9/10
·160 syf.··
2026 18. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 10:02
Şermin Yaşar’ın kaleminden okuduğum ilk kitap oldu. Çocuk kitabı kategorisine dahil edilse bile bence büyüklerin de mutlaka okuması gerekiyor. Kitapta Fikri Bey, yüksek egolu, sadece kendini düşünen ve kendisini herkesten önemli sayan bir CEO, genel müdür ve yönetim kurulu başkanıdır )). Bir gün, aslında okulu tam olarak bitiremediği ortaya çıkıyor ve okula yeniden dönmek zorunda kalıyor. İşte hikaye tam olarak burada başlıyor. Bu kitap bize büyürken, hayatın akışına kapılarak kaybettiğimiz masumiyetimizi ve saflığımızı geri hatırlatıyor. Bizler de Fikri Bey gibi okula dönemeyiz ama belki bu kitapla olayları onunla birlikte yaşar, kendimize güzel dersler çıkarırız. Dünyanın En Önemli Öğrencisi olan Fikri Bey gibi, biz büyüklerin de çocuklardan öğreneceği ve hatırlaması gereken çok şey var. Diyeceğim o ki, "çocuk kitabı" deyip geçmeyin. Eğer zaman ayırıp okursanız hiçbir şey kaybetmez; aksine, büyük ihtimalle içinizde susup bir köşede kalmış olan o çocuğu hatırlar ve onunla yeniden eğlenirsiniz.
1000Kitap
Dünyanın En Önemli ÖğrencisiŞermin Yaşar · Taze Kitap Yayınları · 20241,693 okunma
10/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
Şermin Yaşar, bu kitapta hayatın içinden, sıradan ama derinden 12 hikaye anlatıyor. Her bir öykü, insan ruhuna dokunuyor. Hepsi birbirinden güzel olan bu öyküleri şu daha güzel diye ayırmak zor. Dili sade, anlatımı basit ama bir o kadar da etkileyici. İnanılmaz derece de iyi bir gözlemci Şermin Yaşar. Öykülerdeki karakterlerin hepsi günlük hayatta karşımıza çıkabilecek insanlar. Yer yer hüzünlendiğim, yer yer güldüğüm çok güzel bir eser. Mutlaka okumalısınız.
Edebiyat
Kalk Yerine YatŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 20257,9bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Beni " Bîkes " Bırakmayin ...
8/10
·120 syf.··
2026 56. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 08:47
"Bîkes"... Ne demek? "Kimsesiz " ve kitabimizin kahramanının ismi bu .... Böyle isimler konulmalı mı, bilmiyorum. İsimler insanların kaderi olur mu, onu da bilmiyorum. Ama bildiğim bir şey var; bazı kelimeler daha ilk anda insanın yüreğine dokunuyor. Bîkes de onlardan biri... Çok farklı bir isimle başladı kitap. Daha ilk sayfalarda merak uyandırdı. Sonra hikâyenin içinde ilerledikçe gördüm ki satır aralarında hepimizden bir parça var. Yer yer durup düşündüm; "Bu hissi biliyorum..." dedim. "Bu duyguyu ben de yaşadım." İnsan bazı satırlarda kendine rastlıyor çünkü. Uzunca bir süre ara vermiştim inceleme yazmaya. Kalemim küsmemişti belki ama susmuştu. Beni yeniden satırların başına oturtan kitaplardan biri oldu Bîkes. Kitapta altını çizdiğim ve hayatıma anlam katan bir cümle vardı: "Her bakış insana her şeydeki hikmet ve ibreti göstermez." Ne kadar doğru... Bazen aynı olaya bakarız ama aynı şeyi göremeyiz. Kimi sadece bakar, kimi ise görür. Kimi yaşar geçer, kimi yaşadığından bir anlam çıkarır. Bu cümle uzun süre benimle kalacak gibi hissediyorum. Fatih Duman'ın dili oldukça akıcı. Sayfalar ilerledikçe hikâyenin içine çekiliyor, karakterlerin sevincine de hüznüne de ortak oluyorsunuz. Kitabın resimlerle desteklenmiş olması da ayrıca hoşuma gitti. Bazı duyguların yalnızca kelimelerle değil, çizgilerle de anlatılabileceğini hissettirdi. En çok da hikâyenin içinde insanı kendisiyle karşı karşıya bırakmasını sevdim. Çünkü bazı kitaplar okunup rafa kaldırılır, bazıları ise bittikten sonra da insanın içinde yaşamaya devam eder. Bîkes, benim için ikinci gruba ait oldu. Bir şans verilsin isterim değerli okur dostlarım tarafından. Daima kitapla kalın... Bikes Fatih Duman
Alıntı
BikesFatih Duman · Nesil Yayınları · 2026151 okunma
Yürek Kocamaz, Ağzınızın Tadı Bozulmasın!
