"Keşke gidip okusaydınız. Yalnızca öğrenim görmüş, aydın, kutsal kişiler topluma gereklidirler. Böyleleri ne kadar çoğalırsa, yeryüzü Tanrı'nın cennetine o kadar çok benzeyecektir. O zaman kentiniz yavaş yavaş değişecek, ters yüz olacak, her şey sihirli bir değnek dokunmuşçasına, tanınmaz bir şekle bürünecektir. Çok büyük yapılar, cennet gibi bahçeler, görülmemiş fıskiyeler, tertemiz yürekli insanlar dolduracaktır buraları... Ama yine de önemli olan bu değil. Bu toplumun değişmesi, herkes inanacağı, niçin yaşadığını bileceği, kimse kendinden önce başkasına güvenmeyeceği için en büyük kazanç, şimdi her yanı dolduran bu kötülüklerin ortadan kalkması olacaktır. Sevgili, temiz çocuk, gidin buralardan! Bu durgun, sıkıcı, günahkâr yaşantıdan kaçın; ondan bıktığınızı gösterin herkese. Öz benliğinizi bulun!"
Yarını düşlüyoruz ve yarın gelmiyor
Gerçekten istemediğimiz zaferler düşlüyoruz.
Yeni gün çoktan geldiği halde
Yeni bir gün düşlüyoruz.
Yapılması gereken savaşlardan kaçıyoruz.
Çağrıyı duyuyoruz, ama hiç önemsemiyoruz
Gelecek henüz bir planken, o gelecek için ümitleniyoruz.
Her gün kaçtığımız bilgeliği düşlüyoruz
Kurtuluş elimizdeyken, kurtarıcı için dua ediyoruz.
Ve hala uyuyoruz.
Ve hala uyuyoruz.
Ve hala dua ediyoruz
Ve hala korkuyoruz...