Elif Çelik

Elif Çelik

ÇevirmenEditör
8.7/10
367 Kişi
·
1.076
Okunma
·
1
Beğeni
·
241
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
352 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10 puan
İran Devrimi, Şah rejiminin düşürülmesi ve İran-Irak Savaşı'nın anlatıldığı bu çizgi romanda savaşın ve karmaşanın ortasında kalmış olan Marjane'in hayatını okuyoruz. Kitapta anlatılanların yazarın gerçekten başından geçmiş olaylar olması, kitabı bir solukta okutuyor. Herkesin okumasını tavsiye ederim.
352 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
Persepolis; 1980 İran İslam Devrimi Petrol Savaşları ve ardından gelen İran_Irak Savaşı'nın ülke ve insanları açısından yarattığı büyük yıkımı konu edinen otobiyografik bir çizgi-roman.Yazar ve aynı zamanda ünlü bir grafiker olan Marjane Satrapi çocukluğundan itibaren yaşadıklarını cesur bir şekilde kaleme almış.O zamanın Yenilikçi ailelerinden birine mensup olan Satrapi küçük yaşlarından itibaren hükümete başkaldıran özgürlükçü eylemlere katılıp kadın hakları için çok ciddi mücadeleler vermiştir.14 yaşına gelince erkeklerle eşit şartlarda okumak adına Avusturya'ya giden yazar yaklaşık 4 yıl orada eğitim gördükten sonra ülkesine geri döndükten sonra ülkenin gidişatının tam bir hayal kırıklığı olduğunu görüp üniversite okumak ve hayatının kalan kısmını orada geçirmek için Fransa'ya yerleşmiştir. Dünya genelinde geniş yankı uyandıran ve animasyon bir filme de uyarlanan Persepolis İran tarihinde yaşanan acı olayları halktan birinden dinlediğimiz etkileyici bir çizgi-roman. İyi okumalar...
352 syf.
Bu kitap hakkında inceleme yazmakla yazmamak konusunda kararsız kaldım. Çünkü konu itibariyle eleştiriye ve yanlış anlaşılmaya çok açık bir konusu var.

İran'daki İslam Devrimi dönemine çocuk yaşta şahit olmuş, birebir savaşın ve devrimin içinde yaşamış/büyümüş yazarın o çocuk gözünden yazılmış bir kitap Persepolis.

Açıkçası İran hakkında az çok fikrim olmasına rağmen kitabı okuyana kadar devrimin nasıl gerçekleştiği konusunda pek bir fikrim yoktu. Kitaptan sonra bununla ilgili ufak bir araştırma yapıp, bir kaç makale ve yazı okudum. Şah'ı devirmek için bir çok farklı görüşe mensup grubun bir araya gelişi, o devrildikten sonra da özellikle sol grupların sindirilmesi hatta yok edilmesi yönünde hareket edilmiş. Şaşırdık mı? Hayır.

Satrapi, gelen "İslam" rejimiyle beraber özellikle kadınların yaşadığı sıkıntıları güzel yansıtsa da, İslam hakkında az biraz "doğru" bilgisi olan insanlar için konuyu ele alış şekli, daha doğrusu tüm olumsuzluk ve sıkıntıları İslam'a mâl etmesi rahatsız edici olacaktır. Sanırım yazar sadece ülkesinde uygulanan sözde İslam hukukunu görmüş ve gerçeği kıyaslayacak bilgiye ulaşamamış. Kendince ülkesindeki rejimin kötülüğünü anlatmaya çalışmış ancak belki farkında olarak belki de olmayarak İslamı kötülemiş ve insanlara bu dine mensup herkesin yobaz, bağnaz ve kötü olduğu algısı yaratmış. İslamı hiç bilmeyen insanlar için islamofobiyi de tetikleyecek içerikler barındırdığını söyleyebilirim.

