Gürol Koca

Gürol Koca

Çevirmen
8.4/10
448 Kişi
·
914
Okunma
·
2
Beğeni
·
279
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
200 syf.
·2 günde·9/10
Merhabalar Tıbbın Tarihi konusunu inceleyen en başarılı kitaplardan birisi olan Kan Revan İçinde tıbbın geçmişten günümüze nasıl aşamalardan geçerek nasıl geldiğini anlatan tarihsel bilgiler içeren bir eserdir.Kitapta tıbbi terimler çok fazla kullanılmadığından her okuyucunun okuyup anlayabileceği bir kitap.Eser sekiz bölümden oluşmaktadır,bölümler tarihsel olarak kendi içinde hikaye gibi tıbbın yıllar içerisinde ne gibi değişiklikler geçirdiğine tanık oluyoruz.Kitapta başka neler var derseniz ;
Cerrahlığın ilk hayatımıza nasıl girdiği,savaşlarda cerrahlığın katkıları,ilk organ nakilleri,laboratuvarın tıbba katkısı,hastalığın ne olduğu,nasıl hayatımıza girdiği,bulaşıcı hastalıkların hangi çağlarda nasıl ve neden dolayı bulaştığı,koca karı ilaç hazırlayanlardan nasıl doktorluk mesleğine gelindiğine ve 12.yüzyıldan 20.yüzyıl dünyasında yaşananlar yer verilmiştir.Kitapta en çok ilgimi çeken bölümler Nazilerin hastaneler arasındaki ilişkisi ve günümüz sağlık sektöründe olan sigorta fonları,ilaçlar ve cihazların icadı oldu.Öncelikle sağlık sektöründe çalışan ve okuyanların okuması gereken bir kitaptır ancak meraklıları içinde güzel ve dopdolu içeriğiyle okunması gereken bir eserdir.
Kitapla ve Sağlıcakla Kalın...
219 syf.
·2 günde
Bazıları uzun bazıları kısa çeşitli hikayelerden oluşan gerçekten güzel bi eser.. bütün hikayeler birbirinden güzeldi ama ben en çok ilk hikayeyi beğendim.. yazarın dili oldukça akıcı ve yalın.. her hikayenin sonunu merak ederek okuyor insan.. güzel bi kitaptı..
324 syf.
·7 günde·9/10
Açıkçası okumaya başlamadan önce biraz ön yargılıydım. Klasik kişisel gelişim kitapları gibi olacağını düşünmüştüm. Ama bir kez daha güzel bir seçim yaptığımı anladım. Kitabın içeriği şu şekildeydi. Sevginin bileşenleri başlıklar şeklinde ayrılmıştı. Bağışlamak, sabır, cesaret, kendini tutma, sadakat, cömertlik, hoşgörü ve benzeri. Aslında otobiyografik bir şekilde yazılan kitabın içinde bu başlıklarla ilgili bir dolu örnek mevcuttu. Bu örneklerin bir çoğu psikolojiye gönül vermiş insanların anlatılarından oluşuyordu. Yazar aynı zamanda bir bütünlük oluşturması için gerek tanımlamalar gerekse anlaşılamayacak noktalarda cömert davranmış ve en ince ayrıntısına kadar her şeyi anlatmış. Herkesin okuyabilmesi ve kendine göre çıkarımlar yapabilmesi mümkün. Bazen öyle cümlelere denk geliyorsunuz ki sizi size anlatan cümleler bunlar.
Herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum. Şimdiden de okuyacak olan arkadaşlarıma keyifli okumalar diliyorum. Ben pdf şeklinde okudum. İnternette mevcuttur diye ümit ediyorum. Yine de pdf ulaşmak isteyen kişi mesaj atarsa yardımcı olabilirim.
168 syf.
·9 günde·Beğendi·Puan vermedi
Yaşamın önemli oluşumlarından biri olan bitkilerin dilini bir doğasever olarak şu ana kadar öğrenememiş olmayı kendimde eksiklik olarak görüyordum. Tanımlarını ve cümlelerini, biyolojiyle hiç ilgisi olmayan bir insanın rahatlıkla anlayabileceği şekilde bilimsellikle doldurarak sunan Daniel Chamovitz bu eseriyle güzel bir iş çıkararak benim bu eksiliği gidermeme fazlasıyla yardımcı oldu.

