yasemin

Ay ve Şenlik Ateşleri kitap incelemesi
Puan vermedi·171 syf.··
Beğendi
·
2025 20. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 06 Eylül 2025 21:03
Ülkemizde adı çok duyulmasa da Tezer Özlü’nün “Ama susuzluğumu gideren, istediğimi bütünleyen, Cesare Pavese’nin kitapları oldu.” dediği yazardır Ay ve Şenlik Ateşleri’nin yazarı. Romanın başkahramanı Anguilla, Belbo köyünden Amerika’ya gidip yıllar sonra II. Dünya Savaşı sonrası köyüne döner. Onun dönüşü, sadece bir yolculuk değil; ait olma özleminin bedensel ve zihinsel sahfalarıdır da aynı zamanda. Anne babasını hiç tanımayan, köklerini bilmeyen Anguilla için Belbo, bir yandan köksüzlüğün kanıtı, bir yandan da onu var eden topraklardır. Döndüğünde ise İtalyan faşizminin külleri üzerinde yaşayan insanları, geçmişi ve hatıralarıyla yüzleşir. Sanki yanmış bir ateşin küllerine usul usul bakar gibi. Kitaptaki şu cümle beni en çok düşündürenlerden biri oldu: “Çok yer görmek hiçbir yere bağlı olmamak demekti.” İnsan, gittiği yerlere bir parça bırakıyor ya da oradan bir parça taşıyor. Bizim dilimizden özlem diye dökülen bu gerçek Anguilla’nın doğduğu yere yabancılaştığını okuduğumuzda şöyle bir şey düşündürüyor okuyana: Ama ya o özlem koca bir yanılsamaysa?
Edebiyat
Ay ve Şenlik AteşleriCesare Pavese · Can Sanat Yayınları · 2016835 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
9/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2021 18. kitabı
Kitabın arka kapağındaki yazı içini yansıtacak kadar etkileyici olmadığı için konusunu kısaca anlatmak istiyorum. 2070'de ölümsüzlük ilaçları bulunmuş, bu ilaçlar dış görünüşünü koruyamasa bile organların yaşlanmasına engel oluyormuş. Tabii başta her şey güllük gülistanlıkken bir zaman sonra nüfus artışı insanların dünyaya sığamayacağı bir hâle gelmiş, durum böyle olunca da önce tek çocuk yapmaya izin verilmiş, sonra bildirgeyi imzalayıp ölümsüzlük ilacı içenlerin çocuk yapması tamamen yasaklanmış. Bu kitap, bildirgeyi imzaladığı hâlde çocuk yapan insanların, 'artık çocuklarının' yakalanıp büyük depo adı verilen yerde yetiştirilmeleriyle  alakalı. Baş karakterimiz (Artık) Anna Covey o çocuklardan birisi. Gördüğü fiziksel ve psikolojik şiddet yüzünden onu seven ailesinden nefret eden, içinde bulunduğu sistemin en iyisi olmaya çalışan ama dünyadan haberi olmayan (kar görmeleri bile yasak çünkü hak etmedikleri savunuluyor) bir kız. Kitabı okurken fazlasıyla rahatsız oldum, ayrıca gelecekte böyle bir şey yaşanma ihtimalini düşünüp durdum. Oluşturulan kara ütopyanın bu kadar gerçekçi ve çarpıcı bir şekilde ele alınması, özellikle son sayfalarda aşıladığı 'şimdi ne olacak?' stresi kitabı bir çırpıda bitirmeme sebep oldu. Kendi türü içinde başarılı, daha farklı bir kurgu. Umarım yakın zamanda keşfedilir.
BildirgeGemma Malley · DeliDolu · 2010251 okunma
10/10
·360 syf.··
Beğendi
·
2021 17. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 20 Şubat 2021 04:35
(Spoi içerir.) Harper Lee Bülbülü Öldürmek kitabında günümüzde bile devam eden ırkçılık problemini hiçbir fazlası veya eksisi olmadan ele almış. Kitapta Atticus isminde avukat bir baba, bu babanın
Bülbülü ÖldürmekHarper Lee · Epsilon Yayınevi · 202088,5bin okunma
8/10
·328 syf.··
Beğendi
·
2020 27. kitabı
Bir mektupta Wilde, karakterlerin kendisini yansıttığını belirtmiştir. "Basil Hallward kendi hakkımda düşündüklerim: Lord Henry dünyanın hakkımda düşündükleri: Dorian -belki başka yaşlarda- olmak istediğim." Kitabın başladığımda her gün bir iki bölümünü okuyup sindirerek bitirmek istesem bile bir süre sonra elimden bırakamadım, bir kısımdan sonra tek oturuşta bitirdim. Bu kitap şu zamana kadar beni açık ara en çok şaşırtan olay örgüsüne sahipti. Arka kapağını bile okumadan başladığım için sayfaları çevirdikçe şaşırmaktan, kısım kısım dehşete düşmekten kendimi alamadım. Oscar Wilde karakterlerini süslememiş, onları belli kalıplara sokup okumamız için önümüze koymamış, tam aksine öyle düz, öyle berraklar ki, bir kısımda beni rahatsız ettiğini bile söyleyebilirim. Kitapta rahatsız olduğum diğer noktaysa Dorian. 200 sayfa boyunca ya karakter, ya da karakterin portresi övülmüş, güzelliği anlatılmış da anlatılmış. Yani tamam, kitabın adından belli ama ben bir yerden sonra aynı şeyleri okuduğumu düşünmekten kendimi alamadım. Bunlara rağmen Drian Gray, iyi veya kötü hiç fark etmeden ön yargılarımızı yüzümüze vuran, gerçekleri ve olabilecekleri düpedüz anlatarak çağını aşmış güzel bir başyapıt.
Dorian Gray’in PortresiOscar Wilde · Koridor Yayıncılık · 201898,9bin okunma
8/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2020 6. kitabı
İnsan Neyle Yaşar? İnsan açgözlülükle, kinle yaşar. Çoğu zaman elindekilerin değerini bilmez, dibinde duran mutluluğu görmez, görmezden gelir. Peki insan neyle yaşamalıdır? Tolstoy yazdığı hikâyelerle asıl sorunun cevabını önce aklımıza kazıyor, sonra yüreğimize işliyor. Unuttuklarımızı, gözümüzün önünde olup da görmeyi reddettiğimiz basit detayları bize hatırlatıyor. Hikâyeleri çok beğendim, her birinden ayrı ayrı ders çıkardım kendime. İmkanınız varsa alıp okumanızı öneririm, seveceğinize eminim. "Kalbine bir sor, böyle yaşanır mı hiç?"
İnsan Neyle Yaşar?Lev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024233,9bin okunma