Orhan Öztürk

Orhan Öztürk

Yazar
8.6/10
26 Kişi
·
94
Okunma
·
14
Beğeni
·
1.290
Gösterim
Adı:
Orhan Öztürk
Tam adı:
Prof.Dr. M. Orhan Öztürk
Unvan:
Türk Akademisyen, Yazar
Doğum:
Tarsus, 1926
Prof. Dr. Orhan Öztürk: Tarsus Amerikan Koleji ve İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirmiş; yedi yıl Amerika Birleşik Devletleri’nde psikiyatri ve psikanalitik psikoterapi eğitimi görmüş, araştırmacı ve öğretim üyesi olarak çalışmıştır. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Ortadoğu Teknik Üniversitesi (1060-1964), Hacettepe Üniversitesi’nde (1964-1993) öğretim Üyeliği yapmıştır. Türk Psikiyatri Birliği’nin kurucu başkanı, Türkiye Sinir ve Ruh Sağlığı Derneği’nin eski başkanı (1976-1998) ve Dil Derneği üyesidir. Amerikan Psikiyatri Derneği muhabir üyesi (1964-1997), Dünya Sosyal Psikiyatri Birliği Yürütme Kurulu Üyesi olmuştur.

Türk Psikiyatri Derneği kurucusu ve 13 yıl yayın yönetmeni olduktan sonra, onursal yayın yönetmeni olarak katkısını sürdürmektedir. Ruh Sağlığı ve Bozuklukları ile Psikanaliz ve Psikoterapi adlarını taşıyan iki kitabı ile yurt içinde ve yurt dışında yayımlanmış doksanın üzerinde makalesi ve kitap bölümü vardır.
"Eski çağ hakanlarından biri gece uykusunda gördüğü bir düşü yorumlamak üzere baş yıldız-falcısını (baş müneccim) çağırarak düşünü anlatır, yorumunu ister. Yorumcu:" Hakanım , bütün yakınlarınız ölecek, siz yalnız kalacaksınız. " diyerek düşü yorumlar. Hakan, korku ve öfke ile yorumcuyu zindana attırır, bir başka yorumcusunu çağırır. O da düşü şöyle yorumlar: "Hakanım, sizi kutlarım, mutlu bir düş. Bütün aileniz ve yakınlarınız arasında en uzun ömürlü siz olacaksınız." Hakan bu yorumdan mutluluk duyar, yorumcuyu cömertçe ödüllendirir. "
Bastırma, her insanın kullandığı bir savunma olmakla birlikte, yaşamımızda ne kadar çok olayı bastırırsak, doyum ve yeni uyum yolları öğrenmede o oranda güçlük çekeriz.
Şizofrenik belirtilerin en ciddisi özkıyım dürtüsüdür. Bu fırsatı kullanarak şunu
açıklamak isterim, bizim şimdiki toplumsal sistemimiz bu konuda ruh hekiminin büyük ve gereksiz zulüm yapmasını beklemektedir. İnsanlar, geçerli nedenlerle artık dayanılmaz noktaya gelmiş olan bir yaşamı sürdürmeye zorlanmaktadırlar; yanlızca bu, yeterli derecede kötüdür. Ama daha kötüsü, hastaları sürekli ve aşağılayıcı bir denetim altında tutarak, zaten dayanılmaz olan bir yaşamı daha da dayanılmaz duruma getirmektir. Hastaların artık kendileri için yalnızca olumsuz bir değer taşıyan yaşamlarını sürdürme görevini üzerimizde tutmamış olsaydık, bizim hastayı korumak için kullandığımız kötü yollardan çoğu gereksiz kalacaktı. Üstelik bunlar bir işe yarasaydı! Ben de Savage'ın düşündüğü gibi, kesin inanıyorum ki, hastaları denetim altında tutmanın kendisi özkıyım dürtüsünü uyandırmakta, artırmakta ve sürdürmektedir. Hastaları kendi isteklerine bıraksak, onların yalnızca çok azı kendilerini öldürürler. Bu da bizim yüzlerce hastaya işkence yapmamızı ve hastalıklarını arttırmamızı haklı gösterebilir mi? Çağımızda, biz ruh hekimleri toplumun zalim görüşlerine uymanın trajik sorumluluğunu yüklenmiş durumdayız; gene de yakın bir gelecekte bu görüşlerde bir değişiklik olması için bütün gücümüzle savaşmak sorumluluğumuz var. (Bleuler)
Görülüyor ki, insanoğlu ne tümden çevresinin ne de tümden kendi içsel yapısının (dürtüler, gereksinimler) kölesidir; bunlardan göreceli bir özerklik duygusu kazanarak hem kendini, hem çevresini değişik derecelerde denetleyebilir, yönetebilir; hem kendini, hem çevresini az ya da çok değiştirebilir.
Çocuksu eylemleri, atılmaları, soru sormaları ve cinsel ilgileri yüzünden sık sık terslenen, korkutulan, ceza gören çocukta giderek ağır suçluluk duyguları doğuran bir üst benlik (süperego) gelişir. Bu üst benlik kimi kişilerde ilkel, acımasız, katı olabilir. Böyle bir üst benliği olan çocuk aşırı ürkek, bağımlı ve girişim duygusundan yoksun büyüyebilir. Küçük bir soruyu sormaktan, bir işe başlamaktan yalın sevişmeye dek her türlü eyleme girişmek onun için çok güç olabilir.
Orhan Öztürk
Sayfa 23 - türkiye bilimler akademisi yayınları, pdf
Psikiyatri hemşireliği ruh sağlığı hizmetlerinin tartışılmaz önemli parçasıdır. Acıdır ki ülkemizde psikiyatri hemşireliğinin gelişmesi için çabalar yetersiz kalmıştır.
Osmanlılar Mısır'da dört yüz yıla yakın kalmışlar, ülkeyi yönetmişler. Mısır'daki piramitlerin nasıl bir tarihi, bunların içinde neler olduğunu sorgulayan tek bir Osmanlı çıkmış mı diye değerli Tahsin Özgüç hocaya sordum; böyle bir çalışmanın Osmanlı döneminde görülmediğini söyledi. Batılılar Anadolu'daki ören yerlerini geçen yüzyıldan beri bir yandan araştırıp bir yandan soyarken, bu yerlerin tarihini, değerini Atatürk dönemine dek hiç sorgulamamışız. İşin en acı yanı 15., 16., 17. ve 18. yüzyıllarda Avrupa'da neler olup bittiğini merak etmemişiz ve bu yüzden de düşünsel gelişmede insanoğlunun yaşadığı en önemli devrimleri, Yeniden Doğuşu, aydınlanma akımını yüzyıllar boyunca kaçırmışız.
Orhan Öztürk
Sayfa 12 - türkiye bilimler akademisi yayınları, pdf
194 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Ben bu kitabı çok önceden okumuştum ve bu kitabın incelemesini ödev olarak sunmuştum. Rastlayınca hatırladım. Yazar, toplumda ana sorun olan temellerden birini çok güzel bir bakış açısıyla ele almış. Sade, güzel bir dil kullanmasının yanında kişisellikten yola çıkıp toplumu psikolojik açıdan nasıl ele aldığını görünce “ ne kadar doğru aslında” dedirtiyor. Dediğim gibi kitapta anlatılan aslında büyük yanlışlara yol açan ilk önce yetiştiriliş süremizde başlayıp sonradan toplum içerisine çıkmamızla ve sosyal normlarla tanışmamızla daha da büyüyen bir sorun. Herkesin bildiği bir yanlış ama kimsenin üzerinde durup düzeltmediği sürü psikolojisi toplumu ve sosyal normların yanlışlığı. Yazar bir çok temeli bin türlü örnek gözlemle ele alıyor ve ele aldığı gözlemlerde de o kadar haklı ki çok doğru temelleri ele alıp doğru eleştiriler yapmış.
194 syf.
Kitap tam anlamıyla bu toplumun, kısır döngüsünü anlatıyor. Gerçekten çok acı. Toplum içerisindeki bu biatçı anlayış bir gün kırılacaktır. Umarım o günleri görürüz, yaşarız, tadarız.

