Elif Çepikkurt

Elif Çepikkurt

Tasarımcı
8.7/10
117 Kişi
·
94
Okunma
·
1
Beğeni
·
68
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
258 syf.
---Kitap Arkasından---

Yetkin ve kapsamlı bir çalışma olan Mitoloji Kitabı, çarpıcı görsellerle ve ilginç hikayelerle doludur. Mitlere ve bu mitlerin onları yaratan kültürler için ne anlam ifade ettiğine dair yeni bir yaklaşım getirmektedir. Loki ve Thor'dan Viracocha ve Cuhulainn'e, her bir başlık renkli karakterleri ve onların maceralarını ele almaktadır.

İster konuya yeni ilgi duyun, ister geleneklerin ve mitlerin hevesli bir öğrencisi, ister sadece büyük hikayelerden hoşlanan biri olun; bu kitapta sizi ilgilendirecek ve hayretler içinde bırakacak çok şey bulacaksınız.
48 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
...
Parabollerin kendisi biz insanlarız belki de. Çoğu zaman aynı hislerle boğuşan fakat bunları farklı şekillerde dışa vuran ya da vuramayan milyonlarca biz... Tıpkı odak noktasıyla sabit bir doğrudan eşit uzaklıktaki bütün noktaların oluşturduğu aslında (şeklen) birbirinin aynı ama farklı eğriler(paraboller) gibi.
"Yapma denileni yapmanın sevdalısı" değil midir insanoğlu? Yahut "yaşamanın sürüp giden bir işkence" olduğunu hangimiz düşünmedik ki? Sadece bu kadar güzel ifade edemedik belki.
Tadı damağımda kalan bir eser oldu benim.
Okumanızı şiddetle tavsiye ederim.
136 syf.
·3 günde·Beğendi·7/10
Bağlanan kısa öykülerden oluşan felsefi bir metin. Erdemli insanların hep zulüm gördüğü savını işliyor örneklerle. Hitopadeşa ile benzerlik gösteriyor (okuyanlar için). Zadig, erdemli anlamında kullanılmış. Alfa Yayınları çevirisi kusursuzdur. Oldukça sürükleyici ve etkileyici. Bir oturuşta okunabilecek felsefi metin bulmak zor ve arayanlar için biçilmiş kaftan bu kitap. Voltaire' in yaşam öyküsünü okuduktan sonra okursanız kitabı, metinle yazarın yaşamı arasındaki bağlantıyı veya koşutluğu da görebilirsiniz. Her öyküde bir küçük ahlaki ders vermiş ve de bunu bıktırmadan başarabilmiş.
119 syf.
·Puan vermedi
Ferit Edgü ile çok yakın tarihte tanıştım. Ancak nice güzel bir tanışma idi ki benim için, çölde uzun zaman geçirip de susamışçasına art arda iki kitabını okudum. Daha önce herhangi bir yazarın art arda iki kitabını okumamıştım, o nedenledir ki bu husus benim için önem arz etmektedir.
Okuyun, okumamak için herhangi bir sebep bulamıyorum. Hatta okuduktan sonra anlayamadığınız bir iç kıpırtısına bile sahip olabilirsiniz, benim gibi. Heyecanlanabilir, ümit dolu hissedebilirsiniz.

Kurulan cümlelerin naifliği, öykülerin özgünlüğü kitabı elimden düşürememe neden oldu. Sanki hayatım boyunca Ferit Edgü cümlelerine açmışım gibi hissettim okurken. Kitap, beni çok etkiledi, herbir sayfasında duygu emaresi gösterdim, tebessüm ettim, dudağımı büzdüm, meraklandım. Hikaye kahramanlarından biri olan görme engelli babaya üzüldüm, uçma arzusu ile dolup taşan Yusuf'un heyecanı ve azmi karşısında heyecanlandım. Ve daha niceleri...

