Elif Dinçer

Elif Dinçer

ÇevirmenEditör
8.0/10
547 Kişi
·
1.122
Okunma
·
4
Beğeni
·
434
Gösterim
Adı:
Elif Dinçer
Unvan:
Çevirmen, Editör
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
224 syf.
·11 günde·1/10
Uzun bir incelemeyi hak etmeyen bir kitap ve yazar, bu yüzden elimden geldiğince kısa tutmaya çalışacağım incelememi. İncelemem biraz da uyarı niteliğinde olacak.

Kitap Anna Percy adında, New York'dan Los Angeles'a babasını ziyarete gelen ergen bir genç kızın etrafında geçiyor. Klasik ergen kitabı kısacası, bol partili bol markalı. İçim dışım ergen oldu. Başı sonu belli ve edebî değer taşımayan bestseller kitaplarından. Tek iyi yanı çevirisiydi.

-Bu kısım incelemeye dahil değildir-

Bende şöyle bir hastalık var, kütüphanemde olan iyi kötü bütün kitapları okumak isterim. Seneler önce Star gazetesinin kuponla dağıttığı kitap setinin arasında gelmişti bu kitap da. Ki ileride de bunun gibi kitaplar okuyacağım çünkü o setin içinde bu tarz birkaç kitap daha geldi. Zaten o zaman da diyordum niye setin içindeki kitaplar hakkında bilgi vermiyorlar diye, şimdi daha iyi anladım. Anlamaz olaydım.
624 syf.
·1 günde·1/10
Ateş ve Su I- II- III

Aşırı basit kurgusu olan, klişeler ile dolu bir kitap daha. Ateş ve Su serisi.
Melisa karakterimiz, 17 yaşında bir lise öğrencisidir. Zorluğa dair hiçbir şey bilmeyen, bu yaşına dek el bebek gül bebek büyütülen Melisa’nın hayatı sürekli ev ve okul arasında geçmektedir. Ta ki beklemediği bir anda, tesadüf eseri karşılaştığı bir adam tarafından hayatı tamamen değişene dek. Bu adam ise Ateş.
Ateş, 23 yaşında sert mizaçlı bir adamdır. Zoru çok iyi bilen, bu yaşına dek bir şeyleri kazanmak için çabalayan, dünya üzerinde sevgi diye bir kavramın olmadığına inanan soğukkanlı biridir. Klasik masum kızımızın aşık olacağı türden bir kötü adamdır.

Artık sıradanlarmış o bilindik kurgusu olan bir kitaptı. Masum kız ve kötü çocuk aşkını içeren önce seven, sonra terk eden ve sonra yine bir araya gelen türden. İşte kız karakterimiz çok masumdur. Erkek karakterimiz kötü adamdır. İşte biri ateştir biri su'dur. Birbirlerinin çok zıttıdır. Önce biri aşık olur diğeri onu istemez. Sonra tam zıttı şekilde devam eder. Yok öyle yok böyle derken bir bakmışız birbirlerine aşık olmuşlar. Üç kitap boyunca aynı olaylar devam eder. Biraz basitçe bir kurgu ve de klişelerle dolu sahneler de eklenmiş ve de bir seri oluşturulmuş.

Gözlerimi devirerek okudum tüm kitapları. Hep aynı kurgu hep aynı olay vardı. O kötü çocuk masum kız aşkından yine vazgeçilmeyen, ilkte birbirini sevmeyip sonunda zıt kutuplar birbirini çeker misali aşk yasayan iki karakteri anlatıyordu kitaplar. Biraz daha yaratıcı olup daha güzel bir kitap yazabilirdi yazar. Sevemediğim ve tavsiye etmeyeceğim bir kitaptı.
Basit bir kitap.Para verip de alabileceğim bir kitap değil.Klişelerle dolu , işte zıt kutuplar birbirini çeker misali iyi kız kötü çocuk . Betimleme açısından da yeterli bulmadım. Karşıma çıktı, merak ettim pdf olarak indirdim ve biraz okudum.Belli bir yerden sonra dayanamayıp serinin son kitabı olan Ateş ve Su 3'ü indirip finalini okudum.Şahsen bazı istisnalar olmakla birlikte her kitaba bir şans verilmesi kanaatindeyimdir. Öylesine , vakit geçirmek için okunabilir ama para verip almayın, pdf indirin.
148 syf.
·10/10
Nasıl başlasam bilemiyorum bir türlü. Ama elinde sonunda yazacağım. Öncelikle şunu eklemeliyim Spoiler olan yerde belirteceğim.

