Burcu Uzunoğlu

Burcu Uzunoğlu

Çevirmen
8.1/10
825 Kişi
·
3
Okunma
·
3
Beğeni
·
250
Gösterim
Adı:
Burcu Uzunoğlu
Tam adı:
Fatma Burcu Uzunoğlu
Unvan:
Çevirmen
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
80 syf.
·1 günde
Herkese merhaba yeni bir inceleme ile karşınızdayım . Kitabı beğendim ,dili akıcı , okurun merakını diri tutabilecek bir kitaptı. Fazla uzatmadan kitap hakkında incelememe geçmek isiyorum. Yüreğinize dokunması dileği ile...

Esrarengiz genç kadının ünlü yazar r. ile tek taraflı ilişkisi, ki ne platonik aşktır bu ne de normal bir aşk ilişkisine benzer, aşkın ya da aşk obsesyonunun kişide yaşadığının en büyük kanıtıdır. Türkiye'den bir şair olsa, 'aşk tek kişiliktir' derdi buna. ne diyorduk, bilinmeyen kadının davranış süreci patolojik olmakla birlikte samimiydi ,gerçekti; her ne kadar romantik duygusallıkla kınanabilir düzeyde olsa da.
R. tarafından çarçabuk unutulmuş olsa da ondan bir çocuk doğurarak yitirdiği fallus'un yerine canlı bir varlık ikame eder, böylece akıp giden yıllar bir nebze olsun katlanılabilir bir renge bürünür. N itekim doğan çocuk tıpkı babasına benzemektedir, dolayısıyla kadın artık onun sevgisini, ilgisini ve şefkatini daha az özleyecektir.

Çocuğunun bakımı nedeniyle de olsa, bu bir kılıftır ve ikiyüzlü viktoryen Avrupa'nın bir eleştirisini içerir, fahişeliği seçmesi varolan düzene karşı bir başkaldırıdır ve bu aynı zamanda bay r'den alınan gizli bir intikamdır da; onun bundan hiç haberi olmasa da. ama gene de bir dönem gelir, r. onunla para karşılığı birlikte olur. Bu detay, erkeksi uygarlığının vurdumduymazlığına dönük bir başka vurgudur. genç kadının r'nin uşağı tarafından tanınması ise iki toplumsal sınıfın bir şekilde de olsa birbirine yakın olduğunun bir ispatıdır. r. onunla üç kez temas kurmuştur ama onu her defasında başka biri zannetmiştir. Uşak ise genç kadını ilk kez çocukken görmesine rağmen hemen ayrımsar. bu kısa dalgalı ilişkiler bütünü Zweig'ın her zamanki burjuvazi karşıtı tutumunun bir sonucudur.

R. bu yanıyla ne denli vurdumduymaz, tavsamaz bir kişilik olduğunu belli eder (bunu sanatçı egosantrizmi ile okumak lazım), elbette bilinmeyen kadının bakış açısından. Kendi sınıfı haricindekilere ya tepeden bakmaktadır ya da onlarla kısa dalgalı ilişkiler kurup hemen unutmaktadır. Gene bu detay, halktan, gerçeklerden, gerçekçi insan ilişkilerinden kopuk avrupa edebiyatına dair bir eleştiri içerir; çünkü R.önünde sonunda nam salmış bir edebiyatçıdır. (stefan zweig'a bu noktada tek bir sitem: büyük usta, neden bay R'nin edebi kimliğiyle ilgili hiç renk vermedin? kimdir bu adam, roman mı yazar, hikâye mi? eserlerini okuyanlar onun hakkında ne düşünüyorlardı? muammadır.)

Aşk tek kişiliktir, dedik. peki, aşk ölümsüz müdür? bilinmeyen kadının cephesinden bakıldığın öyledir. Kendisi de öldükten sonra aşkının ölümsüzlüğü nasıl sürecektir peki? İşte Zweig'ın parlak çözümü: Bir mektup bırakacaktır geride. Hem R'den intikam alacaktır hem de yaşamı ve mutlak aşkı bir sanat eserine dönüşecektir. ayrıca bu tutku dolu mektup belki de r'ye ölümün ve ölümsüz aşkın ne demek olabileceğini öğretecektir. öyleyse bilinmeyen kadın huzur içinde ölüp çocuğuyla öte dünyada yeniden buluşabileceğinin düşünü kurabilir. Kuracaktır...

İşte platonik aşkların mı demeliyim yoksa saplantılı bir kadının hikayesi mi ? Buna karar veremedim . Her okurun şahsi fikri olacağını düşünüyorum . Fakat bunu eklemeliyim ki kitap bittiği zaman etkisinden çıkmamadığım gibi o mektup R. nasıl geldi soruları cevapsız kaldı..


Fazla uzattım sanırım. Konuyu kapattalım bakalım ben etkilendim . Umarım sizler de etkilenirsiniz .