Ferit Edgü, böyle güzel bir kitap yazdığınız için teşekkür ederim .
Sevgilim, böyle güzel bir yazarı okumamı sağladığın için teşekkür ederim.
390 syf.
·Beğendi·9/10
Sizin bir kitaptan komşularınız oldu mu?
Benim bu kitaptan sonra tüm Papadopulos Apartmanı komşum oldu.
.
Bir apartman, apartmanda 20 Daire, her dairede farklı hayatlar...
Apartmanın geçmişi , şimdisi ve sonrası....
Hem bilgilerle sizinle sohbet eden, hem sımsıcak yaşamlarla hayatınıza renk katan güzel bir roman.
Betimlemelerle dolu olduğu halde kitap öyle akıcı, öyle dinlendirici, öyle farklı...
.
Gerçek mekanda geçen kitapları hep severek okurum ve bu kitap kesinlikle en sevdiklerim arasında.
Apartman o kadar çok ilgimi çekti ki internette resimlerine kaç kere baktım, inceledim bilmiyorum.
Resimlerini inceledikçe içindeki hayatlar benim için gerçek oldu sanki.
Hepsiyle tek tek muhabbet ettim, oturdum ve onları izledim.
Benim için bir romandan çok yeni yaşamlara konuk eden ve daha önce bilmediğim tarihi bir apartmanı keşif kitabıydı.
.
Akıp giden hayatlarda yolculuk yaparken Apartmana ait eski karar defterini okumak ve apartmanın farklı cephelerini inceleyebilmek güzel bir soluklanma oldu.
Tavsiye ederim
.
.
Tam puan veremedim çünkü içindeki cinsellik üzerine muhabbetler olmasa da olurdu dedirtti bana. Kitabın büyüsünü biraz bozmuş gibiydi.
.
Yazarımızın kalemini çok sevdim ve tüm kitaplarını okumaya karar verdim.
Yolum İstanbul'a düştüğünde Papadopulos apartmanı ilk ziyaret edeceğim yer oldu.
Bu güzel tarihi apartmanla bizi tanıştırdığınız için teşekkür ederim @altarkpln Alfa Kitap
390 syf.
·Puan vermedi
Merhaba arkadaşlar sizlere güzel bir kitap yorumuyla geldim.
.
.
1907 yıllarında Galata da olan papadopulos apartmanı 20+1 yani 20 daire 1 müştemilattan oluşan apartman sakinlerini konu alıyor aslında kitabımız.
.
.
Dairelerde yaşanan,hikayeler.Her bölümün sonunda karar defteri yer alıyor.Apartmanın farklı köşelerinden fotografları çekilmiş kitabımızda yer alıyor.Her daireye farklı pencereden bakıyorsunuz.Kitapda tarihden bilgilerde yer veriliyor.Kahvenizi alın ve bu güzel kitabı okuyun.Yazarın okuduğum ikinci kitabıydı ve iki kitabınıda ben çok beğendim.
.
.
Kaçtığını sanırsın ve kendine çarparsın.En uzun dönüş yolu eve en kısa yoldur.
.
.
insan,yek katre-i hunest ve hezar endişe
.
.
Bir düş bir kutsal yazıdır;birçok kutsal yazı da düşlerden başka bir şey değildir.
118 syf.
·1 günde·5/10
Yazarla tanışma kitabımız oldu Çığlık. Bence ikimiz de tanıştığımıza gayet memnun olduk :)

