William Blake

William Blake

Yazar
7.4/10
270 Kişi
·
954
Okunma
·
218
Beğeni
·
10706
Gösterim
Adı:
William Blake
Unvan:
İngiliz Şair, Ressam ve Mistik Vizyoner
Doğum:
Londra, İngiltere, 28 Kasım 1757
Ölüm:
Londra, İngiltere, 12 Ağustos 1827
(28 Kasım 1757, Londra - 12 Agustos 1827, Londra) İngiliz şair, ressam, oymabaskı ustası ve mistik.

Orta halli bir esnaf ailesinin beş çocuğunun ikincisiydi. Babası çorapçıydı ve okula gitmedi. Öğretmeni annesiydi ve o da okuma yazma bilmeyen karısı Catherine'in eğitimi -cenneti canlandırmak için bahçede çıplak bir biçimde Paradise Lost' u - ki tarafımızdan çoğaltılacaktır - okutabilecek kadar -üstlenecekti. On yaşında çizim okuluna gönderildi ve on dördünde James Basire adlı bir oymabaskı ustasının yanına çırak verildi.1779'da Kraliyet Akademisi'ne girdi ama ortamdan hoşlanmadı. Dinsel görüşlerinde kiliseye bağlı olmayan bazı aydınlarla birlikte Swedenborg tarikatına girdi. 1780'de Newgate Hapisanesi'ni yakarak otoriteye karşı nefreti gösteren asilerin arasındaydı. Kiliseye olduğu kadar devlete de karşıydı. 1784'de babasının ölümü üzerine çocukluğunu geçirdiği evin bitişiğindeki eve taşındı ve bir basımevi açtı. Kardeşi Robert'ı da yanına aldı.1787' de ölen Robert'ı sık sık düşlerinde görecekti.

Aklının görsel yanı hep ağır basmıştı ve tasarladıklarını canlandırabilme yeteneğine sahipti. Blake, imgeleri, sanki kafasının içinde değil, gözünün önündeymişçesine çok canlı bir biçimde aktarırdı. Şiirleri, elle tutulabilecek kadar canlı imgelerle doludur. Şiirlerini, yaptığı süslemelerle birlikte kendi bulduğu bir teknikle küçük bakır levhalar üzerine kazıyarak bastı ve elle boyadı. 20. Yüzyıl edebiyatı üzerine muhteşem bir etkisi olan Songs of Innocence ve Songs of Experience, dönemi için çok önemli yapıtlar olmasına rağmen hiçbir yankı uyandırmadı. Ölümünden 50 yıl sonraya değin bu iki kitabı hiç bilinmiyordu. Keskin gözlemleri olan, dürüst, dil ve çizim alanındaki büyük yeteneğini doğallıkla kabullenen olağanüstü bir kişiydi. Safra taşları yüzünden sağlığı kötüleşti. 70 yaşında Strand yakınlarında bir odada öldüğünde hala kitaplarını renklendiriyordu ve isimsiz bir mezara gömüldü.
Aşırılığımın yolu bilgeliğin sarayına vardı. Yıktım erdemin mabedini, kurdum cennetin karanlık köşkünü, cehennemden çaldıklarımla. Ne günah rahat bıraktı beni, ne de ölüm..
... nasıl sevebilirim daha fazla seni,
Ya da kardeşlerimden herhangi birisini?
Kırıntı toplayan kapı önündeki,
Küçük bir kuş gibi seviyorum seni.
William Blake
Kaybolan Küçük Oğlan
“Sanırlar ki bir kötülük yok yaptıklarında
Hani mutluyum ya, dans ederim, şarkı
Söylerim, ve şükretmeye giderler onlar,
Tanrı'ya papaza ve krala
Perişanlığımızın üstüne bir
cennet kuranlara..”
168 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10
O kadar mutluyum ki, iyi insanlarla karşılaşmanın şükrü ile dolu içim.