Kişisel gelişim olarak okumalısınız, Anne, Baba olarak okumalısınız, biatçı düzenin kırılma noktalarından bahsetmiş. Bazı yerler sanki yeniden anlatılıyor gibi olsa da okumaya değer.

Ayrıca Yaşar Kemal'den bahsettiği bölümü, hiç kitabını okumamış beni, çok etkiledi.
332 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Konuyla akademik olarak ilgiliyseniz çok önemli bir kaynak olduğunu bildiğim için okuyayım dedim ama amatörseniz lügâtı yabancı gelecektir. Ağır geldi bana ;)

Yazarın biyografisi

Adı:
Orhan Öztürk
Tam adı:
Prof.Dr. M. Orhan Öztürk
Unvan:
Türk Akademisyen, Yazar
Doğum:
Tarsus, 1926
Prof. Dr. Orhan Öztürk: Tarsus Amerikan Koleji ve İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirmiş; yedi yıl Amerika Birleşik Devletleri’nde psikiyatri ve psikanalitik psikoterapi eğitimi görmüş, araştırmacı ve öğretim üyesi olarak çalışmıştır. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Ortadoğu Teknik Üniversitesi (1060-1964), Hacettepe Üniversitesi’nde (1964-1993) öğretim Üyeliği yapmıştır. Türk Psikiyatri Birliği’nin kurucu başkanı, Türkiye Sinir ve Ruh Sağlığı Derneği’nin eski başkanı (1976-1998) ve Dil Derneği üyesidir. Amerikan Psikiyatri Derneği muhabir üyesi (1964-1997), Dünya Sosyal Psikiyatri Birliği Yürütme Kurulu Üyesi olmuştur.

Türk Psikiyatri Derneği kurucusu ve 13 yıl yayın yönetmeni olduktan sonra, onursal yayın yönetmeni olarak katkısını sürdürmektedir. Ruh Sağlığı ve Bozuklukları ile Psikanaliz ve Psikoterapi adlarını taşıyan iki kitabı ile yurt içinde ve yurt dışında yayımlanmış doksanın üzerinde makalesi ve kitap bölümü vardır.

Yazar istatistikleri

  • 14 okur beğendi.
  • 94 okur okudu.
  • 22 okur okuyor.
  • 131 okur okuyacak.
  • 6 okur yarım bıraktı.