Anne çocuk ilişkisindeki bu süreklilik, tutarlılık ve aynılık çocukta temek güven duygusunun özünü oluşturur.
Bu duygu, bir yandan çevrenin güvenilirliğini yansıttığı gibi, bir yandan da kendi benliğinin süreklilik ve aynılık taşıyan, bakılmaya değer bir varlık olduğunu gösterir.
İnsan zihni, karmaşık, belirsiz durumlardan tedirgin olur. Zihin, açık ve somut olmayan, belirsiz olan şeyleri açık somut ve belirli yapmaya yönelir. (intolerans of ambiguity)
Ruhsal bir sıkıntının bedensel bir rahatsızlığa; karmaşık ve açıkça tanımlanamayan bir kuşkunun belirli düşmanlara bağlanması (paranoid psikozlarda) somutlaştırmaya örnek verilebilir.
İnsanoğlu eski çağlardan beri doğadaki zorluklar karşısında çaresiz kaldıkça ve birçok doğal olay için açık seçik, kolay anlaşılır nedenler bulamayınca, yansıtma ve somutlaştırma gibi savunmaları kullanarak, gerçekle bağdaşmasa bile rahatlatıcı açıklamalar bulabilmekte; bunları cin, şeytan, büyü gibi doğaüstü güçlere bağlamakta ve bunlara karşı özel savunma yolları geliştirmektedir.
Korku, kişinin varlığının dışına, onun dış yüzeyine yönelen bir tehlikeye karşı tepkidir, bunaltı ise kişinin doğrudan doğruya varoluşuna, özüne karşı bir tehdidin algısıdır.
Başka birilerinin ( çocuklar söz konusu olduğunda ebeveynler, yetişkinler söz konusu olduğunda tanrı) sizin hayatınıza anlam ve amaç katma sorumluluğu olduğu varsayımında çocuksu bir şeyler vardır. Bu, bileklerini burktuklarında etrafta dava edecek birilerini arayanlardaki bebeksilikle aynı türdendir.
Benim mutluluğumdan başka birileri sorumlu olmalıdır. Bu, bir tanrıya olan ihtiyacın gerçekte arkasında yatanla benzer bir bebeksilik midir?