Yazar önsözünde bize bu kitapla ne vermek istediğini gayet net bir şekilde belirtiyor. Kapsamlı ve bütünlüklü bir çalışma olmadığını dile getirdiği kitabında insan duyularının işlevleriyle bitkilerinkini karşılaştırarak her iki canlının algılarının nasıl işlediğini sunuyor. Kitapta tahmin edileceği üzere biyolojik terimler oldukça mevcut, bu önce biraz göz korkutsa da, karmaşık gelebilecek cümlelerin ve kelimelerin ardından gelen açıklayıcı ifadeler kitaptan kopmamanıza yardımcı oluyor fazlasıyla. Görme, koklama, hissetme, duyma, konumlarına göre bildikleri ve hatırlama şeklinde bölümlere ayırarak teker teker işleyen yazarın amacı biyologları değil, biyolojik varlıklar olarak birbirimize bağlı olduğumuz bitkileri öğrenmek isteyen bizleri aydınlatmaya yardımcı olmak. Bu başlıklardaki görme, duyma gibi duyuların algılanma şekli ise bitkilerde insanlar tarafından kullanılan terminolojiden çok daha farklı elbette. Bu duyulardaki sistemin öncelikle insanlarda ardından bitkilerde nasıl işlediğini anlatarak çok daha anlaşılır bir hale getirmiş olması bakımından yazarı başarılı bulduğumu rahatlıkla söyleyebilirim.

Başta Charles Darwin olmak üzere çeşitli araştırmacıların bitki biyolojisiyle ilgili bulgularının ağırlığını taşıyan kitap çok sayıda bilimsel buluşları ve ilginç sayılabilecek bitkilerin konuyla ilgili çeşitli örnekleriyle daha keyifli bir hal almış. Araştırma, makale, konuyla ilgili yazılar ve görsellerin kaynakçalarıyla birlikte sunulduğu güzel bir çalışma çıkmış ortaya. Sadece bitkilerin değil biz insanların dünyasını da öğrenmek açısından yararlı olabileceğini önsözünde iddia eden yazara hak vererek bitirmiş oldum böylece kitabı.

"Görmemiz gereken şey, genel anlamda biyolojik açıdan yalnızca şempanze ve köpeklerle değil begonya ve sekoyalarla da ortak özelliklerimizin olduğudur. Çiçek açmış gül fidanına bakarken, tıpkı onun gibi karmaşık ortamların farkına vardığımızı, ortak genlere sahip olduğumuzu hatırlayarak onda çok uzun zamandır görmediğimiz bir kuzenimizi görmeliyiz. Duvara tutunmuş sarmaşığa bakarken, çok eskiden gerçekleşmiş rastgele bir olay olmasaydı, onun yerinde kendimizin olabileceğini aklımızdan geçirmeliyiz. Gördüğümüz şey, kendi evrimimizde gerçekleşmiş olası sonuçlardan bir diğeridir, iki milyar yıl önce gerçekleşmiş bir dallanmadır." (s.134)
248 syf.
·8 günde
Mikroplar, Yoksulluk, Küreselleşme, Ekolojik Kıyım ve Salgınlar

Mevcut küresel sorunlarımızın çoğunun altında nüfus artışı ve insanın açgözlülüğü yatıyor: Enerji krizi; temiz su yokluğu; hava, deniz ve toprak kirliliği; biyoçeşitliliğin yok olması ile birlikte bitki ve hayvan türlerinin yok olması; ozon tabakasının delinmesi ve küresel ısınma. Aşırı nüfus artışı bu potansiyel felaketlere ek olarak, ortaya çıkan mikropların artışında da kilit rol oynuyor.

