Ann Chamberlin

Ann Chamberlin

Yazar
8.1/10
255 Kişi
·
1.642
Okunma
·
20
Beğeni
·
2.115
Gösterim
Adı:
Ann Chamberlin
Unvan:
Amerikalı Yazar
Doğum:
28 Mart 1954
Chamberlin çocukken öykü yazmaya başladı.
İslam kültürüne olan ilgisi, eski bir Osmanlı yerleşiminde çalışmasına yardımcı olduğu İsrail'de bir arkeoloji üzerine çalışırken başladı.
Gezinin ilerleyen günlerinde, "gizli özelliklerine rağmen, bir Müslüman kadından beklenenden çok daha fazla bir güç ve emir verdiği" bir İslam ailesinin ana babası ile bir araya geldi.
Gezi, Orta Doğu kültürü üzerine odaklanarak Utah Üniversitesi'nden antropoloji alanında BS derecesi elde etti.
Halid bin Velid
Ebu Süleyman olarak da adlandırılır. Hazreti Muhammed'in en ünlü komutanı, Irak ve Suriye'yi fethetmiştir. Kureyş Kabilesindendir. Hiçbir savaşı kaybetmemiştir. Kendisine Peygamber tarafından Allah'ın Kılıcı unvanı verilmiştir.
Sen kendini ölüme, bense hayata adamış biriyim. Hayat daima yeni başlangıç yaratabilir, ölümse sondur.
Eser de geçen konular bir bütün olarak ele alınırsa; Halid bin Velid'in doğumundan başlıyor ve Peygamber Efendimizden önceki cahiliye devrine kadar bir çok konuyu kapsıyor. Konular ise o döneme ait bir geleneğe veya hadiseye dayandırılıyor...

Hadım olan Abdullah'a, Halid bin Velid hayatını anlatarak yazmasını istiyor. Abdullah ise belli noktaları yazmak istemiyor, nedeni ise Allah'ın Kılıcı unvanını alan bir komutanın başından geçen olaylar. Abdullah'ın gözünde ve gönlünde Halid bin Velid kusursuz ve öyle de kalmasını istiyor...

Abdullah, Sitt Samiha'yı inzivaya çekildiği evin hareminde bulup ona Halid bin Velid'in yazdırdıklarını okumaya başladığında, Rayiha'da bu ünlü komutanın hayatını büyük bir merak içinde dinlemeye ve kendi kimliğini de bu sayede keşfetmeye başlıyor. Çünkü kahin ve tanrıça gözü olarak kabul edilen mavi gözler bu haremde iki kişide var; bunlardan birinin kendisi olduğunu cinlere ve kehanet ile beraber şifacılık gücüne sahip olduğunu ne kadar ret etse de yaşadığı olaylarla kabul etmesi biraz daha kolaylaşıyor...

O dönemde kadının ne kadar değersiz olduğunun çölde sadece erkeklerin var olması geleneğinin sürdürülmesinin önemine yer verilmiş.

Özellikle Sitt Samiha adlı kahinin öngörülerine ve onun lanetinin, bedduasının gerçekleştiğine değiniliyor. Paganlığın, Hristiyanlığın birbirini kabul etmediği dönemlerde, çöl hayatının ve savaşlarının ne kadar zor olduğuna vurgu yapılıyor...

Yazar özellikle Halid bin Velid ile Sitt Samiha'nın ilişkisini kendisinin kurguladığını kitabın "Yazarın Notu" bölümünde belirtiyor...

İlginç bir eser. Yazarın daha önce yayınlanmış olan Safiye Sultan serisini okumuştum ve bu seriyi okumama da o kitaplar sebep oldu. Verilen bilgilerin ne kadar gerçeği yansıttığını bilemiyorum. Yazar özellikle ana karakterlerin gerçek hayatlarını yazarken hayali karakterleri kendisinin yarattığını ve kitabını ona göre kurguladığını belirtiyor...
Serinin ikinci kitabı olan bu eser de Halid bin Velid'in hayatı kaldığı yerden devam ediyor...

