Hwang Sok-Yong

Hwang Sok-Yong

Yazar
8.2/10
17 Kişi
·
29
Okunma
·
4
Beğeni
·
66
Gösterim
Atılanların her biri üzüntü ya da pişmanlık gibi kokuyordu, işte Pörtlek'e belki de daha yadırganır ve korkutucu gelen bu kokuydu.
Hwang Sok-Yong
Sayfa 35 - Doğan kitap
Ancak her zaman olduğu gibi, çiçekler çayırdaki yanmış külleri delerek yeniden açıp rüzgarda salınacak, islenmiş ağaç dalları yeniden tomurcuklanacak, çin kılıç otlarının koyu yeşil yaprakları yeniden çıkacaktı; her zaman olduğu gibi
224 syf.
·Puan vermedi
#hwangsokyong #prensesbari Bari cok fazla kız cocukları oldugu için ailesi tarafından bir agac kovuguna terk edilmiş babannesi tarafından kurtarılmıs bir kızdır. Babannesi gibi şaman özellikleri vardır. Bari’nin Kuzey Kore’den Çin’e, Çin’den Londra’ya uzanan hayat hikayesini okuyoruz kitapta.
.
.
Akıcı, kolay okunan bir kitaptı. Hüzün barındırdıgını da söylemeden gecmeyim. Böyle...
.
.
.
.
#bookie #hygge #bookish
#okudumbitti #hyggestyle #bookworm #bookstagram #bookstagrammer #books #book #neokudum #kitap #kitapkolik #kitapsever #kitapaski #neokusam #kitapseverler #kitapsevgisi #kitapkurdu #kitap #read #reading #oku #okudumokuyorum #okudumoku #okudumbitti #okudumokuyun #sendeoku #okumak #kitaponerileri
224 syf.
·Beğendi·10/10
Kuzey kore ile başlayan enfes bir modernize masal akışı olan yaşanmış ve dağılmış insanların romanı... Dili çok akıcı... Vurguladığı gerçekler çok acıtıcı....
Kitapta Kuzey Kore'de doğan Bari'nin doğumundan başlayıp yetişkin biri olana kadar olan süreci anlatılıyor. Yürek burkan bir hayatı olan Bari'nin yaşanabilecek en kötü şeyleri yaşayıp yine de hayata tutunma çabasını okuyoruz. Bu mücadeleyi bir Kore efsanesinin fantastik öğeleriyle birlikte harmanlayan yazar güzel sürükleyici bir roman çıkarmış ortaya.

O dönemin şartlarını, yaşanılan olayların ne kadar dehşet verici olduğunu Bari'nin yaşadıklarıını okurken yaşamış görmüş gibi oldum. Yazarında mücadeleli bir hayatı olduğundan olsa gerek yazdığı her olay her betimleme insanın içine işliyor. Fantastik kısımlarda biraz kopmalar yaşasam da genel olarak akıcı bir kitaptı. Olayların geçtiği dönemden kaynaklı biraz kasvetli bir kitaptı ama bir an olsun sıkılmadım.
172 syf.
·Beğendi·9/10
adının tam zıttı bir Çicek Adası var kitapta. Bu ada eşyaya bağımlı, tüketim çılgınlığının bir kölesi olmuş kentlilerin çöplerinin toplanıp getirildiği bir yer. Buradaki insanlar kentlilerden kendilerini soyutlamak zorunda kalmış muhtaç insanlar. Geçimlerini çöplerden topladıklarıyla sağlayan, kendi aralarında bile bir kast oluşturmuş bu insanlar pislik içinde yaşıyorlar. Çocukların çalışmasına izin yok tam anlamıyla bir aile kavramı yok, kendi kurdukları derme çatma kulübelerde yaşıyorlar.

