Gülay Atasoy

Gülay Atasoy

Yazar
7.3/10
31 Kişi
·
126
Okunma
·
2
Beğeni
·
1183
Gösterim
Adı:
Gülay Atasoy
Unvan:
Yazar
Doğum:
Kahramanmaraş, 1956
1956 Kahramanmaraş Elbistan Ekinözü'nde doğdu. Yazı hayatına lise yıllarında Yeni Asya Gazetesinin aÇmış oluduğu M. Nezihi Polat hikaye yarışmasındaki aldığı ödülle atıldı. 1977 yılından itibaren aynı gazetede "İlham" adlı köşede günlük fıkralar yazdı. Çeşitli gazete ve dergilerde yazıları yayınlanan yazar evli ve üÇ Çocuk annesidir.
Düşünebiliyor musunuz? Gecenin bir yarısında iki genç kız!.. Yanlarında sadece erkek arkadaşları var. Hem de oldukça içkililer!
Ya ana babaları, ne hayaller içindeler... Kızlarını İstanbul'a ilim tahsil etmeye göndermişler. Ya öğretmen olacaklar, ya mühendis. Memlekete yararlı hanımefendi olacaklar...
Kadının cinsel tacize uğramasının en önemli sebebi, kadının açık saçık gezmesidir. Vücudunu serbestçe takdim ederek erkeklerin ilgisini çekmesidir... Yani kadının müstehcen kıyafeti, cinsel tacize sebep olmaktadır.
Allah'ın en kutsal, en değer verdiği varlığız; meleklere 'Yeryüzünde halife yaratacağım.' diye beyan ettiği varlığız. 'Yeryüzündeki halifelik' sıfatını niye rezil ediyorlar? İslam'ı yaşarsanız o halifelik makamına gelirsiniz.
İşte, "Ben özgürüm!" diyerek yola çıkan ve sözde hayatını yaşayan ABD ve Batı' nın özgürlük tablosu:
'Cinsel özgürlük' sonucu ABD' de her yıl yüzbinlerce kadın tecavüze uğradı. Bu sebeple bu ülke 'tecavüz tedavi kriz merkezleri' açmak zorunda kaldı.
...
Cocuk suç çetelerinin yediyüz ellibin üyesi var.
Her yıl 100 doktar intihar ediyor.
Batı ülkelerinde neredeyse çocukların yarısı evlilik dışı doğuyor...
...
Norveç, yollara, gayrimeşru çocukların bırakılacağı sepetler koydu.
...
Münevver Karabulut, 18 yaşındaydı. Boğazı sevgilisi tarafından testereyle canlı canlı kesilmişti. (2009' da tüm medyada haber oldu. )
20 yaşındaki Tuğçe Anlaş ise hunharca bıçaklanarak ardından boğazı kesilmişti. (Zaman Gazetesi, 4 Aralık 2009.)
Selma Saçmalı, 16 yaşındaydı. Sevgilisinin elleriyle boğazı kesilerek diri diri mezara gömülmüştü. ( Bugün Gazetesi, 14 Şubat 2010.)
Ve medyaya aksetmeyen nice Münevver Karabulut' lar, Selma Saçmalı' lar, Tuğçe Anlaş'lar aynı kaderi paylaşmıştı...
Bu kitaba inceleme yazmayacaktım fakat insanların ne ile karşılaşacağını bilmelerini istediğimden yazmaya karar verdim. Zaten incelemeden çok kısa bir yazı şeklinde kitabın neden okunmaması gerektiğinden bahsettim.

"Kadının cinsel tacize uğramasının en önemli sebebi, kadının açık saçık gezmesidir. Vücudunu serbestçe takdim ederek erkeklerin ilgisini çekmesidir... Yani kadının müstehcen kıyafeti, cinsel tacize sebep olmaktadır."

#47499109

Bu görüş ülkemizce ve genel olarak gelişmemiş ülkelerce benimsenen çok yaygın bir görüş. Burada ve diğer sosyal mecralarda bu görüşe şiddetle karşı çıkanları görsek de, sokağa indiğimizde bu görüşün nasıl kabuk bağladığını ve haklı bulunduğunu acı bir şekilde görürüz. Bu insanların mantığına göre tacizin ve tecavüzlerin sebebi kadınların açık saçık giyinmesi, erkek arkadaş edinmesi, geceleri içki içip sarhoş olmaları, bakire olmamaları, günlük evde kalmaları, sözde rızalarının olması, istekleri olmalarıdır. Bu çok gerici, tehlikeli, ortaçağdan ve karanlık dönemlerden kalma kalma bir görüştür. Aynı Hindistan'da on üç kişinin kadına tecavüz edip de onu cezalandırması(!) gibi, bu da özgür kadınları çekememenin bir sonucudur.

