Kitapta kadının coğrafyası, kültürü, eğitimi, statüsü ne olursa olsun aynı yaklaşım ve eğitimi aldığını aynı korkular içinde olduğunu. Kadının hep bir kurtarıcı aradığını buna aslında mecbur bırakıldığından dem vuruluyor..bir kaç alıntı vermek bunu daha net ortaya koyacak..
“İlerleme fırsatı varken neden geri çekilme eğilimi gösteriyoruz? Çünkü kadınlar, korkuyu göğüsleyip aşmaya alışık değildir. Bizi korkutan şeylerden kaçınmaya , küçük yaşlardan itibaren , sadece kendimizi rahat ve emniyette hissetmemizi sağlayacak şeyler yapmaya özendirildik. Aslında özgürlük için değil, bunun tam tersi olan bağımlılık için eğitildik.” (Dowlıng, s. 9)
“Erkeklere bu öz- yeterliliği bahşeden doğa değildir; eğitimdir.” (Dowlıng, s. 10)
“Aslında, çağdaş dünyada yaşamak için gerekenler açısından, erkek gerçekten de bizden daha güçlü, daha zeki veya güçlü değil.
Ama daha tecrübeli.” (Dowlıng, s. 22)
“Erkeğe bağımlı olacak ve erkeksiz kendimizi çıplak ve korkmuş hissedecek şekilde yetiştirildik. Bize, kadınların tek başına ayakta duramayacağı, çok hassas, çok kırılgan, korunması gereken cins olduğu öğretildi.” (Dowlıng, s. 26)
Kitaptan yaptığım alıntılardan da anladığımız gibi genel olarak kitapta erkekteki gücün doğası gereği oluşmadığını eğitimle var olduğunu aynı şekilde kadınında çocuklarta verilen eğitimle bu bağımlılığı benimsediğini ve ne kadar kadınların özgürlük hakkından bahsedilse bahsedilsin her kadının içindeki özgürlük korkusunun ortadan kalkmasının zor olduğunu belirtiyor.
“Kız çocuklarına, kendini orataya koyucu ve bağımsız olmaları değil, gerçekten de geri de kalmaları ve bağımlı olmaları öğretilir. Şimdi sinyalin verilmiş olması ve bağımsız olmalarına izin verilmesi, kadınları içsel bir kargaşaya sürüklemiştir.” (Dowlıng, s. 43)
Ailelerin aşırı koruyucu olması kadının