Kitabı Farika

Kitabı Farika
@yasingivanc
İstanbul üniversitesi
İstanbul
102 okur puanı
Ocak 2022 tarihinde katıldı
Evcilleştirilebilen hayvanların hepsi birbirine benzer, her evcilleştirilemeyen hayvanın evcilleştirilememe nedeni farklıdır. Buna benzer bir cümleyi daha önce okuduğunuzu hissediyorsanız, haklısınız. Cümlede birkaç küçük değişiklik yaparsanız, Tolstoy’un büyük romanı Anna Karenina’nın o ünlü ilk cümlesini bulursunuz karşınızda: “Mutlu ailelerin hepsi birbirine benzer; mutsuz ailelerin mutsuzluğuysa kendine özgüdür.” Bu cümleyle Tolstoy şunu demek istiyor: Bir evliliğin mutlu bir evlilik olabilmesi için çeşitli bakımlardan iyi yürümesi gerekir; cinsel arzu uyandırma, para konularında anlaşabilme, çocuk terbiyesi, din, hısım akraba ilişkileri bakımından ve daha başka önemli yönlerden... Bu temel konulardan birinde başarısızlık, evliliğin sonu olabilir; o evlilik mutluluk için gerekli bütün öteki katkı maddelerine sahip olsa bile. Bu ilke, evliliğin yanı sıra hayatla ilgili başka pek çok şeyi anlamayı da kapsayacak şekilde genişletilebilir. Başarısızlıklar için genellikle kolay, tek nedene dayalı açıklamalar bulmaya eğilimliyizdir. Oysa önemli konuların çoğunda başarı, aslında birbirinden ayrı olası başarısızlık nedenlerinin pek çoğunun ortaya çıkmasının önlenmesini gerektirir. Anna Karenina İlkesi, hayvanların evcilleştirilmesi konusunun bir yönüne açıklık getirir; insanlık tarihi açısından büyük sonuçlar doğurmuş olan bir yönüne — yani elverişli gibi görünen büyük memeli yaban türlerin, örneğin zebraların ve pekarilerin asla evcilleştirilememiş olması ve başarıyla evcilleştirilen memeli türlerin hemen hepsinin Avrasyalı olması olgusuna.
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Evcil bitkilerin ya da hayvanların eski kalıntılarını bir kez tanıdıktan ve bunların tarihlerini saptadıktan sonra, söz konusu bitkinin ya da hayvanın o bölge dolaylarında mı evcilleştirildiğine, yoksa başka yerde evcilleştirildikten sonra mı buralara yayıldığına nasıl karar verilir? Bunun bir yöntemi, tarım bitkisi ve hayvanlarının yaban atalarının coğrafi dağılımını gösteren bir haritayı incelemek ve evcilleştirmenin, yaban ataların bulunduğu bir yerde olmuş olması gerektiği yönünde mantık yürütmektir. Örneğin nohut, Akdeniz’den, Etiyopya’dan, doğuda Hindistan’a kadar geleneksel çiftçilerin her yerde yetiştirdikleri bir üründür. Hindistan bugün dünyadaki nohut üretiminin %80’ini yapmaktadır. Bu yüzden insanın yanılıp nohutun Hindistan’da evcilleştirilmiş olacağını sanması işten bile değildir. Oysa nohutun yaban atası yalnızca Türkiye’nin güneydoğusunda bulunur. Nohutun gerçekten de orada evcilleştirildiği yorumunu destekleyen bir olgu daha vardır: Evcilleştirilmiş olabilecek nohutun Cilalı Taş Çağı’ndan kalma arkeolojik yörelerde bulunan ve MÖ yaklaşık 8000 yılına ait en eski kalıntılarına, Güneydoğu Türkiye ile onun hemen yakınındaki Kuzey Suriye’de rastlanmıştır. Hindistan’ın güney ucunda nohut olduğunu gösteren arkeolojik kanıtlara ise söz konusu tarihten 5000 yıl sonrasına kadar rastlanmaz.
Alıntı
Fetih savaşlarında aynı derecede önemli olan bir başka şey de, evcil hayvanlara sahip insan topluluklarında ortaya çıkan hastalık mikroplarıydı. Çiçek, kızamık, grip gibi bulaşıcı hastalıklara yol açan ve yalnızca insanlarda görülen mikroplar, hayvanlara hastalık bulaştıran benzer mikropların mutasyon geçirmesi sonucu ortaya çıkmıştı. İnsanlar, yeni yeni evrimleşen bu mikropların ilk kurbanlarıydı. Ancak hayvanları evcilleştiren bu insanlar, zamanla yeni hastalıklara karşı önemli ölçüde bağışıklık kazandılar. Daha önce bu mikropları hiç almamış insanlarla, böyle kısmen bağışıklık kazanmış insanlar karşılaştıklarında başlayan salgın hastalıklar, bu mikropları daha önce hiç almamış insanların %99’a varan oranlarda ölümüyle sonuçlanıyordu. Böylece evcil hayvanlardan alınan mikroplar, Amerikan yerlilerini, Avustralyalıları, Güney Afrikalıları ve Büyük Okyanus adalarının halklarını Avrupalıların egemenlikleri altına almalarında belirleyici rol oynamıştır.
Alıntı