Kadınlar bu kadınları çekemez, çünkü onun gibi özgür değildir, onun gibi istediği zaman istediği yerde olamaz, onun gibi giyinip onun gibi eğlenemez, onun gibi daha fazlasına cüret edemez, karşı cinsle öyle ilişkiler kuramaz ve onun erkekleri tahrik ettiğini, dolayısıyla taciz ve tecavüze davetiye çıkardığını düşünür.

Erkekler de bu kadını çekemez çünkü onu çok çekici bulur ama dokunamaz. Özgüvensizliğinden, uçkurunu kontrol edemediğinden, cehennemde yanmak istemediğinden, o kadının açık saçık giyinmemesini ister. O kadına sahip olamadığından, sahibi olduğu (!) kadınları baskılayıp, bu coğrafyalarda az da olsa kalan kadınlıklarını öldürdüğünden dolayı tatminsiz olduğundan, onun da kadınlığını bastırmasını ister. Tecavüze uğramasının haklı olduğunu düşünür. Zaten bakire olmadığını, her şeye iki yüz elli gramlık bir zar odaklı baktığı için bir şey kaybetmediğini düşünür.

Maalesef bizim gibi toplumlar böyledir. Tecavüzün sebebinin kadınlar olduğu düşünülür de neden çocuğa, hayvana, damacanaya, terliğe, ayakkabıya, elektrik direğine, tecavüz edildiği düşünülmez. "Onlar da mı tahrik ediciydi?" sorusu sorulmaz. Onun yerine takım elbiseyle gelene indirim verilir, o saatte orada ne işi varmış denilir, çok açık giyinmiş denilir, iki yüzlü medya tarafından tecavüz haberi bile üstüne basılarak "günlük evde kalan kız" adıyla insafsızca servis edilir. Kapalı kadınların da tecavüze uğradığı, hakkında ne fantezilerin kurulup kullanıldığı, bedenlerinin ve vücut hatlarının hayal edildiği ve pis sahnelere konu olduğu, kapalıların da çeşitli mağduriyetlere uğradığı düşünülmez.

Ben Özgecan cinayetine bile o saatte orada ne işi varmış diyenleri gördüm. Şok olmuştum. Bir insan nasıl gencecik, daha yaşayacak çok güzel günleri olan birini böyle acımasızca yaftalar bilemiyorum. Bu kafada yaşayanları asla anlayamayacağım sanırım.

Kitaptaki okuduğum bölümler kadınları kapanmaya sevk etmek, onları doğru yola sokmak ve özgürce hayatını yaşayan kadınların acılar içinde kıvranıp ibret almamız için onları örnek göstermekten ibaret. (İslam'ın diğer konularına da değiniyor fakat ben kitabın hepsini okumadım.) Batıdaki kadınların süründüğünü, hepsinin koruyup kollayıcı erkek istediğini, aile yapısının bozulduğunu, oradaki kadınların sık sık tacize uğradığını yazmış fakat hiçbir kaynak belirtmemiş. Doğudaki bazı kadınların sokağa bile izinsiz çıkamadıklarını yazmamış ama. Bu bakımdan yazarı bahsettiğim "özgür" kadını çekemeyen kadın olarak gördüm. Her durumda batılı kadın yerden yere vurulur, sözde sürünüyordur fakat onun malına, servetine, gece istediği saatte istediği yerde olabilmesine, yediğine içtiğine seviştiğine kimsenin karışmamasına vurgu yapılmaz, bunlardan bahsedilmez nedense.

Kitabın az da olsa doğru bulduğum yeri vardı. Örneğin cinsel özgürlüğün bazen pahalıya mal olacağının farkındayım. Korunmasız ilişkilerin, çok sık eş değiştirmenin toplum için yararsız olacağının herkes farkında fakat bunun için kadınların özgürlük alanlarını sınırlandırmak gerekmiyor. İnsanları bilinçlendirmek, küçük yaştan itibaren bunun eğitimini iyi vermek gerekiyor.

