Ronald Wright

Ronald Wright

Yazar
8.7/10
23 Kişi
·
80
Okunma
·
11
Beğeni
·
950
Gösterim
Adı:
Ronald Wright
Unvan:
Kanadalı Tarihçi, Romancı ve Denemeci
Doğum:
Londra
Dünya, büyük hatalarımızı affetmeyecek kadar küçüldü artık.
Ronald Wright
Sayfa 7 - Aylak Kitap 1. Basım Eylül 2012
Adolf Hitler bir keresinde neşeyle şunları söylemişti: "Düşünmeyen insanlar yöneticiler için ne büyük şans!" Yöneticiler düşünmeyince ne yapabiliriz peki?
John Steinbeck bir keresinde, yoksullar kendilerini sömürülen bir proleterya olarak değil, geçici olarak dara düşmüş milyonerler olarak gördükleri için Amerika'da sosyalizmin hiç kök salamadığını söylemişti.
Bugüne kadar o kadar fazla türün son bulmasına yol açtık ki, dünya üzerindeki egemenliğimiz fosil kayıtlarında bir asteroidin Dünya'ya çarpmasının sonucuymuş gibi görünecek.
Ronald Wright
Sayfa 35 - Aylak Kitap 1. Basım Eylül 2012
192 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Kitap 141 sayfa, bölüm notlarıyla birlikte toplamda 185. Ama her sayfası, her cümlesi öyle dolu, öyle bilgi ve düşünce yüklüydü ki 'iki günde bitirilir' görüntüsü verdiğine aldanmayın. Tüfek, Mikrop ve Çelik'in preslenmiş bir halini okuyacaksınız bu kitapta. Geçmişteki medeniyetler hakkında bilgi sahibi olacak, nasıl çöktüklerini, diğer bir deyişle medeniyetlerin kendi kendilerini nasıl yokettiklerini öğreneceksiniz. Özellikle Paskalya Adası'nın anlatıldığı bölüm beni en çok etkileyen, en çok şaşırtan kısımlardan biriydi. Bu nedenle bölümü iki kere okumama ve sayfaları fotoğraflamama neden oldu. Las Casas'ın Kızılderililer Nasıl Yok Edildi kitabı'nda, yazar yaşadığı olayları bizzat aktardığı için çok daha detaylı bilgiler edinmiştim ama İnkalar, Mayalar, Sümerler, Paskalya Adası yerlileri ve diğer toplumların yanı sıra kızılderilileri de kısa çaplı ele almış Ronald Wright. Beynimin içine işleyen şöyle bir cümle vardı kitapta: "Sınır bölgeler Kızılderililerin meyve bahçeleri yetiştirdiği, beyazların kafa derisi yüzdüğü yerlerdi."

"Nereden geliyoruz? Neyiz? Nereye Gidiyoruz?" gibi basit görünen ancak yanıtı hiç de göründüğü kadar basit olmayan bu üç soruyu yanıtlıyor Ronald Wright. Okurken kitaptan çok fazla alıntı yaptığım için yorumu uzatmak istemiyorum, içeriği merak edenler alıntıları inceleyebilirler. Onun haricinde, çevrenize ve kendinize sorduğunuz sorular: Burger King'te mi yoksa McDonalds'ta mı yiyeceğiniz, Apple mı yoksa Samsung mu kullanacağınız, Mercedes'e mi yoksa Audi'ye mi bineceğiniz, Nike mı yoksa Adidas mı giyeceğiniz, Maybelline mi yoksa Loreal mi süreceğiniz (listenin sonu gelmeyeceği için burada kesiyorum) değilse tereddüt dahi etmeden okumanızı tavsiye ediyorum.
544 syf.
·Beğendi·9/10
500 yıl önce tarihi kayıtlara 1492 olarak işlenmiş olan Amerika keşfinin, nasıl adım adım gerçekleştiğini ve günümüzde yerlilerin mücadelesini anlatan kitap..

Bu kitapla birlikte zihnimde kalan birkaç noktadan biri, Amerika'nın Avrupa tarafından fethi sırasında, teknoloji olarak geri kalmış olsa da, yüksek demokrasi örneği bir yönetim tarzı benimsemiş olmasıdır.

Birkaç noktada dikkatimi çeken şey ise Hristiyanlık dini Amerikan yerlilerine dayatılırken, yerli önder, şeflerinin, kendi farklılıklarıyla birlikte tanrının isteğiyle geçekleştiği, yani yok edilesi bir şey olmadığı düşüncesiydi. Bu kısımda Kur'andan bir ayet aklıma geliyor. ( Sizin dininiz size benim dinim bana)

Diğer bir nokta ise Hristiyanlık adı altında yerliler dinsiz olarak adlandırılıp soykırıma tabi tutulmuş olmalarıdır. Tabi fetih sırasında, insanlık onuruna yakışmayan işkenceler gerçekleştirilmiştir. Bununla birlikte Amerikan filmlerinde, vahşi olarak gösterilen kısım genelde yerliler olmuştur. Ve son olarak Maya'ların yakılan geçmişe, geleceğe ışık tutacak değerli kitapları..

