Emile Durkheim

Emile Durkheim

Yazar
8.2/10
51 Kişi
·
249
Okunma
·
83
Beğeni
·
5.702
Gösterim
Adı:
Emile Durkheim
Unvan:
Fransız Sosyolog
Doğum:
Fransa, 1858
Ölüm:
Paris, 1917
Émile Durkheim (15 Nisan 1858, Epinal - 15 Kasım 1917, Paris); Fransız sosyolog, sosyolojinin kurucularından sayılmaktadır.
Sosyoloji adı her ne kadar August Comte tarafından verilmiş olsa da, Fransız Sosyolojisi 19. yüzyılın sonundaki güçlü etkisini ona ve onun kurmuş olduğu L'Année Sociologique isimli yayına borçludur.

Hayatı ve Düşüncesi

15 Nisan 1858 tarihinde Epinal, Loren'de bir Yahudi Hahambaşı'nın oğlu olarak dünyaya geldi. Felsefe öğretmenliği yaptı. 1885 de Almanya'da bulundu. Fransa'ya dönüşte yayımladığı makaleler ilgi topladı. 1887 Bordeaux Üniversitesi'nde ders vermeye başladı. 1902 yılında Sorbonne Edebiyat Fakültesi'nde çalışmalarını sürdürdü. 1906 yılında Buisson'un ölümü üzerine Sorbonne Eğitimbilim Profesörlüğüne getirildi.
Durkheim toplumbilimi kendi olgularını kendi ön dayanaklarıyla işleyen bir bilim durumuna getirdi. Auguste Comte'un fiziği, Herbert Spencer'in biyolojiyi örnek alıp inceledikleri toplumsal olaylar ona göre yalnız kendi türünden olaylarla açıklanabilir, "toplumsal olay" bireye bağlı ve bireyle başlayıp biten bir süreç değildir. Toplumsal olay bireyi aşkındır, birey ona katılır. Her birey için toplumsal olaya katılmak kaçınılmaz bir zorunluktur. Çünkü toplumsal olaylar; genel zorunlu bireyi ve bireyler arası ilişkileri belirleyen din, ekonomi, hukuk, ahlâk, siyaset, bilim ve sanat türünden olaylardır. İnsanın kendine özgü bireyliğini ve topluma özgü toplumsallığını saptar. İnsan genel doğruları hazırca, tartışıp araştırmadan toplumdan alır. Bu doğrular: bireyin, kendisi, başkaları, insanlar arası ilişkiler, doğa, evren olguları üzerine yargılarına temel dayanak olur.
Toplum bir başka yanıyla da insana ilişkin her kurumun temeli olup doğal bir bileşimdir. Kurumlar örneğin din ve Tanrı anlayışı da topluma bağlıdır ve onunla birlikte gelişip evrimleşir.
Durkheim bilgi anlayışında toplumun görüşünü örnek alır. Bilgide en genel kavramlar tek tek şeylerin tümünden bağımsız olmayıp tersine onlara uygulanabilen, topluma ilişkin kavramlar olduklarından en geçerli kavramlardır. Bunların mutlak, öncesiz sonrasızca doğru ve kesin kavramlar oldukları da söylenemez. Bilginin temel taşları olan genel kavramlar toplumla birlikte zaman ve uzam bağlamında değişip gelişen kavramlardır.
Din sosyolojisi ile ciddi olarak ilgilenen Durkheim'in eserlerinin bir kısmı Türkçeye çevrilmiştir. Comte'un takipçisidir. Toplumu, Tanrı yerine koymuştur. Burada kasıt inançlı bir kimse davranışlarda bulunurken Tanrı'sını nasıl gözetirse "birey"inde davranışlarda bulunurken toplumu aynı şekilde gözettiğidir.
15 Kasım 1917'de Paris'te ölmüştür.
Toplumun ışıklı yanı olduğu gibi gölge yanı da vardır ve umudunu yitirmiş insana en karanlık çekilmiş resimlerini gösterir.
“Bir ressamın yalnızca resim yapma tutkusu değil aynı zamanda resmettiği insanlara dair de tutkusu olmalı.”
