Gençliği hep sevdim.
Atina Dağı'nın doruklarından
ağırdır yaşlılık,
başımın üzerine çökerek
gözlerimin ışıltısını söndürüyor.
Asya krallığının
bütün mülkü yerine,
altın dolu saraylar yerine
zenginlikte de yoksullukta da
her zaman güzel olan gençliği yeğlerim.
Hazin ve can alıcı
yaşlılıktan nefret ederim,
dalgaların derinliklerine batsın.
İnsanların evleriyle
kentlerine hiç uğramasın,
kanat çırparak sonsuza denk
gökyüzünde süzülsün dursun.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yüzyıllar boyu kahır ve üzüntüden doyum sağlamayı bir yaşam biçimi olarak benimseyip bunu türkülerine, şarkılarına ve edebiyatına yansıtmış olan bir toplumun bireyleri, çağdaş dünyanın farklı beklentilerinin kendilerini uyanmaya ve etkin olmaya zorlamasını kızgınlıkla karşılayabilirler. Sürekli kızgınlıkla yaşamak da bir tür uyuşturucudur. İnsanı hiçbir yere götürmez.
Aynı söze geçenlerde Tacitus’ta rastladım: İyilikler insana, karşılığını verebileceğini sandığı sürece hoş gelir. Bu ölçüyü aştılar mı onları minnetle değil kinle karşılarız. Seneca aynı şeyi daha kuvvetle söylüyor: İnsan karşılık veremediğinden utandı mı karşılık verecek kimsesi olmasını istemez.