Gisela Notz

Gisela Notz

Yazar
6.4/10
10 Kişi
·
30
Okunma
·
4
Beğeni
·
330
Gösterim
Adı:
Gisela Notz
Unvan:
Tarih araştırmacısı ve toplumbilimci
“Uyum(erkek ve kadın arasındaki), kadınları bir mutfak önlüğü ve bir ocağın arkasına sınırlayacağımız bir aptallık ile sağlanamaz. Doğa, her iki cinsiyeti de bilim ve sanat alanında eşit özelliklerle donattı.”
“Erkekler öldürüyorsa, biz kadınların görevi yaşamı korumak için savaşmaktır. Erkekler susuyorsa, bizim görevimiz, ideallerimizle dolu olan sesimizi yükseltmektir.”
—Clara Zetkin—
Feminizm bir toplumsal hareketi temsil etmektedir; yani, kadınların hayat şanslarında bir düzelme olması için politik ve pratik önlemler organize eden, kampanyalar ve eylemler düzenleyen, ayrımcılık ve kötü koşulların ortadan kalkması için müttefik kazanmaya çalışan bir toplumsal harekettir.
Uyum (kadın ve erkek arasındaki), kadınları bir mutfak önlüğü ve bir ocağın arkasına sınırlayacağımız bir aptallık ile sağlanamaz.Doğa, her iki cinsiyeti de bilim ve sanat alanında eşit özelliklerle donattı.
Günümüz medyası feministleri; çocuklardan nefret eden, takım elbiseli, kariyerleri dışında bir şey düşünmeyen ve diğer kadınlarla devamlı bir çatışma içinde olan kişiler olarak lanse etmektedir.
Yazar, anti-feministleri dört ana gruba ayırıyordu;

Birincisi eski inançlılar: Değişiklik istemiyorlardı, “eskiden beri böyleydi, bundan sonra da böyle olmak zorundadır” ilkesine göre yaşıyorlardı.

İkincisi erkek hakları savunucuları: Kendi zayıf yönlerini gizlemek istiyorlardı ve “yüce egemenliklerini” vurguluyorlardı.

Üçüncüsü pratik egoistler: İş yaşamında kadınlarla rekabetten korkuyor ve evdeki rahatlarının bozulacağı endişesini taşıyorlardı.

Dördüncü olarak da kendilerini kadınların “mater dolorosa” yani koruyucu meleği olarak gören kesimi sayıyordu.
Zümre, sınıf, kültür ve eğitim farkından bağımsız olarak bütün kadınların birliği günümüzde dahi hala bir hayaldir.
Kadınlar sürekli olarak, kendilerinin eğitim için gerekli olan yetiye ve bu sebeple de yükseköğrenim hakkına sahip olduklarını söylüyorlardı, buna rağmen erkekler, fakültelerin amfilerinde alışkın olmadıkları kadın bakışlarından rahatsız oluyorlardı.
Özellikle Marksçılar için feminizm kavramı "şüpheli"ydi. Burjuva bireyciliğin bir başka sürümü olduğunu, proleter kadınları kandırmaya çalıştığı ve sınıf mücadelesini böldüğünü savunuyorlardı. Kendileriyle birlikte mücadele edenleri gösterip onlarla bu ataerkil güçlerinin kırılması gerektiğini vurguluyorlardı. Marksçılar hala eskisi gibi kadın sorununun sosyalizm içinde otomatik olarak çözüleceğine inanıyorlardı.
Gisela Notz
Sayfa 89 - Phoenix Yayınevi
Gerçekten de varolan çelişki, yani erkeklerin kadınlarla sosyalist hedefler için birlikte mücadele etmek istemeleri, ama kadınların tek başına ev işleri ve çocukların eğitiminden sorumlu olmaları, sadece kadınlar tarafından gündeme getiriliyordu. Kadınlar bir özne olarak siyasi yaşamda eşit olarak yer almak istiyorlardı. Artık sadece ataerkil siyasi kültürün ve erkeklerin direnişine karşı koymaları gerekmiyordu, ayrıca kendi kocalarının da kabul ettikleri kadınlık-erkeklik örneklerine ve onlara atfedilen rollere de karşı koymaları gerekiyordu.
Gisela Notz
Sayfa 72 - Phoenix Yayınevi
120 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Merhaba, iyi akşamlar herkese. Bugün okuldayken bir köşede kitabı okumaya çalışırken, kadın hocaların kendi aralarında “Hayatınızda nasıl birini istiyorsunuz?” sorularına verdikleri cevapların arasında: “Dövmeyen fakat bana hött diyebilecek birini istiyorum hayatımda.” cümlesini işittim ve elimdeki kitaba baktım istemsizce. Günün ilerleyen saatlerinde bir tane erkek çocuğu olup yıllarca başka çocuğu olamayan kadının mucizevi bir şekilde veya tıp yoluyla ikinci hamileliğini yaşamasından ötürü onu tebrik ederken, “Ay inşallah kız olur.” deyişime, oradan kadının birinin “Yok yok bu da erkek olsun, zar zor hamile kaldı zaten, başka da çocuğu olmaz belki.” cevabını aldım, o sırada yine elimde bu kitap vardı. Gün içerisinde veya bu günün dışındaki diğer günlerde buna benzer yaşadığım saçma sapan diyaloglar ile hayatımı devam ettiriyorum. Yıllarca erk zihniyetle mücadele ederken hayatımın bu döneminde öncelikle mücadele etmem gerekenlerin kadın hemcinslerim olduğuna kanaat getirdim. Evimde, iş yerimde, sokakta bana: “Sen kadınsın hal ve hareketlerine dikkat et, senin görevin bu, falancanın karısı kızı da senin gibi çalışıyor ama bak akşam evine gelip kocasına hizmet de ediyor, çocuklarına annelik de ediyor, dünyayı sen mi kurtaracaksın sanki, böyle giyinirsen erkekler de bakar zaten, laf da atarlar, taciz de ederler; çünkü senin görüntün bunu istiyor gibi, bu düşüncelerinden ötürü bak kimse seni istemeyecek, erkek düşmanı mısın?, evde kaldın bak gördün mü?” gibi yapılan yorumlar beni bezdirmedi, bezdirmeyecek de. Nefes aldığım sürece kadın erkek farketmeksizin sizlerle mücadele edeceğim. Arabaya binerken bana kadın olduğum için yer vermeyin, hesap ödemeye giderken erkek olduğunuz için hesabı öderim moduna girmeyin, benim becerilerimi yapabildiğim yemekler üzerinden test etmeyin, sınıf öğretmeniyim diye iyi çocuk büyütürüm diye düşünmeyin, sokakta yürürken beni göz hapsine almayın, bir kadın olarak bir birey olarak kendime yetebileceğimi, bağımlı olmadan ayaklarımın üstünde durabileceğimi kafanızdan çıkarmayın...
Gisela Notz bu kitabında geçmişten günümüze feminizm ideolojisinin hem düşünsel hem de eylemsel evrelerini dünya genelinden daha sonlara doğru da Almanya üzerinden ele almıştır. Feminizmin ne olduğunu bilmeyen veya feminizmin erkek düşmanlığı olduğunu düşünen insanlar alsın eline bu kitabı okusun. Okusun ki kadınların yüzyıllardır nasıl bir mücadele gösterdiğini, bu günler sahip olduğumuz hak ve özgürlüklerimizi bize nasıl kazandırdıklarını öğrensinler. Kadın olarak sahip olduğumuz bu hak ve özgürlükler elbette gökten zembille bize indirilmedi. Yeri geldi cadı diye yakılan kadınlar, yeri geldi sürgün edilen, yeri geldi gaz odalarında yok edilen kadınlar sayesinde bugün biz bu özgürlüklere sahibiz. Bu sebepten Ortaçağ Avrupa’sında kadın düşmanlığına tepki olarak yazdığı kitaplarla sesini çıkarabilen Christine de Pizan’ın, 1. Dünya Savaşı Döneminde “Savaşa hayır, yaşama evet.” diyebilen Clara Zetkin’in, Rosa Luxemburg’un ve “Kadın olarak dünyaya gelinmez, kadın olunur.” diyen Simon de Beauvoir’ın ve daha nice kadının mücadeleci ruhları önünde saygı ile eğiliyorum.
Herkese iyi okumalar diliyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Gisela Notz
Unvan:
Tarih araştırmacısı ve toplumbilimci

Yazar istatistikleri

  • 4 okur beğendi.
  • 30 okur okudu.
  • 43 okur okuyacak.