Kötülük diken gibi olduğu için gözümüze batar, bu yüzdendir onu daha kolay fark edişimiz. Halbuki gözümüzü bu bakışla dolu yöneltirsek dünyaya, iyilik de kendini gösterir. Perde bizim gözümüzde, kaldıracak güç ise içimizdedir. İyilik zariftir, yumuşaktır, ipektir. Bu yüzden belki fark edilişine nankörlük. William Blake, bir erkeğin ne kadar zarif ve temiz olabileceğini gösterircesine yazmış olmalı şiirlerini. O kadar iyi niyetli ki, kalbim yumuşadı okurken. Doğaya, insana, iyiliğe olan düşkünlüğü ve yaklaşımı, hepimizin örnek alması ve belki nasiplenmesi gereken bir düzeyde. Beyefendi ve hanımefendi insanlara bayılıyorum. Bu satırlar gerçek bir beyefendiye ait olabilir ancak.

Şu satırlardaki iyi yürekliliğe bakar mısınız? İnsanda sarılma isteği uyandırıyor:
"Başkasının derdini görürüm de,
Durabilir miyim dertlenmeden ben de.
Kederini görüp de başka birinin,
Teselli aramadan yapabilir miyim."

İngilizceden daha iyi anlamak isterdim. Kitapta şiirlerin hem özgün hâli hem tercümesi yer almakta. Eğer daha iyi anlayabiliyor olsaydım, teknik olarak da fark ettiğimden daha başarılı bir sanatta yazıldığını bilirdim. Çatpat İngilizcemle ancak kendime yetecek kadar takdir edebiliyorum. Kafiyeli, ahenkli ve bazen tekerlemevâri yazmış. Bu şiirlerin bir kısmı bestelenmiş olmalı. Çocuklara okumak için tabi (İngilizce bilenleri kastediyorum) oldukça ideal. Hemen ezberlerler.

Uzun uzun yazma devrim bitti sanırım. Artık ancak bu kadar üç beş satır. Bir gün Gulliver'in Gezileri ile sahaya ineceğim. Şimdilik bununla yetiniyorum. Sevgiler. :)
45 syf.
·2 günde·7/10
Şairler bilhassa devrik cümle kurarak cümle içinde bir ahenk yakalamaya çalışırlar. Şiirde ahenk, sanattır. Çeviri şiir okuduğumuz için ne çevirmeni ne de şairi yerebiliriz. Çünkü burda anlamla birlikte söz dizimi önemlidir ve çevirmen bunu ne kadar yansıtabilir? William Blake, bence, sadece cümleleri değil, anlamı da yer yer devirmiş. Dört satırlık bir cümlede, yüklem ilk satırın yahut ikinci satırın ortasına yerleştirildiğinde, dörtlüğün tamamına anlam biçmek çok kolay olmayabiliyor.

Konu olarak başta ülkesi İngiltere'yi olmak üzere, papazları, insanları eleştirmiş, aşkı, insanlığı övmüş ve bunları çizdiği resimlerle desteklemiş. E-kitap olarak okumama rağmen çizimlerin ne kadar iyi olduğunu düşünmemek mümkün değildi. Büyütüp büyütüp incelesem de yazıyı büyütmek gibi olmuyor. Yazı büyüyor resim 1 saniyelik büyük kalıyor. Basılı daha keyif vereceği kesin. Kendi dilinde ve bu çizimlerle daha yüksek bir puan verilecek türde bir kitap. Oldukça rastgele okudum. Hoştu, bir meltem hızında geçti bitti. Çeviri şiir önermiyorum. :)
80 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Kitabı şiir ile felsefenin hoş bir kokteyli olduğunu düşünerek aldım.(hakkında yapılmış yorumlara dayanarak) Zihnimde ve ruhumda hoş bir tat bırakacağı beklentisiyle de okumaya başladım. Kısa sürede bitirdikten sonra gördüm ki, bende beklentimi karşılayacak kadar büyük bir tat maalesef yok.

Cennetle cehennemin evliliği denmiş fakat yalnızca cehenneme dair özdeyişler ve pasajlar var. Bu o kadar önemli değil elbette benim için, fakat ben okuduğum yorumlardan sonra, açıkçası daha derinlikli bir felsefe bulacağımı sanmıştım. Benim için olmadı. Hatta buraya ‘bu okuduğum neydi, inanamıyorum’ tarzında iddialı cümleler yazan arkadaşlara da hayret ettim. Daha önce derinliğe sahip pek bir şey okumadıkları kanısını uyandırdılar bende.