Bu kitap her ne kadar başıma dert açsa da buna değerdi. Hikayesini anlatmalıyım belki de. İnstagram'da film repliklerine bakarken rastladım Terabithia Köprüsü filmine. Hatta repliği hala hatırlarım. Bu repliğin üzerine listeme ekledim bu kitabı. Listem yanımda giderim kitapçılara hep. İlk olarak İstanbul'da Pandora'ya gittim çünkü orada bulacağımı düşünüyordum ama şanssızlık; bulamadım. Bunun üzerine iki tane daha büyük kitapçı gezdim İstanbul'da ama sonum değişmedi. Bulamam dediğim kitaplar çantamdaydı ama onu hala bulamamıştım. Sonra başka yerler de gezdim başka şehirde: D&R, Arkadaş, Dost... umudu kesmiştim nereye sorsam yoktu sonra kardeşime oyuncak almak için bir kitapçıya girdik, ailemin ısrarıyla sordum şansıma sadece bir tane kalmıştı. O anki mutluluğu hiçbir şeyle karşılaştıramam. Aldığım gece okumaya başladım yani sabah saat 3'de. Gece okumalarını çok severim çünkü. Kitap kısaydı ama beni gerçekten bazı 400-500 sayfalık kitaplardan daha fazla sardı. Ertesi sabah devam ettiğimde şanssızlık, ailem yanımda oturuyordu ve ağlamama tanık oldular. En son Fred'imin ölümnde öyle ağlamıştım. Sonu harika bitti ama duygusal açıdan çöktürdü beni. Sanki bütün mutluluğumu alıp götürdü.

Baya kişisel oldu bu bölüm şimdi nesnel olmaya çalışacağım.


Jess Aarons, içine kapanık bir çocuktur. Tek amacı, beşinci sınıflar koşu yarışmasında birinci olmaktır. Ama bunu başaramaz çünkü Leslie Burke adındaki kız onu geçerek birinci olur. Leslie, pek sevilmeyen biridir çünkü o farklı biridir. Jess, hiç ummazken birinciliğini elinden alan kız ile arkadaş olur. Resim çizmek hayata onu hayata bağlayan tek şey iken, Leslie ile bu değişir. Çünkü onların kendi dünyaları vardır. Terabithia. Kendi dünyalarının kral ve kraliçesi olurlar.

•!SPOİLER!•
Bu kısımda Spoiler var. Jess ve Leslie birbirlerine iyice bağlanmışlardır; beraber birçok şey yaparlar. Ama bir gün Leslie Terabithia'ya tek gider ve bu onun sonu olur. Leslie Burke - kendisi benim prensesimdi - bizi terk etti. Öldüğünü okuduğumda sanki her şey soldu gibi, mutsuzluk çöktü içime. Ve ağladım. Evet herkesin ortasında ağladım. Bence öenmli olan değecek şeylere ağlamaktır. Bu yğzden bunu söylemekten utanmıyorum. Hatta o kadar ağladım ki kıpkırmızı olsu gözlerim. Filmini izledim ama sonuna gelemedim çünkü gözyaşlarımı tutabileceğimi düşünmüyordum.

Gerçekten harikaydı. Çocuk kitabı kategorisine girmesi çok saçma. Bence her yaşa hitap ediyor ama bilirsiniz bazı büyükler(!) vardır ki ince bir kitabı okumaktan utanırlar işin kötüsğ o şahıslar hiç kitap okumaz. Çocuk kitabı gibi geldi başta evet ama o sonu hangi büyük kaldırabilir bilemiyorum. Mutlaka okumalısınız.

