın gazeteci olduğunu ve 1922’de Ankara hükümetinin temsilcisi olarak İstanbul’a gelen Refet Paşa’yla, Alemdar gazetesi için ilk söyleşiyi kendisinin yaptığını söyler. Derviş çeşitli gazetelerde çalışırken, romanları da gazetelerde dizi olarak yayınlanır. İkdam gazetesinde, kadın sayfası hazırlayarak sayfa geleneğini başlatır. Suat Derviş, yabancı dil bilen gazeteci olarak, Boğazlar sorununun görüşüldüğü “Uluslararası Montrö Konferansı’nda” bulunur, 1923 yılında Lozan Konferansı’nı izler. Derviş, 1927 de ablasıyla birlikte Berlin’e gider. Berlin Üniversitesi Felsefe ve Edebiyat Bölümü’nde eğitim alırken gazeteciliği de sürdürür. Yazıları, Almanya’da “Scherl, Mosse, Ullstein Querscnitt, Vossische Zeitung” gibi on beşe yakın dönemin en ciddi ve siyasal gazeteleri ve dergilerinde yayınlanır. Türkiye’de yazdığı kimi kitaplarını Almancaya çevirerek yayınlar. Hitlerin gelişiyle, yükselen faşizmi yerinde gözlemlemiş ve Marksist görüşünü pekiştirmiştir. Nazi yanlısı olmayan yayın kurumlarının kapatılması üzerine Türkiye’ye döner. Derviş, 1932 yılında mesleğini Türkiye’de sürdürür. Son Posta, Resimli Ay, Tan Gazetesi gibi sol görüşlü gazete ve dergilerde çalışır. Almanca, Fransızca, İngilizce çeviriler yapar. 1934-1938 yılları arasında 5 romanı gazetede dizi olarak yayınlanır. 1937’de Tan Gazetesi, Derviş’i SSCB’ye gönderir. Bu inceleme, 1944’te “Neden Sovyetler Birliği’nin Dostuyum?” adıyla yayınlanır. Derviş, bu dönemde üst tabakanın çalkantılı yaşamını değil, adaletsizliğe, nazizme ve yükselen faşizme karşı yazılar yazar. Yayınlanan incelemenin ardından da “kızıl” damgası vurulur bu tarihten
Edebiyat
Fosforlu CevriyeSuat Derviş · İthaki Yayınları · 20212,665 okunma