Kitabı Farika

, bir kitap okudu
10/10
·286 syf.·
16 günde okudu
·
2025 32. kitabı
Yavuz Bahadıroğlu
8.8/10 · 244 okunma
Öte yandan, en yakın nedenlere dayanan açıklamalar çok açıktır: Bazı halklar silahları, mikropları, çeliği ve kendilerine siyasal ve ekonomik güç kazandıran öteki şeyleri, başka halklara göre daha erken geliştirdiler; bazı halklar ise bu güç kaynaklarına asla sahip olamadı. Ama en geride yatan nedenlere dayalı bir açıklama —örneğin neden Avrasya’nın bazı bölgelerinde bronz aletler erken ortaya çıktı da Yeni Dünya’da daha geç çıktı ve ancak bölgesel olarak görüldü, Avustralya yerlilerinde hiç görülmedi— bilinmiyor. Bugün bu tür temel açıklamaların eksikliği büyük bir düşünsel boşluk yaratıyor; çünkü tarihin genel seyri böylece çizilmemiş olarak kalıyor. Bundan daha da önemlisi, ahlaksal boşluğun doldurulmamış olarak kalmasıdır. Açıkça ırkçı olan ya da olmayan herkes, farklı ulusların tarihte farklı geliştiğini biliyor. Bugünkü Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa’nın biçimlediği bir toplumdur ve bu toplum, Amerikan yerlilerinin elinden alınmış topraklarda yaşıyor. Afrika’dan, Sahra’nın güneyinden Amerika’ya köle olarak getirilmiş milyonlarca siyah Afrikalının torunlarını içinde barındırıyor. Bugünkü Avrupa ise milyonlarca Amerikan yerlisini köle olarak alıp getirmiş, Sahra’nın güneyindeki siyah Afrikalıların biçimlendirdiği bir toplum değildir. Bu sonuçlar alabildiğine orantısızdır: Amerika’nın, Avustralya’nın, Afrika’nın %51’ini Avrupalılar fethederken, Avrupa’nın %49’unu da Amerikan yerlileri, Avustralya yerlileri ya da Afrikalılar fethetmiş değildir. Bugünkü dünya, son derece orantısız sonuçlarla biçimlenmiş durumdadır. Bu yüzden de bu sonuçların değişmeyecek açıklamaları olmalı; kimin rastlantı sonucu hangi savaşı kazandığına, ya da bir rastlantı sonucu birkaç bin yıl önce hangi icadı yaptığına dair ayrıntılardan daha temel nedenlere dayalı açıklamaları
Alıntı