Yüreğinize dokunması dileği ile ...
54 syf.
·1 günde
Stefan Zweig'den okuduğum ilk kitap. Bu kitap eşsiz güzellikte gerçekten. Kitaba başladım ara vermeden bitirdim.
Zaten tek okuma ile bitti ama ben bu kitabı ömrüm boyu unutmam.

Spoiler var...

Kitap 54 sayfa boyunca bir kadının ağzından mektup olarak geçiyor. Kadın, yıllarca olan duygularını ve karşılıksız aşkını, adama isimsiz bir mektupta yazıyor.

Yazar kadının duygularını çok güzel yazmış. Kesinlikle okumanızı tavsiye ederim.


Keyifli okumalar.

#hayatevesığar
#evdekal
#evdehayatvar
#kitapoku
#kitapcandır
#kitaptavsiyesi
#neokudum
#kitapokubizimle
112 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10
Bir Zweig klasiği daha . Bu kitapta tüm dünyadaki bazı insanların vurdumduymaz karakterleri, yardımsever insanlar, yardıma muhtaç insanlar ,bağımlılıklar ve bu bağımlılıkların vahim sonuçları bir kadının ağzından anlatılıyor.Zveig insanların ne denli nankör olabileceğini psikolojik betimlemelerle yine ustaca aktamış bizlere.anlatım çoğu kitaptaki gibi sohbet ortamında birine anlatılır gibi şekillendirilmiş.mutlaka okunmalı.
120 syf.
·Beğendi·8/10
Zweig’i yeni okumaya başladım.Bu kitap yeşilçam senaryoları tadında olmasına rağmen korku,heyecan,gerilim,aşk,tutku gibi belli başlı konuların ağırlıkta olduğu, psikolojik ve sosyolojik açıdan oldukça zengin kurgulanmış bir eser.Okudukça korkuyu içinizde hissediyor bazende öfkelenebiliyorsunuz. Zweig bu kitabı Freud ile aynı şehirde ve aynı zamandayken yazmış. İki psikoloji dehası fikir alışverişinde bulunmuş olabilir mi ? .
120 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
Kadının benliğindeki korkuyu okura öyle güzel aktarıyor ki göğsünüzün çarpıntı yapmaması mümkün değil. Bir çırpıda, sayfaların elinizden akıp gideceği, zevkle okunacak bir kitap.
80 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Kitabı elime aldığım 1 saat içinde bitirdim ancak incelemeyi sabaha bırakmak istedim. Yazarın kendini bir kadın karakterle bu kadar özdeşleştirip cümlelerin bir kadının ağzından döküldüğünü hissetmemizi sağlaması hayranlık uyandırıcı.
Üslup güzel acı çeken bir kadını hissedebiliyorsunuz satırlarda, yazar kendini tamamen arka plana atıp kadını öne çıkarabilmiş ki bu gerçekten çok muhteşem.
Benim daha da içselleştirmeme dayanan yorumlara gelirsek kadını kendimle, sevgisinin şeklini sevgimle özdeşleştirdim. Bu sevgi gurursuzca ama kadının hissettiklerini yüreğimde hissettim. Bay R.yi özdeşleştirdiğim şahsa kişisel bir mektup bile olabilir bu kitap.
80 syf.
R., ölü bir kadının hatırasında ölümsüz aşkı hissetti. İçinde bir şeyler kopmuştu sanki, o hiç bilmediği kadını büyük bir tutkuyla düşündü. Geçmişte duyduğu bir şarkıyı hatırlar gibi...

~SON~
120 syf.
·8/10
Okudukça Stefan Zweig hayranı olmakk. Okuduğum her kitabı diğerinin bir tık üstüne çıkmayı başarıyor. Sanırım yazma tarzına alıştığımdan kendimi kitaba daha çok verebiliyorum. Okurken kendimi hikayede o kadar çok hissettim ki, bana korkularımı sorgulattı. En büyük korkun ne mesela? Korku bir insana neler yaptırabilir? Ya da sen korkun için neleri yapmayı göze alabilirsin? Biraz spoiler olabilir. Kitabın sonu beni çok şaşırttı. Fritz’e kızsam mı, Irene’e üzülsem mi ya da kime hak versem bilemedim. Düşündürücü bir sondu.
112 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Kitapların baskı dizaynlarının,bölümlendirme gibi şeylerin kitaba olan bağlantımı etkilediğini bu kitap ile edindim.Bir kadının 24 saatini sanki bir çırpıda anlatan bu kitabın çok ilgimi çektiğini söyleyemem, yazarın okuduğum diger iki kitabı gibi etkilemedi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Burcu Uzunoğlu
Tam adı:
Fatma Burcu Uzunoğlu
Unvan:
Çevirmen

Yazar istatistikleri

  • 3 okur beğendi.
  • 3 okur okudu.
  • 1 okur okuyacak.