Kitap kimlik bunalımı, Doğu ile Batı'nın kültürel farkları ve bunların insanları nasıl asimile ettiği, bir devrimin ülkeyi ve insanları nasıl etkilediği, insan hakları, ülkelerin siyasi politikaları vs açısından güzel değerlendirmeler, mesajlar içeriyordu. Bu açıdan değerlendirildiğinde okumaya değerdi. Ancak yazarın Avrupalılara vermeye çalıştığı "İranlılar aslında sizin bildiğiniz gibi gerici ve yobaz değildi, devrimden sonra bu hâle geldi." mesajını alt metinde İslami rejimi kötüleyerek vermesi yanlıştı. Olmamıştı.
264 syf.
·11 günde·9/10 puan
Alamut'un eteklerinde bir garip insanlar toplanmış, sessizce birşeyler konuşurlarken, ansızın gök gürlemesi gibi bir baykuş sesi gelir. Bu sesi duyan adamlar aniden susarak, titremeye başlarlar. Derken bir baykuş sesi daha gelir ve adamların dizlerinin bağı çözülür, istemsizce dizleri üstüne çöküverirler. Ansızın bir baykuş sesi daha gelir ve adamlar secdeye düşerler. İşte tam bu anda önlerine elmas kolyesi, müthiş bakışları ve cennet giysilerini andıran kıyafetleriyle Hasan Sabbah girer.!

Dikkat Spoi Şeysinden İçerir!

Hasan Sabbah oldukça esrarengiz ve gizemli bir kişilik olduğu için, hakkında çokça yazılmış ve çizilmiştir. Hatta Vladimir Bartol gibi batılı yazarlar dahi bu cazibeye tutularak Sabbah hakkında kitaplar "kurgulamaktan" geri duramamıştır.

Tarihi olarak hakkında az şey bilinen Sabbah, az bilinen şeyin gizeminden hareketle hakkında aslı astarı olmayan pek çok varsayım ortaya atılmış bir bilinmezdir. Batılı yazarlar olayın fantastik boyutuyla ziyadesiyle ilgilenmişler, Sabbah'ın duygu ve düşüncelerine, onu bir casus efendisi, üstad-ı azam ve karanlık adam satatüsüne koyan benliğini idrak edememişlerdir. Bir insanı Sabbah gibi yapan, yapabilecek olan unsur nedir? İnsan nasıl bir hayat yaşamış olsun ki, duygularından soyunmuş, insani zaaflardan kurtulmuş ve diğer insanların bu zaaflarını kullanarak medeniyetler yıkmaya kalkışacak güce ulaşmış olsun?

İşte Filibeli, tarihi tasavvuru tam bu noktadan kavrayarak bize batıni Sabbah'ın yani İblis'in vekilinin nasıl bu karanlık adama dönüştüğünün kurgusunu çizmiştir. Diğer yazarlardan ziyade Batınilik ve İsmailik bilgisine ve tasavvufa hakim bulunduğundan, konuyu bu minvalde gayet güzel açıklamaktadır. Hikaye, tarihsel gerçekliği de bulunan, Nizamül Mülk, Ömer Hayyam ve Hasan Sabbah'ın sınıf arkadaşlıklarından itibaren başlamıştır. Bu dostluğun devamı ve neticesinde gelişen olaylar da kitaba dahil edilmiştir. Ayrıca eser, Sabbah'ın -varsa- insani yönünü de izah edebilmiştir. Şahsen, Sabbah'ı anladığı düşünen birisi olarak ve hatta kendimi yakın görerek okuduğum için benim de oldukça ilgimi çekmiştir bu eser.

Tarihi perspektifte, Sabbah ve fedaileri -veya müridleri- bulunduğumuz coğrafyayı ve hatta bizim tarihimizi fazlasıyla etkilediği için toplumumuz adına ayrıca ilgi çekicidir. Şems'in dahi aslen bir haşhaşi olduğu ve Sabbah'ın tamamlayamadığı Selçukileri yıkma görevini halefi mevlana-rumi sayesinde tamamladığı bile günümüzde bazı tarihsel teoriler arasında yerini almıştır.

Kitap oldukça ağar bir dile sahiptir. Kullanılan dil, kimi yerlerde anlaşılmayı güçleştirecek bir seviyededir. Kitapla alakalı en şanssız nokta ise; maalesef ve maalesef Filibeli'nin ömrünün kitabı tamamlamaya yetmemiş olmasıdır. Dolayısıyla okuyucu, Sabbah'ın dinin manevi gücünü kullanan derin bir İsmaili mi, yoksa siyasi hedefleri olan karanlık bir kumpasçı mı olduğunu öğrenmeye muktedir olamamıştır. Ama tüm eksik yönleri ve tamamlanamamış olmasına rağmen, olaylar örgüsü ve kurgunun zekiliği sebebiyle okunması tavsiye ediyorum.
Keyifli okumalar dilerim.
398 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Dünyanın var oluşundan beri kadınların kısıtlanan özgürlüğü, ellerinden alınan hakları, maruz bırakıldığı baskılara rağmen kadına eş, anne, yardımcı, zevk objesi gibi misyonlar yüklenerek beklentilerin çoğaltılması gibi aslında hep bilinen şeyler anlatılmış ama;
Siz sadece okumak için okumayın. İnce detaylar cümlelerin içinde gizli. Hem okudum hemde bolca düşündüm ..
Keyifli okumalar
352 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Dün elime aldığım ve bugün bitirdiğim bir kitap oldu.İran’daki devrimi ve bu devrimin yazarımıza yaşattıklarını okuyoruz.Kitabın otobiyografik bir çizgi roman olduğunu söyleyebilirim.O dönemde,hala devam eden, kadınların ne kadar aşağılandığını ve hor görüldüğünü okumak beni gerçekten çok üzdü ama bir yandan da gerçekleri görmek günümüzde de çok da bir şeyin değişmediğini fark etmemi sağladı.Kesinlikle tavsiye ediyorum.
352 syf.
·5 günde·7/10 puan
Şah rejiminin düşürülmesi, İslam Devrimi'nin zaferi ve Iran-Irak savaşının yıkıcı etkileri altında yaşama tutunmaya çalışan bir halk resmediliyor Persepolis'te. Siyasi baskının radikal dinciliğin ve savaşın nelere mal olabileceği, sevincin ve gözyaşının birbirine karıştığı hikâyelerle anlatılıyor.
352 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
1980 yılı İran islam devrimi ve İran - Irak savaşını bu savaşın insanlar ve ülke açısından yaratmış olduğu olumsuzlukları, büyük yıkımları konu alan otobiyografik bir çizgi roman. Yazar Marjane Satrapi çocukluğundan itibaren yaşamış olduklarını cesur ve çarpıcı bir şekilde kaleme almış. Yaşadığı zamanın yenilikçi ailelerinden birinde büyüyen Satrapi; hükümete başkaldıran, yeniliği, özgürlüğü savunan, zamanın eylemlerine katılmış ve çok emek vermiştir. 14 yaşına geldiğinde ise kadın - erkeğin eşit şartlarda okuması gerektiğini savunup istemesi üzerine Avusturya’ya gitmiş 4 yıllık eğitiminin ardından İran’a geri dönmüştür. Geri döndüğünde ise İran’da umduğunu bulamamış eğitim için gittiği Avrupa’da bir doğulu, İran’a döndüğünde ise Batılı olarak kabul edilen Satrapi üniversite okumak için Fransa’ya yerleşmeye karar verir ve yeni hayatı başlamış olur. O dönemlerde devam eden cinsiyet eşitsizliği, kadınların önemsenmeyişi, hor görülmesi okurken rahatsız etse de gerçeklerin görülmesi adına güzel bir okuma oldu. Yürekten tavsiye ederim.
352 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Yarım günde okuyup bitirdiğim bir çizgi roman oldu. İslami rejim yüzünden özgürlüğü kısıtlanan iranlıları bunu birinci elden yaşamış ve kendi hayatını kaleme almış Merjane Satrapi'den görebiliyoruz. Gerçekten insan oradaki yaşamı gördüğünde, özgürlüğü kısıtlanmış onca insanı gördüğünde hem üzülüyor hem de onlara bunu yapanlara karşı sinirleniyor. Filmi de en az kitabı kadar harikaydı. Filmde olmayan çoğu ayrıntı kitapta var ve bu çok daha harika tabii ki.

Hayatımda okuduğum ilk çizgi romandı ama gerçekten bayılarak ve tek solukta okuyup bitirdim. Harikaydı.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 1.076 okur okudu.
  • 28 okur okuyor.
  • 471 okur okuyacak.
  • 5 okur yarım bıraktı.