“Görünmez olan bana bir işaret gönderdi ve yüreğim ne istediğini anladı. Ben ağabeyimi öldürdüm ve gördüm ki birini öldürmek aslında kardeşini öldürmek demektir. Ben savaşta ordularımızı yönetemem, çünkü kılıç güç demektir, güç de adaletin düşmanıdır. Öldürmek günahtır ve kim bu günaha ortak olursa o da katildir aslında. Fakat ben insanlara korku salmak istemiyorum, bana gönderilen işareti inkar edip, öldürmek günahına ortak olmaktansa, bir dilencinin ekmeğine ortak olurum daha iyi. Sonsuz dönüşümün içinde kısadır insan hayatı, izin ver, bundan böyle adil biri olarak yaşayayım.”
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
…Ne yaptın da aşık ettin beni kendine?”
“Bilmem diye güldü genç, “sadece sevdim seni. O kadar çok sevdim ki bırak senin gibi capcanlı bir kadının kalbini, taşı bile eritmeye yeterdi aşkım.”
“Sanırım ona olan ilgim bir buldoğa ilgi duymam gibi. Aslında çok iyi tarafları var, ama hiç sevmediğim yanları da var. Görüyorsunuz anneciğim, çok düşünüyorum. Kaba konuşuyor, içki ve sigara içiyor, kavga ediyor (bana kendi anlattı, üstelik hoşuna gidiyormuş, öyle söylüyor). Benim…” sesi iyice alçaldı, “kocamda olmaması gereken her şey onda var. Sonra çok güçlü. Benim prensimse ince, uzun, esmer olmalı; nazik, ağırbaşlı, cazibesiyle büyüleyen biri olmalı. Hayır Martin Eden’a aşık olmam gibi bir tehlike kesinlikle söz konusu değil. Başıma gelebilecek en büyük bahtsızlık olurdu bu.”