Clare Vanderpool

Clare Vanderpool

Yazar
8.0/10
81 Kişi
·
232
Okunma
·
9
Beğeni
·
1.194
Gösterim
Adı:
Clare Vanderpool
Unvan:
Amerikalı Yazar
Doğum:
Kansas, ABD, 1965
İnsanlar hakkında hep bir iki şey bildiğimi sanırdım; onları sıradan ya da değil diye listelerken bile. Düşündüm. Belki dünya, insanların küçük paketler halinde özetlenebileceği şekilde dizayn edilmemişti. Belki onlar sadece insandı. Yorgun, incinmiş ve yalnız ve kendi zamanlarında ve kendi yollarında.
Gün ışığıyla beraber kilise vitraylarından yansıyan renkler, bar tezgahının üzerinde oynaşırken diz çöküp dua mı etmeliyim, yoksa dans mı etmeliyim bilemedim.
Bazı balıklar yem yüzünden bazı balıklar da sadece suyun yanlış tarafında oldukları için yakalanırlar.
410 syf.
·4 günde·10/10
Clare Vanderpool - Babamı Beklerken
Sayfa sayısı:408
Tür:Roman
Abilene ve babasının hiçbir zaman bir ‘ev’ kavramı olmamıştır.
Yaprak gibi oradan oraya sürüklenip duran baba-kızın, birbirlerinden ve hikâyelerinden başka kimsesi yoktur.
Ama Abilene büyüyordur ve bir yuvası olmalıdır artık.
Derken bir gün yollar ayrılır.
Abilene şimdi tek başınadır.
Sahip olduğu en değerli varlığı babası Gideon Tucker, onu bir kasabaya yollamıştır.
Peki, mesafeler ayırır mı dersiniz?
Abilene için asla.
Geçmiş gizemli, gelecek bilinmez, şimdi ise özlem dolu.
“Baba, neredesin?”

Bu gece de babamı bekleyerek karşıladım sabahı. Pencereme vuran ay ışığı altında oturup düşündüm uzun uzun. Babamdan hatıra pusulayı elime alıp seslendim gökyüzüne:
"Şu an benim gibi babam da ay ışığının hüznüyle mi meşguldü?"
"O da beni özlüyor muydu benim özlediğim gibi?"
"Biliyorum. Her gidiş mutlaka yanında hüzün taşır ama, bu bizim için değişemez mi baba?"

*******************************************************************

Kapağına ve ismine bakınca bir dram hikayesi okuyacağımı düşünmüştüm ama parodi yayınlarına ait olduğunu gözden kaçırmışım, bir dram vardı ama bu öyle klişe bir dram değildi. Savaş zamanlarını, göçmenlerin zorlu hayatlarını, bir küçük kız Abilene Tucker ve onun Manifest kasabasında yaz bitimine kadar babasını beklerken yaşadıklarıyla alakalıydı kitap. Geçmiş ve bu gün öyle güzel harmanlanmıştı ki, eğer hasta olmasam muhtemelen 406 sayfa bir günde biterdi. Ah Ned Gillen, keşke kurşunlardan daha hızlı koşabilseydin. Sarhoş vaiz Shady, Macar kadın, Mezarcı Underhill ve her birinin hikayesi farklı bir kasaba dolusu göçmen.

Bazı yerlerde, özellikle Ned'in cepheden yolladığı mektuplarda gözlerim doldu.
Kitapta Klu Klux Klan gibi ilginç kardeşlik örgütlerine de yer verilmişti. Dün gece aklımda binbir övgüyle bitirdim kitabı ama şimdi hangi birini söylesem derken hepsi birbirine girdi. Bir kasabada birbirinden farklı olduğunu düşünen insanların aynı noktada, aynı insanda buluşması, omuz omuza vermesi. Ve en son da yazar notları, tanıştığımız karakterlerin gerçek hikayeleri, Ellis adası ve dahası.

Keşke bitmeseydi.

#book #books #bookstagram #bookish #bookie #green #garden #sky #babamıbeklerken #parodiyayınları #clarevanderpool #read #kitap #okumahalleri
410 syf.
·3 günde·8/10
Ba-yıl-dım

Hepimizin kendisini bir yerlere ait hissetmeye ihtiyaç duyduğu anları olmuştur. Bir eve bir aileye..
Özellikle yaşamlarını ailesiz kurmak zorunda kalan insanların eksikliğini hiçbir şey dolduramaz. Onların aitlik kavramı en büyük eksiklikleridir..

