Yasir Dağcı

"Gılgamış, yorgun argın buraya vardın. Ne vereyim sana ülkene dönebilesin diye? Sana açıklayacağım şey gizlidir... Bir bitkidir... dikenleri tıpkı gül gibi eline batacaktır. Ellerin tutarsa bu bitkiden, genç bir adam olacaksın yeniden."
Reklam
"Doğuyorlar, sokaklarda büyüyorlar, on iki yaşında çalışmaya başlıyorlar, güzelleşip cinsel isteklerinin uyandığı kısa bir gelişme çağının ardından yirmisinde evleniyorlar, otuzunda orta yaşlı insanlar olup çıkıyorlar, altmışına geldiklerinde de ölüp gidiyorlardı. Ağır koşullarda çalışmaktan, boğaz kavgasından, komşularla didişmekten, sinema, futbol, bira ve en önemlisi kumar yüzünden kafalarını çalıştırmaya fırsat bulamıyorlardı."
"Kitle psikolojisi içinde bulunan birey, bir telkinin etkisi altındayken, karşı konulmaz bir tez canlılıkla belirli birtakım eylemleri yerine getirme işini üstlenecektir; bu tez canlılık, kitlelerde, hipnotize edilmiş tek bir bireyin durumunda olduğundan çok daha karşı konulmaz bir boyuttadır çünkü kitlede bütün bireyleri egemenliği altında tutan telkin, bireyler arasındaki etkileşim sonucu daha da büyük bir güç kazanır" diyor Freud. Yani kitle psikolojisi içinde bulunan kişilerin, hipnoz olmaktan bile daha büyük bir otoriterliğe boyun eğdiklerini söylüyor. Bugün siyasi kitlelerden cemaat ve fikir akımlarına kadar bir çok kitle mevcut ki onlar belki de "kontrol edildiklerini" bilmedikleri bir hipnoz içindeler.
"Zihnin bilinçli yaşamı, bilinçsiz olanla mukayese edildiğinde çok küçük bir önem arz eder. En titiz, en kılı kırk yaran analizci ve en dikkatli gözlemci bile ancak zihnin davranışını belirleyen çok az sayıda bilinçli nedenin varlığını keşfedebilmişlerdir. Eylemlerimizin açıklamakta sakınca görmediğimiz nedenlerinin arkasında hiç kuşkusuz varlığını itiraf etmek istemeyeceğimiz birtakım gizli nedenler yatar fakat bu gizli nedenlerin de arkasında onlardan daha da gizli olan, bizim varlığından haberdar bile olmadığımız başka nedenler yer alır. Günlük eylemlerimizin daha büyük olan kısmı, bizim gözlemimizden kaçmış olan gizli nedenlerin ürünüdür."
Freud insanın komşusuyla ilişkisini şu şekilde tanımlıyor; "saldırganlık güdüsünü komşusunun üzerinde tatmin etmesi, karşılığını ödemeksizin onun iş gücünden yararlanması yani onu sömürmesi, rızası olmaksızın onu cinsel yönden kullanması, mallarını ele geçirmesi, onu aşağılaması, ona acı çektirmesi, işkence etmesi ve onu öldürmesi yönünde cezbeden kişidir". İnsan insanın gerçekten kurdu mudur? Belki de "komşu" insanın içindeki kötülüğün çevresinde yakınındakine karşı içgüdüsünü serbest bıraktığında ortaya çıkardığının ispatıdır. "Komşu" kişinin onu sevmek zorunda olmadığı ama iletişimde olduğu biri üzerine, insanın en karanlık taraflarının ve saldırganlık eğiliminin apaçık dışavurumu gibi gözüküyor.