Bugünün Avrupa'sının geçmişinde bir kara leke daha..
192 syf.
·14 günde·Beğendi·8/10
Sapiens ve Home Deus'tan sonra okuduğum için olsa gerek, "İlerlemenin Kısa Tarihi" bana bu iki kitabın öznel bir özeti gibi geldi; tabii Yuval Noah Harari, konuyu daha liberal ama genellikle tarafsız bir tutumla ele alırken Ronald Wright fikirlerini ve araştırmalarını, kapitalizmi açıkça karşısına alan sosyalist bir kimlik takınarak kitaplaştırmış, bunu yaparken de kaçınılmaz olarak işi yer yer sistem eleştirisine ve gözü kara bir muhalifliğe vardırmış. İnkar edilemeyecek kanıtların ışığında genel olarak kendisi ve çevresi için zararlı bir canlı türü olsa da insanı anlamaya çalıştığı ve türümüzün geleceğine ilişkin üzerinde tartışılmaya değer öngörüleri okuyucuyla paylaştığı için Harari'yi daha başarılı buldum.
192 syf.
Hariri’nin pek meşhur homo sapiensi ve son dönem antropoloji soslu popüler kitaplarıyla benzer bir tadta ilerleyen bu kitabın da şöyle bir faydası var öncelikle; insana, zamana, yaşadığımız yıllar ve çağa, olaylara daha makro düzeyde bakma, yaşanan günlerin kısır gel gitlerinden uzak geniş bir perspektifte bakarak düşünme olanağı sağlıyorlar.
İnsanoğlunun yerküredeki 2 milyon yıla yakın hikayesini bilmek, binlerce yıldır yaşamış farklı medeniyet ve ırkların yaşadıklarını öğrenmek, tarihi sadece muzafferlerin gözünden değil kaybedenlerin, yok olanların açısından düşünmek bir çok şeyi sorgulatabiliyor okuyucuya.

‘’Sınırsız nüfus artışı, kaynakların müsrifçe kullanımı, çevrenin tahribi ve dinlerin geleceği garanti altına alacağına dair sınırsız güven...sonuç bir felaket... Son ağaç. Son mamut. Son dodo kuşu. Yakın gelecekte belki de son balık ve son goril.’’
Kitap; Paskalya adası, Sümer, Roma, Maya medeniyetlerinin çöküşlerini inceleyerek, ilerleme ve tüketimin kontrolden çıkmasıyla karşılaşılan sonuçların nasıl medeniyetleri tarih boyunca tekrar ve tekrar yıkıma sürüklediğini gayet özet, net ve kolay akılda kalıcı anektodlarla anlatıyor.

‘’Kapitalizm, ekonominin sonsuz olduğunu ve bu yüzden paylaşmanın gereksiz olduğunu iddia ederek bizi, mekanik yaban tavşanların ardından koşan birer tazı gibi, daima ileriye doğru yönlendirmektedir. Yalnızca belli sayıda tazı gerçek bir tavşan yakalayabilir, geri kalanlarsa düşene kadar koşmaya devam eder. Geçmişte oyunu kaybedenler yalnızca yoksul olanlardı, ama bugün kaybeden gezegenin kendisidir.’’

Ronald Wright’in çok özet olarak söylediği ‘’ Taşın ilk kez yontulmasından, demirin ilk kez eritilmesine yaklaşık 3 milyon yıllık bir zaman geçti, ama demirin ilk eritilmesinden ilk hidrojen bombasına varmak yalnızca 3 bin yıl aldı.’’ ve tarihte daha önce olduğu gibi bu dizginlerinden boşalmış, çılgın, herşeyi tüketen ilerlemenin bir bedeli oldu ve olacak. İnsanın hikayesini incelemek geçmişte onun kendini nasıl mahvettiğini tüm adımlarıyla yeniden izleme fırsatı vermektedir bize. İnsanoğlunun çok acil bir sorgulama yapması, geçmişe bakması dünyanın farklı yerlerinde farklı zamanlarda farklı medeniyetlerde yaşananların çok daha yok edici bir şekilde yakın zamanda yaşanabileceğini vurguluyor.

‘’Uygarlık tüm gezegenin doğal sermayesinden beslenmektedir. Bulduğumuz her ağacı kesiyor, her balığı tutuyor, her yeri suluyoruz. Bina yapmadığımız yer yok. Biyosferin her köşesi atıklardan zarar görüyor. 1970’lerden bu yana dünya ticaretindeki yirmi misli büyüme, artık hiçbir yerin kendine yetemediği anlamını taşıyor. Tüm Eldoradolar yağmalandı, tüm Shangri-La’lara bir Holiday Inn inşa edildi... “yıkım, tekrar geldiğinde, bu defa küresel olacak... Dünya uygarlığı bir bütün halinde yıkılacaktır...’’
192 syf.
·Puan vermedi
Bir gün bir yazar kendisini Gaugin' in eşsiz varoluş tablosuna bakarken bulur ve ressamin düştüğü üç kisa sorudan yola çıkarak bütün bir insanlık tarihini küçük bir kitaba sığdırma cüretini kalkışır.