Kitabı dediğim gibi yarım bıraktım, okuyana bir şey katmayacağını düşündüğüm bir kitap. Sokaktan herhangi bir insanı çevirseniz aynı bilgileri (!) edinebilirsiniz. Gerçeği arayan genç kızlar kesinlikle başka kitapları okumalı.
143 syf.
·2 günde
MUTLAKA OKUYUN!!!
Merhaba arkadaşlar. Sevgili Gülay Atasoy'un "Özgür Kızlar" kitabıyla (onca kitap okuyan biri olmama rağmen) bir kez bile kullanmadığım okulun kütüphanesinde karşılaştım. Bu kitabın 1000Kitap'da ki ilk okuru olduğum için üzgünüm. Çünkü bu site çok uzun süredir açık olan bir site ve bu kitap daha önce bu sitede hiç okunmamış. Oysa en çok okumaya ihtiyacımız olan bir kitap. Şu an hâla bu kitabı okuyorum ve şu an bu incelemeylede bir iki kişide olsa bu kitaba başlasa o ona bu buna derken yayılmış olan bu kitap sayesinde biraz daha bilinçlenmiş oluruz. Kitap daha önce " Ben Özgür müyüm?" adı altında yayınlanmış fakat fazla dikkat çekmediği, yeterli bir kitleye ulaşılamadığı için, en azından genç kızların biraz daha dikkatli olmaları adına bu isim verilmiş. Ama şunu anlıyorum ki bu isim de fazla işe yaramamış. Lakin ben en azından kendi çevreme okutarak bu kitabı yaymaya çalışacağım. Lütfen arkadaşlar 143 sayfalık bir kitap sizi zorlamaz. Hele ki 300-400 sayfalarda romanlar okuyan bizler bu kitabın başına otursa en fazla 1 bilemedin 2 saatte bitirir. Kaybedecek bir şeyiniz yok!!! Aksine bu kitapla kazanacağınız çok şey var!!! ŞİDDETLE TAVSİYE EDİYORUM!!!!!! Hele ki birer gençseniz... Umarım bu kitapda bir gün en çok okunanlar listesine dahil olur.
126 syf.
·2 günde
Bir güzel kitap daha. İçinde Allah'a karşı inancını yitirmiş bir kızın, inancını tekrar nasıl kazandığı anlatılıyor. Ayetlerden de yardım alınmış ve bildiğim kadarıyla da gerçek bir hikaye. Okurken etkilendim açıkcası. Özellikle Yüce Rabbime inanmayanlara önerebilirsiniz. Yazarın eline sağlık.
Keyifli Okumalar...=))
233 syf.
·9/10
Yazar kendi eğitim hayatını ve de o dönemde yaşadığı zorlukları anlatiyor. O dönemdeki baskıcı tavır ve bu yüzden seçimleri sebebiyle okuyamayan birçok genç kiz. Yaşanılan gerçekleri anlamak için okunabilecek bir eser.
143 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Gerçekten hayatın gerçeklerini içinde barındıran bir kitap. Adına bakmayın siz , asıl önemli olan içeriği ! Yazar öyle güzel yazmış ki , okuyan kişi imansız ise iman bile edebilir.
Hayatın acı gerçeklerinin kaynağı gibi bir kitap. Ama o kadar güzel ele alınmış ki , tavsiye etmek değil , zorla okutmak gerekir.
123 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Gülay Atasoy’un yazdığı Aile Huzuru, evleneceklere be evliliğini sıkıntısız yürütmek isteyenlere tavsiyeler şeklinde bir kitap olmuş. Gülay Hanım yazdıklarını dini ve psikolojik bilgiler ışığında hazırlamış. Okurken sıkılmadım ama sanki bir şeyler eksik kaldı...
233 syf.
·7/10
Gülay Atasoy'un kendi lise anılarına dayanarak yazdığı kitap, bir yönden o yıllara ait sorunlar, bir yönden her zaman var olacak tiplemelerle hayattan bir kesit olarak okunabilir.

Yazarın biyografisi

Adı:
Gülay Atasoy
Unvan:
Yazar
Doğum:
Kahramanmaraş, 1956
1956 Kahramanmaraş Elbistan Ekinözü'nde doğdu. Yazı hayatına lise yıllarında Yeni Asya Gazetesinin aÇmış oluduğu M. Nezihi Polat hikaye yarışmasındaki aldığı ödülle atıldı. 1977 yılından itibaren aynı gazetede "İlham" adlı köşede günlük fıkralar yazdı. Çeşitli gazete ve dergilerde yazıları yayınlanan yazar evli ve üÇ Çocuk annesidir.

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 126 okur okudu.
  • 27 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.