Ercan Köksal

Ercan Köksal

Yazar
10.0/10
1 Kişi
·
6
Okunma
·
1
Beğeni
·
564
Gösterim
Adı:
Ercan Köksal
Unvan:
Yazar
Doğum:
Yozgat, 24 Ağustos 1983
24 Ağustos 1983’te Yozgat’ta doğdu. 2001 yılında Yozgat Lisesi’ni bitirdi. 2003 yılında KKTC Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı’na burslu olarak girdi.

Buradan 2007 yılında mezun oldu. Mezuniyetten sonra özel bir eğitim kurumunda Türkçe ve Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni olarak göreve başladı ve Ekim 2011′e kadar bu görevine devam etti. 2009 ve 2012 yılları arasında Divan Araştırma ve Eğitim Derneği’nde Genel Koordinatörlük görevini yürüttü. Bu kurumda İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş. ve Başbakanlık Yazmalar Başkanlığı’nın da destek verdiği “Tarih ve Kültür Mirasımızla Buluşmak” adlı projeyi yürüttü.

Fatih Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı/Yeni Türk Edebiyatı alanında Yüksek Lisansa devam etti. Ay Vakti, Yediiklim, Şehriyar, Semaver Öykü, Kün Edebiyat, Berceste, İrfan Mektebi, Turkish Studies, Dünyabizim ve Sanatalemi’nde Eleştiri, inceleme, araştırma, röportaj ve öyküler yayımladı.

Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER) üyesi olan yazar; İstanbul’da birçok kültür merkezinde uzun bir süre Osmanlı Türkçesi dersleri verdi. Küçükçekmece Belediyesi Sefaköy Kültür ve Sanat Merkezi’nde görev yapmakta, ayrıca Kün Edebiyat dergisinin editörlüğünü yürütmektedir.
Ağlamak, Allah'ın huzurunda içinde ne varsa dökmek istiyordu. Tam yeriydi, Allah'a dua etmeliydi. O, edilen hiçbir duayı geri çevirmezdi. "Allah'ım belki de benim için hayırlısı o değil, ama sen yine de onu bana bağışla." diyordu. İnsan kendisi için hayırlısı olmadığını bildiği bir şeyi yine de isteyebilir miydi? İşte o istiyordu.
"Bir yanda sevgi diğer yanda korku olmazsa tek kanatlı kuşa benzeriz. Zaten tek kanatla da uçulmaz ki!" Mevlana
Mutluluğu yanlış yerlerde ve yanlış zamanlarda arıyorum. Oysa biliyorum mutluluk denilen kavram da onunla birlikte terk etti bu şehri.
Bir sohbetimde Safahat’ı çok okuyun diye tavsiye etmiştim. Bir öğretmen arkadaşımız, ‘’Hocam aldım okudum ama sonunu getiremedim. On beş yirmi sayfa okudum bıraktım.’’ dedi. Neden diye sordum. ‘’Ağır’’ dedi. Ben de ‘’Safahat ağır değil hocam, herhâlde siz biraz hafifsiniz.’’ dedim.
210 syf.
·Puan vermedi
Dil devrimi mevzusunda sonuna geldiğim ikinci kitap. İlki için bkz. #35498614

Kitap, dil devrimi üzerine muhtelif kişilerle gerçekleştirilen röportajlardan oluşuyor. Muhtelif dedim ama hepsi bunun yanlış olduğunda hemfikir. Hem bu durumdan hem de derleyenin yazılarından yanlı bir metin okuduğumuz aşikâr. Neyse, önemli olan düşüncelerdir, değil mi?

Dil devrimi konusunda ortaya konmuş bazı temel argümanları ortaya koymak istiyorum. Sonrasında ise, bunlar hakkında naçizane görüşlerimi.

1. ‘’Bir gecede cahil kaldık.’’
Kanımca zayıf bir iddiadır:
+Dönemin okuryazar oranı iyimser tahminle %10’u geçmez.
+Değişen tek şey alfabedir, Osmanlı Türkçesi ile ortaya konmuş eserler puf olup uçmadılar. Merak eden birisi alfabeyi rahatlıkla öğrenip okuyabilir.

2. Anlatım gücünün azalması, derinliğinin kaybolması
Doğru bir tespittir fakat bunun dolaylı bir sonuç veya yardımcı bir etken olduğunu düşünüyorum. Anlatım gücünün yetersiz kalmasının sebepi kelimelerin yaratılamamasıdır, ki bu da en nihayetinde düşünce üretimi ile ilgilidir.
+Osmanlı Türkçesi’nde kullanılan ne güzel sıfatlar mevcuttur, farklı farklı anlamlara gelen. Veya nüanslara sahip çeşitli fiiller. Tasfiye uygulaması bu güzelliklerin çoğunu silip atmıştır. O günden bu yana, aldığımız bu yaraları yani kaybettiğimiz o kelimeleri, yapılan çeviriler ve okumalar ile sarmaya çalışıyoruz.

3. Terennüm eden kelimeler
Osmanlı Türkçesi’nin kulağa hoş gelen bir yapısı vardır. (Eminim Farsça kelimelerin bunda büyük etkisi bulunmaktadır.) Mesela iki favori şairimi kıyaslayayım: Yahya Kemal ve Orhan Veli. Kabaca aynı tarihlerde yaşamışlardır. Fakat farkı gelin siz görün:

Eskiler alıyorum
Alıp yıldız yapıyorum
Musiki ruhun gıdasıdır
Musikiye bayılıyorum

Şiir yazıyorum
Şiir yazıp eskiler alıyorum
Eskiler verip Musikiler alıyorum.

Bir de rakı şişesinde balık olsam

———————————————————————————-

Doğmuştu içimde tâ derinden
Yıldızları mâvi bir semânın;
Hazzıyla harâb idim edânın,
Hâlâ mütehayyilim sadânın
Gönlümde kalan akislerinden
(mütehayyil: düşünen(tahayyül eden); sadâ: yankı, eko, tınlama

Kitaptan birkaç alıntıyla bitirmek istiyorum, dil devrimi konusunda görüşlerimi yansıtan:
‘’Akıllı insan dil konusunda kendisini cendereye sokmaz; meramını en iyi hangi kelimelerle ifade edebiliyorsa o kelimeleri kullanır.’’
‘’Ketebe, Yektübü Arap’ın
Kâtip, kitap, mektup bizimdir.’’(Ziya Gökalp)

Yazarın biyografisi

Adı:
Ercan Köksal
Unvan:
Yazar
Doğum:
Yozgat, 24 Ağustos 1983
24 Ağustos 1983’te Yozgat’ta doğdu. 2001 yılında Yozgat Lisesi’ni bitirdi. 2003 yılında KKTC Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı’na burslu olarak girdi.

Buradan 2007 yılında mezun oldu. Mezuniyetten sonra özel bir eğitim kurumunda Türkçe ve Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni olarak göreve başladı ve Ekim 2011′e kadar bu görevine devam etti. 2009 ve 2012 yılları arasında Divan Araştırma ve Eğitim Derneği’nde Genel Koordinatörlük görevini yürüttü. Bu kurumda İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş. ve Başbakanlık Yazmalar Başkanlığı’nın da destek verdiği “Tarih ve Kültür Mirasımızla Buluşmak” adlı projeyi yürüttü.

Fatih Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı/Yeni Türk Edebiyatı alanında Yüksek Lisansa devam etti. Ay Vakti, Yediiklim, Şehriyar, Semaver Öykü, Kün Edebiyat, Berceste, İrfan Mektebi, Turkish Studies, Dünyabizim ve Sanatalemi’nde Eleştiri, inceleme, araştırma, röportaj ve öyküler yayımladı.

Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER) üyesi olan yazar; İstanbul’da birçok kültür merkezinde uzun bir süre Osmanlı Türkçesi dersleri verdi. Küçükçekmece Belediyesi Sefaköy Kültür ve Sanat Merkezi’nde görev yapmakta, ayrıca Kün Edebiyat dergisinin editörlüğünü yürütmektedir.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 6 okur okudu.
  • 11 okur okuyacak.