-Gelelim kitabımıza-

Babamı Beklerken, yazar tarafından 1917-1936 yılları arasında kendi aile köklerini esin kaynağı alarak usta bir dille anlatılmış.

Dönem olarak Birinci Dünya savaşı, Büyük Buhran, çok sayıda insanın hayatını kaybettiği İspanyol gribi, Amarika'da 250.000 kadar kimsesiz, terkedilmiş, evsiz kalmış çocukların yetimler trenleriyle farklı ailelere gönderilmesi gibi gerçekleri gözler önüne sererek oluşturulmuş bir baba ile kızının bağlarını kurarken bulundukları kasabanın hikayesini ictenlikle kimi zaman güldürerek kimi zaman hüzün dolu şekilde anlatmıştır.

Kitabın ana kahramını 12 yaşında ki Abılene' in dilinden anlatılan kasaba hikayesini J.K. Rowling'in Boş Koltuk kikabına benzettiğimi söyleyebilirim. Fakat konu olarak çok ayrı..

Abılene' in annesi tarafından çok küçükken terk edilmiş, babası ile şehir şehir gezerek büyüyen, ait olduğu bir evi bağlı olduğu bir şehri bulunmayan bir çocuktur.

Günün birinde babası ile yolları ayrılacak ve kendini bir zamanlar babasının çocukken hayatının bir kısmını yaşadığı kasaba olan Manifest'te bulacaktır.

Severek okuyacağınızı düşündüğüm bu romanı kesinlikle tavsiye ediyorum. İnsanı sıkmadan düşüncelere itebilen harika bir kitap.
410 syf.
·22 günde·6/10
Yıl 1936. Ana karakterimiz 12 yaşında, Abilene adında bir kız çocuğu. Babasıyla birlikte sürekli yollarda olan, ev nedir bilmeyen birisi. Günün birinde babası, Abilene'i eskiden kendisinin yaşadığı kasabaya gönderiyor. Böylelikle Abilene yalnızlıkla tanışıyor. Çünkü tek ve en iyi arkadaşı olan babası artık yanında olmuyor.

Bir sürü ödül almış olmasına rağmen tamamen beklentisiz okuduğum bir kitaptı. Genel itibariyle hoş bir anlatıma sahip, fakat sürekleyiciliği yetersizdi ne yazık ki. Sadece son 50-60 sayfada tempo çok güzeldi. Kitabın geri kalanı çoğunlukla durağan ilerledi. Sonların güzelliği kitabı yukarıya taşımaya yetmedi benim için. Belki ödüllerin sebebi yaşanan olay ve mekanların gerçekliği olabilir bilemiyorum. En sonda kitapta nelerin gerçekten var olduğuna dair yazarın 1-2 sayfalık bir açıklaması var.

Benim için ortalarda bir kitap oldu ama şunu söyleyebilirim; Hani eskiden pazar günleri ufak çocukların ana karakter olduğu sevimli Amerikan aile filmleri olurdu ya. Heh! İşte tam da o tatta bir kitaptı :)
410 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Kitabı okumaya başladığımda bu kadar farklı bir hikaye ile karşılaşacağımı düşünmemiştim. İlk 50 sayfada kitabı elime aldığıma pişman oluyor gibi olduğumu gizlemek istemem. Fakat ilerleyen sayfalarda kitabı elimden bırakmadığım için şanslı bir okur olduğumu fark ettim.

Bir kızın babasına olan özlemini iliklerime kadar hissettim. Belki biraz da kendi babama olan hasretimin ve babamın erişilemezliğinin yakınlarında dolaştım.

Kitabımızın ana karakteri Abilene Tucker ve onun babasını bekler iken, özler iken, yeni yerlere alışmaya çalışıyor ve kendi ile yüzleşmelerine şahit oluyor iken bir baktım ki sayfa 406 ve kitap bitmiş.

Her sayfasında şaşırtıcı ipuçları saklı bol detaylı bir anlatımı olan bu kitap kesinlikle okunmalı !

