Küçüklüğümden beri insanlar sürekli şanslı olduğumu söylüyor ama bana sorarsanız cehennemde gibi hissediyorum, bana şanslı olduğumu söyleyenlerse benimkiyle kıyaslanamayacak ve ölçülemeyecek kadar mutlu görünüyorlar.
eski dinleyiciler bilir ki deniz kızının fonuyla bunun girişi aynı yada ben belki de 2 yılı devirdim o şarkıyı tekrar dinlemeyeli unutmuşumdur. aynı değillerdir ama çok benzer oldukları konusunda eminim ve bence şarkının sesinin asıl insanın ruhuna dokunduğu ve "Allah'ım al canımı" dedirttiği yer 2. dakikadan sonra başlıyor. girişte arkadan hep bir Vice'nin sesi gelecekmiş gibi. şuan 3. dakikadayım ağlamamak için zor duruyorum. insanın ruhunu sancıtıyor. ruhumda nedenini bilmediğim(bildiğim ancak kabullenmek istemediğim) şeyler bir bir aklıma düşüyor. gerçekten bazen nefes alamadığımı düşünüyorum. sık sık içimi nefret dolduruyor son bir kaç gündür. kendim dahil bütün varlıklardan nefret ediyorum. en ufacık bir sese en ufacık bir temasa tahi tahammülsüz, huysuz bir kıza dönüşüyorum. böyle biri olduğum için de ekstra nefret ediyorum kendimden. böyle olsun istemedim, hiç bir zaman istemeyeceğim ama biliyorum ki ömür boyu bu hisle savaşacağım. yazmaya bile mecalim yok. Tanrıya sığınmak istiyorum. namaza duracağım. buraya kadar okuyan birileri olursa eğer iyi geceler diliyorum. huzurla dolsun geceniz.
beğendim, beğenmemek ne haddime. bundan önce çok fazla kitap okudum ama bu kitap içimde bir yerlere dokundu sanırım, bilemiyorum. ilk defa bir kitaptan bu kadar etkilendim. Martin'in son cümleleriydi belki de asıl etkileyen. kesinlikle tekrardan okuyacağım bir kitap olacak. bundan eminim. ben bu kitaba başlayalı aylar oluyor bir yaz günü başladım ya temmuz ya ağustos'tu başladığım gün sayfalarca okudum bir kaç gün okumaya devam ettim ve sonra hayatın akışından unuttum ama şimdi, 3 gün önce tekrar gördüğümde ve elime alıp devam ettiğimde bırakamadım yarısından fazlasını tek oturuşta okudum sanırım. diyebilirsiniz ki neyine bu kadar tutulmuş olabilirsin? yada ne anladın da bu kadar övdün derseniz eğer bir şey diyemem çünkü bilmiyorum. bildiğim şey içime oturduğu ve sınıf kinimi arttırdığı
yani bu yazıyı da içim içime sığmadığından yazıyorum. nasıl bir inceleme yazılmalı bilemiyorum ilk defa bu özelliği de kullanacağım yani demem o ki arkadaşlar Martin Eden beni aldı götürdü. bugün uyumadan önce çokça düşüneceğim şeyi buldum. belki bir anlam bulursam tekrar sizinle paylaşırım. Esenlikler