Hakan Yel

Hakan Yel

7.8/10
34 Kişi
·
97
Okunma
·
7
Beğeni
·
1.765
Gösterim
Adı:
Hakan Yel
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
İstanbul, 1968
Hakan Yel, 1968 yılında İstanbul'da doğdu.
Ankara Üniversitesi'nde Arkeoloji ve Sanat Tarihi okudu.
2004 yılında Cosmopolitan dergisinde kadın erkek ilişkileri üzerine yazılar yazmaya başlayan Hakan Yel'in ilk romanı "Sultana Dokunmak", 2005 yılında Altın Kitaplar tarafından yayımlandı. Osmanlı hanedanının tekrar saray kurumunu hayata geçirmek istemesi ve bu amaç için bir tarikatı kullanarak kamu düzeni boşluğu yaratmasını işleyen gerilim-macera romanı, aksiyon dolu tarzıyla ilgi uyandırdı. "Sultana Dokunmak" 2008 yılı için Japonca ve Bulgarca'ya çevriliyor.
Yel'in bir yıl sonra yayımlanan "Lokanta" isimli korku gerilim romanı, topluma gün geçtikçe hâkim olan 'şiddet'i işliyordu. Romanın, şiddetin bir müddet sonra kendi adalet anlayışını da getireceğini ve bunun yaratacağı karmaşayı işleyen kurgusu, içerdiği şiddet anlatımıyla tepki çekti.
Yazarın kişisel gelişim kategorisi içinde yer alan kitabı "Her Şeyi Satarım Ruhum Hariç" Mayıs 2007'de okurla buluştu. Özellikle Üniversiteli gençlerin mezuniyetlerinde nasıl bir ticaret hayatıyla karşılaşacakları konusunu işleyen kitap, başarısızlıklardan ders alınması gerektiğine işaret ediyor.
Hakan Yel halen; 2008 kışında yayınlanması planlanan "Rüzgâr Ekenler" isimli korku - gerilim romanı üzerinde çalışıyor.
Herkesin mayını onu bekler, kimse kimsenin mayınına basmaz, bassa da patlatamaz.
Hakan Yel
Sayfa 60
Yıllar, o doğal ruh bağlarımızı ne kadar zayıflatmış, inceltmis ama biz farkına varamamışız.
Hakan Yel
Sayfa 96
"Bu ne?"
"Serçe parmağım..."
"Doğru!" dedi Vanes sonra birdenbire parmağı sertçe büktü.
Canı yanan Hrant hızla çekti elini.
"Tekrar ver elini!"
Şaşaladı Hrant. Şaka olup olmadığını anlamak için bir an yüzüne baktı Vanes'in.
"Şimdi avucunu sıkıp yumruk yap!" dedi Vanes.
Hrant'ın elini yumruk yapmasının ardından da yumruğu önce açmaya, sonra da çevirmeye çalıştı tek eliyle.Beceremedi. Bir deneme daha yaptı. Amacına ulaşamayınca bırakıp elini geri çekti. Anlatmaya başladı Vanes.
"Bak teyze oğlu, serçe parmağın bizdik, cemaatimiz. Açıkta kalınca kolayca zarar gördük. Biraz zorlamayla hemen kırıldık, büküldük ve canımız acıdı. Diğer taraftan yumruğun, Osmanlı İmparatorluğu idi. Serçe parmağın biz, diğer parmaklar da Çerkezler, Kürtler, Rumlar ve tabii ki Türkler. Açmayı denedim açamadım, bükmeyi denedim bükemedim. İşte, uzaklardan memlekette, siz de bana böyle görünüyorsunuz. Açığa çıkıyorsunuz, ayrı olduğunuzu sanıyorsunuz. Oysa kökten bu toprağın insanlarına bağlısınız. Kaderiniz beraber yaşamakta birleşmiş. Fakat bu toprakların düzeninden rahatsız milletler sizi kandırmakta zorlanmıyor. Hangi parmak yumruk olmak istemez ki? Dün Rumeli milletleriydi bugün siz, yarın belki Rumlar, öbür gün belki Kürtler... Bir başına olmak isteyen her parmak, kandırıldıkça açığa çıkacak, kırılacak. Tek tek, sırayla."
Sözün burasında hafifçe Hrant'a doğru uzandı Vanes. Sanki sesini, uyarısını daha iyi duysun istiyordu. Sesi daha sert çıktı.
"Bu gidişle ilk kırılan parmakta siz olacaksınız! Çünkü bir yumrukla ancak bir yumruk, bir devletle de ancak bir devlet savaşabilir..."
