Erman Gören

Erman Gören

YazarÇevirmen
8.2/10
69 Kişi
·
116
Okunma
·
1
Beğeni
·
146
Gösterim
Adı:
Erman Gören
Tam adı:
Doç. Dr. Erman Gören
Unvan:
Yazar, Çevirmen, Akademisyen
2005 yılında İÜ Eski Yunan Dili ve Edebiyatı ve Felsefe lisans programlarından eşzamanlı mezun oldu. 2017 yılında Eskiçağ Dilleri ve Kültürleri alanında Doçent unvanı aldı. Halen Eski Yunan Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı’nda öğretim üyesi olarak görev yapmakta, Arkaik Yunan şiiri, erken ve klasik Yunan düşüncesi, Yunan filolojisi, Yunan yorum geleneği konularında lisans ve lisansüstü düzeyde dersler vermektedir. Pindaros, Sappho, Aristophanes gibi şairlerin yanı sıra, Platon, Aristoteles ve Proklos gibi filozofların metinlerini de dilimize kazandırmaya çalışmaktadır.
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
184 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
"Para alan adam,bunu yere göğe sığdıramazken,almayan adamsa mecliste maaş peşine düşenlerin ölüme müstahak olduğunu söylüyor. "
Kadınların,kent yönetimini ele geçirmelerini ana konu alan bir komedyadir. Şiddetle tavsiye ediyorum
Aristophanes Kadın Mebuslar
180 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Ahh Sokrat ahh, neyin inadıydı bu böyle kuzum diyesim var. Yetmislerinde yaşlı bir adamsın ne diye Gorgias'ın ekmeğinden yiyen deyyuslara kafa tutuyorsun! Ahh Sokrat ahh, üzümlü kekim.
Sokrates'in savunması için yazmak istediğim o kadar çok şey var ki. Genel hatlarından bahsetmek gerekirse, antik Yunan döneminde sofistlerin yoluna taş koyan bir bilgenin iftiraya uğramasi sonucu o bölgenin mahkemede vermiş olduğu savunmadir. Bu savunmayı yazan da öğrencisi Platon'dur. Sokrat gencleri yoldan çıkarmak ve o kentin tanrılarına inanmamakla suçlanmistir. Ve tabi ki de mevzu bu değildir. Zaten önemli olan da mevzu değidir. Önemli olan Sokrat in mahkemede vermiş olduğu savunmanin içerik ve yöntemidir. Nitekim kullandığı yöntem günümuzde gerek eğitim bilimlerinde gerek fen gerekse sosyal bilimlerinde etkili bir şekilde kullanılıyor. Diyalektik yöntem, Sokratik sorgulama... Sokrat sorgulamayı iki kanaldan yürütür. İlkin ironi, diğeri de doğurtma. Muhteşem ötesi aşamalardir. Kandırma yok, ikna yok, yalan yok. Sorularla bireye kendi cevaplarını kendi sorularını kendi zitliklarini kendi doğrularını buldurma var. İkinci kısım için sürekli Sokrat neden doğurtma kavramıni kullanmış diye merak ederdim. İroniden sonra yeni bir fikir, düşünce vs. çıkıyor. Bunu doğuma benzetmiş olabilir diye düşünüyordum. Ne zaman ki hayatına dair bir şeyler öğrenene kadar. Çünkü Sokrates'in hayatına baktığımız zaman orta halli bir ailenin tek çocuğu olduğunu öğreniyoruz. Baba heykeltıraş anne ebe. Bilgiye aç, zeki bir çocuğun da çevresinden bi haber yaşayacağını da varsayamadigim için Sokrat felsefesindeki bir çok kavramın, fikrin ardında ebeveynleriyle olan gecmisinin olduğunu düşünüyorum. Ve tabi ki de ebe bir annenin etkisi. İçerik kısmından da baktığımız zaman yine dolu dolu bir eser. Hakikate ulaşma yolunda bilginin, sevginin, adaletin yerini de öğretiyor bize Sokrat. Çok fazla bilgi de vermeden felsefeyi, siyaseti, hukuku, bilgiyi seven herkesin okuması gereken bir kitap. Dolu dolu bir kitap. Naçizane tavsiye edilir.
196 syf.
·5 günde·9/10 puan
Savunma'yı uzun zaman önce iki kere okumuştum ancak hiçbir ön bilgim yoktu. Bu sefer de Kabalcı Yayınevi'nin Humanitas dizisinden okumayı tercih ettim. Savunma'nın kendisinden uzun, 75 sayfa yer tutan, 306 değerli dipnota sahip kitap. Bu dipnotlar metni doğru anlamak adına önemli. Çünkü bağlamlar hakkında oldukça değerli bilgiler var. Erman Gören tarafından çok titiz bir iş çıkartıldığı belli. Kitabın kendisi akıcı ancak dipnotların çokluğu, akıcılığı olumsuz etkiliyor. Bu durum, dipnotlara takılmadan ikinci bir okuyuşla aşılabilir. Tabi böyle bir metni kurgu kitapları gibi de okumamak gerek. Yoksa birçok şey havada kalacaktır.
Eski Yunanca bilenler için Savunma'nın orjinali de var bu yayında. Bu da ayrı bir artı. Humanitas'tan çıkan bu çeviriyi kesinlikle tavsiye ederim.
216 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Deniz feneri gibi size bu kitapta okumanızda kolaylaştıracak yöntemleri bahsetmek için inceleme ekliyorum çünkü ben baya eziyet çektim önsözü okurken. Öncelikle bu kitabı okumaya niyet eden birisi varsa ilk bu kitabı okumasın. İlk önce Bütün Zafer Şarkıları bu kitabı okusun çünkü birçok teknik bilgi bu kitapta imiş(Ben yazarın yalancısıyım bu kitabı okumadığım için :D) ve önsözün yüzde doksanı bu kitabın yazarı olan Pindaros üzerine yazılmış. Pindaros tanımayınca önsöz pek bir eziyet oluyor. Gelelim kitap ile ilgili tavsiyeye eğer antik yunan edebiyatı hakkında bilginiz yoksa veya çok az ise bence girişten önce 164 sayfadan başlayan yer ve kişi adları sözlüğünü okuyun. Açıkçası Pindaros'un kitabını okuduktan sonra bir daha bu kitabı döndüğümde öyle yapacağım. Ondan sonra giriş ile şiirlere geçebilirsiniz. Gelelim kitaba genel olarak dili yalın ve akıcı, şiir olduğu için belli bir kurgusu yok. Şiir içi kurgular kayıp dizelerden dolayı boşluklar var. Konusu çok Zafer Şarkıları baskın olmakla birlikte çok az da olsa diğer konuları da ele almış. Antik yunan ve şiir okumayı seviyorsanız bu kitabı tavsiye ederim.
184 syf.
·2 günde·7/10 puan
MÖ için fazlasıyla cesur ve ütopik kesinlikle takdiri hakediyor. Bu komediyayı günümüzde bırakın hayata geçirmek, yazabilmek bile maalesef fazlasıyla zor.

