Peter Singer’ın etik üzerine fikirleri yıllardır tartışılıyor. Merakıma yenik düşüp okudum, bazı bölümlerde gerçekten rahatsız oldum. Bazı kitaplar rahatsız eder, tam da o rahatsızlık insanı düşündürür. İşte bu da onlardan biri.
Singer, kuru teorilerle değil, hayatın içinden örneklerle ilerliyor. Hayvan hakları, yoksulluk, ötenazi, çevre… Hepsi bir noktada günlük hayatımızı sorgulatıyor.
“Eğer bir varlık acı çekebiliyorsa, onun çıkarını göz ardı etmek ahlaken savunulamaz.”
Bu cümleyi okurken durup düşünüyorsun. Tabağındaki et, deri çanta, laboratuvar deneyleri aklına geliyor. Her eylemin bir etkisi olduğunu fark ediyorsun.
Kürtaj, ötenazi ve engellilik konularındaki fikirleri de çok sarsıcı. Ona göre etik olan, acıyı azaltmak ve bilinçli varlıkların çıkarını gözetmek. Ötenazi konusunda, bilinçli bireylerin kendi yaşamlarını sonlandırma hakkını savunuyor; bilincini yitirmiş, acı içinde yaşayan insanlar içinse istem dışı ötenaziyi merhametli bir seçenek olarak görüyor. “Yaşam kutsaldır” fikrine doğrudan meydan okuyor ve bu da onu hem cesur hem de tartışmalı kılıyor.
“Zengin ve Yoksul” bölümündeki şu örnek ise çok çarpıcı:
“Bir çocuk gölde boğulmak üzereyse ve onu kurtarmak sadece pantolonunu kirletecekse, kurtarmalısın. O hâlde, açlıktan ölen çocuklara yardım etmemekle aynı durumdayız.”
Bu benzetme, konforlu hayatımıza sert bir ayna tutuyor. Gerçekten etik olmak sadece iyi niyet değil; eylem ve sorumluluk gerektiriyor.
Singer’ın mantık temelli yaklaşımı bazen soğuk gelse de, beni rahatsız etse bile düşündürdü:
Etik, vicdanla mı yoksa mantıkla mı yönlendirilmeli?
Ben yine de etik kararların tamamen mantığa bırakılamayacağını düşünüyorum.
Fikirleri ne kadar tartışmalı olursa olsun, dünyaya farklı bir gözle bakmak isteyen herkesin mutlaka okuması gereken bir kitap.
Keyifli