Irvine Welsh

Irvine Welsh

8.5/10
63 Kişi
·
189
Okunma
·
32
Beğeni
·
2.864
Gösterim
Adı:
Irvine Welsh
Unvan:
İskoç Yazar
Doğum:
Leith, Edinburgh, İskoçya, 27 Eylül 1958
Irvine Welsh (d. 27 Eylül 1958, Leith, Edinburgh, İskoçya), Trainspotting romanıyla ünlü İskoç yazar. Çok sayıda kısa film yönetmiş olmasının yanı sıra, oyun ve senaryo yazarıdır.

Yaşamının ilk yılları ve öğrenimi

1961'de Leith'ta doğdu. 4 yaşındayken, ailesiyle işçi mahallesi olan Muirhouse'a taşındı. Burada büyüdü. 16 yaşında okulu bırakarak yeni oluşmaya başlayan Punk Rock piyasasına katılmak için Londra'ya taşındı. Londra'da çeşitli işlerde çalıştı ve uyuşturucu kullanmaya başladı. 1980 sonlarında yeniden Edinburgh'a döndü ve üniversitede bilgisayar okurken bir yandan da yazmaya başladı.

Yazarlığı

The Acid House Britanya'da 1994 yılında basıldı, aynı sene 1993 yılında yazmış olduğu Trainspotting de yayımlandı. Yazarın bu romanı sinemaya uyarlandı ve büyük ün kazandı. Bir sonraki romanı, Marabou Stork Nightmares oldu. Bu roman, hastanede komada yatan bir holiganın yaşamının ve düşüncelerinin keşfidir. Daha sonra Ecstasy adlı kitabı çıktı, üç uzun hikâyeden oluşan bir kitabı da eleştirmenlerden olumlu eleştiriler aldı. Filth,Welsh 'in her zamanki birinci tekil şahıs anlatımından ahlaksız, şiddet yanlısı ve kindar bir polisin hikâyesini anlatır. Kitap olumlu eleştiriler alır veVillage Voice Literary Supplement tarafından 1998 yılının en iyi 25 kitabı arasında gösterilir.

Welsh'in en uzun ve tutkulu çalışması Glue, 2001 baharında satışa çıkar. Edinburgh'un sosyal konutlarından dört çocukluk arkadaşının hikâyesi yaklaşık 40 yıl sürer ve onları orta yaşlarına kadar takip eder. Yazarın imzası haline gelen kara mizah ve makineli tüfek hızındaki diyaloglar yerli yerinde dursalar da, eleştirmenler romanın yazarın olgunluk çağını ve dinginlğini haber verdiğini söylerler. Trainspotting 'in devamı Porno 2002 temmuzunda çıktı. Oyun yazarı olarak In-yer-face akımına dahil edilebilecek eserler vermiş olan Irvine Welsh bekardır ve Londra ve Edinburgh'da yaşamaktadır.
Asla, asla bir kadına el kaldırmayın, derdi babam bize sık sık. Ancak aşağılık sülükler yapar bunu, derdi.
Ona aşktan söz ediyorum ve bana aşk diye bir şey olmadığını, hükümetin bunu halkı uyutmak için afyon olarak kullandığını söylüyor, din gibi...
Bir yeri tanımak için orda yaşamak gerektiğini söylerler, fakat gerçekten görebilmek için orayı yeniden ziyaret etmek gerekir.
İnsanın kendini hayal kırıklığına uğratan sınırları kabullenmesi akıl sağlığına ya da normal davranış biçimine işaret ediyordu öyleyse.
"Ben de hayatımı uyuşturucuyla mahvettiğimi sanıyorum, oysa bazı tipler aşkla başlarına ne işler açıyorlar. Düşüncesi bile ürkütücü."
Yeraltı edebiyatı demişken Trainspotting'i unutmak olur mu? Sizi yerin dibine sokar bu kitap fakat yerinizden memnunsunuzdur zira çoktan orada olmak istemişsinizdir zaten.

Hazmı zor bir hikayedir Trainspotting. Bazen kusasınız gelir, içinde bulunduğunuz durumdan kurtulmayı istersiniz. Ama çıkamazsınız. Sistem size çıkmanız için izin vermez. Ama bundan önce siz çıkmak istemezsiniz ki zaten. Kendimiz için televizyon, çamaşır makinesi, hayat, kariyer seçebilirken seçmemeyi seçebilir miyiz acaba?

O kadar güzel eleştiriler var ki içinde. Sick Boy'un dediklerinden bile kitabın ne derece iddialı ve kendi hayatlarımızla paralel olabileceğini anlayabiliyoruz. Aslında bir bakıma bize distopya gibi görünen bu kitap, karakterler açısından bir ütopya halini almış.

Sosyalistlerin sürekli yoldaşlarından, sınıfından, sendikalarından ve toplumlarından söz etmeleri bile bazı karakterlerin içine işlemiş olacak ki adamlar kendi yollarını belirlerken sırf bu şeylere sosyolojik bir eleştiri getirmek için kendi dünyalarını kurmuşlar.