 Yazar, kitabı ana karakter Pörtlek üzerinden ara ara mizahi bir dille anlatmış. Pörtlek, 13 yaşında fakat herkese 15 yaşında olduğunu söylüyor. Annesi ve babasıyla yaşıyor ama ara ara evden giden babası en son gidişinde bir daha dönmüyor ve babasının bir arkadaşının yardımıyla Çiçek Adası'na yerleşip geçimlerini sağlamaya çalışıyorlar. Burada kentten çok farklı bir yaşama tanıklık eden Pörtlek bambaşka bir dünyada buluyor kendini ve babasının arkadaşının sözde oğlu Saçkıran'la arasında çok güzel bir kardeşlik bağı kuruyor. Fakat başlarına hiç umulmadık şeyler geliyor.
224 syf.
·6 günde·8/10
Kuzey Kore'de doğan ve savaş yıllarına denk gelen Bari'nin özel bir gücü vardır. İnsanların geçmiş hayatlarını görebiliyor ve ruhlar ile iletişim kurabiliyor. Babaannesinin anlattığı Prenses Bari hikayesi ile kaderi benzeyen Bari hayatında aradığı soruların cevaplarını diğer dünyada buluyor.

Ne kadar yavaş okusam da sonunda kendimi etkilenmekten alıkoyamadım. Baştan sona Bari'nin yaşadıkları olsun gerçekten üzücüydü. Savaşın toplumlar ve insanlar üzerindeki etkisini çok net görebildim. Eğer Kore Edebiyatına başlamak istiyorsanız Hwang Sokyong'un kalemi bunun için iyi bir başlangıç olabilir.
172 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
‘Dünyada sadece kendinizin mi yaşadığını sanıyorsunuz?’
.
Süper Mario’nun dile geldiğini düşünün..Prensesi kurtarmak için çıktığı yolda, onca macera arasında neler düşünürdü sizce? En kötü bölümlerden geçip saraya varmak mümkün mü?
.
Çiçek Adası’nda geçen günleri okuyoruz..Yalnız adı biraz yanıltıcı olabilir.. Çöp kamyonlarının gelip çöpleri yığdığı, onları ayrıştıran insanların barakalarda yaşadığı bir yer burası. Elit mahallerin çöpleri için kavga edilen, ailelerin şafaktan gün batımına dek çalıştığı. Çünkü o kadar çok çöp var ki ayrışması gereken..
.
Attığımız şeyler aslında ‘tanıdık şeyler’, sevmekten vazgeçtiğimiz, sıkıldığımız, yerine yenilerini koyduğumuz.. Belki kızdığımız, kıskandığımız, özlediğimizin özlemini arttıran şeyler.. Hepsi bir yerde toplanıyor, bir kazanda kaynamıyor, yüzüne bakmadığımız insanların elleri değiyor onlara. Ve bizim ellerimizde tutmadığımız şeyler ile yaşamaları mümkün oluyor..
.
Hwang Sok Yong, büyük cümleler kurmadan iki çocuğun gözünden anlatıyor bu Çiçek Adasını.. Saçkıran ve Pörtlek. İsimleri var elbet ama kim kullanır ki~ Gereği var mı isimlerin bu yerde?
.
Bir yandan misyonerlik ve Amerika etkisindeki Kore’yi görüyoruz, diğer yandan evrensel bir tabakalaşmayı: Tüketen ve tüketenlerin altında ezilenleri~
.
Yazarın okuduğum diğer eseri Prenses Bari de bir bu kadar etkileyiciydi. Orada yurtsuzluktu canımı yakan bu eserde ise yurdunda yaşayıp yurtsuz bırakılmak..Çalışabilmek için yaşını büyütmek, çocuğunu doyurabilmek için bir erkeğin sözlerini emir bellemek.. Acı da olsa gülümsetti pek çok kez, çünkü hala umut var! Özellikle çocukların gözlerinde!

Yazarın biyografisi

Adı:
Hwang Sok-Yong
Unvan:
Yazar

Yazar istatistikleri

  • 4 okur beğendi.
  • 29 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 53 okur okuyacak.