Harun Candan

Harun Candan

Yazar
8.7/10
14 Kişi
·
29
Okunma
·
2
Beğeni
·
770
Gösterim
Adı:
Harun Candan
Unvan:
Yazar
Doğum:
İzmir, Türkiye, 1987
1987’de yılında İzmir’de doğdu. Buradaki ilk ve ortaöğretiminin ardından 18 Mart Üniversitesi Gökçeada MYO’da Halkla İlişkiler ve Reklam okudu. 2009’dan bu yana İstanbul’da çalışıyor, yaşıyor.
Bazen akıntıya karşı kulaç atıp boşa yorulmaktansa nehrin akışına teslim olmak lazımdı.
Harun Candan
Sayfa 73 - İletişim
İnsanlar inandıkları şeylerden korkuyorlardı. Korktuğu için inananlarsa gözüne perde inmiş gafillerdi.
Harun Candan
Sayfa 81 - İletişim
Diledikleri her şeye sahip olan ve tüm zevkleri tattıktan sonra yapacak hiçbir şey bulamayıp intihar eden insanların gelip geçtiği bir dünyada yaşamak fazlasıyla boş geliyordu.
Harun Candan
Sayfa 243 - İletişim
Her gün pek çok şey bekliyordum; gelmek bilmeyen otobüsler, randevusuna geciken sorumsuz arkadaşlar, bir türlü demlenmeyen çay, zamanın yavaşladığı sıkıcı dersin bitimi...Fakat daha önce annem hariç herhangi bir kadını özlemle beklemişliğim yoktu.
Harun Candan
Sayfa 14 - İletişim
bütün günahlar içki gibi sarhoşluk verse ortalıkta doğru düzgün ayık adam kalmayacaktı.
Harun Candan
Sayfa 117 - iletişim
Dalgın bir anımda usulca yanıma yanaşıp koluma giren bir hayal belki o an suratımda ince bir tebessüm oluşturuyordu ama gerçeğin acımasızlığı bu tebessümü bana çok görüp omuzlarımdan hızlıca sarstığında kendime geliyor, böylece hüznün, kaybetmenin ve çaresizliğin ne demek olduğunu tekrar ve tekrar anlıyordum.
Harun Candan
Sayfa 143 - İletişim
260 syf.
·2 günde
Uzun zamandır okumak istediğim fakat bir türlü okumak nasip olmayan, okuduktan sonra da kendime neden daha önce okumadın ki sorusunu sorduran Hayalname bende çok farklı bir yer edindi.

Genç bir adam ailesini kaybettikten sonra İstanbul'a İlahiyat okumak için gelir. Bir gün gördüğü bir rüyanın manasını öğrenmek icin Süleymaniye Kütüphanesine rüyasının izini sürmeye gider. Süleymaniye Camii’nin avlusundaki şadırvanda namazını kılmak üzere abdest alırken onu fotoğraflayan Gizem ile karşılaşır. Ve hayatında ilk defa aşık olur.Her şey bir süre onlar için harika gitse de ani bir olayla yolları ayrılır fakat gencin kalbinden Gizem asla çıkmaz.Bu olayların ardından okuldan uzaklaşan ve okuldaki başarısı düşen genç adam bir köye imam olarak gider orada ise onu farklı maceralar beklemektedir;bir gömü, bir Şişko,bir Lâl ve bir cinayet...
Kitabın sonu ise size aslında her sonun bir başlangıç olduğunu hatırlatır.
"Dünya hayatı bir yanılsamadır, rüyadır.Zaman anca burada işler.Bu hayata özgü olan zamanı yitirmeden, yani vaden dolmadan, rüyadan uyanmalısın."
260 syf.
·6 günde·8/10
pahalılığından dolayı uzun süre alınmayı, alındıktan sonra da bir ay kadar süre kitaplıkta okunmayı bekleyen kitabı hastalığımın şiddetlenmesinden dolayı geç de olsa bitirdim.

yazarın ikinci romanı yağmur dinecek kimse bilmeyecek'i okudum ilk önce. diyaloglara çok az yer vermesinden dolayı zorlanacağımı düşünüyordum, ama üslubu çok iyiydi ve hemencecik bitti.

bu roman ondan daha kalın (ya da uzun) ve diyaloğun hiç denecek kadar az olmasına rağmen bunu da zevkle okudum. üsluptan yana hiçbir sorun yok. ele alınan hikâye ancak bu kadar güzel yorumlanabilirdi. kitabı bitirişi de yine takdire şayan.