Aşırı kalabalık bir dünyada sürekli medeniyetin sınırlarını zorluyoruz. Yiyecek iş ve barınak bulmak ve yalnızca heyecan verici bir şeyi başarmak için yeni çevreleri istila ediyor, binlerce yıldır değişmemiş olan ekosistemleri bozuyoruz. Tahrip edilen yağmur ormanlarının baraj kurulan nehirlerin veya tuzağa düşürülen yaban hayvanlarının her biri hakkında çok az şey bildiğimiz, bazıları bize bulaşma ve hatta bizi öldürmeye riski taşıyan mikropların yuvasıdır. Yakın zamanlarda ortaya çıkmış olan mikropların listesine şöyle bir göz gezdirdiğimizde çoğunun yabani hayvanlardan geldiğini görürüz.


Dorothy H. Crawford şu an yaşamış olduğumuz dahası bütün felaketi ile yüzleştiğimiz pandemik bir salgının perde arkasını bu cümlelerle özetliyor.

Benim için kitabın en önemli yanları özellikle güncele dönük yapmış olduğu bilimsel tespitlerdi. Bunun yanında kitapta ilk zoonoz virüslerinden, bizim için yararlı olan bakterilere, kara vebadan, H1N1 virüsünün neden olduğu İspanyol gribine, Napolyon'u Amerika'dan vazgeçiren Sarıhumma salgınından, milyonlarca İrlanda'lıyı kıtlığa mahkum eden ve Yeni Dünya Amerika'ya göç etmeye zorlayan patates mildiyösü salgınına, aşının, penisilinin, anti-biyotiğin keşfinden, mikropların daha fazla mutasyonla karşı saldırısına kadar birçok konuya değiniliyor.


Aslında mikroplar dahası bu mikropların viral olarak bir salgına dönüşmesi bizim ekolojiye dönük açgözlülüğümüzden kaynaklı, yani mikropları üzerimize çeken biziz. Kitapta insanın ve bakterilerin bir tür olarak evrimleşmesi ile en başından beri mikropların yararlı veya zararlı bizlerle beraber yaşadığı bizlerle beraber şekillendiği evreler evrim sürecimize dair kronoloji takip edilerek çok iyi bir şekilde anlatılmış.

Yaşadığımız felaketlerin kaynağı sosyal medyada ve kimi medya organlarında sıklıkla dinlendirildiği şekliyle sadece Çinliler'in yarasa çorbası içmesi ile sınırlı bir durum değil.

Mesela kitapta "turistlerin vahşi hayvan eti talep ettikleri ve tek başına Kongo'da yılda 1 ila 5 milyon metrik ton vahşi hayvan eti tüketildiği" (s.185) gibi insanın tüylerini diken diken eden bir veri ile karşılaşıyorsunuz. Bunların çoğundan hiçbirimizin haberi yok. Belki de her yıl binlerce hektar ormanı yok ediyor ve sadece bu doğal çevreyi yok etmekle kalmayıp içinde yaşayan hayvanlara dönük sadist katliamlar da gerçekleştiriyoruz. Üstelik bu eylemleri bir tür damak zevki ile açıklamak hiçbir şekilde mümkün değil. Bunun tek bir açıklaması var; bizim insan türü olarak artık bir canavara dönüştüğümüz.

Elbette bu tarz katliamlar gerçekleşirken "bilim insanlarının yakın geçmişte çeşitli zamanlarda insanlara geçmiş olan başka birçok primat virüsünün izlerini rastlamamalarına şaşırmamalı." Üstelik asıl tehlikeli olan bu virüslerden herhangi birinin insanlar arasında yayılıp yeni bir salgına yol açması an meselesi. Yani korona bitse bile eğer bu yolda devam edersek, doğaya zarar verir, hayvanları katletmeye devam edersek daha büyük pandemiler bizi bekliyor.

Belkide veganları, vejeteryanları hafife almak yerine oturup bir dinlemek gerekiyor artık.

Sadece veganları değil, bu konuda durmaksızın emek verip çalışarak insanlığı uyaran çevreci aktivistlere, bilim insanlarına da kulak vermek gerekiyor.