Öyküler güzel ve çarpıcı.
Okunabilecek güzel öykü kitaplarından biri kesinlikle.
Öyküseverlere duyurulur.
390 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
"Bu kitap bir elmadır."
Gözünüzle takip ettiğiniz cümleler retinanızdan yola çıkıp zihninize yol alırken, kitabın ilk cümlesiyle kafanızı nostaljik bir otobüste cama yaslayıp Galata manzarasının gölgesinde Arnavut kaldırımları arasında sızan yağmur suları gibi tarihi dokuların üstünden, zamanın bir parçasında yaşanan, yaşanmış olan ve belkililiğinde yaşanacak olan suretler mezarlığında bazen akıp bazen de bir anının gölgesinde birikip çoğalıp yol alıyorsunuz.
"Bu kitap bir elmadır " dedim. Sanırım içinde barındırdığı sembolize yaşam değerine en yakın somut nesne budur.
Kitabı okurken farkında olmadan zihniniz yatay bir şekilde kesip özünde minimal bir forma ulaşıyor.
20+1 dairelik bir apartman karakterlerine hasr edilmiş küçük yaşam formları ile kendi ekosistemleri modern Türkiye'nin minik bir hali gibi. Düşünüyorsunuz ki tüm ülke bir apartmanda! Hemen hemen tüm sosyal çevrenin apartmanın katlarına, dairelerine kapısından çıkınca da sokağına semtine belli bir matematiksel düzende ya da ince örülmüş bir dantela gibi bir sistem ve ritimde sıralandığını görüyoruz. Bu sıralama birden fazla derinlik elde etmesini, kurgunun tarihten, kültüre, öz eleştiriden, toplumun hafızasında infial yaratan travmatik vakalara, anılardan, objelere kadar birçok alana dayanması ve bunda da başarılı olması gerçekten inanılmaz. Özenle kurgulanmış. Apartman karar defteri Hititler'in Yıllıklarını aratmayacak bir şekilde oluşturulmuş. Daire daire yazarın moderatörlüğünde konuk olurken, apartman sakinlerinin hayatlarına kulak misafiri olarak iştirak ederken arada Karar Defterleri'nden kesitler birer gazete güpürü gibi gözünüzün önünde dönemin olaylarıyla sizde bir hologram etkisi yaratıp direk o döneme ışınlıyor. Bir binanın vücuduna iskele edilmiş bir zaman makinesi gibi sizi insanların, sokakların arasında var edebiliyor. Bir kitabın ilk defa güçlü bir simülasyon etkisine şahit oldum. Eş zamanlı, yarı zamanlı ya da tam zamanlı olarak Papadopulos Apartmanı'nın sakinlerine komşu olma, kültürel mirasından faydalanma fırsatı vermesi yazarın okuyucuya sunduğu ilginç bir deneyim.
Güçlü bir kalemine şahit olduğum yazarın ileride Türkiye'den Nobel Edebiyat Ödülü'ne aday olacak güçlü bir isim olarak anılmaya başlayacağını düşünüyorum.
497 syf.
·13 günde·8/10
Açıkçası kitabın başlarında beni o kadar bağlamayacağını hissetmiş ya da düşünmüştüm, fakat daha sonra -yarısından sonra- kitap fazlasıyla hız ve heyecan kazandı Fransız devrimi sonuçta... Kitabı okurken yazarın dilini yine başta sevmesem de -belki alışamadığımdandır- yine de okumasının rahat olduğunu söyleyebilirim tabii ben ithaki yayınlarından okudum, her ne kadar burada basımı bulamamış olsam da. Yazar kitapta çokça betimleme yapmış sokaktaki insanların seslerini leşe üşüşen sineklerin sesine benzetmesi özellikle hoşuma gitmişti çünkü tam filmde kullanmalık bir benzerlik diye düşünmüştüm. Ben böyle kitaplarda yani klasiklerde karakterlerin aşırı erdemli olmasını ve nazik olmasını itici bulsam da karakterler etkileyiciydi. Dediğim gibi kitabın başlarını sıkılmadan okursanız kitap çok daha güzelleşiyor ve canlanıyor, olaylar güzel örülmüş. Ha bir de benim okurken en çok zorlandığım şeylerden birisi de KARAKTERLER. O kadar çok karakter var ve yazar hepsini de kullanmış neredeyse, başta ismi geçen bir karakter kitabın sonlarında ortaya çıkabiliyor "Bu adam kimdi yaa" diye ortada kalmak istemiyorsanız her gördüğünüz karakterin ismini ve bi kaç özelliğini not etmenizi tavsiye ederim ki okumanızda eksiklikler olmasın. Son olarak: Yarım bırakmayın.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 94 okur okudu.
  • 9 okur okuyor.
  • 109 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.