Sistemden kaçmaya çalışıyor gibi görünmek için değil kendinden kaçmaya çalışmamak için bu sistemin içinde olanların kitabıdır Trainspotting.
Okurken kahkahalara boğulduğum, midemin bulandığı, gözlerimin dolduğu, kendimden bir şeyler bulduğum, benden çok öte bir hayata şahit olduğum, kızdığım, üzüldüğüm, kıskandığım ve şiddetle tavsiye edeceğim kitap. Yorumlarda argo kelimelerden rahatsızlık dile getirilmiş. Ben abartılı yada gereksiz anlatım görmedim. Böyle adamların yanında olmanın keyfine varın, baktıkları açıyı yakalayın yeterli bence.
Filmi defalarca izlemiş olmama rağmen, kitabı sonradan okuduğumda bağdaştıramadığım, hayalimde canlandıramadığım olaylar silsilesi.. Kitapta çözemedim her konu için açıp filmi tekrar izliyordum. Film efsane, kitap efsane. Favorilerde, her zaman.
Trainspotting kitabını okudunuz ve beğendiyseniz kesinlikle bu kitabı okumalısınız! Aynı karakterlerin 20 yıl sonra ki durumlarını kim merak etmez ki?!
Trainspotting, yeraltı edebiyatının kült başyapıtı.Bu kitabın kapağında da yazan ve tartışmaya kapalı bir konu benim için.İki tane sinema filmi çekildiği için yeraltı edebiyatının en popüler eserlerden bir tanesi.Kitap hakkındaki yorumlarıma gelecek olursak.Konu aslında bir çok yazarın yazmaktan çekindiği ve son çare yeraltı edebiyatını besleyen çağımızın gençleri arasında çok önemli bir sorun: Uyuşturucu.Kitabın ana içeriğinin ana kaynağı uyuşturucu olması sebebiyle aslında bu konuyla ilgili soruya cevap veriyor.Mesela "İnsanlar neden uyuşturucu kullanır ?" ya da "Uyuşturucunun zararları nelerdir ?".Bunun yanı sıra HIV hastalığına sahip bir insanın ruh hali ve nasıl yaşama tutunması gerektiği ile alakalı olarak önemli noktalara değiniyor.Benim en sevdiğim nokta ise karakterler aracılığıyla yazarın felsefi görüşlerini tiratlarla okuyucuya aktarması.Özellikle 'Hayatı Seç' tiratı Fight Club ile oldukça benzerlik gösteriyordu.Son ise gayet olması gerektiği gibiydi.Çünkü bu kadar boka batmış adamların ahlaki değerlerinin de belirli noktalarda farklılık gösterip kayması oldukça mantıklı.Mesela Sick Boy maymun iştahıyla bütün kadınları bir seks objesi olarak görüp elden geçiriyor, Franco ne kadar dostların birbirine yamuk yapmaması gerektiğini düşünse de bir çocuğu sırf sesi kötü diye yorulana kadar dövebiliyor, Spud oldukça utangaç ve zararsız gibi görünse de hırsızlık onun için büyük bir tutku ve Rent Boy da belki de bu grubun üniversiteye en yakın üyesi olması dolayısıyla olaylar üzerine mantıkla yaklaşma ve bakış açısını derinlere çekebilme yetenekleri daha gelişmiş olsa da fırsatı bulunca arkadaşlarını satmaktan çekinmiyor.Neyse sıkmadan, eğer yeraltı edebiyatı hoşunuza gidiyorsa direkt edinip 2 gün içerisinde bitirmeniz gereken bir eser.Kitap ile kalın.
Trainspotting ve T2'yi çok seven biri olarak başladım kitaba. Film için epey sağlam diyete girmiş bir kitap olduğunu belirteyim ana yapı hariç çok fazla ek var. Filmi çok seven diye başta belirtmemin sebebi de okurken zorlanmam. Dil alışık olmayanlar için biraz küfürlü gelebilir ama bu kadar dibe batmış itin köpeğin arasında hissetmenizi sağlıyor. Toplumsal mesaj da veriyor toplumu s***ir edin de diyor ama olay örgüsü yavan kalıyor kitabı bitirmem epey zamanımı aldı. İkinci kitabı da 5-6 aya anca bitirir yazarım
Trainspottinge göre bence çıta biraz düşmüş bu kitapta. Lakin ortalamanın çok üstü bir yapıt olduğu gerçeği değiştirmiyor bu. Kitap adından da anlaşılacağı gibi biraz daha yer altına inip içerisine cinselliği katıyor bu sefer. Zira bu kitabın afyon kısmı porno endüstrisi ve dönen oyunlarada değiniyor. Alt metinde ise modern İngiltere ve İskoçyanın sokaklarına iniyorsunuz. Tüm dengeye rağmen nasıl bir karmaşa ve karanlığın var olduğunu soluksuz bir şekilde görüyorsunuz. Önce Trainspotting i okuyun sonra bunu zira bu kitap bir devam kitabı.
Büyük bir hevesle okumaya başladığım ama maalesef hayal kırıklığına uğradığım bir kitap oldu. Diğer kitaplarının yanına bile yaklasamayan bir performans söz konusu.
Öncelikle kitabın isminin 'Porno, olması sizi yanlış düşüncelere yöneltmesin. Kesinlikle okuru tahrik etmek amacıyla pornografik unsurlar kullanılmamış fakat hikaye içerisinde sık sık argo kelimelere ve küfürlere rastlamak mümkün ki bu doğrultuda kitap okumamışsanız bu durum, biraz rahatsız edici olabilir. Irvine Welsh'in önceki Trainspotting romanının devam niteliğinde bir roman. İskoçya'da kimlik çatışması yaşayan bir genç grubunun başına gelenler resmediliyor hikayede. Hikayedeki gaye, gençlik bunalımlarından kurtulamayan insanlar orta yaşlara geldiklerinde halen bir dizi hatalarla yaşamak durumunda kalıyor; bu bunalımlardan kurtulup da bir yerlere gelip, para kazanan orta yaşlı insanlar ise tüketim toplumunun monotonluğuna kapılıp ; kendilerini bir tüketim yarışı içerisinde buluyorlar. Tuketim toplumuna acımasız eleştiriler getiren Welsh'in bu romanı; aleni olmasa da sosyolijik analizler bütünü ki bu analizleri yaparken Welsh, uyuşturucunun ve seksin toplum içindeki menfi fakat kabul edilmesi gereken konumundan faydalanıyor. Bol içerikli, sürükleyici, verimli aynı zamanda rahatsız edici bir roman bu. Bence bir başyapıt. Çevirmen de gayet başarılı. Okumalısınız.
Herkesin begenmeyecegi ama Yeraltı Edebiyatı severlerin başucu kitaplarindan biri olan eser. Kaybedenlerin ve kaybetmeyi tercih edenlerin hayatlarına olabildiğince çıplak ve gerçekçi bakiyor. Tavsiye ederim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Irvine Welsh
Unvan:
İskoç Yazar
Doğum:
Leith, Edinburgh, İskoçya, 27 Eylül 1958
Irvine Welsh (d. 27 Eylül 1958, Leith, Edinburgh, İskoçya), Trainspotting romanıyla ünlü İskoç yazar. Çok sayıda kısa film yönetmiş olmasının yanı sıra, oyun ve senaryo yazarıdır.