Ve evet kadın isterse yapar, elbet bir gün kadınlar yapacak, bütün dünyada izleyecek kadının gücünü.
196 syf.
·11 günde·Puan vermedi
Sokrates’i bize bu kadar ünlendiren şey belki de yiğitçe ölümüdür. Bildiği tek şey olduğunu söylediği felsefeye karşı olan saygısı, büyülemeyecek tarzda değil. Tıpkı bugünkü gibi o gün de (muhtemelen) doğru söyleyenin dokuz köyden kovulduğu kanısına varmak tabii ki kânidir. Bu minvalde idam cezası almamış olması belki de felsefe bilimine önemli bir sekte vuracaktı. En iyi öğrencilerinden ve savunucularından olan Platon’un kaleminden Sokrates’i Sokrates yapan şeyleri bulabileceğimiz bir kitap. Aynı zamanda Kabalcı Yayınlarının notlarıyla harikulade. İyi okumalar dilerim.
184 syf.
·Puan vermedi
Platon'un Devlet'ini bilirsiniz değil mi? İşte onun muadilinin, bir komedi kitabında hayata geçmiş hali gibi bir şey Kadın Mebuslar. Temelde anlatmak istediği konuyu bolca müstehcenliğe vurarak ve döneminin tragedya şairlerinin söylemleriyle alay ederek önümüze sunuyor. Kendi döneminde oldukça komik olan fakat 20. yüzyılın Türkiye'sinde sonnotları okuyarak anlayabileceğimiz birçok alay ve kelime oyunu yapmayı da ihmal etmiyor. Bir şakayı anlamak için bir sayfa yazı okumakla ilgili bir sorununuz yoksa ve de müstehcen söylemler sizi rahatsız etmeyecekse tarihin belki de ilk komünist ütopyası olan bu komedyayı okuyabilirsiniz.
C. Özdemir
C. Özdemir Homerosçu İlahiler’den Pindaros'a Arkaik Yunan Şiiri Antolojisi'yi inceledi.
592 syf.
·3 günde·7/10 puan
Çağlar arası bir yolculuğa çıkmak şiirle mümkün. Bunun için zaman makinesinin icadına gerek yok. Bu antoloji tam olarak bu işe yarıyor sanırım. Her çağın kendince bir havası vardır. Şiir kıyaslanmaz. Sadece okunur ve hissedilir. Mağara adamının şiiri de şiirdir, Yunanlı Siponides'in şiiri de. Ve Nazım'ın sıvası dökülmüş duvarın dibinde yazdığı da şiirdir.
Şiir insanoğlu Dünya'ya ayak bastığı ilk gün mağaralarına çekildikleri zaman başladı. Ve sanırım son insan kendi mezar taşını elleriyle işlediği zaman son şiir yazılacak.
144 syf.
·2 günde·9/10 puan
https://www.instagram.com/mimirtells/ (Kitap incelemeleri, önerileri, eleştirileri ve alıntılar için.)

Puanım 4.5/5.

Komedinin Babası olarak çağrılan Aristophanes bir oyununda daha döneminin sorunlarıyla dalga geçiyor. Kitap Lysistrata gibi kadınların şehrin yönetimini ele geçirmesini konu ediniyor. Tekrardan bir kadını ana karakter yapmasıyla aslında döneminde yazılan diğer türden eserlerle ve yapısıyla da dalga geçiyor Aristophanes. (Tragedya o dönemin popüler türü ve tragedyalarda kadınlar genelde yer almaz, alırsa da çok önemsiz ufak rollerde yer alır.)

Kitabın ana karakteri Praksagora diğer kadınları topluyor ve erkek kılığında bir meclis oluşturuyor. Bu meclis sayesinde kadınların istediği bütün kararları alıyorlar. Şehrin erkekleri de bu absürt kararlara uymak zorunda kalıyor. Kararların hepsinden bahsetmem mümkün değil fakat bu kararlar aslında çok önemli bir özellik taşıyor.

Alınan kararlar Marksist düşüncelere aşırı benziyor. Tabi bu eserin 392 gibi bir yılda sahnelendiğini düşünürsek Marksist düşüncelerin aslında buradan geldiğini kabul edebiliriz. Kararların genel özelliği şu şekilde; bütün yiyecek, içecek, önemli mücevherler vb. devlete verilecek ve devlet bunu uygun bir şekilde herkese eşit olarak dağıtacak. Bu şekilde hırsızlık, eşitsizlik, sınıf sistemi gibi şeyler ortadan kalkmış olacak. Tabi ki kararlar sadece bunlardan ibaret değil. Kadınlar yönetimi ele geçirdiği için şöyle kararlar da var: bir erkek genç bir kızla yatmadan önce yaşlı bir kadını tatmin etmek zorundadır.

Kitap iki parçadan oluşuyor diyebiliriz. İlk kısım Praksagora'nın kararları açıkladığı kısım, ikincisi ise bu kararlardan sonra şehrin hali. Komedi kısmı aslında kitabın ikinci kısmında ortaya çıkıyor. Bu kısımda aşırı zekice yazılmış, isimlerle yapılan sözcük oyunlarından tutun da cinsel şakalara kadar birçok şey yer alıyor. (O zamanın Yunanistan'ını düşünürsek bunlar çok büyük yenilikler. Ayrıca bir o kadar da cesur.)

Kitabı çok beğendim gerçekten. Okuduğum en iyi çevirilerden olabilir. Espriler ve şakalar çeviri olmasına rağmen orijinalı gibi tat veriyor. Kitabı okurken gerçekten gülümseyip durdum.
184 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10 puan
Atina şehri erkeklerin yönetiminde bir şehirdir. Bir gün kadınlar artık bu durumdan sıkılıp yönetimi ele geçirmek için Praksagora'nın önderliğinde birleşirler. Kadınlar kocalarının kıyafetlerini giyip, erkek kılığında meclise giderler ve orada yönetimin kadınlara devredilmesi yasa tasarısını meclise sunarlar. Yasa kabul edilir ve artık Atina kadınlar tarafından yönetilmektedir. Kadınların yönetimi başlayınca Praksagora yönetimini sağlamlaştırmak için bir takım kararlar alır ve biz de kitap boyunca bu kararların toplumdaki yansımalarına tanıklık ederiz.

Oyun kolayca iki bölüme ayrılabilir. İlk bölümde yönetim değişiyor ve bu bölüm fazla politik olduğu için eğlenceli değil. İkinci bölümde ise kadınların aldığı kararları erkeklerin nasıl karşıladığı anlatılmaktadır, bu bölümü okurken gülmekten yere düşüyordum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Erman Gören
Tam adı:
Doç. Dr. Erman Gören
Unvan:
Yazar, Çevirmen, Akademisyen
2005 yılında İÜ Eski Yunan Dili ve Edebiyatı ve Felsefe lisans programlarından eşzamanlı mezun oldu. 2017 yılında Eskiçağ Dilleri ve Kültürleri alanında Doçent unvanı aldı. Halen Eski Yunan Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı’nda öğretim üyesi olarak görev yapmakta, Arkaik Yunan şiiri, erken ve klasik Yunan düşüncesi, Yunan filolojisi, Yunan yorum geleneği konularında lisans ve lisansüstü düzeyde dersler vermektedir. Pindaros, Sappho, Aristophanes gibi şairlerin yanı sıra, Platon, Aristoteles ve Proklos gibi filozofların metinlerini de dilimize kazandırmaya çalışmaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 116 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 223 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.