Çiğdem Demirhan

Çiğdem Demirhan

Yazar
7.8/10
19 Kişi
·
41
Okunma
·
6
Beğeni
·
124
Gösterim
Adı:
Çiğdem Demirhan
Unvan:
Yazar
Doğum:
Çanakkale, 16 Mayıs 1986
16 Mayıs 1986’da Çanakkale’de dünyaya gelen Çiğdem Demirhan, Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık bölümü mezunu. 2015 yılından bu yana kendi ofis pratiğini yürüterek; mimarlık, iç mimarlık ve ürün tasarımı yapıyor. Kendi tasarladığı pirinç sehpa koleksiyonu çeşitli mağazalarda yer aldı. 2018’in Haziran ayında çok sevdiği Barselona’da evlendi. Öyküleri Masa Dergi, Kravat ve Biryudumkitap’ta yayımlandı. Kişisel
Sesinde kurulmuş salıncaklar var. Boş salıncaklar. Tahtadan. Sesinde kırlangıçlar. Dallarında durgun, uçmayan. Sesinde derelerin denizlere karıştığı yerler var. Sesinde bir incirin olgunlaşıp dalından düştüğü an var. Sesinde kurutulmuş patlıcanlar. Acısı çıkmış, doldurdukça dolmayan. Sesinde kanmış bir balığın bir oltaya takıldığı anki pişmanlık var. Sesinde uzanan eller. Vaktini hep kaçırmış, hep sonradan. Sesinde üzerime sinen duman kokusu, yanan bir şeyler, söndürülemeyen büyük orman yangınları var. Sesinde kafesinin kapısını açık gören bir kuşun şaşkınlığı. Yine de kaçmayan. Sesinde yeni toplanmış biberiyeler, defne ağaçları, çınar yapraklan var. Sesinde sokakta ip atlayan çocuklar. Sesinde bir elekten dökülen un gibi pişmanlıklar. Sesi geri gelmeyeceğini bildiğin birine son kez sarılmakla aynı tohumdan çıkar.
Kalbimin içinde her gün aklımdan geçirdiğim, hatta bazen saat başı adını andığım insanlar var. Kimisini affedemiyorum, kimisi beni affetmiyor. Özlemekten nefesim daralıyor bazı anlar. İçimden kurduğum cümleler, uyurken kulaklarına üflensin diye dualar ediyorum bazı geceler yatakta. Bazı anlar kalbimin delineceğini, bazı günler paramparça olacağını, bazı geceler elimi içine sokup biraz karıştırsam bunların son bulacağım düşünüyorum. Ama olmuyor.
Demek içiniz bir damla uykunun dahi içeriye sızamayacağı kadar doldu. Demek zaman, sözcükler ağzınızdan döküldüğü an dondu.
Acılar her sabah taze bir somun ekmek kokusuyla gelirken, anılar içilmeye kıyılamayan bir şişe iyi şarap gibi mahzende yaşlanıyor.
Yaşamak ne kadar çok, diyor içinden. Oysa ölüvermek bir tane. Doğru bir tane mesela ama yalanlar bin tane. Aydınlıkta her şey ne kadar çok oysa karanlıkta bakılacak şey yalnızca bir tane. Aklımdan yüzlerce insanın yüzünü geçirebilirim mesela düşünmeye başlasam ama şu an beni düşünen insan muhtemelen hiç yok. Zaman dediğimiz şey, insanın hevesi olduğu kadar. Bıktığın an, senle beraber duruyor.
152 syf.
·8 günde·Beğendi·7/10
"Üzerinde çiçek açtığımız tüm topraklara" diye başlayan bir kitabın kötü olma ihtimali var mı?

Çiğdem Demirhan ile daha önceden tanışmamış olmanın üzüntüsüyle okudum tüm kitabı. Gerçi basılı ilk eseri bu kitap, ama çok uzun zamandır kendi adına açtığı bir blog üzerinden yazılarını yayınlıyormuş. Kitabı okumadan önce yazarın tarzına göz atmak isterseniz, blog sayfasını inceleyebilirsiniz.
Kitap öykü ve deneme tarzında yazılmış kısa yazıların toplamından oluşuyor. Hayattan, ilişkilerden, iç savaşlardan bahsediyor. Okuyan herkesin kendisinden bir parça bulabilmesi mümkün.
Yazarın kalemi biraz depresif, gerçekçi ve sivri. Özellikle kitabın ilk bölümlerinde rahatsızlık duyabilirsiniz. Ama ben, beni rahatsız eden kitaplardan daha çok hoşlanıyorum. Farkındalığımı arttırdığını ve üstünü örttüğüm korku ve düşüncelerimi ortaya çıkarttığını düşünüyorum. Eğer siz de böyle hissedenlerdenseniz, bu kitabı okumak için hiç vakit kaybetmeyin derim.
Okurken hiç sıkılmadım, Tezer Özlü okuyormuşum gibi bir hisle, derin derin haz alarak okudum.
Okuduğunuz için teşekkür ederim, sevgiler.
152 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Bu kitabın küçük küçük yazıların birleşimi olduğunu öğrendiğim de, bir de konu edebiyat olunca şöyle bir yaslandım arkama. Çünkü edebiyatsa konu tamamız

Yazarımız 2011 yılından beri kendi blog sitesinde dergilerde sürekli yazıyormuş, tanışmakta çok geç kalmak benim ayıbım olsun. Kalemiyle ilk kez onun ilk kitabıyla tanışıyorum. Kendi kendiyle konuşur gibi bazen, bazen sanki bir iç ses, bazen karşısındakiyle konuşur gibi çok güzel bir dille yazılmış birbirinden güzel öyküler var içinde. Şiir gibi bir anlatım söz konuydu kitabın genelinde. İçine çeken bir gücü vardı desem yerinde olacaktır. Okurken asla sıkılmadım, her öykünün sonunda az bir soluklanıp bir sindirme girişimine girdim öyküleri. Kitaba adını veren öykü ve Portakal başlıklı öyküsünden aşırı etkilendiğimi belirtmek isterim.

