Kitabı Farika

Kitabı Farika
@yasingivanc
İstanbul üniversitesi
İstanbul
102 okur puanı
Ocak 2022 tarihinde katıldı

Kitabı Farika

, bir kitap okudu
9/10
·64 syf.·
17 günde okudu
·
Okunma: 01 Nisan 2026 12:25
·
2026 6. kitabı
Sezai Karakoç
9.1/10 · 688 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Evet, haklısınız. Yaşadığımız dünyada sözlerin teminatı yok, çünkü sözlerin bizi insan ettiği veya insanlıktan çıkardığı konusunda bilgilerimizi kaybettik ve kaybetmekteyiz. Kaldı ki insan kalmak, insan vasıflarına hassasiyet göstermek anlamlı şeyler midir günümüzde?
Alıntı
Cağımızın sorunu
Şu da var ki Müslümanlar arasında geçerli söz, elbet nassların değişmez üstünlüğünü, Sünnet’in yol gösterici önemini vurgulamaktır. Bunlar, söz edene itibar kazandırır. Heyecanları körükler ama yalnızca heyecanları körükler. Zaten insanlar, genel doğruların gölgesine sığınıp olmadık yanlışları işleyip durmuyorlar mı?
Alıntı
Her insanın ömrü boyunca ezberinde tutacağı bir yağmur olmalı. Ansızın ve keskin bir gök gürültüsünden sonra şehre düşen bir yağmuru ezberinde tutmalı insan. Damla damla ezberlemeli kendi yağmurunu. Elifbayı ezberler gibi, bir kısa sureyi ezberler gibi, bir şiiri ezberler gibi ezberlemeli yağmuru. Hiç değilse bir şarkı nakaratı kadar akılda kalmalı yağmur. Annenin yüzü kadar, sevgilinin parmakları kadar aklında tutmalı bir yağmuru. Gece olduğunda, uykuyu bulabilmek için aramadık yer bırakmayıp artık vazgeçtiğinde insan, o yağmuru mırıldanmalı kendi kendine. İnsan bir yağmuru ezberinde tutmalı.
Alıntı
Mağaramız olsun
Moskova yakınlarındaki Penza kasabasının Nikolskoye Köyü’nde, kendilerini "Gerçek Ortodokslar" olarak tanıtan tarikat üyeleri, önümüzdeki mayıs ayına kadar kıyamet kopacağı beklentisiyle çocuklarını da yanlarına alarak bir mağaraya kapanmışlar. Kıyamet endişesiyle bir yer altı mağarasına sığınmak fikri fena gözükmüyor. Bir köşede kendi kıyametini beklemenin bitimsiz sükûneti; insanın doğmakla, dünyaya gelmekle yitirdiği kadim bir huzuru yeniden bulması kadar çekici. Ben de bir mağarada kendime bir yer bulayım diyorum. Kendi kıyametimi, hayattan kopuşun damarlarımda sızlattığı acıyı bekleyeyim. Etrafımızda binbir çeşit korkutucu maskeyle dans eden bu histeriden bir parça da olsa uzaklaşayım. Savaşı bir şehvet gibi dudağında taşıyan, bir kadının gözlerine bakarmış gibi silah dökümlerini inceleyen adamlardan kaçayım. Çocuğunu internette satmak isteyen anneyi görmemek için yüzümü mağaranın duvarına döneyim mesela. Platon’dan bu yana kimsenin girmediği mağaraya sığınayım iyisi mi. Bizim de bir mağaramız olsun sığınabileceğimiz. Kemalettin Tuğcu’yu döne döne okumuş adamların sığınakları bir mağaraları olsun bu dünyada. Ağlayan çocuk posterini gördüğünde yutkunanların, hayatında tek bir kere olsun anılarına yüz vermemiş olanların, bir atölyede ortacılık yaparken ustasından ille de bir tokat yiyerek hayata başlayanların bir mağarası olsun. Gözlerine bakılır bakılmaz ne hissettiği anlaşılanlar için bir mağara gerekiyor. Yalan söylerken yüzünün kızarmasını engelleyemeyenlerin mesela... Kağıt oyunlarını beceremeyenler, blöf yapamayanlar, kameraya bakamayanlar, gelen hesabı ortak ödeyebilme becerisi geliştiremeyenler için bir mağaraya sığınmak şart. Bizim de bir mağaramız olsa keşke. İçinde kıyametimizi beklesek. Kapkalın fondöten süren ve özenle uzattıkları tırnakları kırılınca
Alıntı