Okumak için yarını beklemeyin sayfaların büyüsüne kapılın ve sıcacık bir kucaklaşmaya şahit olun.
410 syf.
·3 günde·8/10
Güzel bir kitap sitesinin(@okuoku1 )kampanyası sonucu aldığım bir kitap. Kitabı okumadan önce sosyal kitap paylaşımlarındaki yorumlara bakarım her zaman, hele de ilk kez okuyacağım bir yazarın kitabı ise. Nitekim bu kitap ile ilgili okuduğum yorumlar biraz hevesimi kırdı isteksiz okumaya başladım. Ancak hiç de okunması zor bir kitap olmadığını, aksine akıcı ve merak uyandıran anlatımıyla ilgimi çekti. 12 yaşında babası tarafından bir kasabaya gönderilen Abilene, kasabada yaşadıkça babasının geçmişine ait gizemli ve heyecan dolu maceraların hikayelerini adeta yaşarcasına dinler ve öğrenir. Kasabalılar onu tıpkı zamanında babasını nasıl sahiplendilerse, Abilene 'ı de memnuniyetle oldular. Hiç de pişman olmadım, iyi ki okumuşum
410 syf.
·11 günde·Puan vermedi
Būyūk bir beklentiyle aldığım ama beklentimin altında bir kitap okudum.
Abilene Tucker . Manifest kasabasına yaz tatilini geçirmek ūzere babasının eski bir arkadaşının yanına gelmiştir. Ve burada bir kutu içinde bulduğu mektup ve hatıra eşyalar bulunduğu zamandan yıllar öncesine götürür ve bazı gizemli olayları arkadaşlarıyla çözmeye çalışma çabalarını anlatıyor yoğun olarak. Baba özlemi ve onu bekleme süreci daha pasif aktarılmış. Genel kurgu bakımından başarılı hatta yazar kitabın sonunda bazı kişi adları ve olayların birebir geçmişinden esinlenerek yazdığı notunu dūşmūş.
Kitap boyunca BABA ifadesi o kadar vurgulu aktarılmamış daha çok adıyla Gideon TUCKER hitabı var.
410 syf.
·Beğendi·8/10
Öncelikle kitap arka kapak tanıtımında olduğu gibi gözyaşları içinde filan okutmuyor kendini, aksine yüzümde bir tebessümle okudum. Başlarda basit bir kitap okuduğum düşüncesine sahiptim, ama sayfalar ilerledikçe kitabı elimden bırakamaz oldum. Ana bir konu etrafında giden kitapta, yan olaylar da beni tatmin edecek kadar mevcuttu. Hatta ana hikâye çözüme kavuştuktan sonra, bir de şöyle bir detay vardı, o ne acaba diye düşünürken buldum kendimi. Bu arada yüzümde tebessümle okudum dedim de sürekli değil elbet, burukluk hissedip üzüldüğüm kısımlar da oldu. Kitabı sevmiş ve zevkle okumuştum. Tavsiye ederim. Herkese iyi okumalar...
410 syf.
·Beğendi·10/10
Baba yolu beklemek, onun ne zaman geleceğini bilememek ağır ıstıraptır. Hele ki küçük bir kız çocuğuysan bu acını ikiye katlar. Bu küçük kız meraklı ve yaramazlığıyla kitaba gizem ve eğlence katmış.Meraklılığı babasının geçmişini öğrenmeye itmiş tabi bu sayede baba özlemini de bi hayli çekiş. Bu kitab baba özlemi çekenlere bir umut belki bir ilaç gibi gelicektir. Körü bir ihtimal ise yaranıza tuz basıcaktır. İyi okumalar.
410 syf.
·Beğendi·9/10
Her kız çocuğu gibi biraz ''babacı'' olduğumdan mıdır bilmem, adını gördüğümde hiç düşünmeden attım kitabı okuma listeme. Ve pişman da olmadım. Detayı bol ama bir o kadar da kusursuz bir anlatımı var. Umut, hüzün, buruk bir yürek.. Abilene ile yaprak gibi oradan oraya sürükleneceksiniz.. Hikayenin sonu mu? Biraz kırık dökük, eksik ama mutlu..
410 syf.
·6 günde·8/10
" Babamı Beklerken " yoğun bir anlatıma sahip. Kesinlikle detaylarına dikkat ederek okunmalı,yoksa bir şeyler eksik gibi hissedilebilir. Kurgusuyla sizi alıp götürecek bir tarihi kurgu kitabı. :)
"Ölüm patlama gibidir. İnsanların daha önce sadece yüzeysel baktıkları şeyleri fark etmelerini sağlar."

Yazarın biyografisi

Adı:
Clare Vanderpool
Unvan:
Amerikalı Yazar
Doğum:
Kansas, ABD, 1965

Yazar istatistikleri

  • 9 okur beğendi.
  • 232 okur okudu.
  • 11 okur okuyor.
  • 100 okur okuyacak.
  • 9 okur yarım bıraktı.