üçüncü kitabını da yakın bir zamanda almayı ümit ediyorum.
185 syf.
·8/10
cağaloğlu'ndaki iletişim yayınları'na gittim öğleden sonra (sanırım saat 3 idi). oradaki yetkiliye "elinizdeki polisiye kitapları öğrenebilir miyim?" dedim, işte behzat ç.'yi önerdi "okudum," dedim, bunu gösterdi. "yeni çıktı," dedi. "peki," dedim ve aldım. iki günde toplamda 6 saatlik bir okuma ile bitirdim. yazarda oğuz atay üslubunu buldum... aşk ve polisiye harmanlanmış ve kitap içerisinde incil ile ilgili bir hikâye anlatılıyor... okuyun, derim. diğer (ilk) kitabını da almak istedim ancak iletişim yayınları'nı biliyorsunuz... pahalı! önümüzdeki günlere bıraktım diğer kitabını.
352 syf.
·Beğendi·8/10
Sizce aşk karşılıklı duygularını açıp sarıp sarmaladıgında mı başlar?
Yoksa sadece onun gözlerinde degerli hissetiğin anda mı?
İşte Can'nın Seleneye olan hislerinin yogunluguyla başlayan tehlikeli takip mitolojiye ,Osmanlıya,Polisiye ve dozunda gerilimle sarsıcı bi sonla bitiyor.
Son bölümdeki can'nın iç konuşmasında sordugu o sorular en sevdiğim bölümdü
260 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10
Bu aralar Türk yazarlar keşfetme peşindeyim. Çünkü inanılmaz leziz kitaplar yazan yazarlarımız var. Öncelikle onları okumaktan yanayım. İşte okuyunca tadı damağımda kalan bir yazar Harun Candan Dili öyle akıcı ki hangi sayfada olduğunuzu bile takip edemiyorsunuz, kelimeler akıp gidiyor.
Genç bir adam çok erken yaşta anne ve babasını kaybettikten sonra İstanbul’a ilahiyat okumak için gider. Bir gün gördüğü bir rüyanın manasını öğrenmek için Süleymaniye kütüphanesine gider. Süleymaniye Camii’nin avlusundaki şadırvanda namazını kılmak üzere abdest alırken onu fotoğraflayan Gizem ile karşılaşır ve hayatında ilk kez aşık olur. Kısa bir arkadaşlıktan sonra Gizem ile yolları ayrılan kahramanımızın Gizem’i kalbinden söküp atamayışı, onu okuldan uzaklaştırır. Zar zor bitirdiği okulun ardından bir köye imam olarak gider. Orada karşısına çıkanlar ise bambaşka bir boyuttadır. Bir gömü, bir şişko, bir Lal ve bir cinayet...
Okumaktan inanılmaz keyif aldığım Harun Candan’ın “Hayalnamesi” tabiki de okuduğum son kitabı olmayacak

Yazarın biyografisi

Adı:
Harun Candan
Unvan:
Yazar
Doğum:
İzmir, Türkiye, 1987
1987’de yılında İzmir’de doğdu. Buradaki ilk ve ortaöğretiminin ardından 18 Mart Üniversitesi Gökçeada MYO’da Halkla İlişkiler ve Reklam okudu. 2009’dan bu yana İstanbul’da çalışıyor, yaşıyor.

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 29 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 24 okur okuyacak.