Yaşam sana çok kötü geliyorsa, öl; talih seni ezmişse, baldıran iç.Acıdan belin bükülmüşse bırak bu yaşamı. Mutsuz mutsuzluğunu anlatsın; yargıç devasını sağlasın; adamın çektikleri bitecektir.
Tarih sadece insan hayatının doğal çerçevesi değildir; insan tarihin bir ürünüdür.Tarihten kopardığımızda,zaman dışı,sabit ve hareketsiz bir şey olarak kavramaya çalıştığımızda,insanı gerçek doğasından koparırız.
Modern sosyolojinin kurucusu kabul edilen Durkheim, çok kapsamlı bir incelemeyle ve şimdiye kadar intiharla ilgili en önemli görüşlere yer verip, toplumu en ince ayrıntısına kadar inceleyip verilerini bilimsel temellere dayandırıp ele alıyor kitabını. Üç bölüme ayırdığı kitabında şu sonuça ulaşılıyor, intihar eden insanı dış nedenler tetikliyor, insanları toplum öldürüyor her ne kadar kişinin kendi kararı olsa bile.
(Yeni yorum)
İntihar üzerinde en kapsamlı çalışmasıyla bilinen sosyal kuramcı Durkheim, bunun ortaya çıkmasını sosyal fenomenin dışında kalan bireyin buhranı olarak değerlendirir. Ona göre insanı intihara iten temel sebeplerden iki tanesi vardır: Birleşme ve Düzenleme.
Birleşme, kısaca söyle açıklanabilir: Bir bireyin, toplum tarafından kabul edilen olgular neticesinde oluşturulan belli kitlelerin o birey ile olan ilişkilerini kendi bağlamında düzenleyip tayin etmektir. Yani ortada bir grup oluşmuş ve ona katılan bireyi şekillendirme çabasının ismidir.
Düzenleme ise; kurallardan oluşan grubun buna katılmak isteyen bireye onu kabul etmesi için öne sürdüğü şartlardır.
Durkheim, insanın bu guruplara katılmayı reddetmiş olanın intiharının kitlenin içinde olan insandan daha fazla olduğunu tespit etmiştir.
Kitabı kısaca özetlemem gerekirse ya da intiharı diyebiliriz, şunları eklememin faydalı olduğunu düşünüyorum. İnsan doğası herhangi bir baskıyı kabul etmemekle birlikte belli bir baskıdan sonra farkında olmasa dahi bunu kabul eder. Alışkanlık, bir süreden sonra istemediğin şeyi yapmayı bilincine zorunda olma dürtüsüyle mağlup olur. İntihar kesinlike bir kaçış olarak tanımlanmaması gerekir ki zaten bu fikri öne süren zihniyetlerin düşüncesinde boyun eğme isteği hapsolmuştur. Normları reddeden insanın uyum sağlamada sıkıntı çekmesi ve bu normların aşağılık yanını gören insanın sığındığı bir arzudur...
İntihar üzerine geniş kapsamlı araştırma kitabı.Kitapta ayların intiharlar üzerine etkisinden,dinlerin intihar üzerine etkisine,genetiğin intahar üzerine etkisinden intihar çeşitlerine kadar herşeyi bulmak mümkün.Kitap sanki 'intihar üzerine herşey'.
Emile Durkheim ‘bilimsel sosyoloji’nin kurucusu olarak kabul edilir. Bu eser, ahlak üzerine yazılmış, ciddi bir sosyoloji kitabıdır.
Kitabı okuduğunuzda zihninizde kalan temel şeylerden biri, sanırım şu olacaktır;
“Ahlakın da, insan olmanın da ancak ve ancak toplum içerisinde bir değeri vardır. Ne kadar güçlü olursa olsun, tek başına bir kişinin toplum karşısında hiçbir anlamı yoktur, toplum ona rağmen varlığını sürdürebilir. Başka bir hali ile otoritenin gücü, otoriteyi uygulayan kişinin kendisinden değil, toplumun kendisinden gelir.”

