Celal Öner

Celal Öner

Çevirmen
8.1/10
1.743 Kişi
·
8,6bin
Okunma
·
2
Beğeni
·
690
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
250 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10 puan
Faust - Birinci Tragedya (Faust I), 1808 yılında Johann Wolfgang von Goethe tarafından kaleme alınan bir dramadır. Trajedi, 1500’lü yıllarda Almanya'da gerçekleşir ve bilgi için çaba sarf eden ve hayatının akışından tat alamayan bilim adamı Heinrich Faust hakkındadır. Bu nedenle, şeytanla kader bir anlaşma yapar ve şeytana anlaşma karşılığında ruhunu vaat eder.

Dr. Heinrich Faust, bilimsel çalışmalarına ve iyi eğitimlerine rağmen, bilgi için susuzluğunu tatmin edemeyen, saygın bir bilim adamı ve akademisyendir. Bir gece çalışma odasında otururken yaşamın anlamı ve manası hakkında sorgulamaya başlar ama cevap bulamaz.

Daha sonra ruhlar alemine döner. Bir dünyevi ruhun tasvirinde hayaletlerle yüzleşmeye çalışıyor ama pek de başarılı değildir. Güçsüzlük tarafından sindirilmiştir ve kendi hayatını son vermek ister. Ancak, intihar girişimi esnasında Paskalya gününe denk geldiği ve o gün çalan çanlar kendisinde çocukluk anılarını çağrıştırdığı için bu durumdan aşırı rahatsızlık duyar.

Ertesi gün yardımcısı Wagner'le biraz dikkat dağıtmak için yürüyüşe çıkarlar. Daha sonrasında bu yürüyüşten siyah bir Kaniş köpeği ile döner. Kaniş, Faust ile bir anlaşma yapacak olan Mephistopheles'in ta kendisidir. Mephistopheles, Faust'a hizmet etmeyi ve tüm isteklerini yerine getirmeyi kabul eder. Şeytanın ona mutluluk getirmeyi başarması karşılığında, Faust ona ruhunu teslim edeceğine dair şartlanır.

Mephisto, Faust'u ilk olarak "Auerbachs Keller'de bir içki partisine götürür ve Faust'a yaşamanın, hayattan zevk almanın ne kadar kolay olduğunu göstermek ister. Her ikisi de öğrencilerin olduğu bir masaya oturu ve Mephistopheles masaya farklı şarap türleri büyüler. Masa ortamındakiler daha da içtikçe, öğrencilerin, insanların davranışları hayrete düşürecek kadar hayvanları anımsatmaya başlar.

Ama şarap aniden büyüleyici bir şekilde ateşe dönüşür ve sarhoş olanlar ellerinde bıçaklar ile Mephisto'ya saldırırlar. Mephisto’nun büyüsünün gücü sayesinde Faust ile birlikte, Auerbachs Keller’den kaçmayı başarırlar.

Mephisto sonrasında Faust'u cadılar mutfağına getirir. Burada Faust (Mephisto aracılığı ile) kendisini gençleştiren ve onu kadınlar için çok arzu edici kılan bir iksir içer.

Şehre döndüğünde, Faust genç Gretchen ile tanışır. O kız için kendinden geçmekte adeta deli olmaktadır. Faust, Mephisto'dan Gretchen'i kendisine sevgilisi olarak ayartmasını talep eder, aksi takdirde Mephisto'yu mutabık olunan anlaşmayı bozmakla tehdit etmektedir. Mephisto kurnazca bir plan ile Gretchen’i ayarlayacağını Faust’a açıkça ifade eder ve kızın yokluğunda Faust’u onun odasında alır. Gretchen'in odasında dolaba geri döndüğünde onun bulacağı şekilde mücevher saklar.

Faust, amacına ulaşmak için Mephisto'dan Gretchen'in komşusu Marthe'ye yaklaşmasını ister. Marthe'de Mephisto'dan hoşlanmakta ama kayıp kocasının artık yaşamadığından da emin olmak istemektedir. Faust ve Mephisto, Marthe'nin kocasının öldüğünü ifade ederek kadını aldatırlar.