" Neyiz ? Nereden geliyoruz ? Nereye gidiyoruz ? " Hintkeneverinden yapılmış bir kumaş üzerine çizilmiş bir resim ve kısacık üç soru...

Daha önce "John Zerzan' in Gelecekteki İlkel" kitabını okumuş biri olarak bu kitap bana biraz özetin özeti gibi geldi. İnsanın evrimsel açıdan yakin ve uzak akrabalarina kısa bir bakış. Neandartel ve diğer akrabalari arasindaki çekişmeler, buzul çağı, hayvanlarin evcillestirilmesi, tarım, sümer mısır mezopotamya roma maya inka medeniyetlerine kisa bir bakış, bu medeniyetlerin oluşum gelişim ve çöküşleri üzerine kisa tespitler derken günümüz kapitalist sistemi ve eski dünya ile yeni dünyanin benzerlik ve farklarından gayet net ve anlaşılır bir dille bahsetmiş yazar.

Kitabı okurken medeniyetlerin gelişmesi veya çöküşlerinde doğanın ne derece etkili olduğunu ve geleceğe baktığım zaman tarihin kötü bir tekerrüründen ibaret hayatlar yaşadığımızı farkettim. Bende uyandırdığı en ilginç duygu medeniyet olarak yaşadığımız bu vahşetin er yada geç yine doğa tarafından yutulacağini veyahut insanın kendisiyle birlikte bu gezegeni yok edeceğini farketmiş olmamdi.

Bence okunmaya değer güzel bir kitapti. 
192 syf.
·8/10
İnsanlık tarihini baştan sona anlatıp analiz etmeye çalışan kitapları seviyorum.Bu da o minvalde bir kitap olmuş.Eğer bu tarzda uzunca bir kitap arıyorsanız şiddetle Tüfek,Mikrop ve Çelik kitabını tavsiye ederim,yok onun kısa halini alayım derseniz de bu kitap okunabilir.Yeni dünyanın ele geçirilmesinde mikrop unsuru bu kitapta da vurgulanmış.Paskalya Adası,Sümerler,Mısır,Çin gibi uygarlıklar üzerinde durulmuş.Özellikle Sümerlerin çoküşünü anlatan noktaya dikkat ederseniz Türkiye gözünüzde canlanacaktır.Son ağaç,son mamut,son dodo,son balık,son goril...Kitabı tavsiye ederim.Ben özellikle şunu anlıyorum ki medeniyet kendini yok etmeye programlı bir saattir.
192 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Harika bir kitap. Bence okullarda ders kitabi olarak okutulmali. Top Tufek Celik, Homosapiens kitapları ile benzer içerikleri var. Neandertaller den başlayıp, kromagnon a geçişle birlikte nasil dunyayi yok etme çabasında olduğumuzu, bilinçsizlik duzeyimizi gözler önüne sermiş. İlk olarak Paskalya adasini anlatmis. Neymisler ne olmuslar. Bunu nasil acgozlulukleri ve umursamazliklari ile basarmislar. Sümerlerin yasadigi cennetin bahceleri denen topraklarin, o bereketli hilalin ne oldu da bugun kurak çöle dönüştüğünü, Misir medeniyetini, Maya, İnka medeneyetlerini, Roma medeniyetini ve aslinda sehirlesme ile başlayan, medeniyet dediklerimizin aslinda nasil tek dişi kalmis canavar oldugunu, doğayı yok etme cabamizi, insanlık tarihi boyunca tekrarlanan kolelestirme sistemini, devletin varolma amacını cok guzel anlatmis. Günümüze gelerek, romanlardan yazarlardan örneklerle bizi nasil bir son beklediğini hayal edebileceğimiz bir argüman seti ortaya koymuş. Sonu harikaydı

Son paragrafı alintilamak istiyorum:

"Bugün, Paskalya Adası sakinlerinin akılsızca ağaç kesimini ve heykel yapımını hâlâ durdurabilecekleri, son ağaçların tohumlarını farelerin erişemeyeceği yerlere dikmek için toplayabilecekleri aşamadayız. Kaynakları paylaşmamızı, kirliliği temizlememizi, temel sağlık hizmetleri ve doğum kontrol yöntemlerini, doğal sınırlara uygun ekonomik sınırlar belirlememizi sağlayabilecek aletlere ve araçlara sahibiz. Bunları şimdi, refah içinde olduğumuz şu günlerde yapmazsak, işler zorlaştığında hiç yapamayacağız. Kaderimiz ellerimizin arasından kayıp gidecek. Bu yeni yüzyıl çok eskimeden geçmişimizdeki bütün karanlık çağları solda sıfır bırakan bir kaos ve çöküş çağına gireceğiz.
Şimdi, geleceği düzeltmek için son şansımız."

Yazarın biyografisi

Adı:
Ronald Wright
Unvan:
Kanadalı Tarihçi, Romancı ve Denemeci
Doğum:
Londra

Yazar istatistikleri

  • 11 okur beğendi.
  • 80 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 185 okur okuyacak.