İlk incelememdi şu ana kadar hep hikaye yazıyordum bu tarza pek alışmamıştım. Biraz körü olabilir eleştirileriniz varsa yorumlarda belirtebilirsiniz. Sonuna kadar okumuş herkese teşekkürler... Sihirle kalın...
104 syf.
·2 günde·9/10
Hep çocuk kalanlara...
Kaçımız kendi isteği ile büyüdük? Bize seçim şansı verilse acaba büyür müydük ?
#79306267 çocukların perilerini yaşatmamız temennisiyle, perilerin varlığına inanalım :)
Peter ve Wendy’in hikayesinin anlatıldığı çok güzel bir eserdir. Kesinlikle okunmalı.
İş Çocuk Klasikleri serisinin bu eserdeki çizimlerini beğenmedim. Hikayeden kopuk bir şekilde ilerliyor.
372 syf.
·6/10
Bu kitaba başlarken arka kapak yazısını okumadım, şans eseri bir yorum gördüm ve o yorum üzerine okuma kararı aldım.

Bu kararı aldığım için şükürler olsun ki pişman değilim. Çünkü daha yıl başlayalı on bir gün oldu ama ben şimdiden üç tane gereksiz şey okudum. Kusursuz Elmas onlar arasına girmedi. Tam tersine okurken güldüm. En son ne zaman kitap okurken gülmemek için kendimi sıktım bilmiyorum.

Island, her şeyden habersiz dairesine girdikten sonra olaylar başlıyor. March şu aralar neredeyse her hayali erkekte bulunan OKB hastası. Bazılarında sinir bozucu bulurum bu durumu ama bu kitapta, March’ın bu davranışları beni benden aldı. Güldüm. Hala inanamıyorum.

Yazarın dilini beğenmem diye korkuyordum başlarda. Bu zamanda her yazılan okunmuyor, okunamıyor malum. Konu güzeldir belki ama anlatım bozuk olunca konunun güzelliği para etmiyor.

Yine büyük şans eseri anlatımı da çok güzeldi. Bana samimi geldi, Island ben her şeyi bilirim kafalarına girmedi. Ergen tavırlarına da girmedi. March’la arası öyle hemen ısınmadı. Her şey yavaş yavaş oldu. Daha ne kadar yavaş olabilir ki?
Kitabı okurken yan karakterleri bile sevdim. Ki bunu en son ne zaman yaptım hatırlamıyorum. Diyalogları, karakterlerin tepkileri… Ben sevdim. Devam kitapları çıksa okur muyum? Kesinlikle.
Çünkü çoğu kasvet dolu kitaba nazaran bu kitap duygularıma hitap edebildi. Gözlerim yaşarmadı ama güldüm. Bir farkı yok.

March ve Island’ın diyaloglarının hayranıyım artık. İkisinin ilişkisini ve March’ın her şeyi ağırdan almasını geçiyorum. Island’ın Dries’e verdiği tepkiler çok güzel olmuştu. Bir ergen gibi onu reddetmeyi geçiyor, olgun bir insan gibi olayları analiz edebiliyor. Böyle düzgün bir kadın karakter görmek bana çok iyi geldi.

Aynı zamanda kötü adamların bile olayı dalgaya vuruyormuş gibi görünmesi çok iyiydi. Bilmiyorum bir tek ben mi fark ettim ama hava hiçbir zaman tam olarak boğulmadı. Her kötü olayda güldüğüm bir yer vardı.

Şu an yazara söylemek istediğim tek şey, umarım devam kitapları da bunun gibidir. Hatta daha iyisidir. Çünkü bir serinin daha bozulduğunu görmeye dayanamam.
Beğendiğim bir kitaptı ve bu yüzden ne yazacağımı bilmiyorum. Benim için farklı bir hava oldu. Değişik bir şeyler isteyenler, gülelim ama biraz da ciddiyet olsun diyorsanız bu kitap okunur. Ben günlere dağıtarak okudum öyle söyleyeyim. Çabuk bitmesin diye.

Hikayeyi, karakterleri, her şeyini beğendim. Tam puan veremememin nedeni Island ve March'ın arasındaki ilişkiydi.Giriş kısmı nasıl oldu tam anlayamadım, hala anlayamıyorum. Gelişme kısmı hangi ara oldu? Sonuç kısmı çok iyi olmuştu. Sevdiğim gibiydi, çekip gidenler topluluğuna hoş geldiniz. Arayı çok açmadan devam kitaplarını da bekliyorum.
104 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
" Küçük, tatlı Pollyanna... Çok duygulandırdın beni ve seni tanıyan herkesi.. Küçük yüreğinle kocaman karanlık tutmuş yüreklere ne güzel de ışık oluyorsun. Etrafında neşe saçıyorsun. Herkesi mutlu ediyorsun ve bir o kadar da duygulandırıyorsun.."

Bir solukta biten, küçük ama içeriği çok büyük bir eser.. Kesinlikle okunmaya değer...
136 syf.
·Beğendi·9/10
Farklı farklı karakterlerin birleştiği bu kitap , ilk bakışta bir çocuk kitabı gibi gözüküyor ama her yaştan insanların okuyabileceği harika bir kitap . İyi okumalar
148 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Sonunda beni hüngür hüngür ağlatan; arkadaşlık, dostluk ve hayalgücü üzerine muhteşem bir kitap...
Artık baskısı yok ve bu kitaba sahip olduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum...
Kesinlikle kitap filminden çok daha güzel. Çocuk kitabı gibi gözüktüğüne bakmayın, bulursanız alın okuyun kesinlikle kaybınız olmayacak...
Kitabın sevmediğim tek yanı (ki o da çeviren yayınevinin pintiliğinden :) içerisindeki resimlerin renksiz olması. Orjinaline sadık kalmayıp siyah yapmışlar ve aslında renkli olduğu için de oldukça koyu resimler ortaya çıkmış. Ciltli olmasını çok sevdim...
Bana kendi çocukluğumu hatırlattı!
72 syf.
·2 günde·10/10
Gulliver'in Gezileri hikayesini çok sevdim, ki kısaltılmış halde cüceler ülkesi ve devler ülkesindeki hikayelerini içeriyormuş sanırım sadece. Oysa 4 bölümden oluşan, 4 seyahatmiş asıl hikâyesi. 48 sayfa hikâye, geri kalan sayfalar yazarımız Jonathan Swift'in hayat hikayesi ve de Gulliver'in Gezileri hikayesi hakkında bilgileri içeriyor. İş Bankası Çocuk Yayınları, bu hikâye sonrası için böyle uygun görmüş, güzel de olmuş.

Gelgelelim beni hikayeden sonraki kısım çok düşündürdü; çocuk klasiği olduğu için, anlatılan siyaset hayatı ve de birçok edebi kelimeleri anlamak benim için bile güç oldu. Nedenini kavrayamadığım tek konu budur ki, çocuklar için anlatımı hikaye kadar sade olması neden mümkün olmadı? Hikaye hakkında anlatım da anlaşılır olmamalı mıydı? Aslında kitaba puanım tek bu yüzden 9, ama hikâye güzelliği açısından 10 puan verdim. :)

Ben bir "İş Çocuk Klasikleri" kitabını daha eğlenerek okudum (ki bu şimdilik üçüncü kitabımdı), gerekli görmediğim şekilde sonunun da anlaşılamaz oluşu beni biraz üzdü sadece...

Yazarın biyografisi

Adı:
Elif Dinçer
Unvan:
Çevirmen, Editör

Yazar istatistikleri

  • 4 okur beğendi.
  • 1.122 okur okudu.
  • 35 okur okuyor.
  • 452 okur okuyacak.
  • 14 okur yarım bıraktı.