Yaşamının ilk yılları ve öğrenimi

1961'de Leith'ta doğdu. 4 yaşındayken, ailesiyle işçi mahallesi olan Muirhouse'a taşındı. Burada büyüdü. 16 yaşında okulu bırakarak yeni oluşmaya başlayan Punk Rock piyasasına katılmak için Londra'ya taşındı. Londra'da çeşitli işlerde çalıştı ve uyuşturucu kullanmaya başladı. 1980 sonlarında yeniden Edinburgh'a döndü ve üniversitede bilgisayar okurken bir yandan da yazmaya başladı.

Yazarlığı

The Acid House Britanya'da 1994 yılında basıldı, aynı sene 1993 yılında yazmış olduğu Trainspotting de yayımlandı. Yazarın bu romanı sinemaya uyarlandı ve büyük ün kazandı. Bir sonraki romanı, Marabou Stork Nightmares oldu. Bu roman, hastanede komada yatan bir holiganın yaşamının ve düşüncelerinin keşfidir. Daha sonra Ecstasy adlı kitabı çıktı, üç uzun hikâyeden oluşan bir kitabı da eleştirmenlerden olumlu eleştiriler aldı. Filth,Welsh 'in her zamanki birinci tekil şahıs anlatımından ahlaksız, şiddet yanlısı ve kindar bir polisin hikâyesini anlatır. Kitap olumlu eleştiriler alır veVillage Voice Literary Supplement tarafından 1998 yılının en iyi 25 kitabı arasında gösterilir.

Welsh'in en uzun ve tutkulu çalışması Glue, 2001 baharında satışa çıkar. Edinburgh'un sosyal konutlarından dört çocukluk arkadaşının hikâyesi yaklaşık 40 yıl sürer ve onları orta yaşlarına kadar takip eder. Yazarın imzası haline gelen kara mizah ve makineli tüfek hızındaki diyaloglar yerli yerinde dursalar da, eleştirmenler romanın yazarın olgunluk çağını ve dinginlğini haber verdiğini söylerler. Trainspotting 'in devamı Porno 2002 temmuzunda çıktı. Oyun yazarı olarak In-yer-face akımına dahil edilebilecek eserler vermiş olan Irvine Welsh bekardır ve Londra ve Edinburgh'da yaşamaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 32 okur beğendi.
  • 189 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 233 okur okuyacak.
  • 8 okur yarım bıraktı.