Eser güzeldi, kötü demek haksızlık olur ama anlatıldığı kadar muhteşem de değil. Açıkçası bende pek bir etki yaratmadı.

Çağının koşulları düşünüldüğünde, yazarın toplum kurumlarına sergilediği başkaldırı ise takdiri kesinlikle hak ediyor.

Blake’in sırf bu özelliğinden dolayı bile cennette uyuyor olmasını dilerim...
80 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Eğer bir kitabı hiç incelemeden alip okuyacaksam en genel anlamda aradığım kıstas 6.45 yayınlarından basılmış olmasi olabilir.

Kitabın ilk sayfasında kitapla ilgisi olmamasiyla beraber 6.45 in klasik notu var. " Eger kitabı hatıri sayılır ölçüde basip çoğaltacak iseniz (korsan) bu ilk basta ahlak kurallarina göre ayıp, sonra ise yasalara aykırıdır. Lakin eğer kitabi bir fanzin için kopyaliyorsaniz(dikkat ! dergi degil fanzin) istediğinizi yapıp kopyalayip dağıtabilirsiniz. Yayınevi gibi yayınevi.

Bu kitap 18. yy in sonundan, londra yaşamış bir "delinin" can sıkıntısından ibaret. Sanki bir gün yatağına uzanmış uykuya dalmış ve bir anda kör bir rüyanın içinde bulmuş kendini. Kısa kisa aforizmalarla iyi kötü, din akil, id ego superego, doğru yanlış, zengin fakir gibi konulara öpücük atıp yoluna devam ediyor. Bir an kendinizi cehennemde yüksek bir kürsüye çıkıp elinizi havaya kaldırıp nutuk atarken buluyor, bir an sırat köprüsünden cennete düşerken buluyorsunuz.

William Blake; Nietzsche gibi, Sade gibi, Reich gibi "deli" ilan edilmiş bir şair ressam yazar..
Yaşadığı dönemin kalıplarına sığmamiş, 19. 20 yy taşmış biri. Egitimini düzenin eğitim kurumlarında değil kendi başına almış, gittiği her yerde sorun olmuş fazlalık biri. Blake iblisle, isayla, yehovayla, cennetle, cehennemle bir ömür geçirmiş, resim çizmiş, şiir yazmış ve düşünmüş biri.

"Bir düşünce ummanı doldurur."

İyi okumalar.
37 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Ne okudum ben? Beynimi hissetmiyorum, beynimi kaybettim. Öldü yok oldu...

Alla alla ne yaşadım ya ben az önce. Hâlâ etkisindeyim.

Kitap zaten kısa aslında pek uzun bir inceleme yazamayacağım.

Din ve Akıl..
Kitaba bakarsak akıl daha baskın geliyor. Şimdi seni kâfir seni münafık sesleri yükseliyor hissediyorum :D

Kitapta o kadar sarsıcı ve kendi cağını aşmış fikirler ve cümleler var ki. Kadın eşitliği, özgürlükçü yapısı. Lirizm ve felsefe iç içe.
Ve öğrendim ki hem filozof hem şairmiş.

Ah sevdim seni deli adam!

Kitap beni büyüledi. :)
80 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Cennet ile Cehennemin Evliliği, imgelemi ön planda tutan bir şairin gözünden farklı bir dünyaya aralanan kapı, bayatlamış ve kalıplaşmış inançlara bir başkaldırı. Birçok şairin aksine şeytanı Tanrı'dan ayırmayan, insan bedenini ve ruhunu da Tanrıyla bütünleştiren, kutsal buyruklara eleştirel bir bakış açısı sunan İngiliz ressam ve şair Blake, panteist duygularını şiir ve çizimlerine yediriyor, kişileştirilmiş Tanrı kavramına karşı çıkarak bütünselliği sembollerle vurguluyor bu eserinde. Özdeyişlerindeyse mizahi bir dil kullanıyor.

