Ernst Werner, Çekoslovakya’nın Kuzey Bohemya bölgesinde doğdu. Burada Ticaret Lisesini bitirdi. Savaştan sonra yerleştiği Demokratik Almanya’da üniversitenin tarih bölümüne devam etti ve Orta Çağ tarihi üzerine yoğunlaştı. Fransa ve İtalya’daki halk hareketleri ve Balkanlar’daki Bogumil hareketi üzerine incelemelerde bulundu. Orta Çağ Balkan tarihi üzerine yoğunlaşırken ilgi alanı Osmanlı tarihine kaydı. 1956 yılında Orta Çağ Tarihi profesörü olan Werner, 1960’da Leipzig’deki Karl Marx Üniversitesi’nin Rektör Yardımcılığına getirildi. Bu dönemde Orta Çağ Osmanlı tarihine ilişkin çalışmalarını derinleştirdi ve 1966 yılında Büyük Bir Devletin Doğuşu: Osmanlılar (1300-1481) adlı kitabını yayınladı. Eser, tarih çevrelerinde büyük ilgiyle karşılandı. 1967 yılında Leipzig Karl Marx Üniversitesi rektörlüğüne getirilen ve çalışmalarını artık daha çok Orta Çağ Alman tarihi üzerine yoğunlaştıran Werner’in Osmanlı tarihinin ilk dönemlerine ilişkin birçok makalesi ve konferans tebliğleri bulunmaktadır.
"Dede Korkut'un destan kahramanları, sonradan yerlerine camiler inşa ettirdikleri kiliseleri zevkle tahrip ederler, ellerine geçirdikleri rahipleri kılıçlarına amansızca kurban ederlerdi." Burada yazar kaynak olarak Kitab-ı Dede Korkuttan sayfa 48'i gösteriyor okumadığım için fikir belirtemiyorum fakat devamı için birazdan elimden geldikçe birşeyler söylemek istiyorum .
"Böylelikle peygamberlerinin de bir emrini yerine getirmiş olurlardı : Onları rastladığınız yerde vurun, sizleri nereden sürdülerse oraya sürün onları.. ve mücadele edin onlarla, inançsızlık yok olana, Allah'a inandırıncaya kadar onları."
Yazar burada Bakara 191,192 ve 193. ayetleri kaynak göstermiş. Birincisi bu peygamberin emri değildir , bir tarih araştırmacısı ve yazarı olarak yaptığı sadece bu küçük hatada bile kendisinin bir profesyonel olmadığını söyleyebilirim. Hitap eden ve emir veren peygamber değil, Allah'tır.
İkincisi ayetlerin asıl meali şöyledir : Onları yakaladığınız yerde öldürün; sizi çıkardıkları yerden siz de onları çıkarın. Fitne öldürmekten daha kötüdür. Mescid-i Harâm civarında onlar sizinle savaşmadıkça siz de orada onlarla savaşmayın. Şayet sizinle savaşmaya kalkışırlarsa o zaman onları öldürün. İşte kâfirlerin cezası böyledir! - 191
Eğer onlar vazgeçerlerse, artık Allah bağışlayıcıdır, merhametlidir. - 192
Fitne ortadan kalkıncaya ve din yalnız Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın; fakat vazgeçerlerse, artık zalimlerden başkasına saldırmak yoktur. -193
Burada insanın nasıl anlamak istiyorsa karşıya da direk kendi düşündüğü gibi nasıl aktarabileceğini görüyoruz. Yine bir tarih araştırmacısı olarak gerçekleşen olay gözardı edilerek olay üzerine söylenen ayetleri kendi istediği gibi yorumluyor. Olaydan bağımsız nasıl yorumlayabilir anlayamıyorum. İslam'a iman etmiş