*Durkheim, toplumu analiz etmekle kalmayıp, aynı zamanda toplumun sağlıklı zeminlere yerleşmesi, güçlenmesi, dinamik tarzının sağlamlaştırılması, yenilenmesi… için de izlenmesi gereken yolları incelikle ortaya koymaya çalışıyor.
*Durkheim'ın bu çalışması, bireyleri etkisi altına alan toplumsal düşüncenin temelindeki kolektif temsillere ve bu temsillerin mahiyetine dikkat çeker. Bireylerin akıl ve inanç ekseninde, toplumsal yapıyı tümüyle etkileyen din ve ahlak kavramlarını nasıl oluşturduğunu ortaya koyuyor.
SAYGILAR...
Bu kitapta, Durkheim, intihar gibi son derece bireysel gözüken bir konunun bile toplumsal nedenleri olduğunu ve sosyolojiyi toplum gözünden incelememiz gerektiğini anlatmak istemiştir. İntiharları üçe ayırıyor: Bencil, elcil ve kuralsızlık. Bencil intiharda, kişi toplumla bütünleşemez, elcilde durum tam tersidir(katı gelenek ve kurallar). Sonuncusunda ise bireyin hayat standartlarının beklenmedik şekilde değişmesi sonucu gerçekleşir. Durkheim’e göre, ve onun sosyoloji anlayışına da göre, intihar, biyolojik, coğrafi veya ruhsal etkenlerle açıklanamaz. Ve bu yüzden kitabının ilk kısmında, bu açıklama yöntemlerinin yanlışlığı istatistikler ve onların yorumuyla çürütmüştür. Diğer bölümde ise kendi savunduğu üzere, her toplumun kendine ait bir intihar oranı olduğu ve bunun uzun süreler boyunca değişmediğinden bahsetmiştir. Kısaca üstünden geçtiğim bu alt başlıklar, eserde detaylıca ve dikkatlı bir akıl yürütme ile yazıya geçirilmiştir. Bu konuda yazılmış mihenk taşı kitaplardan biridir, kısaca.
Sosyolojinin içinde düşüncelerini en tutarlı bulduğum sosyolog Emile Durkheim. Bu kitabında da intiharın toplumsal olgu oluşuna dair büyük bir tutarlılıkla yapmış incelemesini. Son derece psikolojik olgu gibi görünen intiharın aslında sadece psikolojik olmadığını toplumsal nedenlere dayalı toplumsal bir olgu olduğunu bilimsel olarak inceleyen ortaya koyan bir eser. Kişinin intihar etmesi toplumun içinde bulunduğu kaos durumundan, kuralsızlık durumundan kaynaklanabilir. Örneğin Dünya Ekonomik Buhran döneminde intihar sayılarının artış göstermesi. Yine kişinin intihar etmesi içinde bulunduğu topluma normlarına aşırı bağlılığından kaynaklanabilir. Örneğin japonların harakiri yapması. Ve yine kişinin intihar etmesi içinde bulunduğu toplumun kurallarının katılığı sebebiyle ve bu durumdan kaynaklanan çaresizlik düşüncesiyle gerçekleşebilir. Örneğin kölelerin içinde bulunduğu durumdan çıkamayacağı düşüncesiyle intihar etmesi. İntiharı daha birçok yönüyle toplumsal olgu oluşunu ortaya koyan bu kitap gerçekten okunmaya deger. Okuduktan sonra intihar olgusunun nedenlerine dair düşünceleriniz bambaşka bir boyut alacaktır eminim.
İntihar üzerine yapılmış çok detaylı bilimsel bir eser. Dinlerin. mevsimlerin, genetiğin vb. bir çok değişkenin insanların intihar etme istekleri üzerindekini araştıran eser bu alanda kaleme alınmış nadir kitaplardan biri. İntihar ve insan psikolojisi üzerine araştırma yapan okurlara önerilir.
Sosyolojik yöntemi incelerken toplumun dışından olayı geniş bir çerçeveden psikolojik yöntemler ile mantığını kullanarak daha karmaşık hale getirmiş. Dili ağır. Çok dikkatli okumak lazım. Okurken arada geriye döndüğüm oluyordu.
Kitap istatistiksel verilere (özellikle Fransa arşivleri) dayanarak intiharın sosyolojik etkenlerini ve dağılımlarını inceliyor. muhtemel sebepleri değerlendirip, intihar hakkında genel algının olabildiğince tarafsız bir analizini yapmaya çalışıyor. Zamanının eşsiz, günümüzün en değerli incelemelerinden birisi.
Sosyolojinin ustatlarından Emile Durkheim tarafından yazılmış eğitimle ilgili bu kitap onun 1887-1902 yıllarında Bordeaux Üniversitesindeki ders notlarından oluşmaktadır.
Eğitimin tanımını veren yazar, onu topluma, fertlere ve devlete göre yorumlayaraktan, onların görevlerini açıklamaktadır.
Ahlâk kavramının doğuşunu kökenini ve toplum ile olan sıkı ilişkisini inceleyen bir eser. Kanıt gösterme gereği hissetmeyen yazar düşüncelerini daha kişisel bir pencereden yansıtmayı seçmiş. Yine de toplum ve ahlak üzerine kolayca curutulemeyecek iddialarda bulunmuş. Kısaca evrensel ve toplum dışı bir ahlak olmayacağını anlatan kitap sosyoloji ve felsefe arasında güçlü bir köprü kurmaktadır.