Insan bir yabancıyı gördüğünde ya ilk anda bir yakınlık duyar ya da hemencecik irkilir, rahatsız olurdu.Hayatin paha biçilmez tecrübelerinden süzülüp gelen bu kuralın doğruluğuna her zaman inanmıştı.
Hakan Yel
Sayfa 232
Hayat çok karışık ve anlamsız sahneler sıralayan, bir sonrakinde ne olacağı tahmin edilemeyen saçma sapan bir oyun gibiydi.
Hakan Yel
Sayfa 169
Eski zamanlarda aralarındaki farklılıklar hiç akıllarına gelmezdi oysa. Aynı topraklarda yaşayan insanlardı onlar. Kader birliği etmiş, günü yaşamaya çalışan, ekmek derdinde olan sıradan insanlar... O zamanlar hepsi aynıydı; Osmanlı.
Fakat neden sonra, o küçük fark, birileri tarafından büyütüldükçe büyütülmüş, gözlerine sokulmuştu. Yeni hayat düzeni; herkesin kendi farkıyla gurur duyması ve bir diğerini hor görmesi üzerine kurulmuştu. Şimdi birbirlerini gördüklerinde, elleri bellerindeki kamalara gidiyordu. Zaten her kan davasında olduğu gibi bir zaman sonra iki taraf da neden düşman olduklarını unuturlardı. O zaman tek duygu hakim olacaktı: "O seni öldürmeden sen onu öldür!"
Birden müzik durdu. Kuzey gözlerini otomatik olarak açtı ve salonda birini görmek ister gibi baktı. Perdeler kendiliğinden harekete geçip kornişlerde kayan küçük makaraların sesi odayı doldurunca emin oldu.
"O" gelmişti...
Hakan Yel
Sayfa 127 - Altın kitaplar
Birden yanından beyaz bir çiçek daha geçti. Sonra bir tane daha ve hemen peşinden bu kez sağ tarafından bir tane. Nehre doğru çevirdi başını. Şaşkınlıktan dondu kaldı. Binlerce beyaz çiçek kendisine doğru akıyordu. Yüreği sevinçle doldu. Her yerde beyaz çiçekler vardı. Artık nehir yüzeyinde su görünmüyordu.
Hakan Yel
Sayfa 84 - Altın kitaplar
Iki kavim önce atıştı. Sözün bittiği yerde silahlara sarıldılar. Zaman sinsice akarken hep öldürdüler. Öyle ki diğeri ni öldürmek bir yaşam biçimi oldu. Fikirler unutuldu kan sözü geçer oldu. Ta ki içlerinde n biri durup neden öldürdüğü nü düsünene kadar.....
Birden aklına geldi, hata yapıyordu. Meslekteki bilinen, ama konuşulmayan kurallardan işkenceyle ilgili olanını hatırladı: ''Dayanmak istiyorsan düşünmeyeceksin, düşünmek çukura yuvarlanmaya benzer. Ne kadar derine düşeceğini kestiremezsin.'' (Başkomiser)
Hakan Yel
Sayfa 118
Osmanlının son günlerinde Erzurumun iki köyünde geçen hikaye bugüne de benzerlikler taşıyan olaylardan oluşuyor. Hüseyin ağa karakterinde bir babanın duyguları, yaşadıklarının ağırlığını çok güzel anlatmış yazar. Etnik kökenlerin farklı insanların bir arada yaşam mücadelesi, her topluluğun içinde yasayan iyi ve kötü kişiler anlatılmış.
Hakan YEL'in daha önce okuduğum sekiz numaralı vurucu kitabı kadar güzel bir kitaptı. Takip edeceğim yazarlar arasına girdi. İki kitabında da gördüğüm kadarıyla ilk 80 sayfa konuları çok dağıttığını düşündürse de sade anlatımıyla güzel bir romandı.
Dikkat spoiler içerir.
Bir adam garip bir şekilde cinayetler işlemeye başlar. Aşçılığa ilgisi olan bu katili cinayet bürodan komiser Ali ve Muzaffer bulmaya çalışmaktadır. Ali'nin eşi Fazilet çektiği acılardan dolayı bazı görüntüler görür ve bunlar cinayetler ile ilgilidir. Bu arada lokanta sahibi Kuzey Aral da Ege adında bir kızla tanışır. Basın polisin beceriksizliğinden bahsederken istihbarat ve polis arasında gizli bir çatışma ortaya çıkar. Bu arada Fazilet ve kızı Pelin de hunharca öldürülür. Artık Ali'nin tek derdi intikamdır ve metafiziksel öğeler ile cinayetler işleyen katil tek umududur. Sürekli tacizcileri öldüren katil ile Ali'nin yolu kesişecek midir? Ali ailesinin intikamını alabilecek midir? İstihbarat ve polis çatışmasından kim galip çıkacaktır? Keyifle okunan bir roman.