Kahine Sitt Samiha ve kızı Rayiha, Halid bin Velid'in hayatını Müslüman olmadan önce çölde yaşadığı gençlik yıllarını, akrabası olan ve İslam'a girmeden önce Halife Ömer hakkında yazılanları, evliliklerini ve arkadaşları ile olan ilişkilerini hadımın yazdığı parşömenlerden dinlemeye devam ediyorlar...

Hadım her okuduğunda Sitt Samiha'da kendi hayatından kesitler anlatıyordu. Kızı Rayiha ise onu hem merakla hem de korkuyla dinlemeye çalışıyordu. Sitt Samiha ona sürekli kanından gelen gücü hatırlatıyordu. Rayiha Müslüman olduğu için onun söylediklerini ciddiye almamaya çalışsa da etkilenmekten kendini alamıyordu. Sitt Samiha, sırlarla dolu bir kadındı. Kahin olmasının yanında kızını korumak için yıllarca kendini toplumdan soyutlamıştı. O soyundan gelen mavi gözlerin kendisine güç verdiğini biliyordu. Cinler ve büyü onun kanından geliyor ve tehlikenin boyutlarının her geçen gün büyüdüğünü öngörebiliyordu. Sırları artık güvende değildi. Rayiha'ya her baktığında onunda kendisi gibi tehlikeli mavi gözlere sahip olduğu gerçeğini görüyor ve onun adına endişeleniyordu...

Taifliler, Kureyşliler ve bir çok kabilenin yaşadığı coğrafyada üç yüz altmış tanrı olduğuna inan bu insanlar, Peygamberin getirdiği yeni din ile alay etmekten çekinmiyorlardı. Onu öldürmek istiyorlardı. Halid bin Velid'de onların arasındaydı. Uhud Savaşı sonunda bir karar aldı ve bu kararı uygulamak için Peygamberin yanına gideceğini kimseye söylemeden yola çıktı...

Yazar kitabın not kısmında gerçek kişileri ve kendi kurguladığı kişileri ayırmış. Eseri çok uzun araştırmalar sonucu kaleme aldığını, Halid bin Velid'in yaşamını anlatırken, Sitt Samiha ve onun hakkında yazdıklarının kurgu olduğunu belirtmiş. Çöl hayatının alışkanlıklarını, geleneklerini tarafsız bir şekilde kaleme almış...
Ünlü komutan Halid bin Velid'in, hadımına yazdırdığı hayatı; kurgu gereği torunu Rayiha'ya kaldığı neft yağı satıcılarının evin de okunmaya devam ediyordu. Sitt Samiha'nın sırları açığa çıkmıştı. Rayiha artık köklerinin nereden geldiğini öğrenmiş, kendi peygambere tabi olsa da annesinin bir pagan; hatta cinlere karışmış, bir büyücü olduğunu öğrenmişti. Halid bin Velid'in savaşlarını yazdırdığı parşömenlerde kılıcını oğullarına değil kızına bırakmak istediğini belirtmişti. Herkesin özellikle oğlu Abdurrahman peşinde olduğu bu kılıç hadıma emanet edilerek asıl sahibine ulaşması vasiyet edilmişti....

Çöl savaşlarının, Arap yarımadasında ki Cahiliye döneminin, cinlerin, büyülerin yaşanan her şeyin doğaüstü güçlere bağlanmasının hikayesi...