10/10
·248 syf.··
2026 3. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Ocak 2026 08:00
Ben bir kitabı elime aldığımda okumaya başlamadan önce küçük bir ritüelim vardır. Önce sayfa sayısına bakarım, sonra varsa önsözü okurum. Kitabı okurken de arada gayriihtiyari kaçıncı sayfada olduğuma bakarım. Ama Altı Harfli Bir Tatlı’da bir noktadan sonra bunun hiçbir önemi kalmadı. Kitap beni aldı götürdü. Şermin Yaşar’ın bu kadar basit cümlelerle, bu kadar yalın bir anlatımla insana böylesine dokunabilmesi bence gerçekten büyük başarı. Kitapta büyük laflar, karmaşık anlatımlar, gösterişli cümleler yok. Ama tam da bu sadelik yüzünden bazı yerler insanın içine daha doğrudan işliyor. Okurken birkaç kez içimden “aaay, kıyamam” dediğimi fark ettim. Çünkü karakterlere dışarıdan bakmıyorsunuz, ister istemez onların kırgınlığının, yalnızlığının, bekleyişinin içine giriyorsunuz. Evet, bazı okurlara yer yer fazla acıklı gelebilir. Bunu anlayabilirim. Ama bana kalırsa bu kitap acı çektirmek için değil, unuttuğumuz bazı duyguları hatırlatmak için yazılmış. Özellikle yaşlılık, aile, ihmal edilmek, görülmemek ve insanın sevdiklerinden küçük de olsa bir ilgi beklemesi çok sade ama etkili bir şekilde anlatılmış. Kitabı bitirdikten sonra insan ister istemez kendi çevresindeki insanlara başka türlü bakıyor. En azından bende öyle oldu. “Nasıl olsa yanımda”, “nasıl olsa biliyor”, “sonra ararım”, “bir ara giderim” dediğimiz insanların aslında beklediğini, kırıldığını, özlediğini daha fazla düşünüyorsunuz. Bence bu kitabın en temel cümlesi şu olabilir: Henüz sevdikleriniz hayattayken onlara “seni seviyorum” deyin. Çünkü bazı şeyler geç kalınca sadece hatıra oluyor..”hatıra” bile olmuyor belki.. “İnsan en çok da unutulduğunu hissettiğinde kırılır.”
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,9bin okunma
9/10
·155 syf.··
2026 21. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 07:21
Bu kitap tek kelimeyle tokat gibi. Viktor Frankl, Nazi toplama kamplarındaki tecrübesini psikolojiyle birleştirip "insan neden yaşar?" sorusunu cevaplıyor. Frankl, açlık, soğuk, ölüm tehdidi altında bile bazı insanların "dayanabildiğini" anlatıyor. En ilginci şu: Fiziksel koşulları en kötü olanlar değil, "yaşamak için bir sebebi olmayanlar" ilk pes edenler oluyor. Bir mahkum "Şubat'ta çıkacağım" diye hayal kuruyor. Şubat gelip geçince çöküyor ve ölüyor. Umut = anlam. Kamp bile olsa "son özgürlük" elinden alınamaz: Olanlara karşı tavrını seçme özgürlüğü. Gardiyanlar vücudunu kontrol edebilir ama zihnini asla. Acının kendisi değil, "neden çekiyorum" sorusuna cevap bulamamak insanı yıkar. Amaç varsa acı bile katlanılır hale gelir. Frankl diyor ki: "İnsanı asıl güdüleyen şey anlam arayışıdır." Bitirince masum şikayetlerin bile anlamsız geliyor. En çok aklımda kalan cümle: "İnsandan her şey alınabilir, bir tek şey hariç: Son özgürlük. Yani, belirli koşullar altında belirli bir tavrı seçme özgürlüğü."
1000Kitap
İnsanın Anlam ArayışıViktor E. Frankl · Okuyan Us Yayın · 202651,4bin okunma
Kusursuz Yabancı - yorum
9/10
··
Beğendi
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 04:35
Aşırı sürükleyici, yüksek tempolu bir psikolojik gerilim. Okurken sinir krizi geçirdim, başkarakteri boğasım geldi. Bu kadar geri zekalı bir kadın görmedim. 32 yaşında ama zeka yaşı 9’muş gibi… Bana film olarak Orphan ve The Invisible Man hissi verdi. Bir de, karakterin yalnızlaştırıldığını okuduğumuzu biliyorum ancak kurguda en az birinin kadına cidden inanıp yanında olması daha gerçekçi olurdu, bir insanın herkesi manipüle edecek kadar gerçek anlamda kusursuz olabileceğini düşünmüyorum (evet Gökçe vardı ama o da kolay manipüle edildi, bence edilmemeliydi veya son dakika bir kazayla susturulabilirdi, uyanınca konuşurdu falan), ayrıca Yaşar Amca karakterinin kadının nasıl giyindiğine dikkat etmesi ve giysilerini ezbere bilmesi de düşündürdü, bence yaşlı bir komşu karakteri 30larında bir kadın komşusunu giysilerine kadar tanımaz sapık değilse, ek olarak Emir karakteri bir noktada NPC gibi işlemeye başladı, sürekli evlerine geliyor, birkaç aydır tanıdığı kadın ve onun ev arkadaşıyla aile dostu gibi ilgileniyor, işi gücü var ama yok gibi ve motivasyonu belirsizdi, yine de fazla düşünmeden okuyunca keyifliydi, sonu ise şaşırtıcıydı ve sonu eleştirdiğim şeyleri biraz okurun yorumuna açıyor aslında, beğendim.
Psikolojik-Gerilim
Kusursuz YabancıSezin Karameşe · Ephesus Yayınları · 202695 okunma