Gizem Ulaş

Gizem Ulaş

Tasarımcı
8.6/10
550 Kişi
·
498
Okunma
·
1
Beğeni
·
260
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
192 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
DÜNYANIN DIŞINA BANTLANMIŞ GİBİ HİSSETTİNİZ Mİ HİÇ?
Yahut bir kıyafeti omuzlarınızdan düşürür gibi düşürmek istediniz mi etinizi kemiğinizden?
Bana sormayın...

Aranızda yarası olmayan var mı?
Aranızda annesini hırpalamayan babası olan var mı?
Aranızda çok mutlu çocukluk geçireniniz var mı?
Aranızda çocukken şiddet görmeyen var mı?
Aranızda ruhunda pek çok kişiyle birlikte yaşamayan, kafasının içi sessiz ve huzurlu olabilen var mı?

Herkes yalnız...
Herkes mutsuz...
Herkes kırgın...
Herkes yorgun, gergin, küskün, sabırsız, telaşlı...

MANŞET DEĞİL...
3 . sayfa haberi gazetenin birinde : bir cinayet, bir tecavüz suçlusu, çocukluğu çalınan bir çocuk...
Üstünde domates peynir yeniyor o haberin, yelpaze yapıp serinlemeye çalışılıyor tecavüze uğrayan 5 yaşında bir çocuğun fotoğrafı üzerinde, camları siliyoruz şiddete uğrayan bir hayvan haberini veren o gazete yaprağıyla.

BİRİ CAN VERDİ...
Kimse bilmedi...
Kimse görmedi...
Kimse duymadı...
Kimse hissetmedi...

“Çoklu kişilik bozukluğu” yaşayan bir kız çocuğunun yaşadıklarını ve hissettiklerini önce kendi ağzından sonra psikiyatristinin ağzından anlatan iç burkan bir hikâye.

Yazarın hem felsefe hem psikoloji okuması olaylara hem bilinçsel hem sosyal açıdan yaklaşımıyla gerçeklik duygusu hissedilerek okunuyor.
Sürükleyici bir yaşam hikâyesi velakin bir o kadar da hüzünlü.

Psikolojiye meraklıysanız çok beğeneceğinize eminim.
192 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Son zamanlarda içimi en çok sızlatan kitaplardan biri oldu Hiç Kimse. Bütün kitabı 3 saatte hiç başından kalkmadan okudum ve zamanın nasıl geçtiğini dahi anlamadım.
Ve itiraf ediyorum, kitabı alırken bu kadar başarılı bir çalışma okuyacağımı hayal etmemiştim. Yazarın çok okuyan biri olduğunu bildiğimden beklentim yüksekti, ama kitap benim beklentimi ezip geçti.
Küçük bir çocuğun hikayesini okuyorsunuz bu kitapta; büyümesini, ergenliğini ve yetişkinlik dönemini. Ama rahat bir çocukluk geçirmiyor Çimen. Tam tersi, zor bir ailede, zor şartlarda büyüyor. Dövülüyor, küçümseniyor, hor görülüyor ve çeşitli açılardan istismara uğruyor. Yine de, yaşadığı tüm zorluklara rağmen ayakta kalıp hayatını kurmaya başarıyor.
Kitap iki bölümden oluşuyor; ilk bölümünde Çimen'in ağzından, onun çocukluğunu okuyoruz. İkinci bölümde ise Çimen'in terapistinin ağzından, terapi seanslarını okuyoruz.
Kendi adıma, psikoloji kitaplarını çok sevmemden kaynaklı olarak, ikinci bölümü daha fazla beğendiğimi söyleyebilirim. Keşke biraz daha uzun olsaydı diye serzenişte bulunduğumu dahi hatırlıyorum ikinci bölüm için.
Yazarın sade, akıcı ve zarif bir kalemi var. Çok okuyan, çok biriktiren, yaptığı işe hakim birini okuduğunuzu daha ilk satırlarda anlıyorsunuz. Hiç bunaltmayan, sıkmayan; manevi olarak ağır bir konu anlattığı halde sizi yormayan cümlelerle yazılmış. Yine, yazarımız psikolojik danışman olduğu için kitabın tamamına, hem Çimen'in karakteri ve tepkileri, hem de kurgunun derinliği açısından oldukça hakim. Okurken en ufacık kusur bile çarpmıyor gözünüze.
Dünyanın ve özellikle de son zamanlara ülkemizin en önemli sorunlardan biri, çocuk istismarı üzerine yazılmış bu kitap, özellikle psikolojiye ilgili olanların çok beğeneceği bir çalışma.
Mutlaka okuyun, asla pişman olmayacaksınız.
Sevgiyle.
192 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10
Çimen dikimi en kolay, bakımı en zor bitkilerden.
Birden bitiverir toprakta. Ne çiçeklenir ne de naz yapar. Uzar sadece..Üzerine basarsınız, direnir ama karşılık vermez.
Susar.
Böceklere,çiçeklere komşuluk eder de sesini çıkarmaz.
Dinginliği öyle huzur verir ki insan baktığında gençliği duyumsar kanında.
Kanında.
Ama Çimen’in de kanı akıyor hala. Çok akıyor.
Durduramıyor.
Parçalandı o, kaç parçaya bölündü kendi de bilmiyor. Saymayı 5 yaşında bıraktı.
Şimdi 21 yaşında. Yemyeşil döneminde olmalıydı, ona bakmak bile dinlendirmeliydi insanı. Olmadı.
Biçtiler onu. Daha uzayacak ve renklenecekti.
Kök salacaktı, belki başka topraklarda renk bulacaktı.
Belki de..
Ne çok belki var, ne çok belirsizlik.
Ve ne çok acı var, gözlerimizi yumduğumuz, sesimizi çıkarmadığımız. Ancak görüp de sarmadığınız her yara sizde de açılacak, sizin de etiniz bedeninize isyan edecek. ‘Nasıl!’ diyecek ‘nasıl göremezsin gözlerinin önündeki o çıplak gerçeği, görüp de nasıl dokunamazsın o acıya’
.
Çimen’in hikayesi bizim.Biz’iz. Siz’siniz. Dipte biriken o tortuları biz yaptık. Her birimiz bir şeyler koydu o kuyuya. Kimimiz tüm susuşlarını attı içine, kimimiz zamanında bizi bıçakladıkları yerler hiç acımamışçasına o bıçakları sapladık. Unuttuk.
Ama Çimen unutamadı. O tortuda kaldı. Daha derine..Öyle derine indi ki, en yakınındakiler sesini duyamadı. O da konuşacağı sesler yarattı. Artık kendi değildi, aksine ne çok kişiydi o bilseniz şaşardınız..
.
Sevgili Arzu Saçlı’nın ilk kitabı ‘Hiç kimse’. Çoklu kişilik bozukluğu (ki oldukça ilgi duyduğum bir konu), birey olabilme hakkı gibi pek çok detayı irdeliyor.
Bunu yaparken yakıyor canımızı,yanması gerek biliyor.
Çünkü yanmadan kül olmayacak hiç kimse..
.
Kitabı okudukça anlam kazanan kapak tasarımı ise Gizem Ulaş çalışması.
176 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
️Harika bir kitap daha bitti . Herkesin kendinden bir şeyler bulacağı bir solukta okunabilecek kitaplardan diyebilirim. Küçük küçük notlar güzel hikayeler ders alınması gereken konular içeriyor. Tavsiye ederim kitapla kalın. Yazarak kalemi daim olsun.
192 syf.
·10/10
Nereden nasıl yorum yapmalıyım bilmiyorum. Okurken defalarca ara verdim kitaba. Ağır geldi birçok cümle çoğu zaman yutkundum.Yumru oldu boğazımda.Bazen gözyaşları da akıttım. Çok fazla geldi anlatılanlar.Sinirlendim, üzüldüm, empati kurdum bende Çimen oldum.Kabullenemedim, böylece bir hayat devam ettirilmiş olamaz dedim. Ben olsaydım dedim ve sonra kitaptaki dizeler aklıma geldi.Bilebilirdik, öğrenebilirdik ama anlayamazdık.Çok haklıydı anlayamazdık yaşadıklarını.Kitapla ilgili beklentim yüksekti ama beni aşacak kadar olmasını beklemiyordum. İlk kitabı olmasına rağmen beni aşırı sarstı. Gerçekten profesyonelce ele alınmış.Hiddetle şiddetle tavsiye ediyorum.3 günde okudum.1günde kitap bitirebilirken, 3günde okuduğum kitabın son kapağını kapatmama rağmen bitmedi ve bu hikayeler bitmeyecektir malesef ah.... Beni aşırı derecede etkileyen bu kitap hiddetle, şiddetle tavsiyemdir. Muhakkak okumanız gerekiyor. Matmazelle birlikte sevgiyle, dostça ve hoşça kalın:)
96 syf.
·1 günde·7/10
Kitabın sonuna doğru aklımda şu cümle belirdi:
Birisi için yaptığın fedakârlık ne kadar büyük olursa olsun, gün gelir adı "Yapmasaydın!" olur.
Eğer kitabı tek cümle ile anlatmak gerekseydi, bu cümleyi söyler susardım. Okumuş olanlar ne demek istediğimi anlayacaklardır. Henüz okumamış olanlar da okuduktan sonra anlarlar :)
240 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
Okudum bitti. Dostoyevski kalemini ilk kez okudum. Doğru seçim yaptığımı düşünüyorum. Beğendim. Biraz araştırma yapınca bilmiyorum henüz daha okumadım ama diğer eserleri insancıklar kadar büyük bir ilgi görmemiş. Bu arada yazarın ilk yazdığı kitabı da insancıklar. Ben anlatım tarzı olsun olaylar olsun beğendim. Kitap Makar ve Varvara arasında mektuplaşmayla geçiyor. Varvara bir kızdım bir üzüldüm. İlk başta bencil bir karakterdi. Makar adanmışlığı insana hayran bırakıyor. Kitapta umutsuzluk, yoksulluk anlatılıyor. Tabi gizliden gizliye aşkta var. Yoksulluk o kadar var ki. Ama Makar kendinden önce Varvara düşünmesi onun için çalışıyordu. Onsuz yaşayamacağını düşünüyor. Kitabın sonuna doğru Varvara evlenmeye karar verince ilk başta olumlu yaklaştı ama daha sonra mektupların sonu olduğunu anlayınca onsuz yaşamanın anlamını olmadığını düşündü. Kısacası okuyun.
224 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
Cemal SÜREYA'nın kadınlarını hep merak etmiştim ve merak etmemin yanında neden bu kadar çok evlendiğine de bir mana bulmuş değildim. Sonuçta bir şairin sevdiğine bağlı olmasını ve ondan ayrılmamasını beklerdim. Ama nedenlerini sonradan öğrenince hak verdim. Boşuna demiyorlar önyargılı olmayacaksın:) .CEMAL SÜREYA'nın evliliklerin yanında kadınlarına doğru da bir serüvenim oldu. Sizin de keyifle okuyacağınıza eminim. O zaman ne diyoruz yeni dünyalara açılalım :)))
208 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
"Deli kadınlar iyidir.
Çünkü ne kahkahaları tutsak,
Ne gözyaşları sınırlı,
Ne arzuları mahpus,
Ne öfkeleri prangalıdır."

Çok başarılı bulduğum bir biyografi kitabıdır, Ahmed Arif’in değinilmeyen yönlerine değinmişsiniz tebrikler...

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 498 okur okudu.
  • 24 okur okuyor.
  • 354 okur okuyacak.
  • 8 okur yarım bıraktı.