Birkaç yıl önce okumuş ve inceleme yazma fırsatı bulamamıştım. Yazarın okuduğum ilk kitabı. Sade ve kolay okunabilir bir dili var. Mizah türünün eğlenceli bir örneği.
Yalnızlıkla barışmak, olgunlaşmaya uzanan yolda ilk sınavdır.
Aşk sevgiliye, şefkat aileye, yalnızlık kendine zaman ayırmaktır. Yalnızlık, binlerce yıldır tüm filozofların yücelttiği, dillerinden düşürmediği ama bugün gerçek değerini ve anlamını unuttuğumuz çok önemli bir olgu.
Bugünün dünyasında yalnızlık mahrumiyet ve yoksunlukla ilişkilendirilerek gerçek anlamından tamamen koparılmış, ürkütücü bir sözcük olarak zihinlerimize kazınmıştır. Oysa yalnızlığın gerçek anlamını fark etmek ve ondan korkmak yerine onu doğru kullanmak kişiye güç verir.
Aşk mı arıyorsunuz?
Kendinizi dinleyemeden, kendinizi keşfedemeden, seveceğiniz insanı bulmanın mümkün olmadığını fark edeceksiniz. Kendinizi dinlemek, kendinizi keşfetmek ise ancak yalnızlıkla mümkün... Yalnızlık hakkında anlatılan ürkütücü hikâyelere kanmayın. Yalnızlık bir mahrumiyet değil, lükstür.
Kitap boyunca yalnızlık felsefesinin , Platon'un resmettiği karanlık mağaradan çıkarak aydınlığa eriştik.
Okurken çok çok keyif aldım ve iyi ki yalnızlığı seçtim ve bir kez daha kendimle gurur duydum.
Hayatımda okuduğum ilk kitaptır kendileri. Eve nereden geldiyse gelmiş bir şekilde evimize konuk olmuştu, belli bir süre cereyandan odamın camı çarpmasın diye camın arasında durma görevi görüyorken cereyandan olacak ki nerden estiyse kitabı aldım elime birden okumaya başladım. Herhalde lise 1 zamanında olmamdan, isminde de kızlar olmasından ötürü kitap bir şekilde ilgimi çekmişti. Romanın başlarının çocukluğumun geçtiği Yeşilköy, Yeşilyurt civarında geçmesi de beni ayrı sevindirmişti. Edebi tarafı hiç olmayan (ilk kitabım olmasından belli) ama okurken hiç sıkılmadığım, evin içinde acaba ne oldu nerelere gitti dediğim, sevdiğim beğendiğim bir kitaptı.
Yıllar sonra tekrar Cem Şancı okumak iyi geldi. Akıcı diliyle okuru hiç sıkmıyor. Yazarın en sevdiğim yanı ise kalıplaşmış düşünce ve yaşam standartlarını mantıklı yönleriyle eleştirmesi. Bu kitabında da fazlasıyla gördüm. Üstelik yalnızlık gibi toplum tarafından çok yanlış anlaşılmış ve kötülenmiş bir olguyu yine mantık çerçevesinde çok güzel ifade etmiş. Kişinin kendisini keşfetmesinde yalnızlığın ne kadar önemli olduğu ve kendimizi tanımadan başkalarını hayatımıza dahil etmenin sağlıksız ilişkiler doğuracağı gibi çok yerinde tespitleri var.
Kitabin ilk baskisi 2011 yılında yapıldığı için güncelliğini yitirmiş diyebilirim.
Örneğin 5G teknolojisine peyderpey geçtiğimiz günümüzde kitapta 3G teknolojisine değinilmiş.
Kitapta alınabilecek tedbirlerden ziyade internetteki mevcut tehlikelerin varlığına ağırlık verilmiş; bunlarla ilgili çarpıcı örnekler seçilmis. Bu yüzden kitap alinabilecek tedbirlerle ilgili yetersiz kalmış diyebilirim.
Yazar çözüm olarak ise
1-ISS'hin filtreleri kullanilabilir,
2-Çocukların ebeveynlerden habersiz ve izinsiz program kurmasını engellemek.
3-Çocuklarınıza değer verip onları dinlemek,
4-Çocuklara sosyal ağlar ve sözlüklerdeki kötü niyetli kişilere ilişkin bilgi vermek,
5-Çocukları yalnız bırakmayıp onlarla ilgilenmek olarak sıralayabileceğim tedbirleri önermiş. Bunların yanı sıra kendi kavramlastirmasi olan Video Oyun Oynama Etiğinde 3 madde siralamis. Ancak bence bu etik ilkeler de yeterli değil.
Örneğin bu etiğin ilk maddesi: Video oyunları eğlenmek içindir. Hayatin amacı değildir, demiş. Hayattaki temel amaci haz almak olan günümüz insanına bu uyarıyı, yapmak ne derece etkili olur, takdiri size bırakıyorum.
Keyifli okumalar dilerim…
60. Sayfaya kadar belki değişir umuduyla okuduğum sonra meraktan ara sayfalarına bakıp hiç bir şeyin değişmediğini görüp bıraktığım kitap saçma bir ergen kitabı. Son nokta erkeklerin sabah traşı ile kızların haftalık bacaklarında ki tüyleri alma muhabbeti oldu sanırım ...