Yazarın biyografisi

Adı:
Emile Durkheim
Unvan:
Fransız Sosyolog
Doğum:
Fransa, 1858
Ölüm:
Paris, 1917
Émile Durkheim (15 Nisan 1858, Epinal - 15 Kasım 1917, Paris); Fransız sosyolog, sosyolojinin kurucularından sayılmaktadır.
Sosyoloji adı her ne kadar August Comte tarafından verilmiş olsa da, Fransız Sosyolojisi 19. yüzyılın sonundaki güçlü etkisini ona ve onun kurmuş olduğu L'Année Sociologique isimli yayına borçludur.

Hayatı ve Düşüncesi

15 Nisan 1858 tarihinde Epinal, Loren'de bir Yahudi Hahambaşı'nın oğlu olarak dünyaya geldi. Felsefe öğretmenliği yaptı. 1885 de Almanya'da bulundu. Fransa'ya dönüşte yayımladığı makaleler ilgi topladı. 1887 Bordeaux Üniversitesi'nde ders vermeye başladı. 1902 yılında Sorbonne Edebiyat Fakültesi'nde çalışmalarını sürdürdü. 1906 yılında Buisson'un ölümü üzerine Sorbonne Eğitimbilim Profesörlüğüne getirildi.
Durkheim toplumbilimi kendi olgularını kendi ön dayanaklarıyla işleyen bir bilim durumuna getirdi. Auguste Comte'un fiziği, Herbert Spencer'in biyolojiyi örnek alıp inceledikleri toplumsal olaylar ona göre yalnız kendi türünden olaylarla açıklanabilir, "toplumsal olay" bireye bağlı ve bireyle başlayıp biten bir süreç değildir. Toplumsal olay bireyi aşkındır, birey ona katılır. Her birey için toplumsal olaya katılmak kaçınılmaz bir zorunluktur. Çünkü toplumsal olaylar; genel zorunlu bireyi ve bireyler arası ilişkileri belirleyen din, ekonomi, hukuk, ahlâk, siyaset, bilim ve sanat türünden olaylardır. İnsanın kendine özgü bireyliğini ve topluma özgü toplumsallığını saptar. İnsan genel doğruları hazırca, tartışıp araştırmadan toplumdan alır. Bu doğrular: bireyin, kendisi, başkaları, insanlar arası ilişkiler, doğa, evren olguları üzerine yargılarına temel dayanak olur.
Toplum bir başka yanıyla da insana ilişkin her kurumun temeli olup doğal bir bileşimdir. Kurumlar örneğin din ve Tanrı anlayışı da topluma bağlıdır ve onunla birlikte gelişip evrimleşir.
Durkheim bilgi anlayışında toplumun görüşünü örnek alır. Bilgide en genel kavramlar tek tek şeylerin tümünden bağımsız olmayıp tersine onlara uygulanabilen, topluma ilişkin kavramlar olduklarından en geçerli kavramlardır. Bunların mutlak, öncesiz sonrasızca doğru ve kesin kavramlar oldukları da söylenemez. Bilginin temel taşları olan genel kavramlar toplumla birlikte zaman ve uzam bağlamında değişip gelişen kavramlardır.
Din sosyolojisi ile ciddi olarak ilgilenen Durkheim'in eserlerinin bir kısmı Türkçeye çevrilmiştir. Comte'un takipçisidir. Toplumu, Tanrı yerine koymuştur. Burada kasıt inançlı bir kimse davranışlarda bulunurken Tanrı'sını nasıl gözetirse "birey"inde davranışlarda bulunurken toplumu aynı şekilde gözettiğidir.
15 Kasım 1917'de Paris'te ölmüştür.

Yazar istatistikleri

  • 83 okur beğendi.
  • 249 okur okudu.
  • 9 okur okuyor.
  • 555 okur okuyacak.
  • 12 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları