Ahmet Faris Eş-Şidyak

Ahmet Faris Eş-Şidyak

Yazar
8.0/10
1 Kişi
·
1
Okunma
·
0
Beğeni
·
3
Gösterim
Adı:
Ahmet Faris Eş-Şidyak
Unvan:
Yazar, Şair, Edebiyatçı, Gazeteci
Doğum:
Lübnan, 1804
Ölüm:
İstanbul, 1887
1834’te misyoner matbaasında çalışmak ve öğretmenlik yapmak üzere yeniden Malta’ya gitti. On dört yıl kadar burada kaldıktan sonra şarkiyatçı Samuel Lee’nin başkanlığında yapılan Kitâb-ı Mukaddes tercümesi çalışmalarına katılmak üzere Londra’ya davet edildi. Londra’da bulunduğu zaman zarfında birçok defa Paris’e gidip geldi ve bu seyahatler sırasında Fransızca’sını da geliştirdi; böylece ana dili Arapça’dan başka daha önce öğrendiği Süryânîce, Türkçe ve İngilizce’nin yanında Fransızca’yı da elde etmiş oldu. Bu sırada birinci eşinden ayrılarak bir İngiliz hanımla evlendi.

1846’da Tunus Beyi Ahmed Paşa Fransa’ya gelmiş ve Paris, Marsilya gibi başlıca şehirlerdeki fakirlere büyük ihsanlarda bulunmuştu. O yıllarda Londra’dan tekrar Malta’ya geçmiş olan Fâris eş-Şidyâk, bu tutumundan dolayı beyi övmek amacıyla Kâ‘b b. Züheyr’in Hz. Peygamber için söylediği “Bânet Suâd” kasidesini tanzîr eden bir kaside yazdı. Bu şiiri çok beğenen Ahmed Paşa onu Tunus’a davet etti, Tunus’a gelince de ona büyük ilgi ve misafirperverlik gösterdi. Fâris eş-Şidyâk burada İslâm dinine girdiğini açıkladı ve Ahmed adını aldı. Daha sonra er-Râʾidü’t-Tûnisî adlı resmî gazeteyi çıkardı, bu gazetede yazılar yazdı. Kırım harbi sırasında Abdülmecid’i öven, Rus çarını yeren bir kaside kaleme alarak padişaha gönderdi. Şiiri beğenen padişah kendisini İstanbul’a davet etti; geldiğinde (1857) törenle ve büyük bir izzet ve ikramla karşılanarak Matbaa-i Âmire musahhihliği yanında Tercüme Odası’nda da görevlendirildi. Fâris eş-Şidyâk 31 Mayıs 1861’de İstanbul’da haftalık el-Cevâʾib gazetesini çıkarmaya başladı. Kısa sürede Osmanlı ülkesi dışında Fas, Tunus, Cezayir, Mısır, Hindistan, Çin, Güneydoğu Asya adaları ve Orta Asya gibi İslâmiyet’in yaygın olduğu ülkelerde geniş etki yapan gazete, müslümanları Osmanlı hükümdarı olan halife etrafında toplanmaya çağırdı. Gazetesiyle Avrupa medeniyetini müslümanlara tanıtmaya çalışan ve gerektiğinde bütün yazıları kendisi yazan Fâris eş-Şidyâk Osmanlı Devleti’nin Araplar’la meskûn vilâyetlerinde büyük bir şöhret kazandı. Son zamanlarında gözü zayıfladığı için gazeteyi oğlu Selîm’e bıraktı; fakat oğlu bu işi fazla devam ettiremedi ve 1884’te yayıma son verdi (geniş bilgi için bk. el-CEVÂİB). Ahmed Fâris eş-Şidyâk, gazetesini çıkarmak için kurduğu aynı adı taşıyan modern matbaada ayrıca birçok Arapça ve Türkçe kitap yayımlamış, büyük bir yeküne ulaşan yayınlarının katalogu basılmıştır.

1886’da Kahire’yi ziyaret eden ve başta hidiv olmak üzere devlet ve ilim adamlarından büyük ilgi gören Fâris eş-Şidyâk 20 Eylül 1887’de İstanbul’da öldü. Vasiyeti üzerine cenazesi Beyrut’a nakledilerek orada defnedildi. Ancak onun ölümü sırasında müslüman mı, hıristiyan mı olduğu ihtilâf konusudur; Luvîs Şeyho’ya göre ölmeden önce Katolikliği seçmişti. Cenazesinin Beyrut’a nakli sırasında hem müslüman hem de hıristiyan din adamları tarafından teşyî edildiği söylenmektedir (Şefîk Cebrî, s. 51).

Fâris eş-Şidyâk Suriye, Mısır, Malta, Tunus ve Avrupa’nın çeşitli yerlerini gezerek buralarda yaşamış ve Batı medeniyetini İslâm dünyasına mukayeseli biçimde tanıtmaya çalışmıştır. Bunu yaparken kendi memleketinde gördüğü eksiklikleri -Fransız yazarı François Rabelais gibi- geniş kelime hazinesiyle dile hâkimiyeti sayesinde alay ederek, güldürerek ve acımasızca tenkit ederek gözler önüne sermiş, bu arada eğitim, öğretim, sosyal meseleler, iktisat, dil, gazetecilik ve matbuat konularında birçok yenilik teklif etmiş ve bunların bir kısmını bizzat kendisi gerçekleştirmiştir. Ancak basında çıkan münazara ve münakaşalarında sert, saldırgan ve çok defa mübalağalı bir üslûp kullanmıştır; bu bakımdan kitaplarında devrinin siyasî, sosyal, dinî ve edebî meseleleri üzerine verdiği bilgileri ihtiyatla karşılamak gerekir. Şahsî hayatında ise geçimsizliğiyle tanınmıştır.

Eserleri. Hayatı, edebî-ilmî şahsiyeti, gazeteciliği ve diğer faaliyetleri hakkında pek çok müstakil çalışma kaleme alınmış olan (bk. bibl.) Fâris eş-Şidyâk’ın elli kadar eserinden otuz beşi basılmıştır; bunlarda ve el-Cevâʾib gazetesinde söz ettiği diğerlerinin ise nerede bulunduğu konusunda birkaçı hariç herhangi bir bilgi yoktur.

Bu madde ilk olarak 1995 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 12. cildinde, 168-170 numaralı sayfalarda yer almıştır.
Yaşadıkları ada böylesine sefil bir vaziyetteyken Maltalıların bu kadar güzel kiliseyi ayakta tutmaları doğrusu hayret edilecek bir durum.
158 syf.
·Beğendi·8/10
İnsanı geçmişe götüren tarihi vesikalardan en önemlisi seyahatnamelerdir. Her ne kadar günümüz insanının seyahat imkanı olsa da zamanda seyahat mümkün değildir. Seyahatnameler ise bir nebze de olsa insanı asırlar öncesine götürerek geçmişe yolculuğu mümkün kılıyor. 19. yüzyıl Malta adasını ziyaret eden Faris Eş Şidyak sizi Akdeniz'in ortasındaki mezkur adaya götürüyor. Üstelik Malta'nın tarihi, kültürü, medeniyeti, günlük yaşantısı ve en önemlisi dili hakkında kıymetli bilgilerle canlı bir anlatımla söylediklerini bize ulaştırıyor. Yazanın entelektüel kapasitesinin zenginliği anlatıyı yer yer devrin akademik mecmuasına döndürse de okumanın insana çok şey katacağı bir eser ortaya çıkıyor.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ahmet Faris Eş-Şidyak
Unvan:
Yazar, Şair, Edebiyatçı, Gazeteci
Doğum:
Lübnan, 1804
Ölüm:
İstanbul, 1887
1834’te misyoner matbaasında çalışmak ve öğretmenlik yapmak üzere yeniden Malta’ya gitti. On dört yıl kadar burada kaldıktan sonra şarkiyatçı Samuel Lee’nin başkanlığında yapılan Kitâb-ı Mukaddes tercümesi çalışmalarına katılmak üzere Londra’ya davet edildi. Londra’da bulunduğu zaman zarfında birçok defa Paris’e gidip geldi ve bu seyahatler sırasında Fransızca’sını da geliştirdi; böylece ana dili Arapça’dan başka daha önce öğrendiği Süryânîce, Türkçe ve İngilizce’nin yanında Fransızca’yı da elde etmiş oldu. Bu sırada birinci eşinden ayrılarak bir İngiliz hanımla evlendi.

1846’da Tunus Beyi Ahmed Paşa Fransa’ya gelmiş ve Paris, Marsilya gibi başlıca şehirlerdeki fakirlere büyük ihsanlarda bulunmuştu. O yıllarda Londra’dan tekrar Malta’ya geçmiş olan Fâris eş-Şidyâk, bu tutumundan dolayı beyi övmek amacıyla Kâ‘b b. Züheyr’in Hz. Peygamber için söylediği “Bânet Suâd” kasidesini tanzîr eden bir kaside yazdı. Bu şiiri çok beğenen Ahmed Paşa onu Tunus’a davet etti, Tunus’a gelince de ona büyük ilgi ve misafirperverlik gösterdi. Fâris eş-Şidyâk burada İslâm dinine girdiğini açıkladı ve Ahmed adını aldı. Daha sonra er-Râʾidü’t-Tûnisî adlı resmî gazeteyi çıkardı, bu gazetede yazılar yazdı. Kırım harbi sırasında Abdülmecid’i öven, Rus çarını yeren bir kaside kaleme alarak padişaha gönderdi. Şiiri beğenen padişah kendisini İstanbul’a davet etti; geldiğinde (1857) törenle ve büyük bir izzet ve ikramla karşılanarak Matbaa-i Âmire musahhihliği yanında Tercüme Odası’nda da görevlendirildi. Fâris eş-Şidyâk 31 Mayıs 1861’de İstanbul’da haftalık el-Cevâʾib gazetesini çıkarmaya başladı. Kısa sürede Osmanlı ülkesi dışında Fas, Tunus, Cezayir, Mısır, Hindistan, Çin, Güneydoğu Asya adaları ve Orta Asya gibi İslâmiyet’in yaygın olduğu ülkelerde geniş etki yapan gazete, müslümanları Osmanlı hükümdarı olan halife etrafında toplanmaya çağırdı. Gazetesiyle Avrupa medeniyetini müslümanlara tanıtmaya çalışan ve gerektiğinde bütün yazıları kendisi yazan Fâris eş-Şidyâk Osmanlı Devleti’nin Araplar’la meskûn vilâyetlerinde büyük bir şöhret kazandı. Son zamanlarında gözü zayıfladığı için gazeteyi oğlu Selîm’e bıraktı; fakat oğlu bu işi fazla devam ettiremedi ve 1884’te yayıma son verdi (geniş bilgi için bk. el-CEVÂİB). Ahmed Fâris eş-Şidyâk, gazetesini çıkarmak için kurduğu aynı adı taşıyan modern matbaada ayrıca birçok Arapça ve Türkçe kitap yayımlamış, büyük bir yeküne ulaşan yayınlarının katalogu basılmıştır.

1886’da Kahire’yi ziyaret eden ve başta hidiv olmak üzere devlet ve ilim adamlarından büyük ilgi gören Fâris eş-Şidyâk 20 Eylül 1887’de İstanbul’da öldü. Vasiyeti üzerine cenazesi Beyrut’a nakledilerek orada defnedildi. Ancak onun ölümü sırasında müslüman mı, hıristiyan mı olduğu ihtilâf konusudur; Luvîs Şeyho’ya göre ölmeden önce Katolikliği seçmişti. Cenazesinin Beyrut’a nakli sırasında hem müslüman hem de hıristiyan din adamları tarafından teşyî edildiği söylenmektedir (Şefîk Cebrî, s. 51).

Fâris eş-Şidyâk Suriye, Mısır, Malta, Tunus ve Avrupa’nın çeşitli yerlerini gezerek buralarda yaşamış ve Batı medeniyetini İslâm dünyasına mukayeseli biçimde tanıtmaya çalışmıştır. Bunu yaparken kendi memleketinde gördüğü eksiklikleri -Fransız yazarı François Rabelais gibi- geniş kelime hazinesiyle dile hâkimiyeti sayesinde alay ederek, güldürerek ve acımasızca tenkit ederek gözler önüne sermiş, bu arada eğitim, öğretim, sosyal meseleler, iktisat, dil, gazetecilik ve matbuat konularında birçok yenilik teklif etmiş ve bunların bir kısmını bizzat kendisi gerçekleştirmiştir. Ancak basında çıkan münazara ve münakaşalarında sert, saldırgan ve çok defa mübalağalı bir üslûp kullanmıştır; bu bakımdan kitaplarında devrinin siyasî, sosyal, dinî ve edebî meseleleri üzerine verdiği bilgileri ihtiyatla karşılamak gerekir. Şahsî hayatında ise geçimsizliğiyle tanınmıştır.

Eserleri. Hayatı, edebî-ilmî şahsiyeti, gazeteciliği ve diğer faaliyetleri hakkında pek çok müstakil çalışma kaleme alınmış olan (bk. bibl.) Fâris eş-Şidyâk’ın elli kadar eserinden otuz beşi basılmıştır; bunlarda ve el-Cevâʾib gazetesinde söz ettiği diğerlerinin ise nerede bulunduğu konusunda birkaçı hariç herhangi bir bilgi yoktur.

Bu madde ilk olarak 1995 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 12. cildinde, 168-170 numaralı sayfalarda yer almıştır.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur okudu.
  • 1 okur okuyacak.