Aynı zamanda radi­kal görüşleriyle de bilinen İngiliz Romantik Okulu’nun hazırlayıcılarından ol­an Blake, sembolizmi kullanarak toplum eleştirisiyle beraber Avrupa'daki devrimi kucaklamadan geçmiyor. Gelenekselcilik ve kısıtlayıcılığın karşısında durarak hayalgücüyle bir evren yaratıyor kendine. Bu evrende düşünce kalıplarına yer yok. Bunu da en açık şekilde şöyle ifade ediyor:

"Zincirler, enerjiye direnme gücüne sahip olan zayıf ve ehlileşmiş zihinlerin kurnazlığıdır."

Meleğin şeytandan, insanın Tanrı'dan, Tanrı'nın doğadan ayırılmadığı şiirsel bir evrende eşitlik sağlayan şair, yarattığı mitolojide karşıtlığın gerçek dostluğunu vurgulayarak ilan etti kutsal birliği.

Ve böylece sonsuza dek birlikte ve mutlu yaşadı, aklı temsil eden melek ve hayalgücünü temsil eden şeytan.

Devrimi var, prangaları yok etti sanatçı.

Hakikatin şairlerden geldiğine beni bir kez daha inandırdı.


*Blake'in çizimleriyle beraber sunularak resim ve şiirin iç içe geçtiği bu kitabın ruhuna yakışan, okurken şiddetle tavsiye ettiğim bir duyumsal doyum için: https://youtu.be/_ioc6sdgugo
120 syf.
·1 günde·Puan vermedi
William Blake
Ressam, şair, gravürcü. 10 yaşında yeteneğinin keşfedilmesiyle resim okuluna giden Blake, 11-12 yaşlarında ilk dizelerini yazmış. Hayatını kütüphane duvarlarına, Kraliyet Akademisine suluboya resimler ve gravürler yaparak kazanmış. Sanatçının son çalışması da ölüm döşeğindeyken çizdiği karısı Catherine'in resmiymiş.
Kitap içeriğine gelelim kısaca. Kitap adı üstünde seçkilerden oluşmakta. Blake'in yazdığı kitaplardan 6 bölüm şeklinde oluşturulmuş. Bölümler şöyle: Şiir Taslakları, Masumiyet Şarkıları, Deneyim Şarkıları, Cennetin Kapıları, Defterlerden ve Dörtlükler.
Genel olarak Şiir Taslakları, Masumiyet Şarkıları, Deneyim Şarkıları ve Defterlerden bölümlerinde yer alan şiirlerde tabiat, yaşama ve Tanrı sevinci temaları ön planda.
Cennetin Kapıları bölümünde şiir yok. Bu bölümde sanatçının çizmiş olduğu gravürler bulunmakta. İçlerinde ilginç ve ürkütücü gravürlerde var. Bunda da sanırım kendisi gibi gravürcü olan kardeşi Robert'in kollarında ölmesinin payı var. Kardeşinin ölümü sanatçıyı bir hayli etkilemiş olmalı.
Dörtlükler bölümünde ise her sayfada bir adet dört dizeden oluşan şarkılar bulunmaktadır.
Okumak isteyenlere keyifli okumalar dilerim.

Masumiyet bölümündeki "Giriş" başlıklı hoşuma giden güzel şiir

Kimsesiz vadilerde kavalımla
Ezgiler çalıyorum neşeli
Birden bir çocuk gördüm bir bulutta
Gülerek bana o şöyle dedi:

"Bir şarkı çal bana kuzuyu anlatsın"
Çaldım sevinçle ona bir şarkı
"Kavalcı, bunu baştan alır mısın?"
Çaldım, gözümden yaşlar boşandı.

"Şimdi o güzel kavalını bırak
Neşeli şarkılarını sen söyle,"
Aynı şarkıyı okudum yeniden
O, mutluluktan ağlıyordu yine.

"Kavalcı otur ve tüm insanların
Anlayacağı bir kitap yaz şimdi,"
Dedi ve gözden yitiverdi o an
Ben de bir kamışa attım elimi.