Bu kitabı hem mikroplar tarihimizi nasıl şekillendirdi sorusuna dair kısa ama dolu dolu bir yanıt hem de insan türünün geleceğine dönük bir uyarı olarak okumak mümkün.

Lenin’e “ya sosyalizm bitleri yenecek ya da bitler sosyalizmi” dedirten mikroplar kesinlikle hafife alınmamalı.

Hatta şu an cümlelerin arasına coronavirüs bulaşmış olabilir. Siz bu incelemeyi okurken kanınıza bile karışmış olabilir virüsler. Ama şu kitabı okuduktan sonra -iyilik için savaşanlar dışında- ekolojiyi, yaşamı tehdit eden en yıkıcı virüs salgınının aslında insan türü olduğunu düşünmeden edemiyor insan.
168 syf.
·15 günde·10/10
Okul döneminde, onca işin arasına sıkıştırılan kitapların tadı bir farklı oluyor. Tüm günün yorgunluğu, akşam saatlerinde, sadece yarım saat ayrılabilen bir kitapla gidebiliyor adeta. Bitkilerin Bildikleri de böyle bir kitaptı benim için, takdir edersiniz ki okumamın 15 gün sürmesi normal.
Dedim ki, "hep hayvan, hep hayvan. nereye kadar?", bitki kelimesini görünce kucakladım bu kitabı. Popüler bilim piyasasında böyle bir kitaba ihtiyaç varmış, Metis Yayıncılık'a da ayrı teşekkürler.
Kitap hakkında detaylı incelemem olmayacak, içerik olarak yargıda bulunabileceğim bir konu değil. Bitkiler, bitkilerin gördükleri, duydukları, kokladıkları, hissettikleri tarzında alt başlıklarda incelenmiş. Bu tür "kişileştirme" yapılmış cümle ve açıklamaları okurken hem şaşırıyorsunuz hem de huzursuz hissediyorsunuz. Bir bitkinin, görebileceğini ya da koklayabileceğini düşünmek tüyler ürpertiyor başlarda, okudukça şaşkınlığınız büyüyor ve bilim ve evrim penceresine bir de bitkilerin kapısından bakmayı öğreniyorsunuz. İçerik olarak kuvvetli bir kitap, deneyler, kaynaklar, notlar dolu dolu. Kitap yetersiz kalırsa, ki kalıyor, bu kaynaklarda ileri okuma yapma fırsatı buluyorsunuz. Yetersiz kalıyor dedim ama bu kötü anlamda değil. Kitap merak uyandırıyor, her sayfada hep daha fazlasını öğrenmek istiyorsunuz. Okudukça okuyasınız geliyor, merak etmeyin.
Kitabın dili konusunda herhangi olumsuz bir eleştirim yok, çevirisi sorunsuz, yazım hatası yok. Kitaba dahil edilen çizimler de okumayı bir nevi eğlenceli kılıyor.
Umarım ileride bitkiler üzerine daha çok kaynak buluruz, Darwin'in botanik kitaplarını çevirebiliriz mesela. O zamana kadar bu kitapla yetiniyoruz gibi görünüyor. Herkese keyifli okumalar.
478 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Bugün sabah başlayıp bitirdiğim bir kitap oldu giriş kısmını saymazsak dili akıcıydı felsefe sevenler için okunabilir bir kitap
yazar kısaca "nedir bu bilinç dediğimiz şey?" diye sormuş ve sorusunun peşinden gitmiş. net bir cevap verme peşinde değil, zaten olduğunu da düşünmüyor. sadece mevcut bilimsel birikimimizle nereye kadar geldik, ne tarz açıklamalarda bulunabiliyoruz, bunların dayanakları noksanları neler gibi soruları sorup sesli düşünmüş ve araştırmış. konuyu gerçekten derinlemesine ele almış ancak biyoloji, tıp, sinir bilim gibi alanların kitabın bu denli merkezinde olması beni biraz yordu. yani girişte mümkün olduğu kadar herkesin anlayabileceği şekilde açıklamaya çalışacağım demiş ama kitabın yarısı terim. yer yer epey zorlandım; bu neydi, bunun görevi neydi, bu hangisi oluyordu.
Bilinç konusu uyku konusu, görme duyusunun bilinçle bağlantısı, zeka konusu, beyinde gerçekleşen olaylar, beyin patolojisi ( mesela epilepsi gibi) ele alınarak detaylı bir şekilde incelenmiş. Uyku konusu oldukça detaylı işlenmiş, bilinçle bağlantısı anlatılmış. Kitaptaki kimi kısımlar oldukça detaylı gelebilir size ancak ben her kitapta olduğu gibi bu kitapta da her insanın kendi bilgisi dahilinde ve kendi beklentileri dahilinde okuyacağını düşünüyorum.
168 syf.
Sonsöz:

Bundan sonra parkta yürüyüşe çıktığınızda durup kendinize sorun: Çimenlerin arasındaki karahindiba ne görüyor? Otlar hangi kokuları alıyor? Meşenin yapraklarına dokunun, ileride ona dokunulduğunu hatırlayacağını bilerek. Ama sizi hatırlamayacaktır. Sizse o ağacı hatırlayacak ve her daim hafızanızda yaşatacaksınız.

Çünkü insan! muhteşem akla sahip yaratılmış tek canlı sensin gururlan. Ama bil, bununla imtihanın benden söylemesi.

Bir bilim kitabı olmasına rağmen oldukça açık, yani ortalama bir zekaya sahip herkesin rahatlıkla okuyabileceği bir kitap. Biyolojik terimler tabii ki sıklıkla karşımıza çıkıyor ama zaten bilime merakı olan biri biraz kaynak karıştırarak hatta buna gerek bile olmadan anlayabilir. Üstelik çok keyifli örnekler var. Kuş seslerinin içindeydim bazı sayfalarda.

Olduğunu sandığımızdan çok daha fazlasını barındıran bir alem bitki alemi. Hepsi algılarımızın çok dışında olmakla birlikte; görebiliyorlar, koklayabiliyorlar...
Beyinleri ve karmaşık bir sinir sistemleri olmamasına rağmen tepki üretebiliyorlar ve hatta yara aldıkları yerden haberleri var ve bir sonraki kuşağa değişik bir gen mirası bırakarak türlerini korumaya alıyorlar.

Düşünsenize, hatıra kaydedebiliyorlarmış...

Yapamayan insanlar var demek ki habire “vefa”yı bir semt olarak addediyoruz sıklıkla ve efkârla.

Bence, çok güzel örnekleri ve yapılan deneysel çalışmaların sonuçlarını -kaynaklarla- aktarmış.

Başka alemlere merak duyanlara tavsiye ediyorum.
Bir daha bir bitkiye zarar verirken iki kez düşüneceksiniz. Çünkü kaldırıp bir tane çarpamasa da kendini savunuyor ve bilseniz, savunmaları da çok masum...
168 syf.
·Puan vermedi
Biyolog Daniel Chamovitz'in "Bitkilerin Bildikleri-Dünyaya Bitkilerin Gözünden Bakmak" adlı bu eseri, alanında uzun bir zaman boyunca unutulmayacak bir kitap niteliği taşımaktadır.

Yazar Darwin'den günümüz biliminsanlarına kadar yapılan konu ile alakalı tüm araştırmaların ve çalışmaların özünü (sadece özünü vermiş çünkü bu çalışmaların tamamına atıf yapılsaydı ciltler dolusu kitap olurdu ki bilimsel olan yöntem de kısa atıfta bulunmaktır) vererek, kendi üslubu ve sunuş tarzı ile harmanlayarak, derleme tarzında bir eser ortaya koymuştur. Yazar kitapta kendi bilimsel çalışmalarına da atıflarda bulunmakta fakat bunların detayına girilmediği için kitabın bilimsel olarak 'derleme' statüsünde olduğu kanaatindeyim. Fakat müthiş bir bilimsel derleme! Eserde atıf yapılan (derlenen) çalışmaların yapıldığı dergilerin çoğu; dünyanın en fazla etki değerine sahip "Science" ve "Nature" gibi dergilerdir.

Eser genel olarak 6 kısımdan oluşmakta; görme, koklama, hissetme, duyma, konuma dair bilinenler ve bellek. Bu özellikler malumdur ki biz insanlarda bulunan özellikler. Fakat yazar bu özelliklerin "temel"inin bitkilerde de bulunduğunu derlediği bilimsel çalışmalar ışığında açıklamaktadır. Örneğin; bitkiler görürler fakat biz insanlardaki gibi değil. İnsanlardaki 'görme'yi bitkiler için de kullanırsak hataya düşeriz yazara göre.

Her ne kadar herkesin anlayabileceği dilden yazılmış olsa da Temel Biyoloji bilgisi ve Temel Botanik bilgisi gerektiren müthiş bir çalışma ortaya konmuş bu eser ile. Kendi adıma söylemem gerekirse; "Aman Allah'ım bu ne?" dedirten yerler çok az oldu. Çünkü belgesel izleyenler veya makale okuyanlar kitapta az sayıda hayretli olayla karşılacaktır.

Bu tarzda (bitkilerin ilginç dünyalarını ele alan tarzda) en meşhur olan kitap -daha önce yazılmış olan kitaplardan- şüphesiz; "Bitkilerin Gizli Yaşamı"dır (Tompkins & Bird, 1983). Bu kitap -birçok insanda olduğu gibi benim de- bütün bitkilere olan bakışımı olumlu yönde etkiledi. Bu kitap 'biraz' bilimsellikten uzak bir dil ile yazılmış. Biraz diyorum çünkü tamamı öyle değil. Bazı "uçuk" bulduğum yerlerde haksız değilmişim çünkü "Bitkilerin Bildikleri''nin yazarı Biyolog Daniel hoca da bu söz konusu kitabında birçok kez "Bitkilerin Gizli Yaşamı"nı eleştiriyor. Hatta katı bir dille eleştiri yaparak "tamamen  bilimsellikten uzak" diyor ama Daniel hoca abartıyor biraz. Çünkü; her ne kadar bilimsellikten uzak bir yöntem ile ortaya çıkan bir eser olsa da orda Goethe'den Newton'a ve Darwin'e kadar birçok bilim insanına ve onların değerli calışmalarına atıf da yapılıyor ki bu da, kitabın bilimsellikten o kadar da uzak olmadığını gösterir.

Daniel hoca olması gerekeni yapıp "tamamen bilimsellikle" yoğrulmuş bir eser çıkarmış ki kimse onu -onun yaptığı gibi- "bilimsellikten uzak" olmakla yargılayamasın. Bu kitap; "Bitkilerin Gizli Yaşamı"nı okuyan biri için daha anlamlı ve güzel bir kitap olarak gelecektir. Ayrıca kişi, eğer Temel Biyoloji bilgisi, Temel Botanik bilgisi yönünden eksik veya bu bilgilere "Fransız" ise ve belgeselerden de uzak ise "Bitkilerin Bildikleri" kitabı ona yer yer anlaşılmaz gelecektir.

Yine de tüm bunlar, bitki ve bitki yaşamı meraklılarının mutlaka okuması gereken bir kitap olduğu gerçeğini kesinlikle değiştirmeyecektir.

Feyz ve ilham almanızı dilerim; iyi okumalar...
168 syf.
·Puan vermedi
bir biyoloji öğretmeni olarak okumassam olmazdı dediğim bir kitap.
bilimsel bilgileri espirili bir dille sunmuş yazar.
hala açıklanamayan bir dünyası var bitkilerin hatta canlıların.
nasıl duyarlar ? nasıl konuşurlar? nasıl haberleşirler? nasıl koklarlar? bizler gibi hayvanlar gibi değil onlar...peki nasıl ?
bilimsel bilgilerle çok fazla boğmadan yazılmış..
meraklısına hatta yeni bir ilgi alanı oluşturmak isteyenlere..
eğlenceli okumalar : )

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 914 okur okudu.
  • 63 okur okuyor.
  • 1.288 okur okuyacak.
  • 39 okur yarım bıraktı.