İstenilen olmuş gibi görünmektedir ve bu iki çift Marthe'nin bahçesinde buluşurlar. Faust ve Gretchen ilk defa birbirlerine yakınlaşırlar ve bir bahçe içinde ikili arasındaki ilk öpüşme vuku bulur.

Faust daha sonrasında sükûnet ister ve Mephisto'ya olan bağımlılığın giderek daha fazla farkına vardığından huzuru din, meditasyonda ve doğada arar. O (Mephisto) ise yine Faust'un Gretchen'e olan düşkünlüğünün farkındadır. Gretchen ise uzun zamandır Faust'un öpücüklerine hasret kalmaktadır. Her ikisi de tekrar buluştuğunda, Gretchen'in dindarlığı üzerine ve Faust'un bu konu hakkındaki muhalif fikirlerinden konuşurlar.

Faust git gide daha çok şehvete kapıldığından Gretchen'e uyku ilacı verir. Sevdiğine, bunun sözde zararsız bir ilaç olduğunu ve annesine vermesi gerektiğini, böylece ikisinin de rahatsız edilmeden birlikte bir gece geçirebileceğini anlatır. Ancak talihsiz bir şekilde Gretchen'ın annesi uyku ilacından dolayı ölür.

Annesine bu yaptığından aşırı rahatsız olan Gretchen, asker olan kardeşi Valentin ile buluşur. Valentin Gretchen'in yüz ifadesinde hemen masumiyetini kaybettiğini ve bu sebepten ötürü Faust'tan intikam almak istediğini fark eder. Faust ve Mephisto için evin önünde beklemeye koyulur. Valentin ve Faust arasında bir düello vuku bulacakken aniden Valentin'in koluna felç iner ve Mephisto'nun yumruğu Gretchen'in kardeşini deler geçer.

Bu hadise sonrasında Faust ve Mephisto şehirden kaçarlar. Gretchen ise ölmekte olan kardeşi ile geride kalmıştır. Kardeşinin gayesi, toplanan kalabalığın saldırmakta ve fahişelik ile suçlamakta olduğu Gretchen'i ölmeden önce söyleyeceği son sözleri ile öfkeli kalabalığın elinden kurtarmaktır. Kardeşinin ölümünden sonra, Gretchen kutsal kiliseye sığınır. Orada, onun hamile olduğu şüphesini doğrulayan kötü bir ruh çıka gelir.

Bu arada Mephisto, Faust'u Brocken'deki Walpurgis Gecesi'nin cadılar dansına götürür. Orada, ikisi de şehvetli cadılar ve onların sadık oyunlarıyla eğlenirler.

Kasvetli bir günde, Faust, Gretchen'ın yalnız ve umutsuzluğun vermiş olduğu buhran ile yeni doğan çocuğu öldürdüğünü ve şimdi bu sebepten dolayı ölüm cezasına çarptırıldığını öğrenir. Faust, bu felaketten dolayı Mephisto'yu suçlamaktadır. Ancak o ise kendisine yöneltilen tüm suçlamaları reddeder. Sonuçta, Gretchen'i şehvet ile arzulayan ve hamile bırakan Faust'un ta kendisidir.

Şehre geri dönmenin tehlikeli olduğunu bilmesine rağmen, Faust, Gretchen'i zindandan kurtarmak ve bu konuda Mephisto'dan yardım istemektedir.

Mephisto atları temin edebileceğini ve bekçiyi uyuta bileceğini söyler, ama Gretchen’i Faust’un kendisin kurtarması gerektiğini ifade eder. Faust zindana sızarak Gretchen'i onunla birlikte kaçmaya ikna etmeye çalışır. Ancak, Gretchen, daha fazla çaresizlik ve bir bilinmezlik içine çekilmekten korktuğu için, Faust'un yardımını reddeder ve kendisini Tanrı'ya adar. O günahlarından arınır ve Faust Mephisto ile kaçarlar.

Goethe'nin »Trajedisi« bir dünya edebiyatı klasiğidir. Bu drama, çaresiz bilgi arayışını ve hayatından tamamen memnun olmayan bir kişinin hiç bitmeyen arzusunu tasvir etmektedir. Bilgi ve şehvet arzusunu tatmin etmek adına Faust kendini şeytana adar ve bu anlaşmadan dolayı masum bir kızın da hayatını mahveder.

Bir sonraki kitap yorumu ve değerlendirmesinde görüşmek dileğiyle. Esen kalınız!

~ A.Y. ~
326 syf.
·19 günde·Puan vermedi
Bu kitabı okumak büyük bir başarı idi. Çünkü 60 sene yazılan bir kitabı, 60 sene boyunca büyük emeklerle yazılan bir kitabı diğer kitap gibi 3-5 günde okuyup bitirmek gerçekten zordu.
Ve teşekkür ediyorum Goethe'ye, çünkü kitapın içinde merak ettiğim bir sürü şey öğrendim. Ne bileyim mesala inançlara göre tanrıları, perileri ve daha sayamadığım bir sürü şeyi öğrendim teşekkürler Faust, teşekkürler mefisto ve teşekkürler büyük yazar Goethe.
155 syf.
·11 günde·Beğendi·10/10 puan
"Ama inanın bana sizin ne düşündüğünüz benim hiç de umurumda değil"
Ilk bu cümleyle başlamak istiyorum incelememe.kişilerin iç dünyası olarak adlandırdığı "yeraltı" birçok paylaşılmazların, çıkmazların .. bulunduğu yer. Tüm çağların insanını bulduğum bu romanda etrafa açılmak isteyen çevresinde sayılıp değer görmek isteyen ve bu uğurda afallayan , tatmin olmak duygusuyla gururnu hiçe sayılabilen kişi başkarakter. Yeri geldiğinde "ucunda soyluluk olmayan bir davranışa kalkisacak insan değilim ben" diyerek karakterini gözler önüne serer.
...
Birçok kişinin kendini bulabileceği bir roman olduğunu düşünüyorum (kendime dile getirebildigim, getiremediğim duygu ve davranislarmla yüzleştim.)
120 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10 puan
1910’da yazılan kitap, "yüceltme" ve "narsisizm" gibi kavramları tanıtma ve eşcinselliğin özel bir türünü betimleme olanağı verdi.

Bilmece Gibi Davranışları Olan Bir Dahi
Leonardo’nun ressam olarak tanındığını çünkü çağdaşları tarafından bilinmeden/anlaşılmadan kaldığını hatırlatarak esere başlıyor.
Leonardo, Mona Lisa ve Son Akşam Yemeği gibi başyapıtlara imza atmıştı, ancak dillere destan bir yavaşlıkla çalışıyordu. Başladığı tabloları nadiren tamamlıyor, gelecekte ne olacakları ile pek ilgilenmiyordu. Sonunda ressamlığı tamamen bıraktı. Freud bunu ondaki ketlenmelerin bir belirtisi olarak yorumladı, aynı zamanda Leonardo doymak bilmez bir bilme gereksinimi duyuyordu ve bir araştırmacı olarak yürüttüğü aşırı etkinlik, sonunda sanatçı yönünü ezmişti.

Yüceltme: “Sevmek yerine araştırma yapılır”
Burada Freud, sanatçıyı hem duygusal hem cinsel hayatında ezecek kadar güçlü bu araştırma tutkusunun kaynağını sorguluyor.
Leonardo’nun bilgi tutkusuna yatırdığı bu enerjinin, küçük çocuklarda gözlenen, bebeklerin nereden geldiğini öğrenmek amacıyla cinselliğe yönelen ve giderilmesi olanaksız olan merakın inatla varlığını sürdürmüş olmasından ileri geldiğini öne sürer.

Narsisistik Özdeşlemeye Dayalı Bir Eşcinsel Türü
Frued, Leonardo’daki bu fellatio düşleminden yola çıkarak, eşcinselliğin özel bir türünü betimler: erken çocukluk döneminde anneyle arasındaki güçlü erotik bağ, ona olan aşkını özdeşlemeye dönüştürmüş, babanın yokluğu da bu bağı pekiştirmiştir. Freud, bu eşcinsel nesne biçimini “narsisistik” olarka adlandırmıştır. Ek olarak, Freud’un bu çalışmada narsisizmi özdeşleşme süreciyle ilişkilendirdiğine dikkat çekelim. Freud’un birinci narsisizm kuramı, yalnızca kendisi sevmek düşüncesini içermez. Aynı zamanda anneyle özdeşleşme ve kendini annenin sevdiği gibi sevmek düşüncesini içerir.

Mona Lisa’nın Bilmecemsi Gülümsemesi

Freud’a göre, Leonardo’nun resimleri annesiyle erken dönem ilişkisinin yoğunluğunu belli eder. Örneğin Mona Lisa’nın bilmecemsi gülümsemesini buna kanıt olarak sunar. Meryem Ana, çocuk İsa ve Azize Anna’yı gösteren başka bir tabloda Freud, Leonardo’nuni biri ilk yıllarda onu büyüten gerçek annesi Caterina, diğeri sonraki yıllarda onunla ilgilenen babasının genç eşi olmak üzere, sahip olduğu iki annenin temsil edildiğini düşünür.
Ayrıca babasının kendisiyle ilgilenmeyişinin, kendisinin de resimleriyle ilgilenmeyişine sebep olduğunu düşünüyor. Ve belki de en önemlisi, erken yaşta babasının desteğinden vazgeçen Leonardo, önce babasına ardından da genel olarak otoritenin tümüne özellikle de kilisenin dogmatik öğretilerine başkaldırının ifadesi olarak yorumlamıştır.

Freud da, Da Vinci'nin çağdaşları gibi Onun sadece ressam özellikleriyle ilgilenmiş, bilim insanı yönünü çok fazla irdelememiş olsa da eser, psikanalitik biyografi türünde her daim en başta yer alacaktır.
326 syf.
·63 günde·1/10 puan
(Türkcemde hata olabilir, türkiyeli degilim, duyarli olmanizi rica ediyorum, ayrica feminizim icerir)

Bu kitabi malesef nadiren anlayanlar oluyor.
Goethenin hayat eseri olmakla beraber bircok mesajlar ve gercekler icerir. Ilk okudugumda nefret ettigim bir kitapdi. Ikinci kez okuyup anlamaya calistigimda ve Goethenin kendi kitabi hakkinda yazdiklarini göz önüne aldiktan sonra fikrim az da olsa degisti. Genelde faideli kitaplar okurum ve bu tür kitaplar ilgimi cekmez. Ama bu kitapda bir cok sey var: Bilim, "Din", "Ask", Simya, Kötülük- Sinsilik, Pismanlik, Felsefe.....hatta ve hatta aptallik ve ic güdülerine yenilmek gibi bir seyden de bahsedebiliriz.
Heinrich Faust karekteri aslinda dünyadaki bir cok insani temsil etmekdedir. Bilim adami olup kendini normal hayattan isole etmis olan Faust, toplumdaki yaygin olan Hiristiyanliga arkasini cevirmis ve hayatin din olmadan anlami kalmadiginin farkina varmis bir kisidir. Hayatin anlamini aramaya calisirken lakin hem bilimden hem dinden kendisini uzaklastirmistir. Varlik kirizi olarak adlandirilan( almancada öyle türkcesinde nasil deniliyor bilmiyorum, eseri almanca okudum) bir durumda olup bambaska bir yolda buluyor kendisini- diye diyebilirmiyiz? ilk okudugumda böyle düsünmüstüm. |Dikkat spoiler!|>Aslinda bu tez dogrudur lakin Faust kendi canini almak isterken, onu hayatta tutan cocukluk anilari olmustur. Bence o an aslinda Faust cocuklugundaki oldugu gibi, safligi ve hayatin tadini cikarmak gibi seyleri özlediginin farkina vardi veya Goethe bunu okuyuculara vurgulamak istedi. Bu hissi sonsuz mutlulukla yani dinde olup sonsuz umutlu olmak gibi bir konumla cagristirmis oldugunu düsüniyorum. Cünkü cocuklugunda kendisin toplumdan ve dinden daha isole etmemis durumdaydi. Bu durumu özlemis olabilir. O yüzden Mephisto onun zayif yönünü kullanarak onu sonsuz pismanliga götürmeyi basarabildi. Ayrica Margaretenin henüz daha cok genc bir kiz oldugunu da unutmamak gerek. Tabiki anlam vermedigim bircok konu var. Faust bir „ruh“ cagirip ve onun cikacagina inanip, hadi onu gectim. seytanla anlasma yapip, tanri gibi bir varliga neden inanamiyor? Bu ayrinti kitabi okurken beni cok rahatsiz etmisti. Faust bence daha cok ic güdüsel isteklerine yenilmis ve kendini "inanmadigi" bir yaraticiyla ayni seviyeye koyan( evet kitapda bunun gibi ifadelerde bulunuyor, tabi Ruh onu kabul etmediginden sonra hic de öyle olmadigini kabul etti) bir ahmagin teki. Cogu kisi tersini düsünebilir ama bu benim sahsi fikrim. Neticede Faust Margareteyi cinsel obje olarak görmedi diyemeyiz. Faust aslinda ayrica bir katil ( evet feminist mode on). Sonucda 4 kisi öldürüp kizcagzin hayatini mahv etti ve de kendisini sonsuz pismanliga götürdü. Cok bilmis beyefendi kizla beraber olurken hamile kalabilecegini düsünemedi tabi.

Peki okunmasini tavsiye edebilirmiyim? Ben her kisiye tavsiye etmiyorum cünkü eserin derinliklerini anlamayan kisi faust karakterini sonunda benimsemis olabiliyor ( yani onun görüslerini). Aslinda hepimiz bazen iyi bir seyi isterken kötü yola girebiliyoruz ve kendimizi oldugumuzdan daha zeki görüyoruz, kendi zaflarimiza yenilip, bazen kanit önümüzde oldugu halde inanmak istemiyoruz ( aslinda ben böyle degilim ama empati felan kuruyormusum gibi yapim dedim caktirmayin). Bu eserden kendimce bir cok ders cikarabildigimi söyleyebilirim. ( Ayni fikirde olmayanlara saygim sonsuz.)
350 syf.
Ah Gorki ah! Kendini daha yaşanılası bir dünya için savaşmaya adayan bir yazar ve fabrika kokusuyla yoğrulmuş  bir kitap düşünün. Bir de önyargılarınızı kapının dışında bırakın. Şimdi oldu işte, başlayalım!

Sosyalist realizmin öncülerinden Gorki'nin gerçek adı Gorki değil. Çok daha uzun bir ismi vardı sanırım, iyisi mi boşverin. Benim asıl ilgimi çeken Gorki kelimesinin "acı" demek olması. Bunda geçirdiği zorlu çocukluk ve Rusya'nın ağır şartları etkili olmuş olabilir.

Kitaba gelecek olursak, sürgün döneminde yazılmış ve hızlı bir şekilde yayılmış.
İşçi sınıfının zorlu yaşantısını anlattığı bu yapıt,  gerçekleri yüzümüze tokat gibi çarpıyor.

Kitabın ilk sayfalarında beliren zorlu bir  hayat tablosu, yaşanacakların nasıl bir acımasızlık içereceğini haber veriyor.  Fabrika'nın tüm ihtişamıyla yerini aldığı mahallede fakirlik de her yerde. İnsanların tek kazancı yokluk ve  dünyaya gelenlerin tek malı anlamsız bir hayat...

İşte bu kadınlı erkekli anlamsız bir yolculuğun içinde karşımıza bir aile çıkıyor. Herkese "leş" diyerek hitap eden bir adamın hık demiş burnundan düşmüş değil de tam tersi bir oğlu var. Devrimci ruhlu bu genç adam, babasının ölümüyle yaşantısını ve yönetimi sorgulamaya başlar ve çıktığı bu yolculukta Anasını da yanına alır. Bu, garip bir durumdur. Çünkü sosyalistlere Çar' ı devirecek gözüyle bakılır ve hareketlenen gençlere " Kellen uçacak senin! " denir.

Ancak güçleri dizginlenemez gençlerin tek bir isteği vardır: adalet. İşkence gördükleri zamanda bile gerçeği haykırmak zorundalar:

"Hepimiz korkudan geberiyoruz zaten! Bizi yönetenler de bu korkudan yararlanıp bizi daha fazla korkutuyorlar."

Ama sonunda görmeyen gözler açılır, dilsizler konuşmaya başlar ve halkın bilinçlenmesi kaçınılmaz hale gelir.
Yazarın düşünceleri çok açık. Sosyalizme bol bol övgü göreceksiniz. Adaleti isteyen sosyalizme tabii.