Yazar, üç kitabın sonuncusu olan bu kitabında da, ünlü komutan "Allah'ın Kılıcı" Halid bin Velid'in hayatını tamamen kurgu üzerine yazmış. Halife Ömer ile arasında ki diyaloglar açıkçası beni tatmin etmedi. Hazreti Ömer bu kitapta çok sert, sadece kendi bildiğini işleyen özellikle kadınlara değer vermeyen biri olarak kaleme alınmış. Halid bin Velid'in sağ kolunun gücünün cinlere verdiği bir yeminden ileri geldiğini, süt annesi ve kardeşlerine karşı savaşı detaylı olarak ele alınmış. Çevrisinin den dolayı Solmaz Kamuran'ı tebrik ediyorum. Bir tarihi romandan ziyade masal olarak okumanızı tavsiye ederim...
Kitabın yaklaşık yarısı sonradan Safiye Sultan olarak anılan Sofia'nın hareme gelene dek yaşadıklarını anlatıyor. Bu bölüm ona aşık olan Verenionun ağzından aktarılıyor, tıpkı kitabin son bölümünde olduğu gibi. İlk bölüm gerek hikayenin akışı, gerek anlatılanlardan dolayı cok sıkıcı.
Orta bolum ise Safiye Sultanın ağzından haremde yasam ve yaşadıkları anlatılıyor. Bu bolum hem akıcı hem ilgi uyandırıcı. Bu bölümlerde Osmanlının gücüne, yaşayışına ait ayrıntılar bulabiliyorsunuz. Az olsa da Kanuni, Hürrem Sultan, Nur Banu Sultan ile ilgili bölümler var.
Ama yine hikaye Verenionun anlatımı ve gereksiz bir kurgu ile son buluyor. Seri halinde yayınlanmış 3 kitaplık bir set olmamasına karşın diğer iki kitabi okumamaya karar verdim.
Entrikalarla dolu ve kadınlar arası çatışma yüklü. İnsanlar üzerinde pisikolojik baskı kurarak kadınların yönettiği sarayı ve padişahları anlatıyor. Ve gizemli ölümler. Eski aşk, şimdi ki hizmetkar derken sürükleyici bir kitap. Bana kalırsa Nurbanu Sultanla hiç bir zaman birbirlerini sevmedikleri gibi, Sultan Muratı'da hiç bir zaman sevmemiş. Ülke idaresinde bulunabilmek için, türlü entrikalar çevirerek gözde ve eş olmayı başarmış, Safiye Sultan. Üç ciltlik bu kitabın yazarı olan Ann Chamberlin bu kitabı yazarken, Osmanlıyı padişahlardan çok el altından kadınların yönnettiği olgusunu vermesi düşündürücür. Osmalı kimseden yardım almadan ve kendi ayakları üzerinde 600 yıl durabilen tek devlettir. Bu gibi romanları sadece tarihimizin dışardan bakan gözlerde ne gibi bir intiba bıraktığını anlamak, yada aslında Osmanlıyı nasıl görmek istediklerini anlamak, akıl almaz işlerden Osmanlının nasıl korunmuş olduğunu öğrenmek için okuyorum. Roman olarak sürükleyici bir kitap.
AYGÜL
Tarihsel carpitmalarla dolu bir kurgu sahip bir kitap. Bu da doğaldır, zira kitap tarihsel bir gerçekliği anlatmak için değil, oryantalist hikayeleri sevenleri tatmin etmek için yazılmış.
cariyelerin acınası durumlarını anlatan haremin neden acımasız olduğunu bir kez deha objectif olarak görebileceğiniz bir roman. bu tarz hikayelerin çoğu o dönemin haremağaları ve cariyelerinin anı defterlerine dayanarak yazılıyor...
Colin Falconer'in Bir Hürrem Masalı'ndan sonra acaba daha böyle güçlü entrikalarla dolu başka Sultanlar var mı diye araştırıp büyük bir beklentiyle okuyup kısa sürede hüsrana uğradığım bir kitap,maalesef ki!

Bunu üzülerek söylüyorum ve baktığımda incelemelerin hemen hemen hepsinin olumlu olması da beni şaşırtan bir başka konu.Belki de kitaba böyle yaklaşmamdaki bir sebep de Colin Falconer'in akıcı üslubunu Ann Chamberlin'den alamamam,çeviriyi yapan da suç desem,ki bana tarihi sevdiren yazar/çevirmen olan Solmaz Kâmuran'a asla böyle bir kötülük etmem.

Gelgelelim kitabı okumaya nasıl başladığıma,birinci kitabını okul kütüphanemizde bulamadığım için ikincisinden başladım(bazılarınız diyebilir ikincisinden başladığın için olabilir bu yorumların ama hayır.Hatta ikincisinden başlamam daha iyi oldu diyebilirim çünkü birincisinden başlasaydım ikinci kitaba bir şans vermezdim bile.).