Dikkat spoiler içerir.
Selim Tekin, parapsikolojik yetenekleri olan bir satış temsilcisidir. Bir gün arkadaşları ile gezmeye gittiğinde dinci teröristlerin saldırısına şahit olur. İstanbul'da arka arkaya işlenen imam cinayetlerinden sonra Helin adında bir gazeteci ile tanışır ancak bu gazeteci öldürülür. Sonrasında Helin'in MOSSAD ajanı olduğunu öğrenir. Helin'i öldürenlerden intikamını güçlerini kullanarak alır ve o arada zengin bir iş adamının kızı olan Zeynep'i kurtarır. Ülkedeki en gizli istihbarat örgütünün üyelerinden Barış Akdiller, bu olayın tarikatlarla ilgisi olduğunu düşünür. Elde edilen ipuçları ile Sadıkiler tarikatından şüphelenirler. Selim, İzmir'e gittiğinde büyük bir deprem olur ve orada tarikatın başı olan Nedim Hocanın hayatını kurtarır. Ancak yardımcısı Turan Hoca bu durumdan hiç hoşnut kalmamıştır. Kuzey Iraktan gizlice getirilen silahlar, valilere yapılan saldırılar, Dolmabahçe Sarayına bindiren ve patlayıp yok eden doğalgaz dolu tanker, bunların hepsinin bir amacı vardır ve o amaç, padişah soyundan gelen Ziya Osman Efendi'yi ülkenin başına geçirip padişahlığı ilan etmektir. Durum oldukça tehlikelidir. Turan Hocanın yakalanması için Selim ve Barış beraber çalışır. Acaba Turan Hocayı yakalayabilecek midir? Ziya Osman Efendinin kirli emellerini engelleyebilecek midir? MOSSAD, kendi öldürülen ajanı Helin için ne yapacaktır? Selim ile Zeynep bir daha görüşebilecek midir? Keyifle soluksuz okunan bir roman.
Yazarla tanıştığım ilk kitap oldu. Akıcı bir tarz vardı. Beğendim.spo: ölümler hep lokantada olacak sandım;) Diğer kitaplarını okumak için bilmem gereken şu, Hep bu türde mi yazar?
Içinde bulunduğumuz siyasi durumu daha doğrusu ırk ayrimina oldukça güzel degilmis etkileyici bir yapıt.1914 yilinda 3 koy arasinda yaşanan olaylar insanın bam telin dokunarak ele alınmış. Türkü Kürdü Ermenisi Çerkesi ile güçlü bir devlet oldugumuza da özellikle vurgu yapılmış ben çok etkilendim.Cok şey katacak bir eser...
Ülkemizin güvenliği için yapılan askeri bir çalışma . İnsan ve yarı robot insan ruh halleri. Siyaset diplomasi... Okunabilir fena bir kitap değil. İlgi alanınızdaysa tavsiye edebilirim.
Hakan Yel'in ilk okuduğum kitabı ben böyle sonları kötü biten kitapları pek beğenmem ama. Konusu güzeldi. Keşke mutlu sonla bitseydi.
Alp, biz savaş gazisi bacaklarını kaybetmiş ve bunalıma girmiş. Sosyal hizmetler görevlilerini kabul etmiyor. Ama Tevfik Erdem'e rastlayana dek. Bu adam asla peşini bırakmadı ve Alp'in duvarlarını yıktı. Yaşam sevincini geri kazandırdı. Onu yüzmeye başlattı.
Alp'e Cumhurbaşkanı tarafından madalya verildiği törende bir kadın yani Leyla Ona katil diye bağırdı Leyla'nın kürt asıllı kocasını kaybetmiş 2 çocuklu bir kadın büyük oğlu örgüte katılmış ve küçük oğlu konuşmuyor. Küçük oğlunu yüzmeye başlatıyor ve Şirvan yani küçük oğlu orada boğulma tehlikesi geçiriyor. Onu kurtaran Alp bu olaydan sonra Leyla ile Alp yakınlaşıyorlar ve görüşmeye başlıyorlar. Alp'in hayatına bir güneş gibi doğuyor Leyla ve birlikte oluyorlar O günden sonra Leyla pişman oluyor ve Alp ile görüşmeyi bırakıyor ta ki hamile olduğunu anlayınca Alp'in karşısına çıkıyor ve evlenmeye karar veriyorlar. Tabi ki Leyla'nın ailesi karşı çıkıyor sonra Alp'in annesi ve arkadaşı da isteksiz karşılar ama Alp sevdim deyince akan sular duruyor. Leyla'nın ailesi de ikna olunca evleniyorlar ve düğün günlerinde Leyla'nın büyük oğlu çıkıp geliyor ve Leyla'yı vuruyor sonra da kendisini ..