Bir solukta okuduğum ama bitmesini hiç istemediğim kitaplardan biriydi Ana. O yüzden bu kitabı okumamı sağlayan keyfim ve kahyasına teşekkür ederim.

Keyifli okumalar :))
326 syf.
·4 günde·6/10 puan
Okuması her yiğidin harcı olmayan bir kitap Faust o yüzden okuma yeteneğine güvenen hatta gerektiğinde ikinci kez okumaya gözü alanlar başlasın.Kitap özünde Mefisto denilen şeytanın Faust adındaki doktorla girilen iddaa sonucu Faust'un ruhunu şeytana teslim etmesi olarak özetlenebilir.Ruhuna girilen bu iddaa uğruna geçen olaylar ve yılları okurken karşınıza çıkmayan kalmıyor neredeyse.Thales,Helena,Periler,Cinler,Cüceler...Tabiat üstü,mitolojik ögeler,felsefik akımlar ve bir çok konuda bilgiler sunuyor okuyucuya Goethe.Ama kitabı sessiz bir yerde tüm dikkati vererek okumak gerekiyor aksi halde bir yerden sonra beyin firar edip konudan kopuyor bir köşede uyuyakalabiliyorsunuz.Yazar 60 yılda yazmışsa bizlerde biraz ciddiyeti çok görmemeliyiz. :)
79 syf.
·8/10 puan
YouTube kitap kanalımda Puşkin'in hayatı, bütün kitapları ve kronolojik okuma sırası hakkında bilgi edinebilirsiniz: https://youtu.be/nljKaOPQcBI

Dostoyevski nasıl Suç ve Ceza kitabında Raskolnikov karakteri tasarımı ve id kavramıyla öldürme ve hırsızlık arzusunu, ego kavramıyla bu olayların sorgulamasını, süper ego kavramıyla ise de Raskolnikov'un kıvranmaları ve bir türlü Napolyon olamayışlarını anlatmak istemişse, Puşkin de Maça Kızı kitabında Hermann karakteri tasarımı ve id kavramıyla kendini gerçekleştirme, kazanma ve elde etme arzusunu, ego kavramıyla bu olayların sürecinde yaşadıklarını, süper ego kavramıyla ise de Hermann'ın kitabın sonucunda elde ettiği saplantıyı anlatmak istemiş.

Maça Kızı, Dostoyevski için hem Kumarbaz hem de Suç ve Ceza kitaplarının ilhamını vermiş olabilir. Zaten Dostoyevski de bu kitabı şöyle nitelendirmiş : "...muazzam bir kişilik, Petersburg döneminin alışılmadık bir tipi... Onda bir Napolyon profili ve bir iblis ruhu var..." E Raskolnikov da kendisini sürekli Napolyon'a ulaştırmaya çalışıp Maslow ihtiyaçlar hiyerarşisine en üst sıradan girmek istemiyor muydu?

Kronolojik sıraya göre Puşkin okunursa Puşkin'de karakterlerin iç dünyasına ait değişimlerin başladığını, daha keskin ve uç duyguların yer verildiğini ve Rusya'da kapitalist döneme girildiğinin sinyallerini görebileceğiniz Puşkin kitabıdır.
326 syf.
·38 günde·Beğendi·10/10 puan
Faust'u anlamak diye bir tabir olmalı. Geothe' den bağımsız bir faust. Hürri ve cüzî iradenin karakterde vücut bulması kadar olağan üstü veya olağan... Mefisto(şeytan)lar...
O kadar çok ki her yerde... Tırnaklarım arasından kanayan yaranın sebebi mefisto...
Mefistoyu seviyorum...
Bana Tanrı' yı hatırlatıyor. Kötü olmasa mefisto, iyiliğin anlamı sembolik kalırdı zaten. Ben sembolleri sevmem...

Uzun zaman aldı kitabı bitirmek için. Özür dilerim Faust. Üzgünüm mefisto...

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 8,6bin okur okudu.
  • 346 okur okuyor.
  • 5,3bin okur okuyacak.
  • 457 okur yarım bıraktı.