Yonttum, bir kalem yaptım o kamıştan
Batırdım ucunu duru sulara
Şarkılar yazdım mutlulukla dolu
Çocuklar sevinsin diye duyunca.
120 syf.
·Puan vermedi
Yaşarken değeri anlaşılmamış hatta aklını yitirmiş ya da bir başka deyişle deli olduğu düşünülen 18.yy İngiliz şair, ressam ve gravürcü olan Blake, yaşamı birçok insandan farklı olarak algılamış ve bunu da yaptığı eserlere cesurca yansıtmış.
Kutsal kitapları İncil’den oldukça etkilenmiş olduğunu ama Kiliseleri de eleştirdiğini görmek mümkün.
“Eyleme dönüşmeyen arzu, ruh bozukluğuna yol açar”
“Dünyayı bir kum taneciğinde görebilmek.”
“Kendi düzenlerimi yaratmalıyım; aksi takdirde diğer insanların yarattığı düzenlerin kölesi olurum.”
“Deneyim dediğimiz yitirdiğimiz masumiyetimizdir.”
“Aydınlığı, içinde taşımaya bak. İşte, o zaman karanlıkta bile yolunu bulabilirsin.”
“Kimileri sonsuz geceye doğar... “
sevmiş olduğum sözleri(hepsi bu kitabından değil)
Bu arada, Şiir incelemesi ne haddime
KitaplaKalın
168 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
“Children of the future Age,
Reading this indignant page;
Know that in a former time,
Love! sweet Love! was thought a crime.”
.
İki ruh, iki bölüm: Masumiyet ve Tecrübe. Ancak bu iki kol birbirini kesmiyor,biri diğerini yok etmiyor. Besliyor. Çünkü ortaya biriktirdikleri hazne, hayat. Baştan sona her şiir bu haznenin derinliklerine iniyor. Karşısına kaybolan çocuklar çıkıyor, kaplanlar, kuzular..ve nicesi..
.
Altın çağın döküklüğünü de anlatıyor Blake, hala kırıntıları ile beslendiği umuda dair şarkılar da mırıldanıyor. Sadece dilindeki ahenk bile yeter bu sayfaları çevirmenize. Aslı ile Selahattin Özpalabıyıklar çevirisinin birlikte olması da güzel bir ayrıntı.
80 syf.
·10/10
William BLAKE – Cennet ve Cehennemin Evliliği

İzmir’den Fethiye’ye 5 saatlik yolculuk sırasında hayattan kopup okuduğum kitap, Cennet ve Cehennemin Evliliği…

İlk sayfaları şöyle bir karıştırıp, okuyayım derken kitap bitti. Ciddi bir yolculuk idi. Dante’nin İlahi Komedya’sına hazırlanırken iyi geldi bu eser.

Kitap hakkında düşüncelerimi yazmadan evvel sizlere William Blake’den bahsetmek istiyorum.

Blake kimilerine göre dahi kimilerine göre tam bir kaçık. Sahicilik ve aykırılığa bağlı bir insan eserlerinde. İlk yazdığı dönemlerde oldukça küçümsenmiş fakat sonrasında ise tam bir dahi olduğu kabul edilmiş ve saygı duyulmuştur. Bütün bunlar elbette harika bilgiler fakat benim dikkatimi çeken şu oldu, eşi Catherine okuma-yazma bilmeyen biri imiş ve Blake okuma-yazmayı, aldığı oymacılık-resim eğitimini de başarı ile öğretmiştir Catherine’ya. Ve birlikte 1790-93 yıllarında tamamladığı, ‘’Cennet ve Cehennemin Evliliği’’ eseri için levhalar oyarak basılan şiirleri ve resimleri boyamışlardır.

Bu oymacılık ve boyamaları kitapta göreceksiniz. Toplamda yirmi yedi levha ve eşsiz güzellikteler. Dikkatli bakmanızı tavsiye ederim. Çünkü detaylar harika.

Kitaba gelecek olursak, Blake kitabında Cennet’e gitmez ve Cehennem’e ziyareti ile sınırlar kendisini. Fakat bildiğiniz daha doğrusu düşündüğünüz Cehennem algısını unutun. Buradaki Cehennem azap yeri değil, hakikatin sorgulandığı eşsiz bir mekandır. Tam benim düşündüğüm gibi…

‘’Karşıtlık gerçek Dostluktur.’’