İkinci kitap hadım edilmiş Abdullah'ın ağzından anlatılıyordu ve kitabı çoğu İsmihan Sultan üzerine durulmuş ve beklediğim Güçlü Safiye'yi pek bulamadım da.Hürrem'le karşılaştırıracak olursam eğer Safiye çok sabırsız,ve Osm. İmparatorluğunu Hürrem kadar iyi tanıyamamış.Safiye istiyor ki elde etmek istediği güç hemen ayağına gelsin.Fazla fikir üretemediğini gördüm Hürrem'e oranla.Mesela Hürrem,iktidara giden gücün erkek çocuk doğurmaktan geçtiğini biliyor ve hamile kalabilmek gerekse Kanuni'yi etkileyebilmek için sürekli fikir üretme içerisinde,mümkün olduğunca tüm fırsatlardan istifade etmeye bakıyor ama gel gör ki Safiye Sultan korunuyor. Ha bunun bir nedeni de güzelliğinin bozulmasını düşüneceği ve 3.Murad'ın başka kadınlara yönelebileceği düşüncesi.Aslında oldukça doğal bir konu bunu Hürrem de oldukça takmıştı bir nevi güzelliği onun şah damarıydı ama bununla ugraşmayı da öğrendi,bakımına yine devam etti,çocuklarını kendisi emzirmedi mesela.
Neyse Safiye sonunda buna sıcak bakıyor(Nur Banu,Murad'ın şu ana kadar baba olamamasında Safiye'nin korunduğu düşüncesini Murad'a söylemese Safiye daha nereye kadar korunacaktı orası da başka merak konusu.) ve bir erkek çocuğu oluyor.Sonra tutturuyor evlenelim diye.3.Murad da bir zamanlar Kanuni'nin Hürrem'e söylediklerini aktarıyor Safiye'ye(Kanuni'den farklı olarak Murad annesine evlenmeyeceğine dair söz vermiştir ve bunu da söylüyor) ,Safiye de surat asıyor;bu konuyu yine ara ara Murad'a hatırlatıp onu bunaltmaktan başka bir şey yapmıyor.Ama Hürrem bunları mı yapmıştı?

Yazarın üslubuna gelirsem eğer,ara ara benzetmelerinin beni çileden çıkardığı oldu,bunun bir nedeni de kitapta her "Osmanlılar,Türkler,Müslümanlar" vs gibi kelimeler gectiğinde yazarın objektifliğini kaybedip aleyhimize eleştiri yapması,en basit bir şeyden bile o zamanların güç sahibi dedelerimiz Osmanlılar"a gönderme yapması oldukça canımı sıktı.Bu yüzden kitabı bırakma noktasına geldim,daha sonra ben niye yazarı araştırmıyorum dedim ve ekşi sözlükte ilk gözüme çarpan yorumun,düşüncelerimle kelimesine kelimesine aynı olduğunu görünce içim bir nebze ferahladı.

Kısacası hayal kırıklığı oldu benim için.Umarım Safiye Sultan'ı anlatan başka kaynaklar bulabilirim...
kitapları çok önceden okudum. kitapların okunması akıcı, dili güzel, kurgusu güzel ancak gerçeklik payı düşündürücü... belki de yabancı yazardan olduğu için inandırıcı bulmamışımdır...
Harem hayatının gizli ve karanlık yüzünü anlatan bir kitap. Üçlemenin hepsini okudum ve çok beğendim. Entrika sevenlere kesinlikle tavsiye ederim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ann Chamberlin
Unvan:
Amerikalı Yazar
Doğum:
28 Mart 1954
Chamberlin çocukken öykü yazmaya başladı.
İslam kültürüne olan ilgisi, eski bir Osmanlı yerleşiminde çalışmasına yardımcı olduğu İsrail'de bir arkeoloji üzerine çalışırken başladı.
Gezinin ilerleyen günlerinde, "gizli özelliklerine rağmen, bir Müslüman kadından beklenenden çok daha fazla bir güç ve emir verdiği" bir İslam ailesinin ana babası ile bir araya geldi.
Gezi, Orta Doğu kültürü üzerine odaklanarak Utah Üniversitesi'nden antropoloji alanında BS derecesi elde etti.

Yazar istatistikleri

  • 20 okur beğendi.
  • 1.642 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 204 okur okuyacak.
  • 5 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları