Cezmi Eraslan

Cezmi Eraslan

YazarEditör
8.9/10
7 Kişi
·
35
Okunma
·
2
Beğeni
·
508
Gösterim
Adı:
Cezmi Eraslan
Tam adı:
Prof. Dr. Cezmi Eraslan
Unvan:
Türk Akademisyen, Tarihçi, Yazar
Doğum:
Kadirli, Osmaniye, Türkiye, 1961
Doğum yeri ve yılı: Kadirli, 1961
Öğrenim hayatı:
İlkokul: Ahmet Haşim İlkokulu- İstanbul
Orta ve Lise: Bayrampaşa Tuna Lisesi- İstanbul
Üniversite: İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü (1979–1983)
Akademik Hayat:
Yüksek Lisans: II. Abdülhamid Devrinde Osmanlı Devleti Dâhilinde ve Afrika’da
İslam Birliği Faaliyetleri. İstanbul 1985.
Doktora: II. Abdülhamid ve İslam Birliği, İstanbul 1991.
Yardımcı Doçentlik: 02.07.1991. Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Anabilim Dalı.
Doçentlik: 6.10.1994. Türkiye Cumhuriyeti Tarihi. Doçentlik Takdim Tezi: (Yeni
Osmanlılardan Atatürk'e Türk Aydınında Cumhuriyet Düşüncesinin Gelişimi)
16.05.1995 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Anabilim Dalı'nda Doçentlik
kadrosuna atandı.
Profesörlük: 08 Aralık 2005 Türkiye Cumhuriyeti Tarihi. Takdim Tezi:(Yakın
Dönem Türk Düşüncesinde Halkçılık ve Atatürk)
Yurtdışı çalışmaları:1989 yılında İngiliz arşiv ve kütüphanelerinde araştırma yapmak
üzere Londra'da bulundu.
Bildiği yabancı dil: İngilizce
Şimdiki görev yeri: İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Türkiye
Cumhuriyeti Tarihi Anabilim Dalı
Medeni durumu: Evli, bir çocuklu
"II.Abdülhamid, millet ve devletin devamı için şu unsurlara sahip olmayı gerekli görmekteydi: Din, onu korumak için biraz taassup, maarif, milliyet, servet ve sanayî."
Cezmi Eraslan
Sayfa 182 - Ötüken Neşriyat
Hicaz, Osmanlı Devleti'nin bütün İslâm âlemi ile bütünleştiği kutsal bir bölge olduğundan, gayr-ı müslimlerin emlâk satın alma yolu ile buraya yerleşmeleri önlenmek istenmiş ve zaman zaman kanunlar çıkarılmıştı. Türk devleti tebası olmayan Müslüman hacılar da bu yasaya dahil edilmişlerdi. Ancak bölgede görev yapan devlet memurları, başta vali olmak üzere diğer ileri gelenler ve kadılar, çıkar sağlamak için kanuna aykırı satışları onaylamış, yetkilerini aşan evraklar düzenlemekten çekinmemişlerdi. Netice olarak 1879-92 arası üç yılda sadece Mekke ve Medine'de 290 ev yabancı uyruklu Müslümanlara satılmıştı.
"İslamiyet aleyhine unsurlarla dolu bir piyesin Paris'te sahneleneceği haberi üzerine bizzat II.Abdülhamid Fransa Cumhurbaşkanı'nı devreye sokarak temsili yasaklatmıştı."
Cezmi Eraslan
Sayfa 224 - Ötüken Neşriyat
"Sultan Abdülaziz dönemi başlarında (1862) borçların bütçe içindeki payı %18.8 iken 1869-70'te bu oran %33'e ve Abdülaziz'in hal' edilmesinde %43.9'a kadar çıkmıştır."
Cezmi Eraslan
Sayfa 50 - Ötüken Neşriyat
Padişah, halkı uyandırarak gelişmeyi beraber sağlamak fikrine sahipti. O'na göre "Devletin iç ve dış gailelerden çok fazla zarar görmeden devam edebilmesi her şeyden önce yetişmiş insan unsuruna bağlıdır. Ancak teessüf olunur ki, malumat-ı tammesi olan adam pek azdır; bilakis nakis (eksik) malumatlı bulunanlarımız pek çoktur. Milliyet ve dinin ne demek olduğunu bilmez, yabancıların alkış ve paralarına kanarlar. "
XIX. asrın ortaları itibariyle başlıca üç Türk hanlığı faal vaziyette idi: Buhara, Hive, Hokand. Bu tarihe kadar zaman zaman maruz kaldıkları Rus saldırılarında ve daha ziyâde kendi aralarındaki üstünlük mücadelelerinde İslâm âleminin lideri kabul ettikleri Osmanlı Devleti'nden yardım taleplerinde bulunan bu hanlıklar, Rusya'nın "böl, parçala, yönet" politikası çerçevesindeki tahriklerine kapılarak birbirleri ile mücadeleye girip zayıf düştüler. Öyle ki 1876 senesine gelindiğinde bütün Orta Asya hanlıkları Rusya idaresi altına girmiş bulunuyorlardı.
"Osmanlı yönetimi XIX.asrın ikinci çeyreğinden itibaren takip etmekte olduğu denge siyasetini terk etmedi. Ancak en az onun kadar ağırlıklı olmak üzere İslami politika izlemek durumunda kaldı."
Cezmi Eraslan
Sayfa 32 - Ötüken Neşriyat
Derya
Derya Yakın Dönem Türk Düşüncesinde Halkçılık ve Atatürk'ü inceledi.
327 syf.
·5 günde·8/10
Giriş bölümünde halkın, halkçılığın tanımları yapılıp, halkçılığın ortaya çıkış zemini, genelde modernleşme problemleri ile yüz yüze gelen toplumları işaret ettiği belirtilmiş.

Rus, Amerikan, Kuzey Amerikan, Güney Amerikan halkçılığının karakteristikleri incelenip bunlar arasında mukayese yapılmış.

İlk bölümde Osmanlı aydınlarından Atatürk zamanına kadar halkçılık anlayışı incelenmiştir. Osmanlı devlet adamları ve aydınlarının, çağdaşlaşmanın gerisinde kalındığından itibaren eski şaşaalı günlere dönmek, nüfus bütünlüğünü sağlamak adına çeşitli düzenlemeler dört asırdan beri sürmüş, bu çabaların en çok arttığı dönem 19. yüzyıl olmuştur.

Namık Kemal, Ziya Paşa, Ali Suavi gibi aydınların oluşturduğu Yeni Osmanlılar, kamuoyunu iktidara karşı kendileri için çalışanlara sahip çıkacakları ümidinde olmuşlardır.
Ziya Gökalp, Türkiye'nin gelişmesi için birbiri ardına ortaya atılan çeşitli fikirlerin sentezini yapmak gibi önemli bir işlev görmüştür.

İkinci bölümde Atatürk'ün halkçılık anlayışının esaslarına yer verilmiş. Atatürk'ün İstiklal Harbini gerçekleştirirken ve yeni devletin temellerini oluştururken geliştirdiği fikirler, uyguladığı politikalar herhangi bir ideolojinin kalıplaşmış dogmaları değil, millet ve memleketin durumu, imkanları çerçevesinde ortaya koyduğu pratik uygulama kabiliyetine sahip çözüm yollarıdır.

Halkın son on yıldır durumu başarısızlıklarla sonuçlanan savaşlar içinde geçirmesinin verdiği eziklik, bıkkınlık ve yönetime, orduya güvensizlik duygusu içindedir.

Atatürk, yaptığı işlerde, kazanılan zaferlerde, ülkenin kurtarılmasında her olayı halka mal etmiştir. Halkın eskiden beri gelen her şeyi devletten bekleme anlayışı, halkı tembelliğe ittiğinin kanıtıdır. Bunun için Atatürk her fırsatta, kazanılan her zaferde halkın, millet olma bilincinin önemine vurgu yapmış, hep birlikte olduğunu dile getirmiştir.

Zaman zaman yurt genelinde yaptığı gezilerde her işi yukarıdan, tek bir adamdan bekleme anlayışından dert yandığı da olmuştur. Bu anlayışı yıkmak için çabalamış, her zaman halkın içinde, her kesimden insanla iletişim kurmuş, devrimlerini, fikirlerini halkla birlikte yapmaya çalışmıştır. Yıllardan beri saraydakilerle, devlet adamlarıyla olan mesafeyi ortadan kaldırmaya uğraşmıştır. Bazı fikirlerinin hemen uygulanamayacağının, hatta kendisinin ölümünden sonraya kalacağının bilinciyle de olsa halk için çalışmalarından vazgeçmemiştir. Öğrenci, öğretmen, çiftçi, din adamı, işçi, kadın, erkek, çocuk her kesimden insanla iletişim halinde olup millet olma, modernleşme bilincini aşılamaya çalışmıştır.