Blake, Dante’nin İlahi Komedya’sına desenler yaparken hayata veda etmiştir. İlahi Komedya çalışmasından bugüne sadece 7 gravür kalmıştır ve söylendiğine göre son parasını da çizim kalemi almak için harcamıştır.

Önsöz kısmında Burhan Sönmez der ki; ‘’Blake’in mezar yeri uzun süre ihmal edildi. Yakın dönemlerde gerçek mezarının yirmi metre yakınına bir mezar taşı dikildi ve üzerine -adeta onun şiirinin her yerde olabileceğini ima edercesine- şöyle yazıldı; ‘’Şair-ressam William Blake (1757-1827) ile eşi Catherine Sophia (1762-1831) bu civarlarda yatmaktadır.’’ ‘’

Bu harika kitabın eşsiz çevirisi için de Burhan Sönmez’e sonsuz saygılarımı sunuyorum.

Herkese keyifli okumalar dilerim edebiyat sever güzel insanlar.

Yazarın biyografisi

Adı:
William Blake
Unvan:
İngiliz Şair, Ressam ve Mistik Vizyoner
Doğum:
Londra, İngiltere, 28 Kasım 1757
Ölüm:
Londra, İngiltere, 12 Ağustos 1827
(28 Kasım 1757, Londra - 12 Agustos 1827, Londra) İngiliz şair, ressam, oymabaskı ustası ve mistik.

Orta halli bir esnaf ailesinin beş çocuğunun ikincisiydi. Babası çorapçıydı ve okula gitmedi. Öğretmeni annesiydi ve o da okuma yazma bilmeyen karısı Catherine'in eğitimi -cenneti canlandırmak için bahçede çıplak bir biçimde Paradise Lost' u - ki tarafımızdan çoğaltılacaktır - okutabilecek kadar -üstlenecekti. On yaşında çizim okuluna gönderildi ve on dördünde James Basire adlı bir oymabaskı ustasının yanına çırak verildi.1779'da Kraliyet Akademisi'ne girdi ama ortamdan hoşlanmadı. Dinsel görüşlerinde kiliseye bağlı olmayan bazı aydınlarla birlikte Swedenborg tarikatına girdi. 1780'de Newgate Hapisanesi'ni yakarak otoriteye karşı nefreti gösteren asilerin arasındaydı. Kiliseye olduğu kadar devlete de karşıydı. 1784'de babasının ölümü üzerine çocukluğunu geçirdiği evin bitişiğindeki eve taşındı ve bir basımevi açtı. Kardeşi Robert'ı da yanına aldı.1787' de ölen Robert'ı sık sık düşlerinde görecekti.

Aklının görsel yanı hep ağır basmıştı ve tasarladıklarını canlandırabilme yeteneğine sahipti. Blake, imgeleri, sanki kafasının içinde değil, gözünün önündeymişçesine çok canlı bir biçimde aktarırdı. Şiirleri, elle tutulabilecek kadar canlı imgelerle doludur. Şiirlerini, yaptığı süslemelerle birlikte kendi bulduğu bir teknikle küçük bakır levhalar üzerine kazıyarak bastı ve elle boyadı. 20. Yüzyıl edebiyatı üzerine muhteşem bir etkisi olan Songs of Innocence ve Songs of Experience, dönemi için çok önemli yapıtlar olmasına rağmen hiçbir yankı uyandırmadı. Ölümünden 50 yıl sonraya değin bu iki kitabı hiç bilinmiyordu. Keskin gözlemleri olan, dürüst, dil ve çizim alanındaki büyük yeteneğini doğallıkla kabullenen olağanüstü bir kişiydi. Safra taşları yüzünden sağlığı kötüleşti. 70 yaşında Strand yakınlarında bir odada öldüğünde hala kitaplarını renklendiriyordu ve isimsiz bir mezara gömüldü.

Yazar istatistikleri

  • 218 okur beğendi.
  • 954 okur okudu.
  • 13 okur okuyor.
  • 559 okur okuyacak.
  • 5 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları