Hepimizin karanlıkta, tek başına yol alan gemiler olduğumuzu biliyorum; ama her şeye rağmen, yakındaki gemilerin kılavuz ışıklarını görmek insana tarif edilmez bir huzur veriyor.
Buda'nın da gösterdiği gibi, hayatın amacının peşine doğrudan doğruya düşmek, insanı geliştirecek nitelikte bir uğraş değildir: En iyisi, kişinin kendisini yaşam ırmağının akışına bırakması ve bu sorunların uzaklara sürüklenmesine izin vermesidir.
Hep mutsuz olduğumuzdan işlerin yolunda gitmediğinden bahsediyoruz. Aslında insanların kendilerini iyi tanımadığından dolayı mutsuz olduklarını düşünüyorum. Öz farkındalığı düşük ve kendine objektif bakamayan çoğu insan kafasında tasarladığı en iyi, en muhteşem şeyin kendisini bulacağını ve buna layık olduğunu düşünür. Ama bunun için kılını kıpırdatmaz veya kendi becerilerini yeteneklerini görmezden gelir. Hayal dünyasında yaşamaktan bahsediyorum biraz da. Gerçeklere dönmek lazım diyorum. Kadınlardan yaz dizisi çok izleyen bir kısmının, milyoner iş adamı ile çarpışıp yakışıklı kocası ile mutlu olacağını düşünmesi veya erkeklerde de hayatlarındaki her kadında annelerinden esinti araması eğer yoksa onu başarısız veya iyi bir kadın olmadığını düşünmesi.Sonra da benim istediklerim neden karşıma çıkmıyor diye ağlamak? Realist olmak, sorgulamak, birey olmak, kendini tanımak, sınırlarını bilmek güven ve mutluluk sağlar. Hayallerinize sınır çizin demiyorum, sadece farkında hayaller kurun diyorum. :)