Alp yine yıkılıyor ve artık toparlanması zor ...
Hakan Yel ile ilk tanıştığım kitabı.Gam'ı yazarın diğer kitapları içinden tanıtımında geçen bir alıntı diyaloğu yüzünden özellikle seçmiştim.Muhakkak ki siz de okumuşsunuzdur ya da kitabı incelediğinizde okuyacaksınız. Konu hepimizin bir köşesinden canını acıtan doğu meselesi.İki yönüyle de.Uzun zamandır özellikle gündemi de ilgilendiren bir mevzuya dair roman okumamıştım.Romantik, fantastik...vs vs.türündeydi hep okuduklarım. Gam...Çok acıtıcıydı.Ülkemizde dünya kadar çatının içine düşmüş ateşlerin dile getirilişi içimi çok yaktı. Boğazım düğüm düğüm okudum.Her kelimesini taşıdığı anlamları kaybettiririm korkusuyla yudum yudum içtim.Yazarın cesur ve yerinde eleştirilerine bayıldım.Onca içsel monoloğun tek anından bile sıkılmadım.Diğer kitaplarını da muhakkak kütüphaneme ekleyip okuma sıralamamda da ön sıralara çekeceğim.Binlerce Mehmetcikten biri olan Alp'i ve onun Leyla'sını okuyun derim.
Hakan Yel beğendiğim polisiye yazarı. Bu kitabını da konusuna bakmadan aldım. Okudukça da çok beğendim. Ülkemizin kanayan yaralarını anlatmış. Anlatırken de sürüklüyor. Kendini kahramanın yerinde buluveriyorsun. Önyargılarımla yüzleştim diyen okuyuculara katılıyorum. Genç subayın gazi oluşu, genç kadının mutlu ailesinin elinden alınışı, engelli insanların sorunları ve en güzeli tüm engellerin ortasında aşk. Ve evet aşk yine hayatları güzelleştiriyor. Yinede hazırlıklı olun şok olacağınız bir son sizi bekliyor.

Yazarın biyografisi

Adı:
Hakan Yel
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
İstanbul, 1968
Hakan Yel, 1968 yılında İstanbul'da doğdu.
Ankara Üniversitesi'nde Arkeoloji ve Sanat Tarihi okudu.
2004 yılında Cosmopolitan dergisinde kadın erkek ilişkileri üzerine yazılar yazmaya başlayan Hakan Yel'in ilk romanı "Sultana Dokunmak", 2005 yılında Altın Kitaplar tarafından yayımlandı. Osmanlı hanedanının tekrar saray kurumunu hayata geçirmek istemesi ve bu amaç için bir tarikatı kullanarak kamu düzeni boşluğu yaratmasını işleyen gerilim-macera romanı, aksiyon dolu tarzıyla ilgi uyandırdı. "Sultana Dokunmak" 2008 yılı için Japonca ve Bulgarca'ya çevriliyor.
Yel'in bir yıl sonra yayımlanan "Lokanta" isimli korku gerilim romanı, topluma gün geçtikçe hâkim olan 'şiddet'i işliyordu. Romanın, şiddetin bir müddet sonra kendi adalet anlayışını da getireceğini ve bunun yaratacağı karmaşayı işleyen kurgusu, içerdiği şiddet anlatımıyla tepki çekti.
Yazarın kişisel gelişim kategorisi içinde yer alan kitabı "Her Şeyi Satarım Ruhum Hariç" Mayıs 2007'de okurla buluştu. Özellikle Üniversiteli gençlerin mezuniyetlerinde nasıl bir ticaret hayatıyla karşılaşacakları konusunu işleyen kitap, başarısızlıklardan ders alınması gerektiğine işaret ediyor.
Hakan Yel halen; 2008 kışında yayınlanması planlanan "Rüzgâr Ekenler" isimli korku - gerilim romanı üzerinde çalışıyor.

Yazar istatistikleri

  • 7 okur beğendi.
  • 97 okur okudu.
  • 39 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.