Çok yorumlamaya açık bulmuyorum öykü kitaplarını, çünkü kitabın içinde kitap gibi görürüm onları ben, her sayfada başka bir olay, başka kişiler görürüm.

Ağır kitapların arkasından beynimi ve benliğimi rahatlatan bir kitap oldu. olay yoktu, kaçma kovalamaca değil de; sanki sohbet ediyordum yazarla ve kitaptakilerle.

İlla ki en azından bir öykü de kendizi rahatlıkla bulabilirsiniz. Ayrıca gönül rahatlığıyla söylemek isterim ki, en az bir kere okumanızı öneririm bu kitabı. Ben mesela Portakal’ı sık sık okuyacağımdan eminim.

Sevgilerimle.
148 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Bir kutu kitap’ın mart seçkisinde yer alıyordu bu kitap. Ara ara okuduğum bir kalemdi Çiğdem Demirhan ve çıkardığı ilk kitabıyla bizimle. Kitabın konusu için öykü/deneme tarzında diyebiliriz. Bu tarzı nedense çok önemserim. Hiç tanımadığınız bir insanın yazarken size bir kurgudan mı bahsettiğini yoksa gerçek kişi ve duygulardan mı bahsettiğini bilemezsiniz. Bu yönüyle gizemlidir, içtendir.. Belki de özeldir ama herkesin kendinden birşeyler bulduğu kelimeler topluluğudur işte. Hatta bazen tam olarak ne saçmalamış bu yazar denilen yerlerde öyle mesajlar gizlidir ki bi yazan bilir.. Kısacası tanışmanızı isterim kalemiyle..

“Unuttuklarımız kadar yaşamış olacağız.”

“En değerli varlığımız kendimiz olduğundan, tüm çabamız, kalbimizi omzumuza konmuş bir serçe gibi taşımayı becerebilmektir.”
148 syf.
·Beğendi·10/10
Uzun zamandır okuduğum beni derinden etkileyen bir hikaye kitabı oldu. Üç sayfada okuduğum bir hikaye bir roman okumuşumcasına bir etki bıraktı üzerimde. Hikayelerde her bölümde başka biri başka bir hayat anlatılır ya ben bu kitapta böyle bir şey hissetmedim. Sanki aynı kişinin hayatının başka dönemlerini okudum. Sevdi,aşık oldu, terk etti, terk edildi, yaşlandı VS. Tüm bir hayat ve bütünlük hissi içinde okudum. Çok fazla yer çizdim. Karaladım neredeyse sonra farkettim ki okurken kendi hikayemi yazıyorum kendi hikayemi buluyorum. Okumanızı mutlaka tavsiye ederim.

(Ayrıca ben hikaye okumayı hiç sevmem ona rağmen etkisindeyim kitabın)
152 syf.
·2 günde·8/10
Berbat bir şekilde sona eren bir ilişkinin üstüne tuz biber oldu bu kitap resmen. yarama kendi elimle tuz bastım. ama bu acıdan zevk almayı başardım.

Kolayca okuyabileceğiniz kanınıza hemen giren ve edebiyatın hakkını veren bir kitap. Açıkçası hikayelerdeki çıkarım ve çözümlemeler başarılı değildi. Neyi anlattığını söylemek gerekirse kitabın, bilindik şeyler aslında. Ancak bu kitabı özel yapan şey cümlelerin güzelliği. Üzerinde uğraşılmış, süzgeçten geçirilmiş ve okuyucunun beğenisini önemseyen satırlar buldum karşımda ve bu beni çok mutlu etti. Bu tarz yazarlara çok sık rastlamak mümkün değil çünkü yazarları genel itibariyle bir kibir içerisinde görüyorum. üzerinde uğraşmadan yazdığı kitapları insanlar satın alsınlar diye bekliyorlar. yazmak ve edebiyat yapmak arasında kalın bir çizgi var ve Çiğdem Demirhan bu kalın çizginin edebiyat kısmına geçmeyi başarabilmiş yazarlardan.

Yazarın biyografisi

Adı:
Çiğdem Demirhan
Unvan:
Yazar
Doğum:
Çanakkale, 16 Mayıs 1986
16 Mayıs 1986’da Çanakkale’de dünyaya gelen Çiğdem Demirhan, Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık bölümü mezunu. 2015 yılından bu yana kendi ofis pratiğini yürüterek; mimarlık, iç mimarlık ve ürün tasarımı yapıyor. Kendi tasarladığı pirinç sehpa koleksiyonu çeşitli mağazalarda yer aldı. 2018’in Haziran ayında çok sevdiği Barselona’da evlendi. Öyküleri Masa Dergi, Kravat ve Biryudumkitap’ta yayımlandı. Kişisel

Yazar istatistikleri

  • 6 okur beğendi.
  • 41 okur okudu.
  • 4 okur okuyor.
  • 23 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.