Acı, başlı başına kötü bir şeydir ve acı çeken varlığın ırkı, cinsiyeti ve türü ne olursa olsun önlenmeli veya en aza indirilmelidir. Acının ne kadar kötü olduğu, ne kadar şiddetli olduğuna ve ne kadar sürdüğüne bağlıdır; ama aynı şiddetteki ve uzunluktaki acılar, ister insanlar ister hayvanlar tarafından yaşansın, eşit derecede kötüdür.
Bu kitabın ana fikri, canlılara salt türlerinden dolayı ayrımcılık uygulamanın bir tür önyargı olduğu ve tıpkı ırk temeline dayalı ayrımcılık gibi akıldışı ve savunulamaz bir yaklaşım oluşturduğu iddiasıdır. Duygulara değil akla hitap etmeyi seçerek bu fikrin gerekçelerini açıkladım. Başkalarına gösterdikleri ilgi ve anlayışı hissetme yetisine sahip bütün canlılara yaydıkları için hayatlarından türcülüğü çıkaran insanlara büyük bir hayranlık beslemekle birlikte, sadece anlayış ve iyi kalpliliği ön plana çıkararak çok fazla insanı türcülüğün yanlışlığına ikna edebileceğimizi sanmıyorum. İnsanlar neredeyse herkes aklın sesini dinlemeye hazır ya da hiç değilse öyle olduklarını söylüyorlar.
Günümüzde hissetme yetisine sahip varlıklar arasında en zayıf, en güçsüz ve en çok sömürülen varlıklar hangileridir? Hapsedilen, gıda üretimi ya da tıbbi araştırmalar için yetiştirilen ve sonra da öldürülen insan dışı hayvanlardır. Bu hayvanların ellerinde hiçbir güç bulunmaz; günümüzde hissetme yetisine sahip varlıklar arasında en acımasızca sömürülenler onlardır. Köleliğin herhangi bir biçimindeki kadar gaddarca köleleştirilir, vücutları ve etleri için kullanılırlar.
Hayvan deneylerine derhal son verilmesi talebinin halk arasında fazla taraftar bulamamasının nedenlerinden biri, araştırmacıların bu talebin kabul edilmesiyle, bizi ve çocuklarımızı öldüren ciddi hastalıklar için tedavi geliştirme umudunun yok olacağını iddia etmesidir.
Araştırmacılara soruluyor: hayvanları koruma kuruluşlarının temsilcilerini içeren bir etik kurul, hayvan deneylerinin maliyeti ile elde edilecek yararı değerlendirirse, bu kurulun kararını kabul eder misiniz?
Eğer cevap olumsuz olursa, hayvan deneylerini ciddi hastalıkları iyileştirme gerekçesiyle savunmanın, araştırmacıların gerçek niyetleri hakkında kamuoyunu yanıltmaya yönelik bir kandırmacadan ibaret olduğu ortaya çıkar.
Eğer cevap olumlu olursa, araştırmacılardan bu tür bir etik kurulun oluşturulmasını talep eden bir dilekçeye imza atması istenmelidir.