Zaferlerin sadece kendine mal edilmesini istememiş, silah arkadaşları ve halkı her zaman ön planda tutmuştur.

Atatürk, düşüncesinin "Kemalizm" adı altında tanımlanmasından rahatsızlık duyduğunu söylemiştir. Kemalist sözcüğünü duymaktan hoşlanmadığını, bu deyim ben ölsem de yaşasam da sürüp gidecek olan bu hareketin ruhunu taşımadığını dile getirmiştir.

Atatürk döneminde millet ve devlet çok yoğun çalışarak muasır medeniyeti temsil eden milletler ile aradaki mesafeyi en aza indirmeye çalışmıştır. Değişimin halka mal olması nesillerin bilinçli yetişmesine bağlıdır.
416 syf.
·Beğendi·10/10
Cezmi Eraslan / II. Abdülhamid ve İslam Birliği.
Cezmi Eraslan 1961 yılında Adana'da doğdu. 1983 yılında, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih bölümünü bitirdi. Halen aynı bölümde Profesör ünvanı ile öğretim görevlisi olarak çalışmaktadır.
Eser, Cezmi Eraslan'ın doktora çalışmasının, kitap haline getirilmiş halidir.
II Abdülhamit Osmanlı padişahları içerisinde en çok tartışılan hükümdarlardandır. 1839 Tanzimat fermanı ve 1856 Islahat fermanı'nın etkilerinin yaşandığı sürecin sonunda tahta çıkmış olması II. Abdülhamid'i Osmanlı devletinin geleceği adına farklı temayüllere itmiştir. İlmi platformda, tartışılan yönlerinden birisi de, İslamcı politikalar uygulamasıdır.
Yazar, kitabı akademik verilerle değerlendirerek, II.Abdülhamid dönemini tüm yönleriyle inceleyerek, özellikle İslam Birliği üzerindeki düşüncelerini aktarmaya çalışmıştır. Dönemin devletlerinin içinde bulunduğu durum, Osmanlı devleti'ne bakış açıları, Osmanlı Devleti'nin bu devletlere bakış açısı ve emperyalist devletlerin egemenliğine girmiş olan müslümanların haklarının korunması konusunda Osmanlı devleti'nin neler yapmaya çalıştığı anlatılmaktadır. Kapsamlı bir çalışma yapılmıştır. Dip notlarının, kitabın sonuna bırakılması okuyucuyu zorlamaktadır. İçindekiler ve indeks güzel düşünülmüştür.

Yazarın biyografisi

Adı:
Cezmi Eraslan
Tam adı:
Prof. Dr. Cezmi Eraslan
Unvan:
Türk Akademisyen, Tarihçi, Yazar
Doğum:
Kadirli, Osmaniye, Türkiye, 1961
Doğum yeri ve yılı: Kadirli, 1961
Öğrenim hayatı:
İlkokul: Ahmet Haşim İlkokulu- İstanbul
Orta ve Lise: Bayrampaşa Tuna Lisesi- İstanbul
Üniversite: İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü (1979–1983)
Akademik Hayat:
Yüksek Lisans: II. Abdülhamid Devrinde Osmanlı Devleti Dâhilinde ve Afrika’da
İslam Birliği Faaliyetleri. İstanbul 1985.
Doktora: II. Abdülhamid ve İslam Birliği, İstanbul 1991.
Yardımcı Doçentlik: 02.07.1991. Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Anabilim Dalı.
Doçentlik: 6.10.1994. Türkiye Cumhuriyeti Tarihi. Doçentlik Takdim Tezi: (Yeni
Osmanlılardan Atatürk'e Türk Aydınında Cumhuriyet Düşüncesinin Gelişimi)
16.05.1995 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Anabilim Dalı'nda Doçentlik
kadrosuna atandı.
Profesörlük: 08 Aralık 2005 Türkiye Cumhuriyeti Tarihi. Takdim Tezi:(Yakın
Dönem Türk Düşüncesinde Halkçılık ve Atatürk)
Yurtdışı çalışmaları:1989 yılında İngiliz arşiv ve kütüphanelerinde araştırma yapmak
üzere Londra'da bulundu.
Bildiği yabancı dil: İngilizce
Şimdiki görev yeri: İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Türkiye
Cumhuriyeti Tarihi Anabilim Dalı
Medeni durumu: Evli, bir çocuklu

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 35 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 21 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.